Foto galeri

Karamandan.com

Karamandan.com

 
 
Tarih : 11 Eylül 2018  -  Saat : 15:31:52   Görüntülenme: 1853

BÜYÜKKARAPINAR KÖYÜ
Büyükkarapınar Köyü Karaman Başyayla'nın güneyinde ve Başyayla Merkeze 8 km uzaklıkta olup 1211 metre yükseltide bulunmaktadır. Köyün kuzeyinde Üzümlü köyü, Güneyinde Sarıveliler Uğurlu ve Çevrekavak köyleri, batısında Sarıveliler ve Adiller mahallesi, doğusunda Ermenek Elmayurdu köyü ile çevrilidir. Köyün çevresi yüksek dağ ve ormanlarla çevrili olup vadi içerisine kurulmuştur. Çevrede ismi değişmeyen ender köylerden birisidir.

Büyükkarapınar topraklarında yaşam insanlık tarihi kadar eskilere dayanır. Çukurda, Uzunalan’da, Soğukpınar’ın üstündeki inler mağara devri yaşamlarından kalan izlerdir. Buna Karayaprak sırtlarındaki Omar’ın inini (Pencereli in) de ekleyebiliriz. Heyelan nedeni ile Omar’ın ininin yükseltisi insanların şimdilerde ulaşamayacağı bir yükseklikte kalmıştır. Büyükkarapınar vadisi büyük bir heyelan alanıdır. Son zamanlardaki ağaçlandırmalar kısmen erozyonu ve heyelanı önlemiştir.

Tüm Anadolu’da olduğu gibi Taşeli Yöresi ve köyümüzde Hititler ( M.Ö. 1900- 700 ) Dönemi‘nden izler vardır. Ancak; esas izler Roma dönemini göstermektedir. 395 yılında Roma imparatorluğunun Doğu ve Batı diye ikiye ayrılmasından sonra bilindiği gibi Anadolu toprakları Doğu Roma (sonradan Bizans İmparatorluğu adını alacaktır) İmparatorluğu sınırları içinde kalır. Yöremizde, İzvit’te ( Yukarı ve Aşağı Çağlar’da ), Başyayla merkez ve mahallerinde, Dindebol (Katranlı ) sınırları içinde, Güneyurt’ta, Elmayurdu’nda, Uğurlu’da, Göktepe’de Roma Dönemi ve akabinde Bizans Dönemi’nde çok sayıda kalıntı, ören yeri, ve sığınaklar vardır.

Taşeli Yöresi, Tarih boyunca egemen güçlerden kaçan kavimlerin ve insanların sığınakları (yaşam alanları) ,barındıkları mekânlar olmuştur. Ova’dan yani Konya ve Karaman tarafından gelen tehlikeli güçlerden insanlar korunmak için doğal korunak alanları olan Taşeli dağlarına, yine sahilden Anamur, Silifke, Alanya tarafından gelen (deniz den gelen) güçlerden korunmak için iç kısımlara kaçarak yaşamlarını sürdürmeye devam etmişlerdir. Taşeli yöresi İlk ve Orta Çağlarda insanların kendilerini güvenceye aldıkları yaşam alanları olarak bilinir. Hatta yakın tarihe kadar kanun kaçkını insanların barınak yerleri olmuştur, oradaki dağlar ve inler.

Hristiyanlığın ilk yıllarında henüz Roma imparatorluğunun resmi din olarak Hristiyanlığı kabulünden önce Hz. İsa’ya inananlar tarafından Taşeli güvenli mekânlar olarak seçilmiş yaşam alanlarıdır. Tıpkı Göreme Yöresi gibi. Yerleşim yerlerinden en önemlilerinden biri de Zenonopolis’tir. İznebol (Elma yurdu ) olarak bilinir. Zenonopolis’in bilinen ilk yeri benim yaptığım çalışmalara göre Örene, Köytarlası ( Hacıbeğe yeri) ,Aşağı Kozbaşı, Uzunalan, Mulduras’ın Soğukpınar tarafı, mezarlık olarak da Köy Arığının bağlandığı Çukur un üstündeki kısımlardır. Çok yakın zamana kadar bu sayılan yerlerin Elmayurdu köylülerinde olduğunu insanlar bilir.

Tarla bahçe işinde çalışanlar bu dönemlere ait tarla ve bahçe toprakları işlerken buralarda o dönemlere ait çeşitli kalıntılara ve bulgulara rastlamışlardır. Bizim köy ile diğer komşu köyler ve Taşeli benzer olayları yaşamıştır. Bizim köyün farklı yanı yörede büyük bir güç olan Zenon’un İstanbul’da taht kavgaları nedeni ile imparator Leon’un kendisini İstanbul’a yardıma çağırmasıdır. Bizim köylü (o zaman kent ) Zenon İstanbul’a büyük bir ordu ile gelir ve Lenon’un tahtını kurtarır. Bilahare Bizans’ın başına geçerek imparator olur. Kendisi taşradan gelmiştir, köylüdür, aşağılanır ve devrilir. Tekrar Taşeli’ne geri döner güçlenir yeni bir ordu ile İstanbul’a tekrar gelir.

Zenon’un imparatorluk dönemi ( 474-475; 476-491 ) yıllarıdır. Bu yıllarda doğduğu yöre olan İsauria Dekapolis ( on kenti/Ermenek ve çevresini ) kentlerine suyolları, kervan yolları yapar, güvenliği sağlar. Buraya kadar her şey normal, işte burada bizim Kisse, Osmanlılar Döneminde Sarı Kilise, litaretürdeki adı Aziz Sokrates Kilisesi gerçeğini inceleyelim. Aziz Sokrates, ikinci derecede bir azizdir. Bu aziz adına bizim Kisse dediğimiz tepeye oturtulan kilisenin suyolunu Aziz’in adına hürmeten Zenon tarafından Beypınarı’ndan künklerle getirtilen suyolunun bozulan kısımlarını tamir ettirmiştir. Zenon’un adı bu kilise ile öne çıkar. Aziz Sokrates Kilisesi’nin ne zaman yapıldığı belli değildir, Hristiyanlık dünyasında Karaman Kardağ’daki ve Silifke’deki kiliseler ile eş değer bir kilisedir. Korunaklı bir yerdedir.

Tehlikelere karşı haber alınacak bir tepede, hemen yanı başında sığınılacak bir orman ve doğal kaya kovukları var. Kış karşı da yakınında orman ve bol yakıt sağlayacak ağaçlar vardır. Kilise çevreye egemen bir tepededir. Rakım 1700 m civarındadır. Beypınarı ile kilisenin bulunduğu tepe arasında Mezarlık Gediği denilen deveboynuna benzeyen bir boğaz, yaklaşık 100 metre civarında bir alçaltı vardır. Suyun buradan aşıp kiliseye varması için birleşik kaplar sistemini uygulanmış. Güç bir çalışma, zor bir teknik. İmparator Zenon, tamir ettirdiği bu suyolu için bizim tarihimize de iz bırakmıştır. Onun bu hizmeti bir şükran duygusu olarak Hristiyanlar tarafından bir taş üzerine yazılmış. 1900.’lü yıllarda bu taş bilim adamları tarafından bulunmuş ve Polonya’ya götürülmüştür. Bilim adamlarının bizim yörede araştırma yapmalarının kökeninde bu taş yazıt yatar. Ayrıntılı bilgi için “Köyüm Büyükarapınar “ kitabına bakınız.

Defineciler her yerde olduğu gibi Aziz Sokrates Kilisesi’nin temellerini dozerle gömü/buluntu/para bulacağız diye yağma etmişler temelinde büyük tahribatlar yapmışlardır. Azizi Sokrates Kilisesi’nin kalıntısı olan tek kemer Yayla turizmi için iyi bir reklam eksenidir. Koruyup gelecek nesillere tarihi miras olarak bırakmak Karapınarlıların tarihe olan borçlarıdır.

Patika yollardaki bozulmadan günümüze kadar gelen döşeme taşları Bizans dönemi kalıntılardır. Bizans ve Selçuklular dönemlerinde henüz bizim köy kurulmamıştır. Böyle bir köy yoktur. Daha sonra Elmayurdu (İznebol ) toprakları içine aşı edilmiş bir köydür. Aslında bu anlattığımız tarih, genelde Taşeli Yöresi ve özelde Elmayurdu’nun sonradan bizim ortak tarihimizdir. İmparator Zenon’un Büyükkarapınarlı olduğu tarihi bir gerçektir. 2009 yılında NTV Tarih ve 2010 yılında Tarih Vakfı dergisi bilimsel yayınları ile bunu belgelemişlerdir.

2010 yılına kadar Beypınarı’nın tarihi bir öyküye sahne olacağını bilmiyordum. Öğrenince önce inanmadım, sonra belgeleri ve öyküleri yan yana koyunca bu su kaynağının yakınındaki bir kiliseye nasıl su verdiğini öğrendim. Olay şöyle gelişir: Akpınar (Akmuğar ) tarafından gelen kervan yolu Mezarlık Gediği’nden geçer. Şimdi motorlu taşıtlar için Ardıçyüzü’nden yeni bir yol çıkar yaylaya. Bu yol Oluklu’da eski kervan yolu ile birleşerek Mezarlık Gediği’ni aşar doğruca İnöğü denilen yerden Tuzluk’tan Elmayurdu ve Tepebaşı yaylalarından Alanya tarafına gider.  İşte Mezarlık Gediği’ nin Ladinlik tarafında 1700 rakamlı bir tepede uzaklardan bakılınca bir kemer görürsünüz. Bu kemer zamanla yıkılan bir kilisenin bir ayağıdır. Tapu kayıtlarında bu kilise 1900’lü yıllarda Sarıkilise olarak geçer. Hristiyanlığın ilk gizli yayılma döneminde,  muhtemelen MS. Dördüncü yüzyılda yapılmış. Bulunduğu yerden çok uzaklardan gelebilecek tehlikeleri görebilecek bir konumdadır. Çok yakınında doğu kesiminde ormanlık (Ladinlik ) bir alan vardır. Bu ormanlık alan ve batısındaki dağlık alanın derinlikleri onları gizleyecek ve koruyacak bir yerlerdir. Canlılar için birinci derecede elzem olan, yiyecek, içecek ve giyecektir. İşte bu kilisede yaşayanlar su ihtiyacını Beypınarı’ndan künkleri döşeyerek getirtmişler Mezarlık Gediği’ndeki alçak kısmı birleşik kaplar sistemi ile aşmışlardır. Öyle bir zaman gelir ki suyolu bozulur ve kiliseye su varmaz olur. İşte imparator Zenon zamanında bu su yolu yeniden onarılıp kiliseye su akıtılır ( 488 ).  Bunu nereden biliyoruz sorusuna gelince, şimdi Polonya Müzesi’nde bulunan bir yazıttan anlıyoruz.

Yazıtta, “Parlak Zenonopolis kentinin imanlı piskaposu Firminianos lavus Longinus’un konsüllük görevinden sonra Aziz Sokrets’in suyolunu tümüyle yeniden inşa ettirmiştir. Su şubat ayında muzaffer şehidin çeşmeli havlusuna akmıştı…” demektedir.

Büyükkarapınar köyü, 1450 tarihlerinde Karamanoğlu Beyliği, Ermenek Torosları arasında yaşayan Hrıstiyan ve Ermeni toplumunu emri altına almak için Mehmet Bey adındaki komutanla bir takım asker gönderir. Köyümüz muhitinde İslam Koyağı denilen mevkide yapılan savaşta komutan ve sancak çavuşu şehit düşer. O zaman boş olan şimdiki köyümüzün bulunduğu yere sancak çavuşu da beraber türbeleri yapılır. Halen köyün içinde türbe mevkiindedir. Karamanoğulları şehit komutanın iki oğlunu çevredeki Elmayurdu (İznebol) ve Üzümlü (Davdas) köylerinin sahipsiz kullandıkları boş araziye yerleştirirler. Şu arazi sizin denilir ve komutanın iki oğlunun mezarları da babalarının yanında türbenin içindedir. Şimdi köyümüzde yaşayan nüfusun % 90 Karamanoğullarından türbedeki şehit komutanın soyundandır. Karamanoğulları türbedeki şehit ve yeni yerleşen iki oğlu adına iaşe kuru erzak verilmesini devamlı olarak hükme bağlar. Verilen erzak cuma günleri aş pişirilip ihtiyaç sahiplerine yedirilirdi. Osmanlı devleti Karamanoğullarını emri altına aldıktan sonra verilen levazım erzakı Silifke mutasarrıfı Adana Sancağı adı altında verilmeye başlanır. Verilen bu iaşe 1875 yılına kadar devam eder.

Karamanoğulları Beyliğinin son zamanlarında kurulan köylerdendir. Köylüler komşu köylerin arazilerini satın alarak arazilerini genişletmişlerdir. Kuruluş yılından bu yana aralıklarla yerleşmeler devam etmiştir. Köyün yerleşim yerinin ortasından büyük bir pınar çıktığından pınardan çıkan suyun renginin de diğer sulara göre koyu olması ve siyah (kara) taşlık bir yerden çıkması nedeniyle köye “Büyükkarapınar” ismi verilmiştir. (Karapınar, Karasu v.b. isimlerden oluşan su kaynağı ve köy isimleri vardır.)

1845 temettuat defterine göre, 56 hanede 280 nüfusu bulunmaktadır. Bu tarihte Büyükkarapınar “Karapınar” olarak kaydedilmiş büyük yazılmamış ancak Küçükkarapınar aynen yazılmıştır. Bu tarihte köyde olan kişiler ve lakapları şöyledir: İmam oğlu Hüseyin, Mustafa oğlu …,  Hacı Hasan oğlu Mustafa, Abdülkadir, Macit Oğlu İsmail, Biraderi Süleyman, Diğer Biraderi Hasan, Kara Osman oğlu Abdullah, Abdulbaki oğlu Seydi, Mustafa oğlu Ömer, Yusuf oğlu Ahmed, Süleyman oğlu Abdulkerim, Yahya oğlu Ahmed, Kara Osman oğlu Mehmet, Ali ve Durmuş Ali, Gök Hüseyin oğlu Mehmed, Osman oğlu Mehmed, Biraderi Durmuş Ali, Kara… oğlu Hüseyin ve biraderi Ali, Gök Hasan oğlu Mehmed, Dede oğlu Osman, Mehmed Çelebi oğlu Ali, … oğlu Hasan, Hasan oğlu Mustafa, Molla oğlu Abdurrahman, Kara Hasan oğlu Mustafa, Veli oğlu Hasan ve Ahmet, Ömer oğlu Mahmud, İlyas oğlu Mehmed, Avcı Ali oğlu Süleyman, Hadimli oğlu Mehmed oğlu Mustafa, Abdulkerim oğlu Mustafa, Tapur Abdullah oğlu Abdullah, Halil oğlu Mustafa, Kiraz Ali oğlu İbrahim, Mahmud oğlu Süleyman, Mahmud oğlu Mustafa, … oğlu Süleyman, Biraderi Mahmud, Koca oğlu Ali, Kara Hasan oğlu Topal Süleyman, … Osman, Ömer oğlu İbrahim, Abdullah oğlu Mehmed, Demirci Mehmed oğlu Mustafa, Osman oğlu Mehmed, İmamoğlu Hüseyin, Abdullah oğlu Yusuf, Hacı Hasan Efendi oğlu Hüseyin Efendi, Mustafa oğlu Abdullah, Hüseyin oğlu Mehmed Kethüda, Ahmed oğlu Abdullah, Mustafa oğlu Mehmed.

Beypınarı,  Büyükkarapınar Yaylası’nda bir su kaynağının adıdır.  Benzerleri olan Paşapınarı, Soğukpınar, Akpınar (Akumuğar ), Kirazoğlu ve Oluklu gibi nice kaynak sularından farklı bir öyküsü var. Bu pınarın suyu baharda biraz çoğalsa da debisi yaz kış aynı sayılır. Ne azalır ne çoğalır. Dağın derinliklerinden süzülerek dağ eteğinin bitiminde tarlalara yakın bir yerden çıkar. İnsanlarımız, diğer su kaynaklarında oynayıp tahrip ettikleri gibi bu pınarla da oynamışlar ama kayalık bir dağın dibinde olduğu için kaynağın yerini değiştirip orijinalliğini bozamamışlar. Önüne sonradan dikilen meyve bahçelerini sulama amaçlı betondan bir havuz yapmışlar. Beypınarı, yaylamızdaki su kaynaklarının en iyi içilebilir bir su kaynağı olarak bilinir.

Köyümüz Büyükkarapınar’da daha önce hububat, arpa, buğday, beyaz fasulye, kuru üzüm üretilirdi. Üretilen mahsul hayvan sırtında iki günlük yolculuktan sonra Karaman veya Alanya da bin bir eziyet ve zahmetlerle satarak geçim sağlanırdı. 1962 yılında köyümüzün ileri gelenlerinden bazı kişiler tarlalarına meyve ağaçları dikmişlerdir. Bunları takip eden köylü 10 sene içerisinde araziyi meyve fidanları ile doldurmuştur. Neticede su sorunu başlamış, 1980 yılında devlete müracaat ederek köy içindeki yeterli sudan elektrikli su pompaları vasıtasıyla araziye su aktarılmıştır. Şimdilerde köyümüzde 3 bin ton kaliteli çok lezzetli elma bin tona yakın Salihli kirazı ile birlikte birçok meyve türü üretilmektedir. Elma ve kiraz alımının büyük bir kısmı yurtdışına ihraç edilmektedir. Yollarımız bakımsız ve dar olduğu için büyük araçlar (tır) girememekte ve mahsulün taşınmasında güçlük çekilmektedir.

Köyde önceden bağlık alan çoktur. Köyün hemen yanı başında Beybağı, arkasında Kumbağı, alt yanında yamaçta Çakalbağı bir ilerisinde Sarıoğlan bağı, daha ileride Büyükbağ, Elmayurdu yönünde Şambağı, Yerbağ’ıdır. Meyvecilik gelişince bağcılık oldukça azalmıştır.
Köyümüz Ermenek e 27 km Başyayla ya 16 km uzaklıktadır. Köyümüzün tarihi Karamanoğulları Beyliğine kadar dayanır. Köyümüzde önceleri çiftçilik (tahıl ekimi) yapılırdı.  Son 40 yıldır ileri seviyede meyvecilik yapılmaktadır. Taşeli platosunun en fazla elma ve kiraz üreten köyü konumundadır. Üretilen elma ve kiraz çok kaliteli olduğu için ihracata satılmaktadır. Yıllık tahmini 2500 ton elma üretilmektedir. Köyümüzün yaşam seviyesi yüksektir. Köyümüzde haftada bir gün (pazar) pazar kurulmaktadır. Okuryazar oranı yüksektir. Köyümüzden birçok rütbeli asker, akademisyen, doktor, öğretmen ve memur çıkmıştır. Hala ülkemizin değişik üniversitelerinde okumakta olan öğrencilerimiz vardır.

BÜYÜKKARAPINAR KÖYÜ
BÜYÜKKARAPINAR KÖYÜ Büyükkarapınar Köyü Karaman Başyayla'nın güneyinde ve Başyayla Merkeze 8 km uzaklıkta olup 1211 metre yükseltide bulunmaktadır.