Foto galeri

Karamandan.com

Karamandan.com

 
 
Tarih : 28 Mayıs 2019  -  Saat : 16:06:38   Görüntülenme: 5879

TAŞKALE (KIZILLAR) KÖYÜ
Eski adı Kızıllar olan Taşkale Köyü, Karaman merkezin doğusunda olup 46 km uzaklıktadır.

Kasaba bir vadinin içerisine kurulmuş olup yerleşim bir yamacın üzerindedir. 1955 yılına kadar köy olan Taşkale bu tarihte belediye olmuştur. 12.11.2012 tarih ve 6360 sayılı kanunla, 30 Mart 2014 yılına kadar belde olan Taşkale, tekrar köyü dönüşmüştür.

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından tespit edilen 2011 yılı Adrese Dayalı Nüfus Sayım sonuçlarına göre nüfusu 2.000’in altında olan belediyelerin tüzel kişilikleri ilk mahalli idareler genel seçiminden geçerli olmak üzere kaldırılarak bu belediyeler köye dönüştürülmüştür.

İbrala deresinin geçtiği dar bir vadinin kenarında kurulan Taşkale’nin; batısında Yeşildere Köyü, güneyinde Mut ve Silifke ilçeleri (Mersin), doğusunda Büyükkoraş ve Pınarkaya (Ayrancı) ve Bolkar dağları yer alır.

Taşkale’nin nüfusu; 1873 yılında 158 hanede 381 kişi, 1894 yılında 1051, 1897 yılında 170 hanede 1051, 1904 yılında 1206, 1922 yılında 203 hanede 1256, 1925 yılında 1123, 1940 yılında 712 erkek, 924 kadın olmak üzere 1636, 1950 yılında 1825, 1970 yılında 4714, 1990 yılında 2700 ve 2014 yılında ise 303 erkek, 340 kadın, toplam 640 olarak saptanmıştır.

1970 yılından sonraki düşüş, afet bölgesi olmasından dolayı, şehre yapılan hızlı göçlerden önemli bir azalma gerçekleşmiştir. Afet bölgesi sayılmasından sonra kasaba nüfusunun bir kısmı, önce Karaman merkezine 43 Evler, sonra 96 Evler adı altında göç etmişler; daha sonra da Kasabanın Karaman-Ayrancı yolu güzergâhında yeni yerleşim birimi olarak yapılan ve "Atatürk Mahallesi" adını alan bölgede yapılan afet evlerine yerleşmişlerdir.

Son yıllarda kasabanın turizme açılma çabaları ile kasabaya nüfus dönüşü kısmen sağlanmış olmakla beraber yeterli değildir. Taşkale, oldukça eski bir yerleşime sahip olup Hitit, Roma, Bizans izlerini taşımaktadır. Türk yerleşkesi Selçuklular ve Karamanoğulları ile başlamıştır.

Nure Sofi 1228 yılında Ermenek’i aldıktan sonra Mut, Gülnar’ı almış ve buradan Mara Kalesini alarak Bulgar Dağlarını fethetmiştir. İşte buralara yerleşke de bu tarihte olmuştur. Gelen Karaman boyları bu alınan yerlere yerleşmişlerdir. Kızıllarağini bu köyden ayrılmadır.

Ali Güler, araştırmalarında Kızıloğuzları verirken bu iki köyümüzü de verir. Karaman ve yöresine yerleşen boylar içerisinde Kızıl Oğuzlar veya Kocacık Yörükleri olarak anılan bu köy için dikkat çekmektedir.

Cevdet Türkay'ın araştırmalarında Anadolu'nun bir çok yerinde varlıklarını gördüğümüz Kızıl Oğuzlar veya Kocacık oymak, aşiret ve cemaatlarından Karaman ve yöresine yerleşmiş olanlar şunlardır: Kızıl-ışıklı, Kızıl-keçili (Havnalar), Koca-şeyhli, Kızıl, Kızıl-ahmedli, Kızıl-ali, Kızıl-ali Tohdemirli, Kızılca, Kızılca-köy, Kızıl-isa, Kızıl-kilise, Kızıl-koyunlu, Kızıllar, Kızıllı, Kızıl-muradlı, Koca-beğ, Koca-beğli, Kocac, Kocacık, Kocacıklı, Kocaman, Kocamanlı.

Kızıl Oğuzlar'ı veya Kızıl Oğuz Türkmenleri'ni, Kızılkocalılar olarak ifade ederek, Kocacık Yörükleri veya Türkmenleri ile aynı Yörük grubu olarak ele alan Hüseyin Şekercioğlu, bunların Oğuzların Kızıl Oğuz boyundan olduğu düşüncesindedir.

1041 yılı civarında Hazar Denizi'nin güneyinde ve güneybatı bölgesinde Tahran, Kazvin, Reşt, Zencan ve Tebriz bölgelerinde oturan, "Kızıl Özen" veya "Kızıl Ören" Irmağı bölgesinde yaşayan ve İldeniz hükümdarlarından Arslan Şah'ın oğlu "Kızıl Bey"in oymakları oldukları için bu Türkmenlere "Kızıl Oğuz Türkleri" adı verilmiştir.

1530 yılı kayıtlarında Larende (Karaman) Livası'nda bulunan yerleşim yerleri: Kızıl-kilise (Larende), Kızıl-öz (Kızıl-yer/Belviran), Kızıl-yaka (Belviran), Kızıl-yer (Belviran), Kızılca (Belviran), Kızılca (Larende), Kızılca-ağaç (Larende), Kızılca-kışla (Larende), Kızılca-köy (Belviran), Kızılca-köy (Kaş), Kızılca-kuyu (Larende), Kızılca-kuyu (Larende), Kızılca-öyük (Larende), Kızılca-öyük, Kızıllar yurdu (Larende).

XVI. asırda Karaman (Larende) Kazası iki nahiyeye ayrılmıştır: "Larende Nahiyesi" ve "Kaş Nahiyesi". Fakat bu iki nahiye ilk defa 1584 yılında ayrı ayrı tahrir edilmiştir. Bu zamana kadar Kaş Nahiyesi, Larende Kazası içinde zikredilmiştir.

Bu yüzden 1518 ve 1530'da köylerin %85'i Larende Nahiyesi'ne, %15'i Kaş Nahiyesi'ne bağlı iken, 1584 tahririnde Larende Nahiyesi'ne bağlı birçok köy, Kaş Nahiyesi'ne bağlanmıştır.

1584'te köylerin %17'si Larende, %63'ü Kaş Nahiyesi'ne bağlıdır. 1518, 1530 ve 1584 tahrirlerinde Karaman Kazası'na bağlı iki nahiyenin toplam 177 adet Müslüman-Türk köyü; toplam 9 adet Müslüman-gayrimüslim ortak yaşanılan köyü bulunuyordu.

Bu üç sayımda da sadece Müslüman-Türk'ün yaşadığı toplam 177 köyden 6'sına Kızıl-Oğuz Türkleri yerleşmiş idiler. Bunlardan ikisi Taşkale ve Kızıllarağini köyleridir. Yapılan araştırmalar ve tespitlere göre Taşkale tarihi M.S. 2-3. yüzyıllara kadar inmektedir.

Yörede bulunan ve harabe halindeki Manazan, Zanzana ve Miske gibi yerleşim yerlerinde yapılan tespitler ve ortaya çıkan buluntular; Frigler, Geç Roma, Erken Hristiyanlık, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait izler taşımaktadır. Taşkale çevresinde en eski yerleşim yeri Manazan harabeleridir.

Bir mağara yerleşmesi olan Manazan harabeleri içinde bulunan kalıntılar, çanak çömlek gibi unsurlar bu yerleşimin daha çok Roma ve Erken Hıristiyanlık döneminde kullanıldığını göstermektedir.

Mağaranın doğu cephesinde yer alan bir nişte sıva içerisine yazılmış Bizans dönemini ifade eden bir kitabe mevcuttur. Hatta Manazan Mağarası'nın ölü meydanından çıkarılan genç bir kadın cesedi bozulmamış bir halde bulunmuştur. Bu ceset bugün Karaman Müzesi'nde muhafaza edilmektedir. 

Erken Hristiyanlık dönemi saklı kentlerinden olan Manazan harabeleri ilgili Eyice (1971) 1432 yılında Güney Anadolu’dan İstanbul'a kadar Anadolu'yu dolaşan Bertramdan'de La Brosie're'den söz etmektedir.

Brosie're, at üstünde yanında bir Müslüman rehberi ile Karaman'a doğru giden Brosie're, Ereğli (Aradie)'den Larende (Karaman)'ye doğru giderken yolu üzerinde kaya içerisine oyulmuş bir köyde gecelemiştir. Buradan daha sonra yola çıkarak Manazan mağarasına ulaşmış ve burada iki gece geçirmişler.

Brosie're bölge ile ilgili çeşitli tespitlerde bulunmuştur. Buna göre Broseire’re Taşkale’nin kayalara oyulmuş bir tarihi yerleşim yeri olduğunu ve Manazan mağarasında da yaşayanların varlığından bahsetmiştir (Eyice, 1971:117). Konyalı (1967) Manazan'ın Osmanlı devrinde de bir yerleşim yeri olduğunu belirten çeşitli Osmanlı kayıtlarından bahsetmektedir.

Konyalı’ya göre Taşkale ile ilgili olarak Erken Hristiyanlık döneminde bir şapel olan Taş Camii dahil hiç bir eserde her hangi bir tarih ya da tarihlendirmeye yarayacak bir kalıntı yoktur.

Kapadokya, Hatunsaray (Konya), Sille, Kilistra benzeri tarihi yerler, Anadolu'da Erken Hristiyanlık çağına tarihlendirilmiştir. Gizli tapınma, savunma ve saklanma gibi kaygılarla birlikte doğal etkilerden korunma ve doğayı kullanma özelliği olan bu tarihi yerleşim yerlerinin benzeri olan Taşkale ambarları da Anadolu Erken Hristiyanlık çağına tarihlendirilebilir (Konyalı, 1967: 660).

Taşkale’nin önceki adı Kızıllar olması, halkının giyim-kuşam ve geleneksel etkinlikleri (geleneksel halk tiyatrosu ve seyirlik oyunları), dokunmakta olan Kızıllar Halısı yörede konar-göçer bir aşiretin iskân edildiğini ispatlamaktadır.

Kızıllar, konar-göçer Türkmen yörüklerindendir ve Osmanlı imparatorluğunun aşiretleri iskân politikası uyarınca yöreye yerleştirilmiş bir aşirettir. Hazar Denizi'nin doğusunda oturan Yamutlar'dan bir kabile olan Kızıl aşireti, Moğol İstilası ile göç ederek Anadolu’ya gelmiş ve Osmanlı sınırları içine katılmıştır.

Kızıl aşireti, Sibirya Türklerinden Hakas, Abakan Tatarlarının bir boyu olarak da belirtilmektedir (Özkan, N., 1987). Bu aşiret nüfus olarak fazla olduğu için Anadolu’nun değişik yörelerinde iskân edilmişlerdir.

Anadolu'da Kayseri, Sivas, Adana, Maraş, Bolu, Tarsus, Mersin, Karaman, Afyon, Bolvadin, Dinar, Şarkîkaraağaç, Karaman, Çerkeş gibi 13 il sınırları içerisinde 16 köy ve kasabada yerleşmişlerdir.

Bu yerleşim yerlerinde bu gün bile varlıklarını devam ettirmektedirler.

Çünkü buralarda hala Kızıl, Kızıllı, Kızıllar, Kızılca, Kızıloğuz, Kızılcakeçili vs. adlarıyla yaşayan Türkmenler, bugün bile aşiret geleneklerine bağlı olan otantik kültüründen bir şey kaybetmemişlerdir. Taşkale’de de aynı aşiret gelenekleri devam etmektedir.

Son yıllarda yapılan araştırmalar kasabanın yakın tarihi açısından çok önemli olduğunu göstermektedir. Kızıllar aşiretinin sadece Anadolu coğrafyasında kalmadıkları, Osmanlı Devleti’nin iskân politikası gereği, Anadolu’dan bir kısmının daha sonra Rumeli’ye iskan edilmek üzere gönderilmiş oldukları tespit edilmiştir.

Rumeli'de Kızıllar aşiretine ait Türkmenler; Gümülcine, Dimetoka, Kavala, Üsküp, Vardar, Selanik, Silistre, Manastır ve köylerinde iskân edilmişlerdir (Güler, 2000 & Özkan, 2002).

Çeşitli bilimsel çalışmalarda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu M. Kemal Atatürk’ün hem anne ve hem de baba tarafı soyunun Karamanlı (Taşkale) olduğu belirtilmektedir. Karaman'a yerleşen aşiret ve oymaklardan Kızıllar ve Sofular aşiretlerinin büyük bir kısmı Taşkale (Kızıllar) ve Yeşildere (İbrala) kasabalarında yaşamışlardır. Kaynakların verdiği bilgilere göre, Rumeli'ye gönderilen Kızıllar ve Sofular aşiretlerine ait Türk grupları üç önemli isim altında toplanmaktadır: Konyarlar, Yörükler ve Tatarlar.

Osmanlı tahrir defterlerine göre Rumeli’ye iskân edilen Türkmen ve yörüklerin yerleştikleri yerlere de tarihi, kültürel ve coğrafi nedenlerle çeşitli aşiret isimleri verilmiştir. Rumeli'ye iskân edilen Türkmen ve Yörük grupları şunlardır: Kızıllar, Sofular, Konyalar, Naldöken Yörükleri, Tanrıdağı (Karagöz) Yörükleri, Selanik Yörükleri, Ofçabolu Yörükleri, Vize Yörükleri ve Kocacık Yörükleridir. Karaman’dan Rumeli’ye gönderilen Türkmen gruplarından olan Konyarlar (Konya ve Karaman’dan gelenlere verilen isim) Atatürk'ün anne tarafından soyu, Kocacık Yörükleri ise Atatürk'ün baba tarafından soyudur.

Bu bilgilere göre Atatürk’ün hem anne ve hem de babasının soyunun Taşkale (Karaman) çevresinden Rumeli’ye gittiğini göstermektedir (Güler, 2000). Taşkale idari olarak tarih boyunca çeşitli yerleşim birimleri olarak faaliyet göstermiştir. Selçuklular, Karamanoğulları Beyliği ve Osmanlılar döneminde idari bakımından köy statüsüne sahiptir.

Cumhuriyet döneminde de Taşkale bir kasaba yerleşmesi olmuştur. Bunlardan Atatürk Mahallesi Taşkale merkeze 21 km uzaklıkta toplu konut olarak devlet tarafından yeni kurulan bir mahalledir. Bu mahalleye daha çok Taşkale tahıl ambarlarında yerleri istimlâk edilenler yaşamaktadır. (Bilgiler Tahsin Tapur’un makalesinden yaralanılarak verilmiştir.)

1844 Temettuat Dfeterinde “Kızıllar” olarak geçmekte; Ali Ağa Mescidi Mahallesi, Cami-i Şerif Mahallesi, Taş Mescid Mahallesi, Kasım Mescidi Mahallesi olmak üzere dört mahallede 110 hane kayıtlı bulunmaktadır. Kuşkusuz veriler bu kadar değildir. Vergi kaydı için yazıldığından bu verilerin çok üzerinde hayvan ve tarla varlığı olmalıdır.

Ali Ağa Mescid Mahallesi’nde “Sipahi tımarı olup, Öksüz, Orta ve Yayla sınırı namıyla Başkalemi Muteşiri Sipahi Konyalı Seyyid Ağa’nın oğlu Ahmet nam kimesne taşir ide geldiği” notu düşülmüştür. Mahallede 37 hane, 31 deve, 47 öküz, 21 inek 37 merkep ve 656 koyun ve keçi bulunmaktadır.

Bu mahallede bulunan şahıslar ise şunlardır: İmam Hattatoğlu Mola Mustafa, Ömer’in Hacı Mehmet, Murtaza Oğlu İsmail, Hacı Yusuf’un Mehmet, Deveci Ahmet’in Ali, İsa Hasan’ın Mehmet, İsa İbrahim’in Mehmet, Codol İbrahim’in Burunsuz İbrahim, Codol Ali’nin Kara Mehmet, Codol Hasan’ın İsmail, Uzun Mehmet’in Ahmet, Kaymakçı Mustafa, İmam Hasan’ın Abdülhalim ve Molla Hüseyin, Codol Ali’nin Uzun Mehmet, Molla Mehmet, Avan Ömer’in Ömer, Kaymakçı İsmail’in Mehmet, Çürük Mehmet, Deveci Musa’nın Musa, Çandır Hasan’ın Ali, Sarı Hasan’ın Hacı Mehmet, Topal Ali’nin Çandır Hasan,Halil Cıfıkoğlu İsmail, Kaymakçı Hasan’ın Süleyman, Bayram Mehmet’in Mustafa, Hacıoğlu Halil, Abdülgaffar, Abdülkadir’in Mehmet, Mustafa Efendi’nin Abdurrahman, Hayrullah hacı’nın Mehmet, Ömer Oğlu Abdurrahman, Bayram İsmail’in Mehmet, Halil’in Cıngıl İbrahim, Codol Hasan. 

Cami-i şerif (Orta Mahalle) Mahallesi’nde “Emineddin Vakfı’na ziraat ve bazı sipahi-i Konyevi arazisinden ziraat ider oldukları” kaydı düşülmüştür. Mahallede 27 hane, 23 deve, 1 at, 522 koyun ve keçi, 11 inek, 35 öküz, 28 merkep bulunmaktadır. Bu mahallede bulunan şahıslar ise şunlardır: İmam Mehmet Efendi, Kürt Mustafa’nın Mehmet, Mehmet’in Kara Halil, Beyazid İsmail’in Osman, Beyazid Ali’nin Ali, Çengi Süleyman’ın Mustafa, İsmail’in Abdurrahman, Usta Ahmet’in Halil, Usta Ahmet’in Hacı Hüseyin (Süvari sipahi), Beyazid Osman’ın Mehmet, Yazıcı Mehmet’in Osman, Hacı Abdülkerim, Kel Ahmet’in Ahmet ve Mustafa, Kellanoğlan Ahmet’in Abdurrahman, Dağ Halil’in Mehmet, Hacı Hüseyin’in Hasan ve Molla İsmail, Hacı Süleyman’ın İsmail, Sünbül Mustafa’nın Osman, Sünbüloğlu Mustafa, Kethüda Ahmet’in Ahmet, Hacı Ali’nin Süleyman, Deli Yusuf’un Kara Hasan, Musluoğlu Mehmet Efendi.   

Taş Mescid mahallesi’nde “Emineddinoğlu Vakfından ve Öksüz tımarından ziraat ve bazı sipahi-i Konyalı arazisinde ziraat eyledikleri” kaydı yazılmıştır. 19 hane, 12 deve, 280 koyun ve keçi, 23 öküz, 13 inek, 17 merkep, 1 at bulunmaktadır.

Bu mahallede bulunan şahıslar ise şunlardır: İmam Recep Efendioğlu Ali Efendi, Çengi Kerim’in Hacı Ali, Sellioğlu Ahmet, Çengi Mustafa’nın Ahmet, Köse İbrahim’in Hacı Süleyman, Mustafa’nın Mehmet, Pancar İsmail’in Mehmet, Çoruk Mehmet’in Mustafa, Murat’ın Hasan, Göde Ömer’in Ömer, Aba Halil’in Mehmet, Osman’ın İbrahim, Ali’nin Mehmet, Murat’ın Mustafa, Uzun Ali’nin Halil, Abdülkadir ve Mustafa, Abdülmümin’in Süleyman, Çavuş Abdurrahman’ın Abdurrahman, Halil’in Kadı Ali, İbiş Oğlu İsmail.

Kasım Mescidi Mahallesi’nde “Emineddin Vakfından ziraat ve bazı başkalem sipahi-i Konyalı Seyyid Ağaoğlunun tımarı toprağından ziraat eyledikleri” belirtilmiştir. 27 hane, 12 deve, 245 koyun ve keçi, 14 inek, 27 öküz, 1 at, 24 merkep beyan edilmiştir. Bu mahallede bulunan şahıslar ise şunlardır: İmam Ali Efendi Oğlu Ebubekir, Sünbüloğlu Hacı İbrahim, Koca Mustafa, Hüseyin’in Mustafa, Sellioğlu Mustafa, Koca Abdullah, Soytarı Halil’in Mehmet, Veziroğlu Abdüllatif, Duhancı Ahmet’in Süleyman, Köse İbrahim’in Süleyman, Ceran Ömer Oğlu Hüseyin, Mustafa ve Halil, İbrahim Oğlu Musa, Hüseyin’in Tatar Mehmet, Tatar Hüseyin’in Hasan, Köse Ahmet’in Mustafa ve Hüseyin, Hacı Hasan’ın Hüseyin, Hüseyin’in Kara Ahmet, Kaymakçı Halil’in Abdurrahman, Kethüda Ömer’in Mehmet, Sellioğlu Ebubekir, Kethüda Hasan’ın Abdi, Hüseyin’in Mehmet, Abdullah’ın Karaca Mehmet, Yahşi Musa’nın Ali, Durmuş’un Mehmet, Dağ Halil’in Mustafa.   

Taşkale mera yönünden oldukça zengin ve geniş arazilere sahiptir. Bu nedenle Taşkale’de çalışan nüfusunun % 86’sı tarım ve hayvancılık faaliyetinde, % 8’i çeşitli hizmet sektöründe, % 6’sı da imalat sanayi, taş işçiliği ve madencilik sektöründe çalışmaktadır. Taşkale kırsal bir yerleşme olduğu için tarım ve hayvancılık sektöründe çalışanların oranı oldukça fazladır. 

Taşkale ekonomisinde halıcılık başta olmak üzere tarım ve hayvancılık, bağcılık, arıcılık gibi ekonomik faaliyetler ön plandadır. Tarım ve hayvancılık sadece günlük ihtiyaçları karşılayacak şekilde yapılan bir faaliyet olduğu gibi üretilen ürünlerin bir kısmı da diğer yerlere pazarlanarak değerlendirilmektedir.

Taşkale’de kuru tarım alanlarında tahıl tarımı ön plandadır. Bu tarım alanlarından buğday, arpa, çavdar, nohut ve mercimektir. İbrala deresi çevresinde ise bağ ve bahçe tarımı yaygındır. Bu bağ ve bahçe tarımında da meyvecilik ön plandadır. Kasabada bahçe tarımında genellikle ceviz, elma, kaysı üretilmektedir.

Taşkale’de küçükbaş hayvancılık önemli bir ekonomik faaliyettir. Kasabada Karaman koyunu keçi büyük baş hayvan yetiştiriciliği yapılmaktadır. Daha çok yünü ve tulum peyniri için beslenen Karaman koyunu yünü köklü ve yaygın olan Kızıllar halısının dokunmasında da önemlidir. Süt ve süt ürünlerinden koyun yoğurdu ve tulum peyniri üretimi yaygındır. Özellikle depolamada kullanılan doğal mağaralar tulum peynirine özel bir lezzet kazandırmaktadır. Bu peynirler Konya ve Karaman başta olmak üzere ülkemizin değişik yerlerine gönderilmektedir.

Taşkale (Kızıllar) geleneksel el sanatı olarak halıcılığın yaygın bir şekilde sürdüğü bir halıcılık merkezidir. Bilimsel kaynaklara Kızıllar Halısı olarak geçen kasabada 40'ın üzerinde geleneksel halı deseni yaşamaktadır. Halı dışında kilim, yastık, heybe, çanta, seccade gibi turistik amaçlı dokumalar yaygındır.

Taşkale’deki halıcılık, çok eski dönemlere kadar gitse de en yaygın olduğu dönem Selçuklulardan sonraki dönemdir. Kızıllar halıları seyahatnamelerde ve Şeriyye sicillerinde de önemli ölçüde yer almıştır. Taşkale (Kızıllar halısı) halıcılığı o kadar ileri gitmiştir ki dokunan halılar, yabancı ülkelere ihraç edilmektedir.

Bu halılarda Orta Asya'dan gelen 39 motif ve desen de hala kullanılmaktadır. Halk için başta gelen bir geçim kaynağı olan tezgâhlar son yıllarda eski önemini kaybetmiştir. Taşkale’deki düğünlerde ve özel günlerde halk tiyatroları, seyirlik oyunları oynanır. Bunlardan en yaygın olanı geleneksel halk tiyatrosu olarak seyirlik düzmece deve oyunudur. Oyun önemli günler haricinde kasabaya gelen konuklar için de sergilenmektedir. Deve oyununda Kadıya, beyaz gömlek giydirilir. Boynunda tespih ve elinde büyük bir sopa ile ekibin düzenini sağlar. Oyun esnasında diğer oyun kahramanı Arap’ı yargılar. Oturduğu sandalyeden düşmesi oyuna espri katmaktadır.                                                                                                                                                                                    
Arap’ın, giysisi kıl harar olup, kafasında deriden külah vardır. Yüzü siyaha boyalıdır. Uzunca bir sopaya bağlanmış süpürge önemli aksesuarıdır. Bu süpürge seyirciler tarafından ateşlenir. Yanan süpürge ve elindeki palaska kemer ile oyunun emniyetini sağlar ve alanı açar. Oyundaki kızlardan birini kaçırmakla görevlidir. Deve düzmecedir. 3 kişi tarafından düzülür. İki kişi gövdeyi oluşturur. Diğeri ise deveci görevini üstlenir.

Gövdenin önündeki sopaya takılı deve başını, ardındaki de kuyruğu tutar. Üstü düz kilimle örtülüp gövdeye havut, yular, deveboynu, deve başı monte edilir. Devenin görevi çehiz taşımaktır. Oyunun bir yerinde yığılarak ölür ve deveci de ağıt düzer.

Oyunda Efe, yöresel delikanlılığı temsil eder. Yöresel örf ve adetlere göre çeşitli rolleri vardır. Oyun alanında oynayan kızların kaçırılmasını önler ve çevresine kabadayılık gösterisinde bulunur. Kıyafeti, renkli ipek poşu, salka, kuşak, şalvar meşin ve çizmeden oluşur. Diğer oyunculara oyunda, altı erkeğin üçü kadın kılığında giydirilir. Mahalli kıyafet üçetek, kara don ve fes giydirilir. Bunlardan birisini Arap kaçırır.

Taşkale'de turizm açısından önemli bir değer de otantik yaşam tarzıdır. Gerek geleneksel kıyafetler, gerekse Taşkale'nin hemen girişinde yarısı kayalara oyulmuş diğer yarısı kerpiç evler, otantik yaşamın en önemli unsurlarıdır. Taşkale'de kadınlar son yıllara kadar fes takıyor, bellerine metrelerce uzunluğunda kuşaklar bağlıyor ve kırmızı ağırlıklı elbiseler giyiyordu. Günümüzde bu tarz giyinen kadın sayısı azalmıştır.

Taşkale tahıl ambarlarının kenarında bulunan mağara evleri de otantik yaşamın önemli unsurlarını oluşturmaktadır.
Taşkale’de tarih doğal güzelliklerle kaynaşmış durumdadır.

Bu tarihi ve doğal güzellikleri şöyle sıralayabiliriz: İncesu Mağarası: Kasabanın sınırları içerisinde kent merkezinin 9 km güneyinde İncesu Deresi’nin doğu yamaçlarında yer alır.

Uzunluğu 1.356 m.dir. İçerisinde sarkıt, dikit ve travarten havuzları bulunur. Bir doğa harikasıdır. İncesu mağara sistemi, kültür mantarcılığı, ve gıda saklaması için uygun şartlara sahiptir. Meyve, sebze, narenciye, süt ürünleri depolanmasına elverişli olup İncesu Mağarasının ileriki yıllarda depolama çalışmaları için altyapı hazırlanmaktadır.

İncesu Mağarasının yurdumuzdaki “mağara turizm envanterine” girmesiyle artan önemi, mağara turizmine açılmakla daha iyi anlaşılmaktadır. Mağaranın diğer bir özelliğinin astım ve kalp yetersizliği gibi hastalıklara iyi geldiği yolundadır.

Asarini Mağarası: İncesu Mağarasından 350 metre güneyde, 750 metre uzunluğundadır. İki koldan oluşmuştur. Bir kolunda büyük koloniler halinde yarasalar mevcuttur. İncesu gibi depolamacılık ve kültür mantarcılığı için idealdir. Başta astım-bronşit olmak üzere solunum yolu hastalıklarında iyileştirici etkisi görülmektedir. Sağlık turizmine açılması için çalışmalar sürdürülmektedir.

Doğal Tahıl Ambarları: Kasabasının kuzeyinde yaklaşık 40 m. yüksekliğinde 251 adet ambar mevcuttur. Genellikle iki bölmeli olan ambarlar arpa-buğday ve bakliyat saklamak üzere kullanılır.

Ambarlarda 5-60 ton dolayında hububat depolanabilir. Her mevsimde hava akımını sağlayan tuf taşlardan oluşmuş ambarlara “tutamak” yerlerinden çıkılır. Makara sistemi ile de ambarlara mahsul çıkarılır ya da indirilir.

Erken Hıristiyanlık döneminden bu yana kullanıldığı kabul edilen taş ambarlardan birinin kilise olduğu ve camiye dönüştürüldüğü çeşitli kaynaklarda belirtilmektedir. TMO Genel Müdürlüğünce yapılan incelemede bu ambarlarda saklanan buğdayların ortalama 50 yılda ancak yüzde 5 oranında unlanma görüldüğü belirtilmektedir. TMO, 1989 yılında ambarları tanıtmak amacıyla İngilizce-Türkçe olarak 60 bin takvim, kartpostal ve dergi bastırmış ve yurtiçi ve yurtdışında dağıtmıştır.

Gürlük Pınarı: Kasabanın güney-batısında yer almaktadır. Doğal güzelliği ve suyunun güzelliği ile meşhur olan Gürlük Pınarı önemli bir mesire yeridir. Pınarından çıkan su alabalık üretiminde kullanılmaktadır. Yapılan teraslama ve düzenlemelerle Gürlük çadır turizmine elverişli hale getirilmiştir.

Her türlü sosyal tesisi bulunan örnek bir mesire yeridir. 1990 yılında Alman Jeolog F.J.KRİEG tarafından, pınarın geldiği istikamette mağara araştırması yapılmıştır. Aynı yerde Çekoslovak ve Hollandalı ekiplerce de bazı araştırmalar yapılmış, mesire yerinin hava akımının çok serin ve oksijen yönünden çok zengin olması nedeniyle tansiyon hastalıklarında tedavi edici olabileceği görüşünde bileşilmiştir. Ayrıca mesire yerinin 100 m. aşağısında pınar suyu yatağındaki doğal olarak oluşan Gürlük Şelalesi, yöreye apayrı bir güzellik vermektedir. 

Manazan Mağaraları: Yeşildere vadisinin kuzey yamacındaki doğal kayaya oyulmuş bu mekânlar beş katlı olup, toplu mesken halindedir. Burasının Bizans dönemine ait bir yerleşme yeri olduğunu ispatlayan ön cephede bir şapel bulunmaktadır. Mağara katları; giriş katı, kumkale, at meydanı ve ölü meydanı adlarını taşır.

Mağara meskeninin ön cephesi yıkılmış olduğundan belirli bir girişi yoktur. Meskenlerin bütün bölümleri, bunların arasındaki bağlantılar, katlar arasındaki vertikal (bacamsı) çıkışlar, dağ kütlesinin insan eliyle oyulması sonucunda meydana gelmiştir. Her katın ortada geniş ve uzun bir salonu vardır. Düzenli bir şekilde işlenen bu salonun dar kenarlarından birisi dağın yamacına dayanıyor ve buradan açılan pencerelerle içeriye ışık girmesi sağlanıyordu. Aynı zamanda bu mazgal pencereler savunma amacıyla da kullanılıyordu.

Bütün katlarda güney cephe yıkılmıştır. İlk katta oyuk biçiminde çok sayıda mezar bulunmaktadır. Giriş koridorundan sonra bir baca (vertikal çıkışı) ile üst kata çıkılır. Kum kale denilen bu katta sarnıç bulunur. Kum kalede salonun duvarlarında ezilmiş tuf kaya ve kireç karışımından sıva vardır.

Bu sıvaların dökülmesi sonucu salon zemininde oluşan kum tabakası nedeniyle bu kata “Kum Kale” adı verilmiştir. Kum kaleden yine bir baca ile at meydanına çıkılır. Salonunun sağında ve solondu iki katlı 60 adet hücre yer alır. Bu katta yüzeyleri sıvalı su deposu bulunur. Kullanım alanı en geniş salon olması nedeniyle at meydanı adını almıştır. Bu kattaki mezarlarda arkeolojik buluntulara rastlanmıştır.

Ölü meydanı denilen son katta bugün fazlaca tahrip edilmiş mezarlara rastlanır. 100-150 cesedin düzenli şekilde dizili bulunması burada bir katliam yada toplu intihar fikrini vermektedir. Cesetlerin zamanımıza kadar organik yönden korunmuş olarak gelmesi tuf kayanın nem emici özelliğinden çürümenin gecikmiş olmasına bağlanmaktadır. Bu cesetlerden sağlam durumda olan bir kadın cesedi Karaman Müzesinde teşhir edilmektedir.

Arcosolium denilen mezar nişindeki kitabeden ve bazı nişlerdeki freskolar (havariler, balık, palmiye, asma yaprağı sembolleri...) Manazan’da Bizans dönemi yaşantısının izlerini taşımaktadır.

Kitabede şunlar yazılıdır: “Ioannes şimdilik fani âlemden ayrılış ile iş bu lahiti kemiklerinin erimesi ve vücudunun toprakla bir olması ve gözlerini aralık bırakarak şöyleki sonunu görmemek için...” Manazan mağaralarından Kültür Bakanlığınca kurtarma kazısı başlatılmıştır. Mağaranın girişine kapı yaptırılmış ve korunması amacıyla sit alanı ilan edilmiştir. Manazan yöresi Taşkale sınırları içerisine alınmıştır.

Taşkalede tarihi yapılar ise şunlardır: Taş Camii: Yapılış tarihi bilinmemektedir. Kasabanın en eski camisi kabul edilmektedir. Kiliseden camiye çevrildiği üzerinde görüş birliği vardır.

Kare planlı, tek hacimlidir. Kayadibi denilen mevkiide bulunan camiye demir parmaklıklı merdivenle çıkılır. 1988’de kaya oyularak genişletilmiştir. Cephede dört penceresi vardır. Camii minaresizdir.

Orta Camii: Camii Orta camii mahallesindedir. Basit ve tipik Anadolu yapılarını andıran bir dış görünüşe sahiptir. Dikdörtgen, enine sahınlı, kesme taştan kırma çatı örtülü olup, üst örtüsü galveniz kaplamadır. Camiye doğu köşesindeki kapıdan girilir. Doğudan batıya uzanan istikamette enine üç sahından meydana gelmiştir.

Selçuklu ahşap destekli camilerin yapı geleneğini yansıtan bir özellik sergiler. Mihrabı kalemişi süslemelerle renklendirilmiştir. Gerek mihrap içinde şamdan, gerek şamdanla birlikte yer alan Kâbe motifi ve gerekse mihrap cephesini süsleyen hayati, rumi, bitkisel ve geometrik motifler ve kenar suları da kalem işidir.

Duvarlarda da hat bordürleri ile bezemeli kâseler ve barok çerçeveler içerisinde Allah, Muhammed ve dört halifenin adları yazılıdır. Hattat Raşid imzasını taşımaktadır. Son yıllarda yapılan tamirlerle üst örtüsü galveniz kaplama olmuş, 1991 yılında ise minare yaptırılmıştır.

Orta Köprü: Orta camii mahallesi, nergis caddesindedir. Kitabesi yoktur. Vadiyi ortadan bölen Yeşildere çayı üzerinde olup, kasabayı Karşıyaka’ya bağlar. Köprü 7 metre yüksekliğinde 25 metre uzunluğundadır.

Tek kemerli olup, kemer açıklığı 4.80 metredir. Geç dönem Osmanlı yapısıdır. İnşasına 1.Dünya savaşı yıllarında başlanmış savaştan sonra Karamanlı ustalarca tamamlanmıştır. 1950’li yıllarda tamir görmüş ve yol irtifası nedeniyle yükseltilmiştir.

Taşkale (Kızıllar) Köyü
TAŞKALE (KIZILLAR) KÖYÜ Eski adı Kızıllar olan Taşkale Köyü, Karaman merkezin doğusunda olup 46 km uzaklıktadır.