Yeniden Doğuş | Karamandan.com - Karaman Haber

Yeniden Doğuş | Karamandan.com - Karaman Haber

30 Mayıs 2020 Cumartesi
Yeniden Doğuş

Gençtim, kendimi karanlıkta yürürken ayağı kaymış ve bir boşluğun içine düşmüş gibi hissediyordum. Tek bir umut ışığı arıyordum. Bu boşluktan beni çekip çıkaracak bir el istiyordum. Hayatta kalmak için bir amacım olmalıydı.

Babam temizlik işçisi idi. Onun bu işinden utanç duyar, babamın mesleğini soranlara belediye de çalışıyor derdim. Babamla bir türlü anlaşamaz, hep tartışırdık. Alkol bağımlısı idim ve at yarışı oynamayı severdim. İyi insanların yaptığı hiçbir şeyi yapmazdım. Hep zengin olmayı, lüks içinde yaşamayı hayal ederdim. Gecekondu da yaşardık. Annem ev hanımı idi. Evin bütün yükü onun omuzlarında idi. İki kız kardeşim vardı. Onlar okuyordu. Biri mimar diğeri ise veteriner olmayı istiyordu. Babamın bütün çabası onları okutup, mürüvvetlerini görebilmekti. Zaten benden umudu kesmişlerdi. Benim ise tek hayalim metrekaresi çok olan, bahçeli havuzlu bir evde yaşamaktı. Mutluluğu ve huzuru maddi şeylerde aradım. Paranın saadet getireceği kanaatindeydim.

Beni tek seven ve düşünen annemdi. Her gün evden çıkar, iş bulup zengin olmanın yollarını arardım. Babamın pantolonundan arakladığım paralarla içki alır, içer ve at yarışı oynardım. Günler, haftalar, aylar böyle geçip giderken bir gün oynadığım at yarışından yüklü bir miktar para kazandım. İlk işim hep hayalimde olan evi satın almak oldu. Aileme sırtımı döndüm. Evden eşyalarımı toplayıp kendi evime taşındım. Tek arayıp sorduğum gariban annemdi.

El altından ona biraz harçlık vermek istedimse de kabul etmedi. Annem hep bana dua ederdi. Namazlı, abdestli, dilinden duayı, gönlünden zikrini eksik etmezdi. Zaten o evi çekip çeviren de annemdi. Babamın kazandığı üç beş kuruşluk para ile o ev geçinmeye geçinmezdi ama annem çok tutumlu idi. Kendi giymez, kardeşlerimi giydirirdi. Yaptığı örgülerden kazandığı parayı dahi kardeşlerimin eğitimine harcardı. Hiç bir şeylerini eksik etmezdi. Büyük kardeşim üniversiteyi bitirerek, Kpss’ye girdi ve hedefine ulaştı. Yaşadığımız İlçeye veteriner olarak atandı. Babam ise her gün beni arayıp sorardı, eve dönmemi isterdi. Paran senin olsun benim gözüm senin paranda değil, seni özlüyoruz burada yaşamıyorsan bari arada gel de yüzünü görelim diyordu. Ben ise artık sana da parana da ihtiyacım yok diyerek içki içmeye ve hayalini kurduğum evde tek başıma yaşamaya devam ediyordum.

Küçük kız kardeşimde nihayet üniversiteyi bitirdi. Büro açarak hep hayalini kurduğu mesleği yapmak istiyordu. Babamın gücü yetmediği için büro açamıyordu. Bir gün büyük amcam babama ortak bir iş yapmayı teklif etmiş, babamda kabul etmişti. İşleri yolunda gidince artık ailemde bir nebze olsun yoksulluktan kurtuldu. Babamın ise ilk yaptığı iş camiye gidip şükür namazı kılmak oldu. Kazandığı para ile bir çok yetime sahip çıktı. Gariban ailelere yardımlarda bulunuyordu. Bir zamanlar kendiside o durumlardan geçtiği için onların halinden çok iyi anlıyordu. Kardeşimin en büyük hayali olan mimarlık mesleğini yapabilmesi için gerekli olan büroyu da açtılar. Kardeşim çok büyük projeler çizdi ve işinde gayet başarılı oldu. Kardeşlerimde annem gibi tesettüre büründüler. Namaza başlamışlardı. Başarılarını asla kendilerine mal etmezler, rızkımızı veren Allah’tır derlerdi. Ben ise at yarışından kazandığım para ile günümü gün ediyordum. Artık gün geçtikçe içtiğim içki yüzünden ciğerlerim iflas etmeye yüz tutmuştu.

Annem her görüşmemizde göz yaşları ile benden bu illeti içmememi  istiyordu. Bu benim için çok zordu, bir kere bulaştın mı bu illete bırakmak kolay olmuyordu. Artık bende bu halimden memnun değildim. Annemle görüşmek bana terapi gibi geliyordu. Evim bütün genişliğine rağmen bana dar gelmeye başladı. Fırsat buldukça annemin yanına gider dua isterdim. Annem ise dua etmeye ederim ama seninde çaban olmalı diyerek nasihat ederdi. Öncelikle şu illeti bırak, namaza başla diye öğütlerdi. Ben ise hayatımda bir kez olsun namaz kılmamıştım. Bir gün yine annemi görmek için eve gittim. Babam ve kardeşlerim evde yoklardı, annem ise Kuran okuyordu benim eve girdiğim sırada ‘’Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?’’ ayetini okuyordu. Ben bir an durup irkildim. Kaçmak istedim, kaçmaya bile fırsat bulamadan ayaklarım ağırlaştı. Olduğum yere yığıldım. Annem okumaya devam ediyordu.’’Belini büken yükünü senden alıp atmadık mı? Senin şanını ve itibarını yüceltmedik mi?’’ Bu ayetleri duydukça kendi kendime dünya hayatının boş olduğu, bir gün bu dünyadan göçüp gideceğimi sorgulamaya başladım. Bunca nimetlere erişmeme rağmen bir gün olsun Allah’a şükretmemenin utancı içerisince merakla annemi dinlemeye devam ettim.

Annem okumaya devam ediyordu.’’Elbette her güçlükle birlikte bir kolaylık vardır’’bu ayetleri de duyunca gözlerimden yaşlar dökülmeye başladı. Sanki kuran bana sesleniyordu. Annem benim geldiğimi fark edince bana döndü gözlerimi yaşlı bir şekilde görünce o da kendisini tutamadı ve bir başka ayeti okudu. ‘’Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyiniz.’’ Bu ayet benim yeniden doğuşuma vesile oldu. Annemden bana nasıl abdest alındığını ve namaz kılındığını öğretmesini istedim. Daha sonra gidip babamdan özür diledim. Baba yüreği işte sanki hiçbir şey olmamış gibi bana sarıldı. Beni de işlerine ortak etmelerini istedim. Ailemle yaşadığım eve geri döndüm. Eski kaldığım evi satarak parasını babama getirdim. Babam vakur bir Müslüman olduğundan bu pis parayı biz yiyemeyiz diyerek reddetti.

Artık babam ve amcamla ortak iş yapıyorduk. Babam kız kardeşlerimi evlendirmiş, hep hayalini kurduğu çocuklarını okutup meslek sahibi yapıp mürüvvetlerini de görmüştü. Her fırsatta babam ‘’Şükürler olsun kıt kanaatte olsa helalinden kazanıp geçindik namusumuzla kızlarımızı evlendirdik’’ diyordu. Bütün genişliğine rağmen bana dar gelen o evi terk etmiş artık ben de saadeti dürüst ve adaletli bir şekilde ticaret yaparak, aileme sahip çıkmakta arar oldum. Namaza başladım. Annemin bulduğu bir hanım efendi ile izdivaç gerçekleştirdim. Artık ne içki ne at yarışı ne para ne pul tek gayem Allah’a layık bir kul olabilmekti.

Turgut Kahveci

Okunma : 760