Televizyon Soygunlarına Kim Dur Diyor? | Karamandan.com - | Karaman Haber

Televizyon Soygunlarına Kim Dur Diyor? | Karamandan.com - | Karaman Haber

23 Eylül 2019 Pazartesi
Televizyon Soygunlarına Kim Dur Diyor?

Yasalar halktan daima on ila elli yıl arası geriden gelir. 

On yıl millet soyulur soğana çevrilir sonra yasal düzenlemeler yapılır. On yıl her türlü müstehcen yayın yapılır ardından yasaklamalar başlar. On yıl sokaklarda mağdur ve masumlar can verir, sakat kalır sonra kanunlarla frenleme yapılır. 

Yirmi yıl hastaların sırtından basit kremlerle ağrı sızı istismarcıları tarafından trilyonlar toplanır bade harab-i Basra belki bir yasal düzenleme gelebilir. 

35 yıl terörle mücadele edilir ve binlerce genç öldükten sonra çareye, gerçek çareye başvurulabilir. 

Bu günlerde uydu kanallarından birçoğunda otçuluk, cinsel ilaç sektörü ve kanser tedavisi müjdeleri (!) aldı başını gidiyor. 

Onlara göre, her derde deva otları ve kremleri arz ederek vatandaşa büyük ihsanlarda bulunuyorlar.Ot ustası büyüklerimizi kullanarak veya onlara büyük paralar vererek halkın müzmin hastalıklarına deva dağıtıyorlar. 

Bu sektörün en fazla konu aldığı hastalıklar halkta en fazla görülen prostat, bel fıtığı ve romatizmal şikayetlerdir. 

1970’li hatta 80’li yıllarda halkın oluk oluk aktığı Bayezit, Sirkeci, Kayalı park gibi yerlerde uyanık işportacılar bir köşe kaparak yaparlardı bu işi. 

Açtıkları çantalarından çıkardıkları bir ot kökünü göstererek başlarlardı saymaya; göz ağrısına, diz ağrısına, romatizmaya, migrene, strese, cinsel iktidarsızlığa, iştahsızlığa, zayıflığa, kalp çarpıntısına, göğüs ayrısına, bel fıtığına, doğum sancısına, göz kaymasına daha neler neler hepsine kesin şifa olduğunu ifade ederek dilim dilim alıcıları sıraya dizerlerdi. Bir de derlerdi ki acele etmeyin, izdihama gerek yok, herkese yetecek kadar var. Sonunda elindeki kökün sonuna yaklaşırken yanında kiraladığı birisini işaretiyle zabıta mı? Deyip sıvışırdı ortalıktan. 
Tarih 2019’u gösterdiğinde ise uyanık ve istismarcı tüccarlar televizyonlarda buldular köşeyi. Az izlenen ulusal bazlı kanallar başta olmak üzere pek çok kanal yaptırdıkları nebati reçetelerle bazı doktorları da kullanarak astronomik fiyatlarla krem ve ot yağı satmaktadırlar. Bu hususta dini motifleri sonuna kadar kullanan açıkgözlere göre ellerinde malzemenin iyileştirmeyeceği hastalık yoktur. Yaptıklarını onaylayan televizyonda görünme sevdalısı kişiler de karşılarında her zaman tanıklık yapmaya hazır beklemektedirler. İslami motiflerden sakal, sarık, şeyh, hoca, mürşit gibi kelimeleri de kullanarak halkı etkilediklerine inanırlar. Hatta peygamberimizden hadisler uydururlar otların bilinmeyen şifaları için. 

Bu tür televizyonlarda en fazla şifa dağıtılan bir alan da cinsel hastalıklardır. Pornografik ve erotik filmler ve hareketler eşliğinde ve uzman(!?) doktorlar refakatinde ticaret cambazları ellerindeki ilaçları satmanın yolunu bulmuşlardır. Gece yarılarında yayına koydukları Kemal Sunal filmlerine reklam adıyla ara vererek saatlerce birkaç cümleyi tekrarlayıp olayı olduğundan yüz kat fazlasıyla takdim ederler.  Eczanelerden çok ucuza dedikleri ilaçlar iktidarsızlıktan, zührevi hastalıklardan, iştahsızlıktan, isteksizlikten eser bırakmamakta ve mutlulukta Nirvana yaptırmaktadır. Yetmiş seksen yaşındaki pir-i fanilere bile bir buçuk saat çalışma garantisi veren bu tip programlara kimsenin sesi çıkmamaktadır. 

RTÜK denilen televizyon ve internet yayınlarını yoluna koyma örgüt sadece belli konulara hasretmiştir çalışma sahasını. 
Bu şifa olayı her zaman en büyük ticaret kapısı ol muştur sağlar için. Dünyadaki ilaç sektörünün çalışması da hinoğlu hinliklerle doludur. Binlerce adamın öleceğini bilseler bile eski ilaçları bitirmeden yenisini piyasaya sürmezler. 

Allah’ın masum dualarını da bu işe alet edenler tarih boyunca olmuştur. Burada her dert için bir dua ve dua şekli vardır, bunda şüphe yoktur, karşı olduğumuz durum ticari bir sektör haline dönüştürülmesidir. Tıbbi ve nebati yöntemlerin verdiği şifayı da Allah vermektedir. Dua ile verilen şifayı da veren gene Allah cc hazretleridir. Bu, halk arasında üfürükçü denen sektör müşteriden parayı kapmak için suyu yağ, kağıdı paraya bile çevirme duası yaparlar, hapisten kurtarma ve göze görünmeme sözünü verenleri bile vardır bunların. 

Bu tip, dini ve duayı ticarete alet edenlerin bazıları son yıllarda itici bulunan “üfürükçü” kelimesi yerine medyum kelimesiyle tanıtmaya başladılar kendilerini. Bunlar üstelik sakalsız, bıyıksız ve tatlı dilli – güzel yüzlü görünümleriyle dikkati çekmeyi başarmışlardır. Bir de bunlar üfürükçüler gibi gizli saklı değil alenen, televizyonlarda arz-ı endam ederler. 

AYNELYAKİN İZLEDİĞİM BİR REZALET ÖRNEĞİ

Televizyon seyretmeye başladığım 1974 yılından beri ona karşı en soğuk anlarımı yaşıyorum.

Torunum Mükremin’den zaten kumanda almak büyük bir mücadele istiyor. Ya TV seyretmeyeceğim ya da onun gibi TRT çocuktaki çizgi filmlerle yetineceğim.

Neyse ki artık eskilerin deyimiyle ajanstan ajansa günde yarım saat kumandayı bana gönüllü veriyor torunum. 

Eğer onun olmadığı bir an bulursam derhal bir kaç dakika içinde haber kanallarını zaplayarak zıplayarak tura katılıyorum. Günlük gazete manşetlerini ve aktüaliteyi ise avucumuzdaki aletten yolculuk esnasında takip edebiliyorum. 

Bayram dönüşü Mükremin’in evde olmadığı bir saatte kanal turu sırasında bir kanalın yanlışı bulana binlerce lira verdiğini söylediği saatlerce hatta gün boyu süren bir kandırmacayı hepiniz görmüşsünüzdür. Zaping sırasında hepinizin oltasına düşmüştür bu kanal. Bu mühim değil ama onun oltasına düşen binlerce hatta yüz binlerce kişiden bahsedeceğim şimdi. 

Küçük karelerde animasyon halinde 20-30 karakter sağa sola varır gelir. Anlatan üç bin, beş bin, on bin lirayı hemen alın diye uzata uzata anlatır. Alttaki telefonu düşürebilen ve iki yanlış resmi bilen bu parayı alacak der.

İki resim ilk bakışta en ufak bir çocuğun bile görebileceği, an yaşlı ihtiyarın bile keşfedebileceği basit yanlışlardır. Otuz deve arasında kuyruksuz olanı veya sağa giden 20 eşek arasında sola gideni kim fark edemez ki.

Telefonu zor düşürmek de tam bir palavra, tam aksine hemen düşer ve sıraya aldığını saniye başı tekrarlar bir kadın. Dakikası 20 liradır ve anlatan uzattıkça dakikalar çoğalır alındığı söylenen sıra hiç gelmez. Saatlerce yayına alınan binlerce insandan herkes o iki basit yanlışın tersini söyler zira tamamı kurgudur ve kaset işidir. Ama onlar arka planda arayan herkesi kaz gibi yolmaya devam ederler buna da Türk Telekom alet edilir. 

Evet, resmen kumar oynatılır devletin ve kanun adamlarının önünde, bari kurallarına uygun oynatılsa gam yenmeyecek. Bağlandığı belirtilen ve yayına alınınca doğru cevabı vererek parayı kapacağını hesaplayan ve kendisine sürekli sıradasınız denilerek faturası kabartılan kişiye önünde kaç kişi olduğu söylenebilirdi. Hulasa bu şekilde haksız bir kazanç dünya tarihinde ancak bu “doğrudan satıcılarda” görülmeye başlandı. 

Bal deyip reçel gönderenleri gördük, telefon deyip kabak atanları izledik, akıllı telefon diye 50-100 liraya ambalaj irsal edenleri hep seyrediyoruz. Ancak hiç karşılıksız alenen kumar oynatanları da böylece öğrenmiş olduk. 
Günde 5-10 askerimizin şehit olduğu, ortamın iyice iç savaşa doğru yelken açtığı bir zamanda devletimiz ve kanun adamlarımız galiba bunları görmeye vakit ayıramıyor.

RTÜK mü? Sen milletten şikâyet beklemeye devam et, onlar da milleti soymaya devam etsin. 

Ey RTÜK senin görevin sadece TV kanallarına çeki düzen vermek değil mi? bari onu bari dürüstçe yap da halkın duygularının istismarına yol açma. 

KARA GÖZLÜM CAN CİĞERİM
Kara gözlüm, can ciğerim her denene inanma
Orta yerde cambaz dolu aman onlara kanma
Oku, öğren, sor soruştur, nedir işin gerçeği 
Her yüzüne gülenleri hakiki bir dost sanma!
Önce maddi tıpla ara dertlerine çareyi
Sonra aldatılıp da üzme ciğerpareyi
Allah’a tevekkül et her hususta ve tıpta
Her zaman Yâ Şâfi de ilacını atıp ta

Mükremin Kızılca

Okunma : 760