Karamandan.com

Karamandan.com

17 Ekim 2017 Salı
Başkışla Köyü
Başkişla Köyü Karaman Merkez'in batısında ve Merkeze 30 km uzaklıkta ve 1420 metre rakımdadır.
Kategori : Köyler
08 Ağustos 2017 10:54
 
Başkışla Köyü
Başkişla Köyü Karaman Merkez'in batısında ve Merkeze 30 km uzaklıkta ve 1420 metre rakımdadır. Dede Dağı’nın güney eteklerinde kurulmuştur. Kuzeyi Hacıbaba Dağı ve Yollarbaşı, güneyi Yılangümü, batısı Bozkandak ve Kızılyaka, doğusu Pınarbaşı ile çevrilidir. 
 
Nüfusu; 1845 yılında 109 hane ve 249 erkek nüfus, 1874 yılında 279, 1895 yılında 628, 1922 yılında 129 hane ve 637 nüfus, 1925’te 878, 1945’te 832, 1960’da 1010, 1970’de 1130, 1980’de 1124 ve 1990’da 887 kişi olarak kayıtlara geçmiştir. 2014 yılına baktığımızda Karaman merkez ilçesine bağlı olan Başkışla Köyü’nün 212 erkek ve 213 kadın olmak üzere toplam 425 kişilik bir nüfusu vardır. İngiliz seyyahı ve casus Gertrude Bell’e göre 1905 yılında Başkışla’da 129 hane vardır ve nüfusu da 637’dir. Köy ataerkil bir aile yapısına sahiptir.  
 
Bu köy 16. yüzyılda Yörükler tarafından kurulmuştur ve aynı dönem Osmanlı kaynaklarında adına rastlanmaktadır.  Önce Derekışla, sonra Gırankışla ve en son olarak ta buraya yerleşmişlerdir. Zaman zaman nahiye merkezi görevi de üstlenmiştir. 1930 yılındaki belgede Göynükkışla köyünün Karaman'ın Başkışla bucağına bağlanması kararlaştırılmıştır. 1934 yılında yine nahiye olduğu buraya bağlı Göynükkışla ve Sarıhacılar Köyünün tekrar Hadim’e bağlanmasına dair karar bulunmaktadır. Başkışla ve yakın çevresinde kışın coğrafi koşullar ağırdır. Dolayısıyla Karaman ile güneybatısındaki köy ve kasabalar arasında yapılan yolculuklarda bu köy sığınma yeri olarak kullanılırdı. Köyde barınakların bulunmasından dolayı buraya Başkışla adı verilmiştir.
 
Anadoluda Kışla ile başlayan ve biten çok sayıda yerleşim yeri mevcuttur. Kışla deyiminin anlamı kışlaktır. Kışla üç anlamda kullanılır. Birincisi askeri birliklerin olduğu yer, ikincisi Yörüklerin kışın hayvanlarını engin ve kuytu bölgelere götürdükleri yer ve üçüncüsü de hayvanlarla yolculuk yapıldığı çağlarda uzun yolların tehlikeli, tipi ve karlı zamanlarda yolcuların korunmaları için yapılan yerlerdir. Başkışla köyünde Yörük Pınarı’da yolu üzerinde bir han bulunmaktadır. Bu hanın olduğu mevki kışın çok sert ve kar, tipi oluşmaktadır. Bu köyün yerleşim özelliği ve yol boyundaki han da dikkate alınarak köyün isminin “Başkışlak” olduğunu anlarız. Zamanla kışlak, kışla olarak telaffuz edildiği için, Köyün ismi “Başkışla” olarak günümüze gelmiştir.
 
Dede Dağı’nın tepesinde “Dede” ve mezarı olduğu söylenmekte ve buraya yağmur duasına çıkılmaktadır. Yine bu dedeye yakın yerde Asar dedikleri eski yerleşim yeri harabeleri, öreni bulunmaktadır. 
 
1845 yılı temettuat defterine göre 100 hane bulunmaktadır. Bu defterde geçen lakaplar şunlardır: Molla, Deli, Kethüda, Kel, İmam, Ferhatoğlu, Cırık, Kör, Tüydü, Gök, Acayiboğlu, Talaşoğlu, Paşaoğlu, Güdük, Karacaoğlu, Boşnakoğlu, Avcıoğlu, Topaloğlu, Hacı, Top, Dede, Koca, Yörük, Kadıoğlu, İbiş, Göcemen, Zadıkoğlu, İlhanoğlu, Koraşoğlu, Deveci, Ögeyoğlu Kumcu, Kolukısaoğlu, Kömürcü, Küçük, yılangümülü, Akim, Yılanoğlu, Geveze, Aladağlı, Babuccu, Keçeli, Kurt, Fükdazeoğlu, Çakıl, Döşoğlu, Adalı, Beşeoğlu, Vaizoğlu, Çölmekoğlu, Nevahlı. 
 
Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Bağcılık önemli gelir kaynaklarındandır.  Arpa,  buğday ve nohut gibi tarla tarımının yanı sıra bahçecilik ve sebze üretimi yapılmaktadır.  Küçükbaş hayvan besiciliği ve kümes hayvancılığı da yaygındır.
 
Ayrıca köylüler dağlardan sumak toplayarak aile bütçesine katkı sağlamaktadır. Dağlara çıkarak, çuvallarla getirdikleri sumağı kuruması için evlerinin damına sermekte, kuruyan sumak, köyün çeşitli bölgelerinde bulunan taş dibeklerde tahta tokmakla dövülerek öğütülmektedir. Sumak toplama işi her yıl ağustos ayında yapılmakta, genci ve yaşlısı ile dağlara sumak toplamaya çıkmaktadırlar. Sumağın pek çok faydası olduğu bilinmektedir. 
 
Bu köylü olan ve yaşadığı dönemde ünü Konyalı Şemi’den sonra geldiği kabul edilen Âşık Gufrani’dir. Âşık Gufrani, 1864 yılında Karaman’ın Başkışla Köyünde doğmuş. Babası Ferhatoğullarından Mehmet Ali Ağa adında bir zattır. Kendisinin adı Ali, mahlası Gufrani’dir. Başkışla’dan Karaman’a göç ederek Koçakdede Mahallesi’nde oturmuştur. 
 
Annesi'nin adı Fatma’dır. İlkokul tahsilini, köyündeki "Sıbyan Mektebi'nde" yapmıştır. Daha sonra Karaman'a gelerek; bugünkü Kale İlkokulu'nun bulunduğu yerdeki Hacı İshak Medresesi'ne devam etmiştir. Bir müddet bu medresede tahsil gördükten sonra, eline bir saz almış; o günden sonra Gufrani mahlası ile şiirler söylemeye başlamış. 15 yaşından beri şiir söyleyen Gufrani, ömrünün son zamanlarında sazı terk etmiştir. Aruz ve hece vezni ile güzel şiirler yazan Gufrani’nin Karaman’da fakirane bir hayat geçirdiği Konya Halkiyat ve Harsiyat kitabında yer almaktadır. Gufrani, 62 yaşında iken 1926 yılında vefat etmiştir. Hayatını şu dörtlüklerle özetlemiştir:
 
Şairim on beş yaşından beri 
Tevellüdüm seksen, pir olduk şimdi 
Tarâikte yoktur mensubiyetim 
Kendi postumuzda er olduk şimdi
 
Ferhat Mehmet’in oğluyum Ali 
Senden öğrenelim erkânı, yolu 
Kaza dâhilinde Koçakdedeli 
Başkışla’dan geldik kurulduk şimdi
 
Gufrani’nin şiir okumaya başlaması da oldukça efsanevidir. 1879 yılında kış aylarında gece kar yağmaya başlar ve her yer karla kaplanır. Hava açılır ancak, karın aydınlığı ile sabah namazı vakti gibi olmuştur. Ali, uykusundan uyanır, sabah olmuş sanır. Hemen okula koşar. Çünkü okulun açılıp, temizlik işleri sıra ile yapılmakta ve sıra da o gün kendisindedir. Kapıyı açar, bakar ki öğretmen kürsüsünde üç kavuklu hoca oturmaktadır. Hocalar Ali’ye yanlarına gelmesini söylerler. Ali, yanlarına yaklaşınca hocalardan birisi “Doldur ver.” der. Ali’ye yüzünü çevirerek “Al evlat, yaradan aşkına iç.” derler. Ali içer ve arkasına dönüp bardağı vereceğinde orada kimsenin olmadığını görür. Ali o geceden sonra umulmadık bir biçimde vezinli kafiyeli sözler söylemeye başlar. Genellikle tasavvuf ve güncel konulara ilişkin şiirleri ağırlıklıdır. Eline bir de saz alarak şiirlerini besteleyip söylemiştir.
 
Gufrani’nin Ana Destanı adlı şiiri, bir annenin daha güzel anlatılamayacağının nadir örneklerinden birisidir.
 
ANA DESTANI
 
Senin derdin çeken ana değil mi?
İki gözden çakan ana değil mi?
Seninçun bel büken ana değil mi?
Niçe libas diken ana değil mi?
 
Eteğine çöpel bulaşsa yur idi
Tiksinmezdi, gönül yemişim dirdi
Unuttun anayın çektiği derdi
Dokuz ay götüren ana değil mi?
 
Elin tutmaz, ayak basmaz yatardın
Bilirsin, altı aydan sonra oturdun
……….. seni; neden, neye götürdün
Bu halde emziren ana değil mi?
 
 
Sebep oldu, seni etden bitirdi
Geceleri hizmetine oturdu
Yedi yaşına dek seni götürdü
            Bu hizmeti gören ana değil mi?
 
Soğuktan ısıdan seni sakınan
Uzanıp her gün sana bakınan
Çiğneyip lokmasın ağzına sokan
Cümle bunu iden ana değil mi?
 
Hasta olsan uyku haram gözüne
Sana kıymaz, kıyar kendi özüne
Niye incindin anayın sözüne
Senin ayıbın silen anan değil mi?
 
Dönerdi pervane gibi yolunda
Sakınırdı seni cümle halinde
Yuyup çöpel komazdı bir kılında
Sana gönül viren ana değil mi?
 
Yidirip, içirip korur daim duvaklar
Titrer üstüne, misli yapraklar
İyi olsa diye virir adaklar
Medet Allah diyen ana değil mi?
 
Açılmasın diye her yanın örter
Sen inledikçe heman derdi artar
Beni kurban idip oğlumu kurtar
Canın kurban viren ana değil mi?
 
Azrail ruhunu almağa gelince
Bi emrillah! Senin ruhun alınca
Behey gafil, ecel yetip ölünce
Derdin ile yanan ana değil mi?
 
Elin tutmaz iken libas giydiren
Acıktıkça seni daim doyuran
Sefer itsen, kamuu işini kıvıran
Yoluna can viren ana değil mi?
Seni tatlı canından üstün seven
Senin hizmetini görmeğe iven
Hasta oldukça her azanı ovan
Bu hizmeti gören ana değil mi?
 
Muradları budur ala olasın
Cümle rızkın kazanmadan bulasın
Dü cihanda şan oluben gülesin
Böyle dua iden ana değil mi?
 
Be Gufrani ananı gel unutma
Dua eylemeden, bir gece yatma
Gözün aç anana: Gaflete batma
Hayır, dua iden ana değil mi? 
 
 
 
 
 
 
 
Okunma : 5005
Foto galeri
gultes c6
Aktekke
akyürek
Göksu Emlak
yg makina
Gündem haberleri
Özel Karaman Hastanesi'nin Ortaklık Yapısı Değişti
13 Ekim 2017 Okunma: 13832 Ekonomi
Belediye çekirdek kabuğuyla baş edemeyince
14 Ekim 2017 Okunma: 10550 Magazin
Karamanda Maganda Kurşunu 2 Çocuğu Yaraladı
16 Ekim 2017 Okunma: 9929 Asayiş
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın