Karamandan.com

Karamandan.com

23 Mayıs 2018 Çarşamba
KİSECİK KÖYÜ
Kisecik Köyü Karaman Merkez'in kuzey-batısında ve Merkeze 30 km uzaklıkta olup 1040 metre yükseltidedir.
Kategori : Köyler
12 Şubat 2018 09:50
 
 KİSECİK KÖYÜ
Kisecik Köyü Karaman Merkez'in kuzey-batısında ve Merkeze 30 km uzaklıkta olup 1040 metre yükseltidedir. Kuzeyinde Kaşoba, Güneyinde İslihisar, Batısında Sinci (Kâzımkarabekir), Doğusunda Karadağ bulunmaktadır. 12.11.2012 tarih ve 6360 sayılı kanunla, 30 Mart 2014 yılına kadar belde olan Kisecik, tekrar köyü dönüşmüştür. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından tespit edilen 2011 yılı Adrese Dayalı Nüfus Sayım sonuçlarına göre nüfusu 2.000’in altında olan belediyelerin tüzel kişilikleri ilk mahalli idareler genel seçiminden (30 Mart 2014) geçerli olmak üzere kaldırılarak bu belediyeler köye dönüştürülmüştür. 
 
Bu köyün nüfusu 1894 yılında 575, 1935 yılında 447, 1950 yılında 806, 1970’te 1.055, 1985‘te 1.091 ve 1990 yılı sayımına göre ise 2.090’dır. Nüfusunun 2000’i geçmesi ile 1991 yılında belediye olmuş ve 2014 yılına kadar devam etmiştir. 2014 yılı adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre 343 erkek, 329 kadın, toplam 672 nüfusu bulunmaktadır.
 
 
Köy halkı Toroslarda yaşayan Sarıkeçili Yörüklerindendir. Sarıkeçili Yörüklerinin önde gelenlerinden Kulalar, Mecelliler, Bekteşler, Çura Haliller, Elifler ve Tabramaz obalarının büyükleri, yaz aylarında Hacıbaba Dağı ile Karadağ’a gelerek yazlamaktadırlar. Bunlar 1884 yılında hükümete başvurarak Karadağ yöresindeki Kilisecik adıyla bilinen ve daha terk edilmiş ören yeri olan şimdiki köyün kurulu bulunduğu yere yerleşmek istediklerini belirtmişlerdir. Devlet yaptığı inceleme sonucunda isteklerini olumlu karşılamış ve buraya evler yaparak kalıcı olarak yerleşmişlerdir. 1886 yılında da resmi nüfus yazımları yapılarak Kilsecik Köyü adıyla nüfus kütükleri oluşturulmuştur. 
 
Bu köy Karaman’a 30 km uzaklıkta olmasına rağmen ilk kurulduğunda Seydişehir İlçesi’ne daha sonra Çumra’ya ve son olarak da 1929 yılında Karaman’a bağlanmıştır. Karadağ'ın batısında çıplak bir arazi üzerinde yer almaktadır. 16.  yüzyıl Osmanlı kaynaklarında adı  “Kilisacık”  olarak geçmektedir. 1887 den 1926 yılına kadar yani 39 yıl bu Köy Karaman topraklarında yerleşip, resmen Seydişehir’ e bağlı olarak, nüfus ve Askerlik işlemleri için Seydişehir’ e gitmiştir.  Çumra’ nın 1926 yılında ilçe olması ile Çumra’ ya, Karaman ilçe toprakları içinde ve köyleri arasında yer alması nedeniyle de 1929 tarihinde Karaman’ a bağlanmıştır.
 
Tarihsel kökü ise Oğuzların “Kiselioğulları” ya da “Kiseliler” adı verilen bir aşirete dayanmaktadır. Kisecik  Kise Kelimesinin cik küçültme eki almasıyla oluşmuştur. Kise Kelimesinin sözcük anlamı; Çok Fakir, Çok Yoksul demektir. Kise adı Tarihte Kaşkarlı Mahmut’ un Divanı Lugatüttürk’ ünde, Osmanlılarda  “Divanı Humayun Mühimme Defteri” inde geçmektedir. Ahmet Refik’ in   “ Anadolu’ da Türk Aşiretleri 966-1200” adlı Kitabının 148. sayfasında aktardığı fermanda bazı Yörük aşiretleri ile birlikte Osmanlı’ ya asi geldiği için Kıbrıs’a sürülen Kise oğlu Cemaatinin gemi kaptanlarını esir edip öldürerek 1641 tarihinde gemiden kaçtıklarını, Anadolu’ ya dağılarak kendilerini gizledikleri belirtilmektedir.  Bu gün cemaatten bazıları Afyon’ un Bolvadin ilçesinde “Gemidelenler” sülalesi olarak yaşamaktadırlar. 
 
Kazakistan’ da Verkniye Kigi Kentine bağlı “Kiseik” ,Türkmenistan’ın Uyan Kentine bağlı “Kiselek”, Makedonya’ da Delvace Kentine bağlı “Kiselica”,  Bulgaristan’ da Donja Lejubata Kentine bağlı “Kiselitsa” yerleşim yerleri bulunmaktadır. Ülkemizde Marmaris kıyılarında “Kiseli” Adası, Çankırı-Ilgaz’ a bağlı “Kise”  Köyü,  Hatay Merkeze, İçel-Çam yayla’ya, Nevşehir-Hacıbektaş’a, Karaman Merkeze bağlı “KİSECİK”  Köyleri bulunmaktadır. Çankırı-Korgun, Konya Seydişehir’ e bağlı Kisecik Köylerinin adları Kesecik olarak değiştirilmiştir. Kisecikli Emekli öğretmen Hasan Çamur böyle aktarmaktadır. 
 
 
Ancak kebikeç / 35 • 2013 sayı ve yılki Sarıkeçililerin “Eşkıyalığı” ve Konya Delibaş İsyanı Üzerine Değinmeler adlı makalede ise Kilisecik’ten bozulma bir sözcük olduğunu şu şekilde ifade etmektedirler. Karaman’ın Karadağ bölgesi, üzerinde çok sayıda manastır ve kiliseyi barındıran, Doğu Hıristiyanlığı için kutsal bir bölgeydi. Hıristiyan inziva hareketinin sona ermesinden ve Türkmen yayılması sonucunda pek çok Hıristiyan yerleşmesinin kırsal alandan çekilmesinden sonra, bu “kutsal dağ”ın çevresindeki irili ufaklı manastır yapıları ve şapeller harabeye döndü. Dolayısıyla “kisecik” adı, “kilisecik”ten bozulmadır. (adında benzer bozulumun görüldüğü diğer bazı örnekler: bugünkü Ağrı şehir merkezinin eski Karakise-Karaköse, Bozkır ilçesine bağlı Akkise köyü, bugünkü Kırklareli’nin eski adı Kırkkise...). Ne var ki bugün Kisecik Belediyesi’nin resmî sitesinde Kisecik’in ‘tarihi” anlatılırken, bu adın Türklükle bağını kuran bir “folk iştikakı” ile karşılaşıyoruz. Buna göre bu ad, “çok yoksul” anlamına gelen “kise” sözcüğünden türemiştir. Aynı sitede “kise” sözcüğünün geçtiği eski kaynaklardan örnekler de verilmektedir. Bunların arasında Divân-ı Lügât-it Türk ve Divân-ı Hümayûn Mühimme Defteri de vardır. Tabii tarihî Türkçede böyle bir sözcük vardı ama söz konusu yer adıyla bu sözcüğün hiçbir ilişkisi yoktur. 
 
Eskişehir ve Ankara’ da “Kisecik”,  İstanbul’ da ise “Kiseciklü” Soyadlarına rastlanmaktadır. Karaman-Kisecik’ in adına ve tarihine gelince;  Karaman Tarihi kayıtları incelendiğinde 1930 tarihinden önce Kisecik Köyü ile ilgili nüfus kayıtlarına rastlanmaz. Çünkü Kisecik Köyü 1929 yılında Karaman’ a bağlanmıştır. Kisecik Köyünü oluşturan Sarı Keçili Aşireti Yörükleri ilk kez 1887 yılında bu günkü Konya Seydişehir Kisecik Köyüne zorunlu olarak iskân edilmişlerdir. Bu Aşiret her ne kadar yerleşik hayata geçmemişse de nüfus kayıtları “Konya-Hatunsaray Nahiyesi Kisecik Kariyesi 1887 nüfus ceridesi” olarak tutulmuştur. Daha sonra Seydişehir’ in İlçe olması nedeniyle oraya bağlanmıştır. Kayıtları tutulmasına rağmen bu aşiretin üyeleri göçebeliğe devam etmiştir. 
 
İlk kümeleşme Sarı Keçili Aşiretine mensup Şıh oğullarından Asker emeklisi Veli’ nin bu gün Kisecik Köyünün Güneyinde “Han Yıkığı” olarak adlandırılan ve eski kervan yolu sonradan “Kamyon Yolu” olarak bilinen yol üzerindeki işlettiği Zaviyenin çevresinde olmuştur. “Şıh Veli” Namıyla anılan Zaviye İşletmecisi çevresinde oluşan grubu Süleymenhacı Köyü ve Kâzımkarabekir Kasabasının baskısından korumuş, onlara hukuki önderlik yapmış, Karadağ’ daki otlak kirasının elli yılı aşkın süredir ödenmesine dayanılarak Konya’ da yapılan hak arama mücadelesi sonucu bu grubun burada yerleşmesini sağlamıştır. 
 
Bu gün Şıh Veli’nin Mezarı Kisecik Mezarlığı ortasında “Dede Mezarı” olarak bulunmakta, çevrede “Aydaş Tekkesi” olarak tanınmaktadır. (Aydaş: Yürümesi geciken Çocukların rahatsızlığıdır.) Konya kadılığı zilliyet hakkının doğduğu ve o bölgede iskân olabilecekleri doğrultusunda kara verir ve Altı sülalenin, hanenin; Tapırdamazlar, Elifler, Bekteşler, Davutlar, Curahaliller, Mecelliler’in buraya yerleşmeleri sağlanır. Köye ilk muhtar olarak da Davutoğullarından Sarı Ahmetoğlu Hüseyin atanır. Daha sonra bu altı sülaleye eklemlenen Sarıkeçili Yörükleri köyün 250 haneli büyük bir köy olmasını sağlarlar.
 
Gülcan bu konuda şunları kaydetmektedir. Köy burada kurulduktan sonra Cuma Namazlarının bu köyde kılınabilmesi için Şeyhülislamlıktan ferman alınması gerekirmiş. Bu konuda başvuru yapılmış, olumlu sonuç alınan fermanda adı Keskincik (Keskincik Öreni) olarak yazılmıştır. Bu köyün eski halkı bir Türk köyü olup buralara Kilisecik adını başka kalıba dökerek Keskincik demişlerdir.
 
Şıh Dede’ye gelince; Kulalar Obasından olup hayatını çobanlıkla sürdürürken manevi yönden yükselmiş ve bir gün dağda uyurken kendisine rüyasında bir kitap verilmiş. Uyandığında baksa ki, kitap elinin altında durmaktadır. Kitabı açıp okumaya başlar. O günden sonra onda başkalaşmalar görülmüştür. Bunu fark eden halk, kendisine Şeyh Dede diye anmaya başlamış, bedensel ve ruhsal sıkıntıları olanlar Dede’nin manevi gücünden yardım dilemişlerdir. Şeyh Dede’de bu insanlar ihtiyaçlarının karşılanması için dua ve niyazda bulunur ve birçoğunun sıkıntısı gidermiş. Gülcan, Şeyh dede’nin soyundan olan Divane denilen bir kişinin halen bu köyde olduğunu ve Şeyh Dede’nin mührünün onda olduğunu belirtmektedir. 
 
Köyün bulunduğu yer önceleri Hıristiyanlara ait bir köydür. Bunların varlığını köy içi ve çevresindeki mezarlardan anlamaktayız. Yine Köyün doğusunda Oymak Ağaçlar mevkisinde Bizans örenlerine rastlanmaktadır. Kisecik Höyük; Kisecik Köyü'nün 500 m. Doğusunda çatal bir höyük olup, höyüklerin güneyindeki daha alçak olanı Kalkolitik ve ITÇ keramikleri vermektedir. Boyutları ise 50x200x5 m.dir. 300x300x30 m. Boyutlarında ve kuzeyde olanı Kalkolitik, ITÇ Dönemi malzemelerini yansıtmaktadır.
 
Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.  Arpa,  buğday, şeker pancarı ve fasulye yetiştiriciliği dışında küçükbaş hayvancılık yaygındır. Karadağ’ın eteklerine kurulmuş olan bu köyün yakınında bulunan küçük bir kilise dolayısıyla burası Kilisecik adıyla anılırmış. Zamanla halk bu ismi yadırgadığı için küçük bir değişiklik ile köyün adına “Kisecik” denilmiş ve bu ifadeye devlet tarafından da resmiyet kazandırılmıştır. Daha önceleri hayvancılık ve tarıma dayanan geliri zamanla hayvancılığın önemini yitirmesiyle sadece tarıma dayanmaktadır. 1960’lı yıllarda sulu tarıma geçilen Kisecik’te şu anda topraklarının da toplulaştırılmasıyla modern, sulu tarım yapılmaktadır.
Köyde eğitime büyük önem verilmektedir. Son yıllarda köy nüfusunun büyük kesimi üniversite tahsilini tamamlamış olup şu anda da yeni yetişen neslin büyük bölümü özellikle de kızlar üniversite eğitimin devam etmektedir. Ancak bunun getirdiği önemli bir sorun ortaya çıkmış, üniversiteyi bitiren gençlerin köy dönmemesi sonucu, zaten nüfus planlamasının da geçerli olduğu köyde nüfus gerilemiş, tarımda da çalışacak genç nüfus kalmamıştır.
 
Bu bölgeye yerleştirilen Sarıkeçili Yörükleri ile çevresine ve bu aşiretin yaylakları üzerine kurulan ve yerleştirilen Macir köyleri ile çeşitli sınır davaları olmuştur. Sarıkeçili Yörüklerinin Karadağ bölgesinde Muhacirlerle yaşadığı bir olay bu çatışmalı döneme tanıklık etmektedir. 10 Şubat 1890 tarihinde Dâhiliye Nezâreti Konya Vilâyeti’ne yazdığı bir yazıyla, önceki Karaman Kaymakamının vilâyetin emirleri hilâfına Muhacirleri Sarıkeçili aşiretine tahsis edilmiş olan Karadağ’ın batı yamacındaki Hatunsaray nahiyesine bağlı Kisecik mahalli civarına yerleştirdiğine, aşiretin Muhacirlerin saldırı ve tecavüzlerinden dolayı vilâyete sürekli olarak şikâyette bulunduğuna,  olayın araştırılması ve gerekenin yapılması için mahalline memur gönderilmesine karar verildiği halde halen bu kişilerin olay yerine gidip inceleme yapmadığına, o arada Muhacirlerin tecavüzlerini daha da arttırdığına dair Nezarete birçok imzalı şikâyet geldiğini, bu nedenle vilâyetten gereğinin yapılmasını ister. BOA, DH.MKT., 1697/18, 19 Cemaziyelâhir 1307 (10 Şubat 1890).
 
