Yazım yanlışlarından dönebilecek miyiz? | Karamandan.com - | Karaman Haber

Yazım yanlışlarından dönebilecek miyiz? | Karamandan.com - | Karaman Haber

21 Temmuz 2019 Pazar
Yazım yanlışlarından dönebilecek miyiz?

Sayın Mükremin Kızılca’nın 08.12.2018 günü Karamandan.com sitesi üzerinde bir yazısı yayınlandı. Bu yazısında “Karaman neden gelişmiyor?” sorusu üzerine görüşlerini sergiledi.

Bu yazıda geçen ; ”Taşeli ilçesinin bağlantı noktası Evliya Çelebinin Telli Bel dediği 1925 rakımlı, şimdi adı “Karamanoğlu Mehmet Bey” olan geçittir.” Açıklamasında Evliya Çelebi’nin Telli Bel, yöre halkının “Yellibel” dediği geçit bu yazıda “Karamanoğlu Mehmet Bey” şeklinde yazılması demek ki buranın da ismi değişmiş düşüncesini uyandırdı bende. Daha önce de bir vatandaştan Yellibel üzerindeki tabelanın değiştiğini duymuştum Gidip görmüş değilim. Bende yazıya ilişkin yorumu mu yazıyorum.

Hangisi Doğru?

Değerli Hocam konuyu çok güzel irdelemişsiniz ve mutlaka bir çare bulunmalı.

Ben makalenizi okurken değişen bir isme takıldım. “Yellibel Geçidi” mi, “Karamanoğlu Mehmet Bey Geçidi” mi? Bu isim ne zaman değişmiş acaba? Tüm kaynaklarda Yellibel geçidi diye yazdığını görmekteyken son zamanlarda o geçidin adı “Karamanoğlu Mehmet Bey geçidi” şeklinde yazılmaya başlandığını görmekteyiz. Bunu siz neden böyle yazdınız diye sorgulamak amaçlı yazmadığımdan emin olun. Tek amacım bu isim değişikliği acaba hangi makam tarafından yapılmıştır, gerçekten merak ediyorum.

Doğrusu “Yellibel Geçidi” mi, “Karamanoğlu Mehmet Bey Geçidi” mi?

Dilimizin Yapısıyla Kim Oynuyor?

Hadi isimler değişti, ya dilimizin yapı ve yazım kurallarıyla kim/kimler oynuyor?

Dilimizdeki sözlerin çoğuyla oynandı. Bunu özellikle 1970-1980 arasındaki öğrenci olaylarının en çok yaşandığı dönemde bizlerde yaşadık gördük. Yatılı okuduğumuz okulda şu şu kelimelerin yerine şunu şunu kullanacaksınız diye çok baskılar yaşadık.

Bunları bir kenara koyup şimdi de geçmişte yaşanan sözlerin değişimi değil buna benzer “dilimizin yapı kurallarıyla da birileri oynuyor mu acaba?” diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Bazı yer adlarının geçmişte doğru yazılırken şimdilerde ise yanlış yazıldığını açık açık görüyoruz.

Devletimizin bir kurumu bir sözcüğün doğrusunun nasıl yazıldığını söylerken, icraattaki bir başka kurumlar ise tüm yazışmalarında hata yapmaya devam ediyorlar.  Bu yanlışlar nasıl düzeltilecek?

Nüfus cüzdanlarında çok hatalı isimlerin kayıtlara geçtiğini ve bu yanlış yazımlar yüzünden çok kişi bir harfin noktalı, noktasız, kuralına uygun yazılmayıp ya vatandaşın ağzından çıktığı söyleyiş tarzında yazılışlar veya işin ehli olmayan insan tarafından nüfus kayıtlarına geçilmesi sonrasında mahkeme kapılarında harcanan zamanlar, gel gitler ve oluşan maddi kayıplar cabası.

Nüfus Cüzdanımı Değiştiriyorum

1990’lı yılların başlarındaydı. Eski nüfus cüzdanımı yenisiyle değiştirmek için sabah erkenden köy dolmuşu ile 15 km.lik yol gittikten sonra, köy muhtarlığından imzalı, mühürlü nüfus cüzdanı değiştirme belgesi, vesikalık fotoğraflarımla nüfus müdürlüğüne müracaatımı yapmıştım.

Sıram gelecek diye uzun süre kurukta beklemem, işin görülmesi için beklemem öğle saatini bulmuştu. Nihayet kimliğim el ile mürekkepli kalemle yazıldı. Yazan memur çalıştıkları ortamdan açılan müdür odasına gidip geldi ve ismimi söyleyip kimliği uzattı. O kadar beklemenin sonunda yeni kimliğime kavuşma mutluluğunu tattım. Nüfus cüzdanımı elime alıp memura teşekkür ettim.

Henüz nüfus müdürlüğünden aşağıya inmeden elimdeki kimliği kontrol ederken köy adının bambaşka bir köy yazıldığını gördüm. Yukarı Çağlar yazılması gerekirken Sarımazı şeklinde yazıyordu. Sevinç mi, hemen yerini kedere dönüştürdü. Hemen geri döndüm.

İlgili memur yeni bir işe başlamamıştı henüz.  Durumu anlattım. Köy hanesinin yanlış yazılmış dedim. Memur eline alıp inceledi, önümdeki bankın üzerine kimliğimi bıraktı.

“Beyefendi mahkemeye başvuracaksınız. Mahkemenin verdiği kararla buraya gelip nüfus cüzdanınızı yeniden değiştireceğiz.” dedi.

“Kendi hatanızı ben mahkeme kapılarında dolaşarak, maddi kayıplarla uğraşarak mı telafi edeceğim. Hatayı siz yaptınız ve siz düzelteceksiniz.” deyince;

“Beyefendi bu nüfus cüzdanları bize zimmetle veriliyor, değiştiremem.” dedi.

İlk yapacağım işin kurumun müdürüne çıkıp şikâyetçi olmam gerektiğini bildiğim halde hemen kırtasiyeye gidip bir dosya kâğıdı aldım. Sabah mesaisi bitmişti. Yazlık çay bahçesine oturup ilçenin mülki amirine konuşmalarımız da dâhil olmak üzere bir dilekçe yazdım.

Öğle sonrası mesaisi başlarken kaymakamın odasına girmeden bekleyen memur dilekçemi aldı, okudu sonra kapıyı tıklayıp içeri girdi. Peşinden bende girdim. Kaymakam okudu ve dilekçemi onayladı. Tekrar nüfus müdürlüğüne havale etmişti. Birileri mutlaka telefonla durumu müdüre iletmiş olmalı ki resmen beni karşılıyordu. Merdivenleri çıktığımda önümde müdürün kapısı açıldı ve bana bakıp; “Kaymakamlığa dilekçeyi siz mi verdiniz?” “Evet” dedim.

“Beyefendi önce bana gelseniz olmaz mıydı?” dedi.

Bende “Olurdu ama bende devletimin bir memuruyum. Üstelik köyden gelmişim ve saat 14.30 da köy dolmuşu kalkacak bir günlük mesaimin bir nüfus cüzdanı değişimiyle geçiyor. O da yanlış yazılıyor. Yanlışı düzeltme isteyince beni azarlarcasına mahkeme kapılarına müracaat etmemi istiyor. Böyle bir memurun ders alması için bende zorunlu olarak dilekçemi vermek zorunda kaldım.” dedim.

Elimdeki nüfus cüzdanını işaret ederek; “Ver bakayım.” dedi. Odasına davet edip bir çay söyledi. Zile bastı görevli geldi nüfus cüzdanını yazan memurun adını söyleyip gelmesini istedi. Yazım hatası yapan o memur içeri girdi. Bana baktı yüzü kızarmış, kaşları çatık.

Müdür sert bir ifadeyle; “Git bu nüfusun doğrusunu yaz, değiştir, getir!” dedi. Müdür beyle sohbet ettik. Kapı çalındı memur içeri girdi elindeki yeni nüfusu müdür beye uzattı.

Müdür bey okudu, inceledi, imzaladı ve soğuk mührü vurdu.

Müdür, memura bakarak; “Bir daha böyle davranışlar görmek istemiyorum. Görevinizi doğru yapın. Gidebilirsin.” dedikten sonra memur çıkıp gitti. Yeni nüfusumu bana uzattı, bende teşekkür ettim.

Nüfus müdürlüğünden çıktıktan sonra koşar adımlarla köy dolmuşunun kalktığı Sipas Camii yanına geldim. Köy dolmuşu dolmuştu ve bende hemen binip köye doğru hareket ettik.

Nüfus cüzdanım değişmişti ama liyakatsiz bir memurun yaptığı bir hata hem başka kurumların üzerine yük getiriyor, hem de vatandaşın maddi ve manevi kayıplara yaşamasına neden olabiliyor.

İşi ehline vermek; sorunların çözümüne, en iyi çözümün sağlanmasıdır.

Yanlışı Doğrusu

Dilimizin yapı ve yazım kurallarıyla kim/kimler oynuyor?

Türk Dil Kurumu (TDK), dilimizde söylenen sözlerin yazım kurallarını açıklarken şöyle diyor:

“Ayrı Yazılan Birleşik Kelimeler: Madde: 6. 

Yer adlarında kullanılan batı, doğu, güney, kuzey, güneybatı, güneydoğu, kuzeybatı, kuzeydoğu, aşağı, yukarı, orta, iç, yakın, uzak kelimeleri ayrı yazılır: Batı Trakya, Doğu Anadolu, Güney Kutbu, Kuzey Amerika, Güneydoğu Anadolu, Aşağı Ayrancı, Yukarı Ayrancı, Orta Anadolu, Orta Asya, Orta Doğu, İç Asya, İç Anadolu, Yakın Doğu, Uzak Doğu vb.”

Bu kural yerleşim yeri adları yazılırken yön bildiren kelimeler varsa ayrı yazmamız gerektiğini belirtilmektedir.

Tüm öğrencilik yaşamımda ben bunu öğrendim ve 32 yıllık öğretmenlik yaşamımda da ben bunu böyle öğrettim.

TDK’ ayrı yazılan bileşik kelimeleri “batı, doğu,  güney, kuzey, güneybatı, güneydoğu, kuzeybatı, kuzeydoğu, aşağı, yukarı, orta, iç, yakın, uzak “ kelimeleri bir yer adının başına gelirse kelimeler ayrı yazılır demekte ve “Yukarı Ayrancı, Aşağı Ayrancı, Orta Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Batı Trakya, Kuzey Anadolu” örneklerinde olduğu gibi.

Hal böyleyken bu kuralı tanımamak da neyin nesi?

Her devlet kurumu kendine göre mi yazım kuralını uyguluyor veya uygulayacak?

Tabi ki bu bir kural tanımazlık olur. Gereği de yapılır. Zaten böyle de düşünemeyiz.

Devlet kurumlarında çalışan tüm personel hizmet içi eğitim görürler ayrıca kuruma gelen yazılardan haberdar olurlar. Hatta resmi yazıları okuduğuna dair resmi yazıları imzalarlar. Gelen emirler doğrultusunda tüm memurlar çalışmalarını sürdürürler.

Pekâlâ dilimizin yapı ve yazım kurallarıyla ilgili kuralların değiştiğini bildiren bir yazı gelip çalışan personeller haberdar olmuşlar mıdır?

Bunları neden yazdım? Şunun için; Taşeli yöremizde bulunan bazı yer adları tüm devlet kurumlarımız tarafından yanlış yazılmaya devam edilmektedir.

Örneğin Aşağıçağlar, Yukarıçağlar isimleri bu haliyle yanlıştır ve Ermenek’te kurumlarımızın çoğu yanlış yazmaktadır. Bu resmi yazılarda, belgelerde vs. yanlış yazılmaya devam etmekte olduğunu görmekteyiz. TDK’nın kural açıklamasına göre doğrusu Aşağı Çağlar, Yukarı Çağlar’dır.

Eski adları; Aşağı İzvit, Yukarı İzvit, İzvidi Sufli, İzvidi Ulvi şeklindeydi. Eski kaynaklara baktığımız zaman da hep böyle yazılmıştır. Nüfus belgelerinde, tapu belgelerinde, resmi yazışmalarda bu hep böyle yazışıyken şimdi neden birleştirerek yanlış yazılmaya başlandı?

Yine hal böyleyken Ermenek’te bulunan birçok resmi dairenin özellikle Aşağıçağlar, Yukarıçağlar isimlerini birleştirme çabası, olumlu bir sonuç vermiş gibi kendi meslektaşlarımdan birçoğu da şahsımın Aşağı Çağlar, Yukarı Çağlar şeklinde yazdığımı görünce “Bunu neden böyle yanlış yazıyorsun?” uyarısında bulunanlar oldu.

Doğrusunu söyleyince umarım alınanlar olmamıştır.

Onlara göre Çanak- kale=Çanakkale bitişik kelime örneğini görüp, ayrı bir kuralla yazılan TDK Ayrı Yazılan Birleşik Kelimeler 6. Maddesini görmezden gelirsek yanlış yazılmaya devam edilecektir.

Ermenek’te bulunan tüm devlet dairelerimizin bu kuralı işletmesi, bizleri bir yanlıştan dönülmenin erdemliliğine ulaştıracaktır.

Aşağıçağlar değil; doğrusu Aşağı Çağlar’dır.;
Yukarıçağlar değil; doğrusu Yukarı Çağlar’dır.

Ben nüfus cüzdanımda doğrusunu görmek isterim.

Durmuş Ali ÖZBEK

 

Kaynak: http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=221:Ayri-Yazilan-Birlesik-Kelimeler&catid=50:yazm-kurallar&Itemid=132

Düzenleme : 23 Aralık 2018 21:38 Okunma : 2990
Foto galeri