Foto galeri

Karamandan.com

Karamandan.com

 
 
Tarih : 31 Mayıs 2018  -  Saat : 13:40:16   Görüntülenme: 6869

Yuvatepe (Mercik) Köyü
Eski adı Mercik olan Yuvatepe Köyü, Karaman Merkez'in kuzey-batısında ve merkeze 15 km uzaklıkta, 1015 metre yükseltidedir,  

Köyün kuzeyinde Kılbasan ve Eminler, güneyinde Çiğdemli ve Mesudiye, batısında Karalgazi, doğusunda Göztepe köyleri bulunmaktadır, 

Yuvatepe köyü ilk yerleştiğinde 68 haneye ulaşmıştır. 1922 yılında ise 30 hanede 71 nüfus tespit edilmiştir. 1925 yılında 226 olan nüfus, 1935 yılında 98’e düşmüştür. 1930’lu yıllardaki kuraklık nedeniyle başka yerlere göç etmeden kaynaklanmaktadır. 

İlk yerleşenlerden bazıları başka yerlere gidip tekrar yerleştirildikleri köylere geri dönmüşlerdir. 1950 yılında 195, 1970 yılında 280, 1975’te 293, 1980 yılında 213, 1990 yılında 147, 2014 yılında ise; 29 erkek, 33 kadın, toplam 62 nüfus saptanmıştır.[1] 

Köyün kurluşuna gelince; 93 Harbi ya da 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, Osmanlı padişahı II. Abdülhamit ve Rus çarı II. Alexander döneminde yapılmış savaştır. 

Rumi takvime göre 1293 yılına denk geldiğinden Osmanlı tarihinde 93 Harbi olarak bilinir. Hem Osmanlı Devleti'nin batı sınırındaki Tuna (Balkan) Cephesi'nde, hem de doğu sınırındaki Kafkas Cephesi'nde savaşılmıştır. 

Savaşa hazırlıksız yakalanan ve bir yıl süren bu savaşta Osmanlı Devleti, çok ağır bir yenilgi almıştır. Bunun neticesinde Balkanlarda etnik temizlik yaşanmış, yer yer soy kırımlar olmuştur. 

Savaş Osmanlı Devleti’nin varlığını tehdit eder hale gelmiş, batılı devletlerin arabuluculuğu ile Ayastefanos Anlaşmasını yapmak zorunda kalınmıştır. 

Batı Avrupa ülkeleri bu antlaşmanın koşullarından memnun olmadığı için bu antlaşma geçerliliğini yitirmiş ve yeniden imzalanan Berlin Antlaşması ile Osmanlı Devleti, çok fazla toprak kaybetmiş, Balkanlardaki nüfuzunu büyük ölçüde yitirmiştir. Anadolu’ya büyük göç dalgaları olmuştur. 

Bu anlaşmadan istediğini alamayan Bulgaristan 1890 yılından itibaren baskısını artırmış, uyguladığı kolonizasyon politikası nedeniyle Güney Dobruca ve Deliorman havalisinde, 1903 yılından itibaren arazi satışları artmıştır. 

1907 yılında yasaklanan arazi satışına kadar bu bölgeden yoğun göç hareketi olmuştur. Bulgaristan 1908 yılında bağımsızlığını kazanmıştır. 

Bu dönemde göç edenlerin çoğu, Anadolu’da iskân olunmak üzere, Köstence üzerinden Haydarpaşa’ya sevk edildiklerinden, içlerinden çoğu Konya vilayetine gönderilmiştir. 

1905-1907 yılları arasında gelen muhacirlerden 212 hane, doğrudan Karaman’a sevk edilmiştir. 

Bunlar, önce Karaman’da bulunan bazı medreseler ile daimi iskân mahallerine yakın köylerde, geçici olarak yerleştirildikten sonra, peyderpey daimi iskan yerlerine yerleştirilmişlerdir. 

Bu guruptan olup 1905 yılında Hacıoğlu-Pazarcık’tan Karaman’a gelerek bir müddet Zeynel Abidin Medresesinde kalmışlardır. Buradan İlisra köyüne misafir olarak yerleştirilmişler, Devletçe Mercik Dede yöresine evler yapılınca da 32 hane olarak köylerine nakledilmişlerdir. 

Bunlarda Mercik adlı eski bir ören yerine yerleşmişlerdir. Buraların eski halkı, kuraklık ve güvenlik nedeniyle büyük köylere ve şehirlere göç ettikleri için pek çok köy viran durumuna gelmiştir. 1500’lü yıllarda aynı yerde Mercikli adlı bir köy bulunmaktadır. 

Mercik Dede’nin kabri
Bu muhacirlerin yerleştikleri karyeye (köy) yeni bir isim verilmemiş eski ismi olan Mercik namıyla devam ettirilmiştir. Bu köy adı yakınında bulunan Mercik Dede adıyla anılan ve halkın büyük saygı gösterdiği yatıra izafeten verilmiştir. 

Aslında bu yatırın adı “Merci” dir. Sonraları Halk arasında Mercik olarak söylenmiştir. Köye varırken hemen köyün batı tarafında, yakınında bir küçük tepe üzerinde, etrafı taş duvarla çevrili bir havlu içerisinde mezarı bulunmaktadır. 

Bu dedenin mezarında da her hangi bir kitabe yoktur. Beş metreye yakın uzunlukta mezarı bulunmaktadır. Karadağ’dan getirilen taşlar mezarına dikilmiştir. 

Mercik Dede’ye; Pamuk Dede, Bambul Dede denildiği de olmaktadır. Mercik Dede’nin kabrine, eskiden Karaman yöresi köyler ve şehir halkından her hangi bir derdi olan gider dualar edermiş. 

1906 yılında Bozyurt, Hacıoğlu-Pazarcık’tan gelen 36 hanenin daha yerleştirilmesiyle, Mercik’te yerleşen muhacir sayısı 68’e yükselmiştir. Bozyurt, Hacıoğlu-Pazarcık’a bağlı Türk köylerinden birisidir. Halkın çoğunluğunu Türkler oluşturur. 

İsmi “Jitnitsa” olarak Bulgarca’ya çevrilmiştir. Hasan Bircan’ın anlatımlarına göre; ilk iskan olunan 32 hane, Hacıoğlu-Pazarcık’ın Avdullah ve Bozyurt, 1906 yılında gelenler ise, Silistre’nin Kadıköy ve Fındıklı köylerinden gelmişlerdir. 

Kadıköy Silistre iline bağlı bir Türk köyü olup, Silistre ile Tutrakan arasında, Tuna Nehri yakınlarında bulunmaktadır. Adı 1956 yılında “Malık-Preslavets” olarak Bulgarcaya çevrilmiştir. 

Fındıklı; Silistre’nin güneyinde Balabanlar yakınıda bir Türk köyüdür. Halkının tamamını Türkler oluşturur. 1945 yılında adı değiştirilmiş, Osmanlı tarafından, asi ve Türk düşmanı olduğu için asılan “Vasil Levski” adı verilmiştir. 

1903 yılında Avdul halkı, aslında pek bir baskı görmedikleri halde olacakları sezmiş olsalar gerektir ki; mallarını, mülklerini satarak göç hazırlıklarına başlamışlardır. Yataklar hazırlanmış, eşyalar sandıklara doldurulmuş. 

Yanlarına hiçbir canlı hayvan almamışlar. Eşyaları arabalara yükleyip geride kalanların gözyaşları arasında Köstence’ye doğru yola koyulmuşlardır.  Karaman’a gelmeden önce Konya’da bir handa birkaç ay kalmışlardır.[2] 

Bu bölgeye yerleşmelerine Kılbasan halkı rıza göstermemiştir. Çünkü onların kullandığı ve benimsediği yerlere Devlet tarafından yerleştirilmişlerdir. Devlete güçleri yetmeyeceğini bilen Kılbasbanlılar, Mercik halkına eziyet ve rahatsızlık vererek kaçırma yoluna gitmişler ancak bu olmamıştır. 

Kavgada Bir Mercikli birde Kılbasanlı öldü.
Bu kavgaların birinde Bir Mercikli ve bir Kılbasanlı ölmüştür. Bu olaydan sonra kavgaların ardı kesilmiştir.  

Bu olayla ilgili Osmanlı Arşivlerine yansımış bulunan; “Hicri 18/Ca/1327, Miladi 7 Haziran 1909 tarihli belgede, Karaman kazasına bağlı Mercik köyüne iskânları sırasında kendilerine verilen araziye Kılbasan köyü ahalisince müdahale edilmesi üzerine müsademe çıktığı ve köy sınırlarının belirlenmesi gerektiğine dair Pazarcık muhacirlerinin verdiği arzuhalin tahkik ve gereği için Konya Vilayeti'ne gönderildiği.” Belgesi mevcuttur.

Yine Hicri 17/C /1327, Miladi 6 Temmuz 1909 tarihli belgede “Rumeli'den hicret edip Karaman'ın Mercik köyünde kendilerine tahsis edilen araziye Kılbasan köyü ahalisi tarafından yapılan müdahalenin engellenmesi hususunda Konya Vilayeti'nce gereğinin yapılması.” İstenmiştir.

Köyün doğusunda Davda Dağı denilen Kızıldağ’ın doruğunda, Bizans devri yapısı, tonoz örtülü, kesme taşlardan yapılma bir bina kalıntısı vardır. Bir de havlusu bulunan bu binanın içinde “Davda Dede” adlı erişkin bir yatırın olduğu söylenmektedir. 

1844 Temettuat Defterinde burada yatan kişi hakkında şöyle bir kayıt vardır: “Medine-i Larende kazasına muzaf Davda nam mahal-i mübarekede medfun Yatağan Baba ks. Degah-ı şerifinde olan zaviyedarın emlak ve arazi beyanıdır.” 

Burada Kılbasan Köyü 150. Hanesinde yazılı Yatağan baba zaviyesinin zaviyedarı, Orta boylu, kır sakallı Şeyh Mehmet Dede’nin Davda’da sahip olduğu emvalin listesi verilmiştir. 

Bu defterde Davda ve Mercik Kılbasan mezraları içerisinde verilmiştir.  Bu dağın doğu tarafında Tilki Kalesi denilen yerde birkaç tane oyma barınak ve oyma mezar bulunmaktadır. 

Bu köyü önemli kılan nedenlerden birisi de Karamanoğulları ile ilgilidir. Karamanoğlu Mehmet Bey, 1277 yılında Konya’yı alarak ünlü fermanını yayınlamasından sonra Selçuklular tekrar egemenlik kurmak için Moğollardan ordu desteği alarak Karaman’a doğru yürürler. 

Karamanoğlu Mehmet Bey komutasındaki Karaman ordusu da Elmasun köyü taraflarında ovaya doğru yürüyüşe geçer. 

Eminler ve Mercik köyleri civarında yetmiş bin kişilik Moğol ordusuna karşı yirmi bin kişilik Karamanoğlu ordusu savaşa başlar. İkinci bir savaşta Kızıldağ’ın önlerinde Mercik yöresinde olmuştur. Bu savaşı Şikari Karamaname’sinde şöyle anlatmaktadır;

Mehmet Bey: “Ey Beyler! Tatarı şehre getirmektense şehit olmak yeğdir. İki küçek karındaşı bile alub on yedi bin er ile yürüdü. 

Kızıldağ önünde râst gelüb tîğ çekip Tekbîr getürüb Tatar içerisine koyuldular. Üç gün üç gice ceng olub yerin bir katı tozup göğe çıktı. Gâziler mest pelenge döndüler, kan içmekten. Mehmet Beğ: Bin dilâver ile sürüb hânın alemin yıktı. Hân bildi ki tuğun yıkan Karamanoğludur. On bin Tatarı çevirip öğle zamanına değin cenk kıldılar. Bin yiğidi şehit eylediler. Mehmet Beğ’in üç kerre atın yıktılar. Yine atlandı. 

Mehmet Beğ kendi kılıcıyla dört yüz yirmi baş kesti, bir nice defa. Sonra kendisini şehit eylediler. Bunun üzerine Karaman orduları dağıldılar. Tatar orduları Lârende’yi yakıp yağma eylediler.”[3]

Bu olaya göre Mehmet Bey burada şehit olduğu anlaşılıyorsa da birçok tarihi kaynakta Mehmet Bey’in Mut, Ermenek taraflarına çekilip orada öldüğü yazılıdır. 

Merhum Mehmet Armutlu’da Eminler köyünde mezarının bulunduğu yolunda tezler ileri sürer. Oysa Ermenek Balkusan köyünde türbede mezarı bulunmaktadır. 

Eski adı “Mercik” olan bu köy ismi muhtemelen köyün güneybatısında bulunan tepenin eskiden söylenen adının Yuvatepe olasından dolayı ismi değiştirilmiş ve bu isim verilmiştir. 

Bunlar Oğuzların, Üçok kolundan Denizhan Ata’ya bağlı Yuva aşiretindendir. Hafif bir tepe üzerinde kurulması nedeniyle köye “Yuvatepe” ismi verilmiştir. Ya da Köylülerin deyimiyle; Yuvatepe, Oğuz boyunlarından Yıva aşiretinden gelmektedir.[4]

Köyün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Son yıllarda büyükbaş hayvancılık gelişme göstermiştir. Yine Yuvatepe’de bahçe tarımı da gelişmektedir. Elma bahçeleri boy göstermektedir.

Araştırma: Osman Ülkümen
Fotoğraflar; Mehmet Çetin, Adem Kocatürk, Fedai Erkocaoğlu, Sinan Örs ve Köy Facebook Sayfası Paylaşımları.
Editör: Cuma Ali Kaya  


KAYNAKLAR:
[1]-Gülcan, 345-346, Uysal-Alodalı-Demirci, 190
[2]-Uysal, 220-236
[3]- Sözen-Sakaoğlu, Şikari, 132-133
[4]-İncekara, 221

Karaman Yuvatepe (Mercik) Köyü
Yuvatepe (Mercik) Köyü Eski adı Mercik olan Yuvatepe Köyü, Karaman Merkez'in kuzey-batısında ve merkeze 15 km uzaklıkta, 1015 metre yükseltidedir,   Köyün kuzeyinde Kılbasan ve Eminler, güneyinde Çiğdemli ve Mesudiye, batısında Karalgazi, doğusunda Göztepe köyleri bulunmaktadır,  Yuvatepe köyü ilk yerleştiğinde 68 haneye ulaşmıştır.