Teşekkürler! Valimize ve Emniyet Müdürümüze… | Karamandan.com - | Karaman Haber

Teşekkürler! Valimize ve Emniyet Müdürümüze… | Karamandan.com - | Karaman Haber

26 Mart 2019 Salı
Teşekkürler! Valimize ve Emniyet Müdürümüze…

Uzun zamandan beri deneme, mizah, şiir, hikâye gibi alanlarda yazılar kaleme alıyorum. Yazılarım ise rahmetli üstadımın tavsiyesi, yakın arkadaşlarımın teşviki ve Adem Bey’in vesilesiyle bu sitede okuyucularla buluşuyor.

Edebi konular dışında ilk defa sosyal hayat ile ilgili bir sorunu dile getiren yazı kaleme almıştım geçtiğimiz günlerde.

Konu ise malum; laboratuvar ortamında üretilen vahşi köpek ırkları ile ilgiliydi. Bu yazıyı kaleme almama sebep ise 23.12.2018 tarihinde ailemle beraber dışarı çıktığım da çok sayıda görmemdi bu vahşi köpekleri. Bunun üzerine aracımıza binip evimize döndük. Çünkü çok rahatsız ediciydi gördüğümüz bu durum.   

23.12.2018 tarihinde yayımlanan “Karaman Valisine Arzuhâlimizdir!” başlıklı bu yazı vilayet yöneticilerimizin dikkatini çekmiş ve 26.12.2018 tarihinde Emniyet Müdürümüz Fikret Bey, Valimiz Fahri Bey’in talimatıyla bizi özel kalemi vasıtasıyla aratarak makamına davet etti.

Ortaokul talebesiyken en sevdiğim öğretmenimin müdür yardımcısı olmasıyla birlikte makamın soğuk yüzünü gören birisi olarak bu davete de hem bilincimin altında duran bu halle hem de davete icabet etmenin sünnet olması şuuruyla makama çıktık.

Makama vardığımda ise ağzından ateş fışkıran, burnundan duman çıkan, dinlemeyen ve devamlı hakaretvari konuşan aksi biriyle karşılaşacağımı bekliyordum. Gerçeklerle beklentilerin birbirini tutmaması yine tahakkuk etti; Emniyet Müdürümüz Fikret Bey’le muhatap olunca.

 

Randevuya gitmeden evvel büyüğüm olan bir yazar ağabeyime bu davet durumunu bildirdim. Kısa süre sonra o da sanal ortamdaki durumuna bir şeyler yazmış. Artık tevafuk mu yoksa cevap mı anlayamadım…

Şöyle yazmış Üstad, yorum ise sizlerin:

“Kardeşlerim, şöyle olmalı, böyle olmalı gibi temennileri ve işi başkalarına havale etmeleri bırakıp kendi kendimize şu soruyu sormamızın zamanı geldi de geçiyor bile: “Ben ne yaptım, ne yapıyorum, ne yapmalıyım?” İslam tek tek her Müslümanın dinidir. Kuran her ferde hitap eder. Peygamber Efendimizin sünnetini ihya ve tatbik hepimizin ferden vazifesidir. Reyimizi verdikten sonra ayaklarımızı uzatıp, eh gerisini devlet halletsin deme lüksümüz yoktur.

Devlet ne? Soyut bir kavram. Bir yasalar ve kurallar bütünü. Kim tatbik ediyor bunları? Bireyler. Bir kısmı seçilmiş, bir kısmı atanmış. Resmi kurumlardan medet bekleyerek, yapmadıkları zaman kızarak bir yere varamayız. Elbet usulüne uygun biçimde taleplerimizi ileteceğiz. Bu noktada kendimize şu soruyu da soralım: “Ben resmi kurumlara, bir yanlışı düzeltmeleri veya bir doğruyu tatbik etmeleri için kaç mektup, kaç mail, kaç mesaj yazdım?” oğlunun, kızının, yeğeninin iş bulması için yetkilileri belki on kez arayan kişi, imanına, dinine gelen saldırılar için bir kez bile aramamış olabiliyor. Evladının manevi hayatını tehdit eden tehlikeler için kılını bile kıpırdatmayabiliyor. Sözün kısası, ne yapacaksak biz yapacağız. Yetki sahiplerine taleplerimizi biz ileteceğiz. Biz baskı yapacağız gerekiyorsa. Kızarak, hakaret ederek değil, makul bir dille, ikna edici bir üslupla. Fakat bunu yaparken kendimiz asla boş durmayacağız. “Ben kimim ki, benim şahsi teşebbüsümün ne yararı olur ki” deme sakın. Toplu iğne başı kadar bir incir çekirdeğinden koca incir ağacını yaratan ilmi, iradesi, kudreti nihayetsiz bir Rabbin var. Elbet senin halis niyetle yaptığın küçük amellerini de meyvedar kılabilir. Diyelim teşebbüs ettin de sonuç alamadın, ne gam! Sen kulluk vazifeni yapmış olursun. Allah başarıya bakmaz, niyete ve gayrete bakar. Vesselam!”

Türkiye çok değişmiş… Milleti adam hesabına almayan mülki ve idari amirlerin yerine; halkı dinleyen, onların dertlerini anlamaya çalışan ve halkın sıkıntılarına kanuni ölçüler içinde çözüm bulmaya çalışan kişiler gelmiş bu makamlara. Ayrıca müdürümüz Fikret Bey’in bu soruna çözüm önerilerini söylerken o vahşi köpek ırklarının da canlı olduğunu düşünüp bu işe vebal yönünden de bakması beni daha çok memnun etti. Demem o ki emniyet müdürümüz makamın geçici ama vebalin kalıcı olduğunun bilincinde. Ayrıca emniyet müdürümüz evinin bahçesinde golden retriever cinsi köpek besleyen birisi olarak; kanun boşluklarının ve kanunların zamanın şartlarına göre hızlı güncellenmemesinin vermiş olduğu sıkıntıları da dile getirdi. Bu konu ile ilgili ise ne emniyetin ne de belediyenin bir yetkisi olmadığından ortada bir ihmalin olmadığını da beyan etti.  

Tabi kanunlarımızdaki bu durum, kamu personellerimizin hareket kabiliyetini azalttığı için Emniyet Müdürümüze “orman kanununu uygulasanız” diyemedik.

Ya da şöyle düşünün: “Bozkırda uygulanan orman kanunu ne hisseder”.

Netice olarak yöneticilerimiz bu konuyu çok ciddiye almışlar ve bu hususta kanuni ölçüler içinde bir çözüm üretmeye çalışıyorlar.

Ayrıca bizlerin; beden ağırlığı 30 kilogram, lakin çeneleri bedenlerinden kat be kat güçlü olan bu canlılara ne tahammülümüz var; ne de olası bir saldırı da çenelerine karşı koyacak bir gücümüz…

Çenesi bedeninden kat be kat güçlü olan ve tahammül edebileceğimiz tek canlı ise bizlere Allah’ın emaneti olan zevcelerimizdir…  Allah başımızdan eksik etmesin!

Otuzlu yaşlarımın başında bir devlet kapısına davet edildik ve böyle hasbihal oldu. Kısmet olur da otuz sene sonra bir daha davet edilirsek siz o zaman görün; ihtiyarlığın aforizmalarını.

“Dişsiz Adam” başlıklı yazımız ile görüşmek dileğiyle…

Saygılarımla…

Şâdan Sezgin

Düzenleme : 27 Aralık 2018 13:55 Okunma : 2163