Yazar Çeşitleri | Karamandan.com - | Karaman Haber

Yazar Çeşitleri | Karamandan.com - | Karaman Haber

12 Aralık 2019 Perşembe
Yazar Çeşitleri

Topluma hitap etmek, sözüne itibar edilmesi, sanal ortamda takipçilerinin olması, nefsi okşayıcı yorumlar insan için en büyük tehlikelerdendir. Karakteri sağlam olmayan, nefsine sözü geçmeyen, ilgi aşığı insanlar zamanla kibir abidesi olurlar. Yola bu amaçla çıkmayanların yolu da bir anda değişebilir. Çünkü insan zayıftır! 

Zayıf olan insan, güzelliği göremeyen insan, hakikatin tek olduğunu ve yanlışların çok olduğunu bilmeyen insan; içinde bulunduğu sahayı koruma içgüdüsüne sahip olur. Bu sahayı korumak için yaptığı hamlelerin insanlar tarafından hoş karşılanmadığını görememesi vahim bir durumdur. Belki de vahim bu durumu görüyor ama işine öyle geliyor da olabilir. Üstad İsmet ÖZEL’in tabiriyle: “Tekboyutlu dünyada, tekboyutlu insan üreterek birtakım insanların birtakım insanları kontrol altında tutmanın keyfini yaşamaya çalışıyorlardır”.

Yazarlık tek boyutlu bir iş değildir. Yazarlığın da kendi içinde çeşitleri vardır!

Birinci yazar tipi; dergilerde, gazetelerde, bloglarda yazılar kaleme alan kişilerdir. Bunlar; okuyan, gözlem yapan, olaylara ibret nazarıyla bakan ve tefekkür içinde olan insanlardır. Bu insanlar deneme başta olmak üzere hikâye, şiir gibi yazılar kaleme alırlar. Birinci gruptaki bu yazarlar zihni hep açık olan, her şeyi ince ince düşünmeye çalışan, rüyasında bile bir şeyler düşündüğünü gören insanlardır. Bu tip yazarlar gerçek düşünce işçileridir. 

“Olaylar genellikle hayattan alınır. Bir bakıma kopyacıdır yazar ama eserine kendinden de çok şeyler katar” dedi, Üstad Ömer SEVİNÇGÜL. 

İkinci yazar tipi; bilim adamı, ilim adamı ve araştırmacı kişilerdir. Bunlar; bilim adamı, din adamı, tarihçi gibi kişilerdir. Bu kişiler belirli konularda yazı yazan, yazdıklarını da belgelere dayandırmak zorunda olan yazarlardır. Bu yazarlar yazılarını kaleme almadan evvel uzun araştırma yapan kişilerdir. Bu yazarlar araştırmalarına yeni fikirler eklediği sürece başarılı olurlar. Araştırmalarına yeni fikir ekleyemeyen bu gruptaki yazarlar ise özet çıkaran talebeden öteye geçemezler. Bu gruptaki yazarların bir eser ortaya koymak için hedefleri olan, disiplin içinde çalışan, kütüphanelerin kokusuna bağımlı sessizliğine mest olan, arşiv raflarının tozlarını derin derin yutan, kaynakların her satırını titizlikle okuyan gerçek define avcılarıdır. Onların definesi beş para etmez altınlar değil insanlığın düşünce ve araştırma tarihidir. Bu yazarların eserlerini okurken yazının içeriğine bakılırken ortaya konulan bu emekler de göz önünde tutulmalıdır.

“Okur da, yazar kadar, okuduğu metne emek vermelidir” dedi, Üstad Rasim ÖZDENÖREN.

Üçüncü yazar tipi; derleme yazılar kaleme alıp eserler ortaya koyan kişilerdir. Bu işi hakkıyla yapan kişiler derin araştırmalar yapan, analiz yeteneği güçlü olan, notlarını sağlam alan, kıyas yeteneği olan kişilerdir. Bunlar da ikinci yazar tipinde bahsedildiği gibi araştırma işinde yoğun çalışırlar.   

“Yazarken âdil olmalısın. Ne abartarak övmeli ne de ölçüsüzce yermelisin” dedi, Üstad Ömer SEVİNÇGÜL.

Dördüncü yazar tipi; meslek erbabı kişilerdir. Bunlar; sporcular, müzisyenler, ressamlar, aşçılar, artist, aktris gibi kişilerdir. Bu kişilerin yazıları sahasında ünlü oldukları için kaleme alınır. Bunların yazılarını kaleme ise ya gölge yazarlar ya da editörler alır. 

“Şunu anladım ki yaşamanın her türlüsüyle, yazmanın her türlüsü arasında kapatılmaz bir uçurum uzanır. Yaşayabilenler yaşar, yaşayamamanın acısını çekenler de bu acıyı yazarlar” dedi, W. FAULKNER. 

Kalem kullanmanın, mürekkeple kâğıda iz bırakmanın, insanlara bir şeyler anlatmanın büyük bir sorumluluk olduğunu bilmek ve bu sorumlulukta hata yapmanın, insanları yanlışa sevk etmesen bile doğruyu gösterememenin omuzlara yüklediği yük kulluk yükünden sonraki en ağır yük olsa gerek. 

"Kıyamet gününde âlimlerin mürekkebi ile şehitlerin kanı tartılır, âlimlerin mürekkebi şehitlerin kanından ağır gelir" diyen, Efendimizin (sav) bu şerefli sözünü tersinden okursak olumsuzluğa, kötülüğe sebep veren yazıların ise nelerden daha ağır geleceğini tahmin edebiliriz. 

“Kim meseleyi daha çok anlamışsa, onun benzi daha sarıdır” dedi, Mevlana Celaleddin Rûmi Hazretleri.

Şadan Sezgin

Okunma : 1497