 
Nezaret’in istediği konu sonuçlandırılmamış olmalı ki, ilk yazıdan iki yıl sonra, bu kez Dâhiliye Muhâcirîn Komisyonu başkanlığına bir yazı daha yazmıştır.  Bu yazıda olay biraz daha açıklık kazanmaktadır.  Söz konusu Rumeli Muhacirleri H. 1303 yılında (1885/86’da) Konya vilâyetine 23 hane olarak gelmiş, bu haneler Karaman kaymakamlığınca aşirete ait topraklara yerleştirilmiştir. Ancak burası Sarıkeçililere ait olduğundan vilâyetçe bu Muhacirlerin buradan çıkarılıp çevredeki harabe halindeki başka köylüklere yerleştirilmesi istenmiş,  ancak bütün bu yazışmalara rağmen Kaymakamlık bunun gereğini yerine getirmediği gibi gelen başka Muhacir hanelerini de buraya yerleştirmeye devam etmiştir. Bundan sonra iki taraf arasındaki ihtilâfı halletmek ve iki tarafın arazileri arasındaki sınırı belirlemek amacıyla ilgili memurlar bir rapor düzenlemiş,  bu raporda Muhacirlerin  “haksız olduğu”  belirtilmiş ve bütün Muhacir hanelerinin yakındaki Yağmurlu köyünde yaptırılacak evlere yerleştirilmesi teklif edilmiştir. Ayrıca raporda Yağmurlu köyünde bir cami ve okul inşa edilmesi de öngörülmektedir. Bütün bunlara karşılık Muhacirler Karaman’daki bazı nüfuzlu kişilerin de teşvikiyle cesaretlenerek Kisecik’ten çıkmayacaklarını bildirmişler; bunun üzerine Muhacirlerin buradan ancak zor kullanılarak çıkarılabileceği, ne var ki bu durumda da gerek askerden gerekse Muhacirlerden zayiat verileceği, Muhacirler burada bırakılırsa da  Sarıkeçililer  ile  Muhacirler  arasında  çatışma çıkacağı  öngörüldüğünden  Muhacirlerin  imamıyla  sulh  yoluyla  görüşülerek  bu grup  arasında  niza  çıkaran  üç  kişinin  ayrılıp  başka  yere  yerleştirilmesinin  sağlanmasına, diğerlerinin de Yağmurlu köyüne nakledilerek aşiret arazisinde yaptıkları  evlerin  yıkılmasından  başka  çare  olmadığına  karar  verilmiştir.  Bundan sonrası ise komisyonun mütalaasına bırakılmaktadır. BOA, DH.MKT., 1916/46, 27 Cemaziyülâhir 1309 (28 Ocak 1892)
Bu yazıdan on sekiz gün sonra, bu kez vilâyete yazılan yazıda bu teklifin komisyonca da uygun bulunduğu ve gereğinin yapılması istenmektedir. BOA, DH.MKT., 1923/8, 16 Receb 1309 (15 Şubat 1892)
 
Yılın sonuna doğru Konya vilâyetine gönderilen Nezaret yazısından işin tatlıya bağlandığı,  fesat çıkaran imam ile yandaşlarının buradan çıkarılarak Sarıkeçililerin geri kalan Muhacirlerin geçimini sağlayacak kadar araziyi ve otlağı onlara terk ettiğini, Eskihisar adlı mahallin muhacirlere tahsis edilmiş bir “mahalle” haline getirilerek Kisecik’e bağlandığını öğrenmekteyiz. BOA, DH.MKT., 2009/51, 18 Rebiülevvel 1310 (10 Ekim 1892). Adı geçen Eskihisar, bugün “İslihisar” adını almış bir köy olup Kisecik’in 2 kilometre güneyindedir. 
 

Okunma : 6182
Foto galeri
gultes c6
Göksu Emlak
Aktekke
Gündem haberleri
CHP'nin milletvekili adayları belli oldu
21 Mayıs 2018 Okunma: 16982 Siyaset
Karaman'da Ölümlü Trafik Kazası
19 Mayıs 2018 Okunma: 15484 Asayiş
AK Parti Karaman Adayları belli oldu. AK Parti adayları kimler?
21 Mayıs 2018 Okunma: 15272 Siyaset
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın