Karamandan.com

Karamandan.com

21 Kasım 2017 Salı
EKİNÖZÜ (AŞIRAN) KÖYÜ
Eski adı Aşıran olan Ekinözü Köyü Karaman Merkez'in kuzey-doğusunda ve Merkeze 20 km uzaklıkta olup 1010 metre rakımdadır.
Kategori : Köyler
14 Kasım 2017 09:32
 
EKİNÖZÜ (AŞIRAN) KÖYÜ
Eski adı Aşıran olan Ekinözü Köyü Karaman Merkez'in kuzey-doğusunda ve Merkeze 20 km uzaklıkta olup 1010 metre rakımdadır. Köyün Kuzeyinde Çakır Dağı ve Beydili, Güneyinde Sudurağı Kasabası, Batısında Salur ve Doğusunda ise Ayrancı sınırı bulunmaktadır. Köyün ilk ismi Aşıran olup ekin için uygun toprakları olduğundan ve iyi ekin yetiştiğinden dolayı Ekinözü olarak değiştirilmiştir.
 
Köyün nüfusu 1904 yılına 35 hane ve 150 kişi, 1922 yılında 35 hanede 166 kişi, 1925 yılında 158, 1950 yılında 389, 1960 yılında 87 hanede 438 nüfus, 1970 yılnda 463, 1980’de 491, 1990 yılında 512 ve 2014 yılında ise;  236 erkek, 255 kadın, toplam 491’dir. 
 
Burada da18. Yüzyılda çiftlik olarak oturum başlamıştır. Aşıran adı ise toprak ürünlerinden alınan öşür vergisinden ileri geldiğini Gülcan öne sürmüştür. Köylüler ise burada bazı günlerde aş dağıtıldığı için Aşveren olarak söyleseler de birinci anlatım daha akla yatkındır. 
 
19. yüzyılın ikinci yarısında Aşıran yöresine ilk gelenler, Cihanbeyli dolaylarında yaşayan Kozançalı yazısının sahibi, Atçekenler oymağından Ali Efendi Oğullarından, Ömer Bey Rumi 1258 ve 1260 yıllarında bölüm bölüm almışlardır. Daha sonra Kerti ve Devri çiftliğinin bir bölümünü de satın almışlardır. Böylece tüm çevreyi mülkiyetlerine geçirmişlerdir.  Bu arada Eskiil, Eşmekaya’da bulunan adamlarını ve çiftçileri de buaraya yerleştirmişlerdir. Atçekenler Karapınar’a bağlı İslik Köyü Avşar mevkisinde de bir müddet kalmışlardır. Şimdiki yerlerinde çoğalan Aşıran köy ünvanına kavuşmuştur. Kozançalı’ya yerleşen Atçekenler ise Alayundlulardır.
 
Ömer buraları alırken Burunoba Köyü kurucusu Süleyman Koca’ya da beraber almaları konusunda teklif yapmış ancak Süleyman Koca bu teklifi kabul etmemiştir. Ancak maddi yardım yaptığı için Süleyman Koca’nın develeri bu çiftliklerde yayılmıştır. Bu çiftlikler Karamanlı Hatıboğullarından İlmi Efendinin tasarrufundadır. Kendisine Padişah 2. Mahmut’un şehzadeliği döneminde hocalığını yaptığı için burası emekli olacağında arpalık olarak verilmiş. İlmi Efendi’nin ölüm tarihi 1835’tir. İlmi Efendi’nin bu çiftlikte öldürülmesi ile oğulları çiftliği Konyalı Nakıbzade Tahir Efendi’ye satarlar. Nakip Efendi de bu çiftliği Atçekenlerden Ömer Bey’e satar.
 
Ekinözü Köyünün toprakları çok verimlidir. Geniş meraları ve Çakır Dağı’na uzanan yaylaları bulunmaktadır. Bu nedenle tarım ve hayvancılık ana geçim kaynağıdır. Hububat ekiminin yanı sıra pancar, mısır, fasulye gibi ürünlerde ekilmektedir. Yaylalarda ise küçükbaş hayvancılık yaygın olarak yapılmaktadır. 
 
Aşıran köyü Ağalarından “Konyalıoğlu” Karaman’da Hoca Mahmut Camisini ve çeşmesini onarttığı çeşme kitabesinden anlaşılmaktadır. Bu kitabede; “Harab olmuş iken bu Camii Şerifi Münir, Aşıranlı Konyalıoğlu itti ihya ve tamir. Sene hicrete oldu tarih, ekrem zamir” yazmaktadır. Buradaki Ekrem zamir, ebcet hesabıyla onarım tarihi olan 1311 (1893) yılını göstermektedir. Yine Koçakdede Mahallesinde bulunan Aşıran Çeşmesi’nin de bu köylüler tarafından yaptırıldığı adından anlaşılmaktadır. 
 
1844 Temettuat defterinde 24 hanede bulunan şahısların lakapları şunlardır: Nakipzade Tahir Efendi (Çiftlik sahibi), Nasuhoğlu İbrahim, Konyalıoğlu Hüseyin ve oğlu Cafer, Köse Mustafaoğlu Musa, İslidirek Mehmetoğlu Mehmet, Kör Süleymanoğlu Mehmet, Konyalı Hacı Hasan, Divleli Mustafaoğlu Hasan, Sarı Ömeroğlu Hasan, Karapınarlı Ahmetoğlu Mustafa, Dağlı Ömer, Arap İsmailoğlu Bayram, Mehmet ve İsmail, Karayerin Hacı Veli, Kabakçı Hasanoğlu Ahmet, Dağlı Osmanoğlu Abdullah ve İsmail, Deli Mehmetoğlu Veli, Berber Osmanoğlu Ahmet ve Kara Mustafaoğlu Mehmet’ttir. Bu tarihte çiftlik sahibi Konyalı ünlü ailelerden bu günde adı geçen Nakıpoğullarıdır.    
 
Türkler orta Asyadan göç ettikten sonra Konya bozkırlarındaki mezralara yerleşmişlerdir. Konya bozkırlarına yerleşen 125 Türk cemaati, 19 Türk boyuna mensupturlar. Bu 125 Türk cemaatine "Atçekenler" veya farsça "esb keşan" denmektedir. Bu adla anılmalarının sebebi çok sayıda ve çok iyi cins at yetiştirmelerinden dolayı verilmiştir. Konar-göçer olan At çekenler daha sonra arazilerine gelen eker-biçerlerle topraklarının azalması dolayısıyla ihtilafa düşmüşler bunun üzerine bu 125 Türk aşiretinden bazı obalar Fatih Sultan Mehmet ve Kanuni Sultan Süleyman zamanında Rumeli’ye götürülerek orada Türklüğün ve Müslümanlığın gelişmesini sağlamışlardır. Bugün Eşmekaya olarak bilinen beldenin eski adı Aişekayadır. Aişelü cemaatinin yerleştiği yer Eşmekaya’dır. 
 
Konya bozkırları ve çevresinde yaşayan Tanrıdağı Türkmenlerine zamanla Atçeken denilmiştir. Atçeken ismi çok iyi ve cins atlar yetiştirdiklerinden dolayı verilmiştir. Büyük Selçuklu Devleti, Karamanoğulları Beyliği ordularında görev almışlardır. Selçuklu ve Osmanlı ordularına at yetiştirmişlerdir. Malazgirt zaferinden sonra Süleyman Şah komutasında Anadolu'ya girmişler ve Konya'ya gelmişlerdir. Konya'nın fethi ile Konya bozkırlarına yerleşen ilk Türk Yörükleridir. Çoğunlukla Konya bozkırlarında konar-göçer yaşam sürdürmekteydiler. Osmanlı kayıtlarında Atçeken oymaklar Eskiil, Bayburt ve Turgut ilçelerinde yaşamaktadırlar. 
 
Kayı Boyu'ndan olduğu söylense de bu dönemde değişik Oğuz Boylarından da olanlar vardır. İçlerinde Avşar, kayı, Beydili, Alayundlu, Kzık, Iğdır, Yıva gibi boylar bulunmaktadır. Atçeken aşiretlerine zamanla birçok cemaat ve boy dâhil olmuştur. Atçekenlerin yaşadıkları coğrafya genel olarak, doğu-batı doğrultusunda Aksaray - Akşehir, kuzey-güney doğrultusunda Ankara - Konya - Karaman arasında kalan Konya ovası, diğer bir ifade ile Konya bozkırları ve çevresidir. Bir kısmı Osmanlı İmparatorluğu döneminde Balkanlar'a iskân edilmiştir. Bir kısmı da yurdun çeşitli yerlerine gönderilmiş, örneğin Çepnililer Karadeniz taraflarına iskân olunmuşlardır. 
 
Osmanlı’nın, Anadolu’da hâkimiyetini engelleyen Karaman Beyliğinin ordu gücünü oluşturup ayakta kalmasını sağlamışlardır. O dönemlerde Karamanoğlu Beyliğini oluşturan 5 temel büyük aşiret vardır. Atçekenler yani Tanrıdağı Türkmenleri de bunlardan birisidir. Fatih Sultan Mehmet'in Karamanoğlu Beyliği üzerine yaptığı sefer sırasında surların önüne kadar gelen Osmanlı ordusunu gören Karamanlılar Konya içlerine girdiler ve surları kapattılar. Bütün tarım ürünleri ise dışarıda kalmıştı. Osmanlı askerleri Sultan'dan aldıkları izinle Konya surlarına yaklaştılar ve dışarıda kalan tarım ürünlerinden satmalarını istediler. Osmanlıların yağma yerine bu hoşgörülü davranışından etkilenen halk surları Osmanlı'ya açtı ve Osmanlı safına geçti. Önceleri Osmanlıyı devşirme askerlerle Türk ve Müslüman topraklara girdikleri için çok eleştiren bu aşiret Konya'nın tamamen Osmanlı egemenliğine girmesine neden olmuştur. Fatih Sultan Mehmet tarafından Atçeken statüsü verilen bu aşiret Osmanlı İmparatorluğuna vergi yerine yetiştirdikleri atlardan vermişlerdir.
 
 
Karamanoğlu Beyliği ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde her türlü vergiden muaf tutulmuşlardır hatta Cumhuriyet dönemine kadar vergi toplamışlardır. Bu hanedan ordunun ihtiyacı olan atları yetiştirirdi. Tarımdan çok hayvancılıkla ilgilendikleri ve Konya bozkırlarında konar-göçer oldukları için Konya'ya getirilen eker-biçer kişiler nedeniyle topraklarının azalması ile ihtilafa düşmüşler ve bir kısmı Osmanlı İmparatorluğu tarafından Avrupa'ya birçok kez iskân edilmişlerdir. II. Mahmut döneminde vergi vermeme hakları kaldırılmak istendiyse de başarılı olunamamıştır bu nedenle birçok kez Balkanlar'a iskân edilmişlerdir.    Osmanlılar ve diğer Milletlerce beğenilen Atlar Atçeken aşiretlerinin yaşadığı Karaman ülkesinde yetiştiriliyor ve bu Atlara Karaman Atları deniliyordu. 
 
Bu gün Toros Dağlarında yerleşmiş olan ve sonradan ovaya inen Ayrancı köylerinin çoğunun Atçeken oymakları içerisinde kayıtlı olduğunu görürüz. Özellikle Divle’ye yerleşen aşiretlerin çoğunluğunun Atçekenler olduğunu kayıtlardan anlamaktayız. Ancak burada ilginç bir durum söz konusudur. Atçekenler at yetiştirciliği yaptıkları için baharla birlikte ovaya inmekte ve kışı Torosların yamaçlarında geçirmektedirler. Yani tersine yaylacılık faaliyeti söz konusudur.
 
Derbe (Kerti Höyük)
 
Karaman Merkez Ekinözü Köyü sınırları içerisinde yer alan Derbe Kerti Höyük adıyla da bilinmektedir. Höyük üzerinde yapılan araştırmalarda bazı yapıların temel izleri ile Milattan Önce II. Bin, Hellenistik, Roma ve Bizans devirlerine ait çanak çömlek parçaları görülebilmektedir. Derbe’nin İncil’de de adı geçmektedir. Aziz Pavlos tarafından üç kez ziyaret edilen bu yer, Hıristiyanlık dünyası tarafından kutsal kabul edilen bir Piskopusluk merkezidir. Anadolu’nun tarihi Coğrafyasını yazan Prof. Dr. W.M.Ramsay “M.S. 41 Yılında Antiochus’un Yeniden krallığı döneminde Derbe’nin Lykaonya’ya tamamen katıldığını, Galatia krallığı yapmış olan Amintas’ın Derbe ile İsavra’nın bir kısmı dâhil olduğu halde bütün Lykaonya’ya hâkim olduğunu” belirtmektedir. Aziz Pavlos tarafından İ.S.47 – 49 ve 53 yıllarında üç kez ziyaret edilen Derbe, İncilde adı geçen tüm Hıristiyanlık dünyası tarafından kutsal kabul edilen bir Piskoposluk Merkezidir.
 
Karaman’daki Derbe Şehri’ni Divele de, Karaman’ın köylerinden Değle’de, Zoltsa köylerinde, hatta Kybistra ‘da Gödeles Höyüğü civarında, Bosala Köyü ile İlisra arasındaki harabelerde, Ereğli’ ye bağlı Anbar- Sidemara köyünde de arayanlar olmuştur. Karamanoğulları zamanında Derbe köyü vardı. Karamanoğlu İbrahim Bey bu köyü Karaman’daki imaretine vakfetmişti. Fatih, 2.Bayezit, Yavuz, Kanuni, 2. Selim zamanlarındaki il yazıcı defterinde Derbe vardı. 3.Murat adına yazılan defterden öğrendiğimize göre 150 erkek mükellef nüfusu bulunan büyük bir köy idi, defterde aynen şöyle denir: “uşri İbrahim bey  imaretinin vakfı, urfiyesi timardır.”
 
Derbe; Yunus Emre’nin dedeleri İsmail Hacı ve Yunus Emre’nin Karacalar Kuyusu ve daha birçok köy gibi üst üste devam eden yedi yıllık bir kuraklıktan sonra dağılmıştır.
 
Karaman’a bağlı Bin bir kilise , Madenşehri köyleri  Fatih, 2.Bayezid, Yavuz, Kanuni ve 3.Murad il yazıcı defterlerinde Deyle, Degle , Devle , İne Deyle, İne Devle şekillerinde geçer.İşte bu adlar da tarihçileri şaşırtmıştır.Derbe’yi buralarda aramışlardır.
 
Şarl Teksiye Hazret-i İsa’nın havarisi Sen Pol’ün Hıristiyanlığı neşrettiği yerleri yazarken Derbe’yi de yerini tayin edemeden şöyle behsetmektedir. “Sen Pol’un ilk mevzilerine ve telkinlerine şahit olan Listra ve Derbe namlarındaki bu iki kasaba Hıristiyanlığı epeyce yaşatmış ve hususan Derbe’ye civar olan dağlarda Bizans imparatorları devrinde birçok manastırlar inşa edilmiştir. Elyevm Karadağ sath-ı maillerinin bir kısmını işgal eden bu eserlerin harabelerine Türkler Binbir Kilise adını verirler.”
 
Sen Pol yanındaki arkadaşı Barnabas ile promangadasına devam ederek ve birçok puta tapınanlara Hıristiyanlığı kabul ettirerek nihayet hz. İsa’nın doğumunun 41. Yılında İkonyom’a (Konya’ya) geldiler. Şehrin Yahudiler sinegokunda  Hıristiyanlık hakkında vaaz ettiler. Bu itibarla da Hz. İsa’nın havarilerinden sen Pol’ün Hıristiyanlığı ilk yaydığı yerin Divle olduğunu söyleyenler olmuştur. Bu ‘Derbe’ ile ‘Divle’nin karıştırlmasından kaynaklanmıştır.
 
Derbe Karaman’da Sudurağı ile Aşıran Köyü arasında yol üzerindedir. Köylüler hala buraya (Derbe Mevkii) derler. Eski tarihi Derbe şehri Aşıran Köyüne kadar uzanıyordu. Aşıran Köyü’nün kuzeyindeki Kerti Hüyüğü de Derbe’nin mahalleleri arasındaydı. Hüyükten çıkan kitabeli taşlarda Derbe adına rastlanmıştır. Konya Arkeoloji Müzesi’ne kaldırılan beş-altı taştan birisi 1146 numara ile teşhir de edilmiştir.
Halen Konya Arkeoloji Müzesi 1146 envanter numarasında kayıtlı 105 X 66 cm. ölçülerindeki İ.S. 157 yılına ait 15 satırlık yazıtın metin çevirisi şöyledir: “... Derbe’nin belediye ve halkı, Antoninus Pius’un ve Cornelius’un valiliği, Aulus Lulius’un belediye başkanlığı, Sestillianus’un rahipliği zamanında...” Bu yazıtın bulunmasından sonra Kertihöyük çevresinde Sudurağı yakınlarında 10 cm. kalınlığında, 68 X 85 cm. ölçülerinde, siyah kireç taşından, üzerinde beş çizgili daire içinde 6 satır yazı yer alan ikinci bir yazıt bulunur. Halen Karaman Müzesinde 1 envanter numarasında kayıtlı olan İ.S. 4 – 6 yüzyıllara ait yazıtın metin çevirisi şöyledir: “ Burada Allah tarafından çok sevilen Derbe Piskopusu Michael yatmaktadır. 8 Haziran İndictionun 14. yılı” 
 
 
Derbe Selçukiler, Karamanoğulları ve Osmanlılar zamanında varlığını ve yerini muhafaza etmiştir. Muazzam kabristanı 20. asır defineciler tarafından talan edilmiştir. Buralardan pek çok kıymetli eser çıkmıştır. Derbe ve yakınındaki hüyük araştırılırsa yeni eserler de çıkar. Buralarda kazı yapılmalıdır. Hıristiyanlığa beşiklik eden ve küçüle küçüle köy haline gelen bu şehir; hicri 881-miladi 1476 tarihinde Fatih adına Karaman Vilayeti Vakıfları tespit edilen defterde de vardır.(…..= Devri) şeklinde yazılmıştır. Bu ‘Dervi’ veya ‘Dervey’ gibi de okunabilir. Rumlar bu şehrin adını ‘Derve’ şeklinde konuşur ve yazarlardı. Rumcada ‘B’ harfinin ‘V’ ile değişmesi dil kurallarınca olağandır. 
 
Şehir bu adını Çiçero’nun dostu  Amyantas’ı öldüren Derbe zalimi Antiparter’in birleştirdiği şehir olarak bilinen ve İstrabon’un coğrafyasında Tira Antipater Derbetes’in hükümet merkezlerinden biri olarak tanınan Derbe, sonra Hıristiyanlık dininin mühim merkezlerinden birisi olmuştur. İ.S. II. ve III. yüzyıllarda da devam eden  eyalet sistemi içerisinde güney Lykaonia bölgesinin Barata, Derbe, Hyde, İlistra ve Laranda gibi bazı kentlerin kendi adlarına şehir sikkeleri bastırdıkları ele geçen sikkelerden açıkça anlaşılmaktadır. 
 
Laranda-Derbe-Barata ve Hyde yol bağlantılarını Hierocles (675, 9) ifade ederken, Stephanus Byzantinus (I, 404) Derbe’nin sulak ve çok verimli bir araziye sahip olup, göl kenarında bulunduğunu belirtmektedir. Kilise tarihi içerisinde İ.S. 381 yılında İstanbul’da toplanan konsil heyetinde Lykaonia bölgesinden İkonion, Umanada, Samatra, Lystra, Mistheia, Hyde, Derbe, Posala ve İsauropolis kentlerini temsilen, Episkoposların katıldıkları, listelerden anlaşılmaktadır. Bu tür konsil toplantılarından, 431 Ephesos, 451 Chalkedon (Kadıköy), 692 Konstantinopel toplantılarına Derbe temsilcisinin katıldığı kesin olarak bilinmektedir. 
 
Derbe’nin bulunduğu tahmin edilen Kerti Höyük’te kazılar yapılmış ancak derbe olduğuna dair bir kanıta rastlanılmamıştır. Yukarıda sunulan belgelere ve tabletteki yazılara bakıldığı zaman Derbe yine bu bölgede bir yerlerdedir. Zaten bu yıllarda Höyükte değil de belki de Höyük’ün doğu taraflarında aşağıda yaşama ihtimalleri de vardır. Sonuçta bu Karaman çevresinde olan Derbe ile ilgili kanıtlar mutlaka oluşacaktır.  
 
Foto: Mehmet Çetin
Araştırmacı: Osman Ülkümen
 
 
 
 
 
 
 
Okunma : 5172
Foto galeri
Göksu Emlak
yg makina
Aktekke
gultes c6
akyürek
Gündem haberleri
Taraftar ile polis arasında arbede
19 Kasım 2017 Okunma: 20730 Spor
Polis Karakolu civarında silahlı saldırı
20 Kasım 2017 Okunma: 11324 Asayiş
Yaşı Kadar Para Verdiler Vermedi
20 Kasım 2017 Okunma: 10105 Yaşam
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın