Foto galeri

Karamandan.com

Karamandan.com

 
 
Tarih : 09 Temmuz 2018  -  Saat : 11:18:28   Görüntülenme: 2628

ÇAT KÖYÜ 
Ayrancı’nın 33 km güneydoğusunda bulunan köy Toros dağlarının eteğinde kurulmuş olup 1.650 metre rakımlıdır. Toros Dağlarının eteklerinde kurulmuştur. Köyün doğusunda İçel, batısında Melikli ve Akpınar, kuzeyinde Kıraman ve Divle, güneyinde İçel bulunmaktadır. Uzun zaman Çatak veya Çat diye anılan ve eski köy diye tabir edilen bu yerde yaşayan köy halkı, nüfus artışı ve ekonomik nedenlerin yanı sıra hayvancılığa canlılık kazandırmak amacıyla, Uludere’nin kuzeyinde yer alan şimdiki yerine yerleşmiştir. Çatköy’ün 7 km doğusunda Uludere mevkiinde bulunan kaya yerleşmesine yöre halkı “kale” demektedir.

Bu köyün halkı, Ayrancı'nın diğer köyleri gibi, Divle’den önce Eskiköy denilen yere; sonra oradan da şimdiki yeri olan Gözeller'e gelerek yerleşmişlerdir. Yerleşme tarihi 1916-1923 yılları arasındadır. Ayrıca, Divle kökenlilerin yanında, göçebe Yörük kökenlilerde buraya yerleşmişlerdir. Bunlardan anlaşılacağı üzere şimdiki halkı bu iki kökene dayanmaktadır. Toros Dağları'ndan aşan Ayrancı-Arslanköy yolu üzerinde bulunur. Bu yöredeki köylerin çoğu, yine Eskiil Kazası’na bağlı Kuştemur Cemaatleri’nden oluşmaktadır. 1522 yılında Cemaat-i Kıran-ı Kuştemur olarak verilmektedir. Kuştemur Cemaatleri, 1500 yılında 4 grup halindedirler. 1500 yılında mevcut olan Güzeller, Kumcu ve Kumrallar cemaatleri 1522 yılında bulunmamaktadırlar. Zaten 1522 yılında Kuştemur Cemaatleri, genellikle köylerde yarı yerleşik bir yaşam sürdüren bir özellik göstermektedirler. Hatta 1500 yılında Andı Kara köyünde olan Taşkunlar Cemaati, 1522 yılında sadece köylerinin adıyla kaydedilmişlerdir. 1500 yılında adlarıyla kaydedilen Güzeller, Kumcu ve Kumrallar cemaatleri de 1522 yılında yarı yerleşik bir yaşamı tercih etmiş ve bu nedenle isimleriyle kaydedilmemiş olabilirler. 1500 yılında Taşkunlar adıyla anılan 1518 yılından itibaren bulundukları köyün ismi olan Andıkara ile anılan cemaatin içerisinde, Bozoğlan Zaviyesi Dervişleri de bulunmaktadır. Bu dervişlerin 1500 yılındaki nefer sayıları 11 iken 1522 yılındaki nefer sayıları 18’dir. BOA, TD 32, s.23–24; BOA, TD 1061, s. 50,78; 387 Numaralı Muhasebe Defteri,  s. 234,235.

1522 yılında 14 grup halinde olan Kuştemur Cemaati’nin sakin oldukları köyler, Ağin, Andıkara, Balıkçı, Buğdaylu, Dökenek(?) , Gelâri, Gözen, Haramzalı, İt Burnu (?) , Küçük, Yarımca, Yassı Viran ve Yenice’dir. Görüldüğü gibi bu cemaat ve köy isimlerinin çoğu bu yörede ya köydür ya da mahalledir. Bazıları da mevki ismi olarak bulunmaktadır. Ağin ise Karaman’a bağlı iki köydür. Gözen gibi köylerde Ereğli ilçesinde bulunmaktadır. Çat Köyü, 1640 yılındaki belgede, Çatakkışla olarak geçmektedir. Andıkara Köyüne, Güzeller cemaati yerleşmiştir. Karyesinin (Köyünün) Kuştemur Cemaatleri içerisinde olması nedeniyle Kuştemur Cemaatleri, Kuştemur Yörükleri diye kaydı yapılmıştır. Kuştemur Cemaatleri bu bölge köylerinin çoğunun ait olduğu belgelerde görülmektedir.  Oğuzların 24 boyundan birisi olan YIVA boyu; Üçoklardan, Denizhan Oğullarındandır. Yıva boyu, Oğuz Kağan Destanı'na göre Oğuz Türklerinin 24 boyundan biri ve Kaşgarlı Mahmud'a göre Divânu Lügati't-Türk'teki yirmi iki Oğuz bölüğünden dördüncüsüdür. Daha sonra Gödet, Taşkale taraflarından Hacı Küpeli gelmiş ve yine Mersin taraflarından Bahşiş Yörükleri gelmiştir. Köy kalabalıklaşınca Akpınar’da çiftliği olanlar oraya göçmüş, Güzellerde Çatköyü’ne yerleşmiştir. Devamlı bir akarsuyu olmamakla beraber, köyün güneyinde ve doğusunda çok sayıda pınar bulunmaktadır.

Dağlık bir arazi üzerinde kurulu olan köyün güneyinde Ardıç ormanları vardır. Arazi yapısının uygunluğu nedeniyle köy halkı geçimini daha çok küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ile sağlamakta olup, yaz aylarında yaylalara göçmektedirler. Çat Köyünün yaylaları; Gerdekese, Civcik, Akkuyu, Karakuyu olup Bulgar Dağlarının Güneyi ve Batısında yer almaktadır. Kadınlar tarafından dokunarak satılan halılar da köyün ekonomisine küçümsenemeyecek ölçüde katkı sağlamaktadır. Bunun yanı sıra küçük çapta arıcılık işiyle uğraşan çiftçilerde bulunmaktadır.
Köy halkı iş bulmak amacıyla genellikle İstanbul veya başka şehirlere göç etmektedir. Köyde üretilen sütler köy halkı tarafından yoğurt, peynir yapılarak değerlendirilmektedir. Bir kısım süt ise Ereğli ve Karaman’dan gelen mandıralar tarafından satın alınmaktadır. Köy sınırlarında değişiklik olması nedeniyle mera alanlarında (19.712 dekar) daralma oluşmuştur. Bu yüzden koyunculukta sıkıntı yaşanmaktadır. (Arazilerin bir kısmı Mersin il sınırına geçmiştir). Meralar 1.500-2.000 metre rakımlıdır. Çat köyü, Divle’den 11 km uzakta, Divle’nin güneydoğusundaki Uludere, Hacı Mehmetli dereleri ile Yassı Ören derelerinin birleştiği yerde kurulmuştur. Bunun için ilk ismi Çatak sözünden gelmekte olup zamanla Çat diye söylenmiştir. Uzun zaman Çatak, Çat Güzeller veya Çat diye anılan ve eski köy diye tabir edilen bu yerde yaşayan köy halkı tarafından, nüfus artışı ve ekonomik nedenlerin yanı sıra hayvancılığa canlılık kazandırmak amacıyla, Uludere’nin kuzeyinde yer alan şimdiki yerine yeni köy kurulmuştur.

Divle’ye bağlı Çat karyesi olarak belirtilen Çat köyü, 1840 yılı 16067 numaralı Temettuat defterine göre vergi veren 11 hanesi bulunmakta ve en başta Ali’nin Oğlu Molla Ali çiftçi olarak yer almaktadır. Bu defterde köylülere ait lakaplar ise şunlardır: Molla, Koca, Tülü, Ağinili. 1890’lı yıllarda padişahlık idaresinin bozulması, savaşların verdiği sıkıntılar ve köyün Ereğli’den başlayarak Mersin’ giden İpek Yolu üzerinde olması nedeniyle asker kaçakları ve yoldan geçerken köy halkını rahatsız edenlerden kurtulmak amacıyla, yola biraz daha uzak ve sapa olan Güzeller kurularak köyün ismi Çat Güzeller köyü olarak adlandırılmıştır. Güzeller daha sonra mahalle olarak ayrılmıştır.  Yukarıda Güzeller adında bir cemaatinde varlığından bahsedilmişti.  Güzeller Köyü kurulunca Köy, Akpınar (Yassıören) köyünden ayrılarak 1976 yılında müstakil köy olmuştur. Köyün civarındaki üç derenin burada birleşmesinden ve bazı köylerin yollarının burada birleşmesinden dolayı köye su ve yol çatı anlamına gelen “Çat” ismi verilmiş denmektedir. Ancak, 1500’lü yılların başında Eskiil ilçesi, Yüzdeci kabilesi içerisinde Çataklı diye bir cemaat bulunmaktadır. 1584 yılı kayıtlarında da yine Ereğli ilçesi, Yüzdeciyan Kabilesi içerisinde “Çat” diye bir cemaat vardır. Yüzdeci tabiri yüz koyuna bir koyun vergi veren halk için kullanılmıştır. Buradan da anlaşıldığı üzere bulunduğu coğrafyadan değil de kendi aşiretlerinin isim aldığı bir köydür. Bu cemaat içerisinde “Bozoğlan Zaviyesi Dervişleri” adlı 11 haneden oluşan bir gurup bulunmaktadır. 

Çat Köyünü önemli kılan nedenlerden birisi de Bulgar Bozoğlan Tepe, Medetsiz Tepe (Ziyaret Tepe)’dir. Bozoğlan Dağı’nın 2700 metre yüksekliği ile zirve noktasında konik biçimlidir. Buradaki yere yöre halkı Ziyaret Tepe adını vermekteler. Burada her yıl şenlikler düzenlenmekte ve çeşitli yerlerden ziyaretçiler gelmektedir.  Güneye ve kuzeye hâkim bu Tepenin doruk noktasında 1200-1300’lü yıllarda Karamanoğulları zamanında  yaşadığı  söylenen  Bulgar Bozoğlan Dede’nin  yatırı  bulunmaktadır.  Bu yükseklikte türbenin hemen yanında su kuyusu ve su bulunmaktadır. Türbe hazine avcıları tarafından biraz tahrip edilmiş, Türbenin onarımı Tarsus’a bağlı Çamalan köylüleri  tarafından zaman zaman yapılmaktadır.  Ayrıca yurt dışında yaşayan bir hayırsever aile tarafından orijinal türbenin yan tarafına sembolik bir türbe ve 200 basamaklı merdiven yapılmıştır. Bulgar Bozoğlan yatırı tüm toplum kesimlerinin ziyaret ettikleri kutsal bir mekân  olmakla birlikte daha çok Tahtacı Türkmenlerinin ziyaret edip kurbanlar kesip dileklerde bulunduğu bir yer olduğu söylenmekte. 

Bulgar Bozoğlan, kimliği çokta açık şekilde bilinmeyen Anadolu’nun erenlerinden birisi. Torosların bu bölümüne Bolkar dağları denmesinden mi Bulgar Bozoğlan denir adına, bilinmez. Bulgar Bozoğlan için çeşitli efsaneler anlatılmaktadır. Manevi değeri yüksek iyi kimseler dediğimiz Salih kimselerden birisi olan zattır. Bu dağın etrafında Yörük boyları yaşamaktadır. Araştırmalarımıza göre çok sayıda boy, aşiret veya sülale yaşıyor. 16. Yüzyılda ağırlıklı olarak Kuştemur aşiretleri içerisinde gösterilmişlerdir. Aşiretler sırasıyla sırayla  Kureyş Aşireti (Koraş), Koyuncu aşireti, Salur aşireti,  Kösreli aşireti,  Koçaç aşireti,  Keşşaflı  aşireti,  Kemikli aşireti, Sarıibrahim  aşireti, Boynu İnceli aşireti,  Ayaş aşireti, Dudaklı aşireti, Bolacalı oymağı, Kullaflı oymağı, Kemikli oymağı, Bahşiş Yörükleri,  Beğdik oymağı, Evcili aşireti, Güzeller aşireti, Horzum, Honamlı, Helimli, Karakayalı, Karahacılı, Kaçar, Keşli, Melçik, Sarı Keçili vs. bulunmaktadır. Bulgar Bozoğlan dağının etrafında birçok savaşlar yapılmıştır. Savaşlar boylar, aşiretler arasında yapılmış üstün gelen aşiretin toprağını sahiplenmiştir.

Efsanelerden birisi bu şekildedir. Yaz ayı bitmiştir artık kışlıklara dönme vaktidir. Herkes dönerken, bir aşiret geç kalır. Kar düşmeye başlar. Aşiret başı çadırını, bütün öteberisini toplar iki gün içinde döneceğini söyler kışlığa hareket eder gider. Ama kışlıktan dönene kadar Bulgar dağlarına iyice kar bastırır. Aşiret başı yoluna devam edip gidemez geri dönüp kışlığına gelir. Ertesi sene Yörükler tekrar Yaylalılarına geri dönmeye başlarlar. Aşiret başı Bulgar Bozoğlan dağının yanına geldiğinde birde ne görsün? Kendi sürüsü ile birlikte boz tenli çobanı, koyunlarını sapa sağlam yaymakta! Aşiret başı atından aşağıya inmeden “Ulan Bozoğlan sen hâlâ yaşıyor musun koyunlarla beraber” der. Ve bu sözler üzerine çoban ve sürüsü Bulgar Bozoğlan dağının tepesine çekilir, gözden kaybolur. O zamandan bu zamana kadar, burası ziyaret yeri olmuştur. Yörüklerin ve insanlık âleminin kutsal yeridir. Diğer bir efsanede şöyle anlatılmaktadır. On iki imamlardan Zeynel Abidin’in oğlu Yunus, Emevilerce öldürülür. Ölmeden önce eşi hamile kalmıştır. Tüm yöre bu çocuğun doğumunu beklerler, hep bir oğlan olsa diye arzu edip dua ederler. İşte çocuk doğunca adı Arzuman Yunus olur. İyi bir eğitim alır. Erdebil ocağı da onu Anadolu’ya gönderir. 14.y.y. da Horasan, Şam yöresi ve yaz aylarında Bolkar Dağlarına gelir. Buradaki Türkmenlere önderlik eder. Hak’ka yürümeden önce ettiği vasiyet üzerine Medetsiz tepesine koyarlar. O günden sonra Karaman yöresinde ve bu bölgede yaşayan Türkmenler günümüze kadar inançları gereği ziyaret edip, niyaz ederler. Toroslarda yaşayan söylenceye göre yedi yoldaştan en ulusu. İnançlarına göre her yıl orada yoldaşların, ulu kişilerin toplanıldığına inanılır.

Kul Himmet şöyle diyor Bulgar Bozoğlan için:

“ Bolkarlarda Bozoğlan’ın delisi,
Delisi de Karadenizin yalısı
Arabı nıklıma dımışan varı
Şahı Merdan ile gezdiğim yerler..”
Kul Himmet’ten esinlenen Kırtıllı Ozan Veysel Şimşek de:
“ Tarsus’tan Yeniceye gidiyor tren,
Hackırı Bozantıda birazcık eğlen
Toros Dağlarında Bolkar Bozoğlan
Oraya yüz sürün gidin turnalar..” diye selam göndermektedir. 

 

ÇAT KÖYÜ
ÇAT KÖYÜ  Ayrancı’nın 33 km güneydoğusunda bulunan köy Toros dağlarının eteğinde kurulmuş olup 1.