Foto galeri

Karamandan.com

Karamandan.com

 
 
Tarih : 11 Haziran 2019  -  Saat : 08:20:31   Görüntülenme: 9778

AŞAĞIKIZILCA KÖYÜ
Aşağı Kızılca Köyü Karaman Merkez'in batısında ve Merkeze 43 km uzaklıkta olup 1035 metre yükseltidedir. Kuzeyinde Damlapınar, Güneyinde Hadim Selahattin, Doğusunda Yukarı Kızılca, Batısında Hadim Göynükkışla ve Çuna köyleri bulunmaktadır.

1873 yılında Aladağ kazasına bağlı bulunmakta ve 53 hanede 165 nüfusu vardır. Aşağı Kızılca köyünde 1922 yılında 38 hanede 160 kişi, 1935 yılında 75 erkek,  90 kadın, toplam 165 nüfusu barındırmaktadır. 2014 yılı nüfusu 90 erkek, 81 kadın, toplam 171’dir.

Yukarı ve Aşığı kızılca köyleri zaman içerisinde Hadim ve Karaman arasında idari yönden el değiştirmiştir. Köyümüz, Karaman iline Merkez ilçeye bağlı bir yerleşim yeridir. Köyümüz 2004 yılına kadar Konya'nın Hadim ilçesine bağlı bulunmaktadır. Halkın Karaman’a bağlanmak istemesi nedeniyle 2004 yılında yapılan halk oylaması sonucu Karaman Merkez ilçeye bağlanmıştır. Karaman'a uzaklığı 63 km.dir. Karaman'ın Konya'ya sınır köyüdür. Bu köyümüzün olduğu bölge Aladağ olarak bilinmektedir. Aladağ, bugün Göksu vadisinin bir kısmı ile Belviran (Hadim) ve Taşkent ilçelerinden meydana gelmektedir. Kuzeydoğu’da Karaman ili, güneyinde Ermenek ve Mut, batısında Alanya, kuzeybatısında Bozkır ilçeleriyle çevrilidir. 

Bu iki köyümüzün tarihi buraların Türk yurdu olmasına kadar gitmektedir. Özellikle Karamanoğulları devrinin ilk evrelerinde buraları yerleşke olmuş ve yurt tutulmuştur. Çünkü o dönemde Ermenek bölgesine giden ana yol güzergâhı üzerinde bulunmaktadır. Bölgede bulunan eski hanlar incelendiğinde ve Salâvat Köprüsü’nün varlığı bunu ispatlamaktadır. Nure Sofi’de 1228 yılında Ermenek’i almak için Aladağlardan geçerek gitmiştir. Buralar büyük ihtimalle Türk yerleşkesidir, ya da boştur.  Köylülerin atalarından duya geldikleri anlatımlar da bunu ve soyları hakkındaki bilgileri doğrular niteliktedir. Anlatımları şu şekildedir: “Bizim köyümüzün kuruluşu Miladi 1105 yılıdır.

Buraya “Kızılağa” adında bir Yörük beyi maiyetiyle birlikte gelerek yerleşmiştir. Köyümüzün tarihi o kadar eskidir ki; caminin yapılış tarihini bilen yoktur. Miladi 1320-1322 yıllarında tamirat gördüğü söylenir. Tamiri yapan usta bir Ermeni’dir. Anlatılanlara göre usta gayri Müslim olmasına rağmen ezan başlayınca çekiç havada ise öylece kalır, ezan bitinceye kadar kıpırdamazmış. Köyümüz, Karamanoğullarından Osmanlı Devleti’ne geçince hudutname yazılacağı zaman 18 asker vermiştir. Hudut taşı Gökdere kıyısında, Şehitler Taşı ile bellidir.

Buraları bize tescillemişler. Ermenek tarafından gelip Huşu Taşından geçer ve Salâvat Köprüsüne ulaşır, buradan da Karaman’a gider. Eski kervan yolu buradan bu taşları takiple geçer. Kandevir Ormanlarının olduğu bölgede Han Deresi Mevkiinde Büyük Han, Yukarı Kızılca köyünde şimdiki okul yapılan yerde bir tane han var ve birde Salâvat Köprüsü yakınında bir han var. Kervanlar bu hanları takip ederek giderlermiş. Bizler de yakın zamana kadar bu yolu takip ederek hayvanla veya yaya Karaman’a giderdik. 

Köyümüz eskiden çok kalabalıkmış. Bir zamanlar 90 misafir odası olduğu söylenir. Geçit noktası olduğu için yolcular bu odalarda misafir edilirmiş. Bu odalarda toplanılır sohbetler edilirmiş. Yukarı Kızılca köyü buradan ayrılmadır. Buradan yaklaşık dört yüz yıl önce ayrılıp oraya yerleşenler olmuş. Daha sonra bu köye çevreden Yörükler de gelip yerleşmiş ve çoğalarak köy olmuşlar. Bu köyümüzde büyük bir salgın hastalık olmuş. Köyü kırıp geçirmiş. Halk mezar kazıp defin yapmaktan usanmış.

Köyün etrafında bir öküz dolandırmışlar ve bu öküzü keserek derisinden birer parça kapılara asmışlar. Ondan sonra ölümler kesilmiş. Bu nedenle de köyün nüfusu oldukça azalmış. Köy o kadar azalmış ki, köyden tüccarın biri altmış evi yıkarak ağaçlarını ve direklerini Karaman’a götürüp satmış.”  Köylülerin anlatımına bakıldığında köyün tarihi ve menşei hakkında bilgi vermektedir. Aynı zamanda Kızılca isminin nereden geldiğini de ortaya koymaktadır. Ali Güler’in araştırmalarında Kızıloğuzları verirken bu iki köyümüzü de verir. Köye gelen ve ilk yerleşkeyi yapan Kızılağa’dır. Köy ismini buradan almış olmalıdır. 

Karaman ve yöresine yerleşen boylar içerisinde Kızıl Oğuzlar veya Kocacık Yörükleri olarak anılan bu köy için dikkat çekmektedir. Cevdet Türkay'ın araştırmalarında Anadolu'nun bir çok yerinde varlıklarını gördüğümüz Kızıl Oğuzlar veya Kocacık oymak, aşiret ve cemaatlarından Karaman ve yöresine yerleşmiş olanlar şunlardır: Kızıl-ışıklı, Kızıl-keçili (Havnalar), Koca-şeyhli, Kızıl, Kızıl-ahmedli, Kızıl-ali, Kızıl-ali Tohdemirli, Kızılca, Kızılca-köy, Kızıl-isa, Kızıl-kilise, Kızıl-koyunlu, Kızıllar, Kızıllı, Kızıl-muradlı, Koca-beğ, Koca-beğli, Kocac, Kocacık, Kocacıklı, Kocaman, Kocamanlı.

Kızıl Oğuzlar'ı veya Kızıl Oğuz Türkmenleri'ni, Kızılkocalılar olarak ifade ederek, Kocacık Yörükleri veya Türkmenleri ile aynı Yörük grubu olarak ele alan Hüseyin Şekercioğlu, bunların Oğuzların Kızıl Oğuz boyundan olduğu düşüncesindedir. 1041 yılı civarında Hazar Denizi'nin güneyinde ve güneybatı bölgesinde Tahran, Kazvin, Reşt, Zencan ve Tebriz bölgelerinde oturan, "Kızıl Özen" veya "Kızıl Ören" Irmağı bölgesinde yaşayan ve İldeniz hükümdarlarından Arslan Şah'ın oğlu "Kızıl Bey"in oymakları oldukları için bu Türkmenlere "Kızıl Oğuz Türkleri" adı verilmiştir.

1530 yılı kayıtlarında Larende (Karaman) Livası'nda bulunan yerleşim yerleri: Kızıl-kilise (Larende), Kızıl-öz (Kızıl-yer/Belviran), Kızıl-yaka (Belviran), Kızıl-yer (Belviran), Kızılca (Belviran), Kızılca (Larende), Kızılca-ağaç (Larende), Kızılca-kışla (Larende), Kızılca-köy (Belviran), Kızılca-köy (Kaş), Kızılca-kuyu (Larende), Kızılca-kuyu (Larende), Kızılca-öyük (Larende), Kızılca-öyük, Kızıllar yurdu (Larende).

XVI. asırda Karaman (Larende) Kazası iki nahiyeye ayrılmıştır: "Larende Nahiyesi" ve "Kaş Nahiyesi". Fakat bu iki nahiye ilk defa 1584 yılında ayrı ayrı tahrir edilmiştir. Bu zamana kadar Kaş Nahiyesi, Larende Kazası içinde zikredilmiştir. Bu yüzden 1518 ve 1530'da köylerin %85'i Larende Nahiyesi'ne, %15'i Kaş Nahiyesi'ne bağlı iken, 1584 tahririnde Larende Nahiyesi'ne bağlı birçok köy, Kaş Nahiyesi'ne bağlanmıştır. 1584'te köylerin %17'si Larende, %63'ü Kaş Nahiyesi'ne bağlıdır. 1518, 1530 ve 1584 tahrirlerinde Karaman Kazası'na bağlı iki nahiyenin toplam 177 adet Müslüman-Türk köyü; toplam 9 adet Müslüman-gayrimüslim ortak yaşanılan köyü bulunuyordu. Bu üç sayımda da sadece Müslüman-Türk'ün yaşadığı toplam 177 köyden 6'sına Kızıl-Oğuz Türkleri yerleşmiş idiler. Bunlardan ikisi Yukarı ve Aşağı Kızılca köyleridir.  

1844 yılı Temettuat Defterlerine göre Aladağ’a bağlı ve 82 hane bulunmaktadır. Bu tarihte köyde olan hane sahiplerinin lakabı ve adı şu şekildedir: Hatip Molla Mehmet Oğlu Hacı Mehmet Efendi, Mutlu Mustafa’nın Hacı Mehmet, Edremit Mehmet’in Abdullah, Ataullah’ın Abdülkerim, Halil Mehmet’in Ataullah, Sabun Osman, İmam Oğlu Süleyman, Basir Mehmet, Çukadar Mehmet, Numan Osman’ın Mehmet, Hafız Mehmet, Sahte Mehmet’in Ahmet, Er Mehmet’in Hüseyin, Çil Hüseyin, Nohutçu Mehmet’in Osman, Demirci Ahmet’in Ali, Abdülkerim’in Yahya, Koca Hüseyin, Ekşi Mustafa, Çuna Durmuş, Gümüş Hüseyin, Hacıoğlu, Selam oğlu Abdurrahman, Gök Halil’in Ahmet, Mümin Osman, Kör Osman, Numan Ahmet, Bayram Musa, Şaban İsmail, Abdüsselam, Bıyıklı Kerim’in Mustafa ve Mehmet, Basir Mehmet, Kadı Oğlu Derviş, Veli Oğlu Yusuf-Veli ve Mustafa, Şükür Mehmet, Deve Oğlu Ömer, Öksüz Ömer, Abdülmümin’in Yusuf, Vezir İbrahim, Mutaf Hasan, Molla Ahmet, Habib Ahmet, Molla Kerim’in Eyüp, Solak Mehmet, Hatip Hüseyin, Güllüoğlu, Mancı Oğlu Abdurrahman, Deveoğlu, Akış Mehmet, Bıyıklı Abdülkerim Memiş, Gökçe Mehmet, Donsuz Süleyman, Kazoğlu Mehmet, Numan’ın Mustafa, Kadı Mehmet, Çil Hüseyin, Yörük Hasan, Tenbel Mehmet, Yörük Veli, Abbas İbrahim, Kocaoğlanın Hacı Mehmet, Ömerce, Yörük Halil, Çoban Abdi, Bıyıklı Mümin’in Ömer, Haşim, Adüllatif Oğlu Mehmet. 

Köyümüz yerleşim bölgesi olarak dağlık bir bölgedir. Yerleşim yerinin engebeli olması sebebiyle geçim sıkıntısı çekmektedir. Ekim alanlarının dar olması ve hayvancılığın eskisi kadar yapılmaması nedeniyle özellikle gençlerimiz Karaman ve Konya'ya göç etmektedirler. Köyde ikamet edenlerin çoğunluğu ise mevsimlik işçi olarak çalışarak geçimini sağlamaya çalışmaktadır. Bağcılık ve son yıllarda kiraz yetiştiriciliği yapılmaktadır. 

1922 yılında karaman İdadisi Riyaziyye Muallimi Sapancalı H. Hüseyin, 1922 yılında yazdığı Karaman’ı anlatan eserinde Aladağ için şunları kaydetmektedir. “Aladağ’a ancak katır ve merkep ile gidilebilir. Bu gün Aladağ bir orman denizidir. Aladağ’da külliyatlı miktarda üzüm yetişir. Buranın üzüm ve pekmezleri her tarafta şöhret bulmuştur. Konya’ya ilk varan üzümler Aladağ mahsulüdür.”

Metin Osman Ülkümen
Fotoğraf: Karamandan.com / Mehmet Çetin

AŞAĞIKIZILCA KÖYÜ
AŞAĞIKIZILCA KÖYÜ Aşağı Kızılca Köyü Karaman Merkez'in batısında ve Merkeze 43 km uzaklıkta olup 1035 metre yükseltidedir.