Karamandan.com

Karamandan.com

03 Nisan 2020 Cuma
Taşkale: Kayaların Sanata Dönüştüğü Coğrafya
Karaman’da Turist Olmak (2) Taşkale: Kayaların Sanata Dönüştüğü Coğrafya Mevlana’nın Mesnevi’sinde bir öykü vardır; 6.
Kategori : Köşe Yazıları
13 Mart 2020 17:50
 
Taşkale: Kayaların Sanata Dönüştüğü Coğrafya

Karaman’da Turist Olmak (2)
Taşkale: Kayaların Sanata Dönüştüğü Coğrafya

Mevlana’nın Mesnevi’sinde bir öykü vardır; 6. cildin sonlarında “Rüyasında kendisine ‘Aradığın zenginliğe Mısır’da kavuşacaksın. Orada filan mahallede, filan evde hazine var’ denildiğini gören kişinin hikayesi” başlığıyla yer alır.

Öykü kısadır ve olağanüstüdür. Burada özetleyerek yazacağım. Ama Mesnevi’den orijinal haliyle okumanızı öneririm.

Bağdat’ta yaşayan bir adam büyük bir mirasa kondu. Fakat kıymetini bilmedi. Har vurup harman savurdu. Parasız, pulsuz kaldı. Eli, avucu boşalınca aklı başına geldi. Dövünüp ağlamaya başladı. “Allah’ım! Bana para verdin, mal, mülk verdin. Ben kıymetini bilemedim. Bana bir geçim yolu göster veya canımı al” diye dua etti. (İnsan, ud gibidir. İçi boşken inler.)

Adam o gece bir rüya gördü. Gaipten bir ses, “Allah dileğini kabul etti. O, dilekleri kabul edendir. Zenginliğin Mısır’da belirecek. Mısır’a git. Senin işin orada düzelecek. Filan yerde büyük bir hazine var. Onun için Mısır’a dek gitmen gerek.” dedi.

O kişi, o sabah yola çıktı. Bağdat’tan Mısır’a gitti. Mısır’da bir şehre ulaştı ama açlıktan ölmek üzereydi. Dilenerek karnını doyurmaktan başka çare düşünemedi. Gece yarısı bir mahalleye girdi, henüz sesini çıkarmaya fırsat bulamadan bir bekçi ensesinden yakaladı. O dönemler halk, geceleri hırsızlardan zarar gördüğü için bekçiler kimseye acımıyordu.

Bekçi, açlıktan ayakta duramayan Bağdatlı’yı bir güzel dövdü. Sonra sorguya çekti. Bağdatlı başından geçenleri ve rüyasını anlattı.
(Yalan kuşkuya yol açar, doğruluk güven sağlar. Gönül doğru sözle rahatlar.)

Bekçi, “Sen ne hırsızsın ne de kötülük sahibisin. İyi adamsın. Ama saf ve aptalsın. Hayal ve düş üzere bunca yol almışsın. Ben de defalarca aynı rüyayı gördüm. Rüyada ‘Bağdat’ta gizli bir define var... Filan tarafta, filan mahallede gömülü...” dedi.

Söylenen yer zavallı Bağdatlı’nın mahallesiydi.

Bekçi devam etti: Define filanın evindedir. Git, ara.

Bekçi, Bağdatlı’nın adını ve evini söylüyordu.

Bekçi “Bu rüyayı defalarca gördüm. Bu hayale bel bağlamadım. Yerimden kalkıp gitmedim. Sense bir düşle erinmeden Mısır’a gelmişsin.” dedi.

Bağdatlı, açlık ve dayağın acısıyla kıvranırken “Hazine benim evimdeymiş” diye sevindi. Bu müjdeden mest oldu, içinden yüz bin hamd etti.

“Benim rızkım bu sopaya bağlıymış” düşüncesiyle yola çıkan Bağdatlı, evine dönüp, bekçinin söylediği yerde hazineyi buldu.

“Anadolu hazineler üzerine kurulmuştur” ve “Anadolu üzerinde hazineler vardır” cümlelerinden hangisini seçerseniz seçin, doğrudur.

Anadolu doğal güzelliklerle bezelidir. Her bölge, cennetten düşmüş bir parçaya sahiptir. Pamukkale ve Kapadokya kayanın, taşın ve toprağın nasıl olup da bu kadar güzel olabildiğine şaşıracağınız oluşumlardır.

Göller, şelaleler, akarsular, ormanlar, kıyılar, yaylalar, vadiler, ovalar, stepler, bitki örtüsü, hayvan çeşitliliği, dört iklim Anadolu’nun doğal zenginliğidir. Bize sunulmuş nimetlerdir.

Anadolu’nun üzerindeki hazineler ise uygarlıklardan günümüze ulaşan mirastır. Hitit, Sümer, Urartu, Frig, Lidya, Truva, Arzawa, Asur, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı eserleri bu topraklarda hayat bulmuştur.

Karaman, bu nimetler yönünden bir hayli zengindir. Doğa cömertlik göstermiş, geçmişte bu topraklarda yaşamış olanlar ise binlerce eser bırakmış.

Pamukkale’nin travertenleri, Kapadokya’nın Peri bacaları varsa, Karaman’ın Taşkale’si var. Taşın hem sığınak olduğu hem sanata dönüştüğü bir yer adıdır Taşkale.

Torosların uzantısı bir coğrafyanın güzellikleri vardır Taşkale’de. Sizi kızıl, kahverengi kayalar selamlar uzaktan. Volkanik kayalar, yağmurdan, rüzgardan şekil değiştirmiş, yeni biçimler almıştır. Bulutlara bakıp benzettiğiniz şeyler neyse, sizi selamlayan kayalar da öyle. Neye benzetmek isterseniz ona dönüşen sihirli kayalardır onlar.

Yeşildere’den çıkıp bir vadi boyunca yol alıyoruz. Kulak verince vadiden gelen su sesini duyuyorum. Toroslardan kaynaklarını alan küçük dereler, Meyir Dağı’ndan doğan İbrala Deresi’ne ulaşıyor. Derenin, kuzeydoğu yönüne doğru, dar ve derin vadilerden geçtiğini biliyorum. Çevresinde meyve ve ceviz ağaçları var. Henüz renklenmemiş, kışın gitmesini bekleyen ağaçlar birer sabır nişanesi.

Bitki uzmanı ve bitkisel tıbbın dahisi kabul edilen Fransız Maurice Messeque, “İnsanlar ve Bitkiler” adlı kitabında şu hüküm cümlesini yazmış:
“Bir ülkede insanlar çevrelerine bakacak vakit buluyorlarsa orada yaşama sevinci, mutluluk duygusu yitirilmemiş demektir.”

Taşkale işte böyle bir yer. Kim olursa olsun, Taşkale kendine baktırıyor. Yaşama sevinci ve mutluluk duygusu aşılıyor.

Kayalardan ve bölgedeki zengin oluşumdan ayrılıp yola devam ediyoruz. Volkanik kayalara oyulmuş, belki de insanlık tarihinin ilk çok katlı binasını ve bu binanın konuşlandığı siteyi görüyoruz.

Biz hızlı geçtik. Kızılımsı kayalarla kar beyazının kucaklaştığı bölgeden hızlı geçtik. Karaman’a 46 kilometre uzaklıkta, yolun solunda yer alan Manazan’a ulaştık. Burası Roma ve erken Hıristiyanlık döneminde kullanılmış. Beş katlı inşa edilmiş. Yağmur ve erozyon en üstteki iki katı yok etmiş.

Manazan, dünyanın insan eliyle oluşturulmuş, yer altına değil, kayalara ve çok katlı olarak yapılmış en büyük mağarasıdır. Çok şanslıyız. 2000 yıldan sonra hala üç katı ve odaları, meydanları, havalandırma bacaları, pencereleri, şapelleri, mezar yerlerini görebiliyoruz.

Vadiye bakan yamaçta yerel ürünlerin satışı için planlanmış ahşap barakalar bomboş. Manazan’ı seyretmek isteyenler için hemen çıkışa banklar, kameriyeler konulmuş. Barakalar ve banklar iğreti duruyor. Taş bölgesinde ahşap malzeme... Kurda ot, kuzuya et mantığı her yerde.

Allahım, bu kadar becerikli insanları nerede, ne zaman ve nasıl yetiştirdik! Bunları kimler keşfedip istihdam ediyor? Bunlara kimler görev veriyor?

Dünya Mirası listesine girebilecek nitelikteki bu yerleşimi, Göbeklitepe gibi, uzay çatı sistemiyle korunmuş olarak hayal ediyorum.

Bu hayalle yola devam diyorum. Nihayet Taşkale; yıkık, harabe evler... Sıra sıra, birbirinin üstüne çökmüş evler. Kerpiçler dağılmış, taşlar kırılmış, ahşaplar çürümüş. 50 yıl önce gördüğüm Taşkale’den eser yok. Bir evin damı, bir başka evin avlusuydu. Evler ayaktaydı, canlıydı. Her yer koyun sürüsüydü. Yüzlerce deve vardı. Kadınlar rengarenk giysiliydi. Başlarında fes, kırmızı ağırlıklı etekler, upuzun kemerler. Filmlerde gördüğüm Kızılderililere benzetmiştim. Mehmet Özdemir’in misafiriydim. Evin önüne çıkmış, vadiye doğru uzun uzun bakmıştım. Üzerinde durduğum avlu, bir başka evin damıydı. Bir rüya alemindeydim. Evlerin girişinde at ve eşekler vardı. Ne çok eşek görmüştüm.

Taşkale ölüyor. Her yer sessiz. Sadece kış sessizliği değil. Nüfus eriyor, giden dönmüyor. Evlerin çoğu boş. Sebebi, ekonomik ve sosyolojik. Köy sevgisi hepimizde nostalji olarak yaşıyor. Köyde yaşamanın değil, köye güzellemenin peşindeyiz. Köy artık nüfusun büyük bölümünün hayat sürdüğü yerleşim değil. Anadolu’nun turistik köyleri dışındaki yerleşimlerin çoğu terk edildi, bir bölümü yaşlılara kaldı.

Bu boşluğun ve sessizliğin tek tanığı ambarlar. Fütüristik bir sanat yapıtıyla karşı karşıyayız. Taşkale’nin güneybatısından uzanan volkanik kütle boydan boya, aşağıdan yukarıya oyulmuş. Bir ölçü yok. Ölçüden bağımsız, ihtiyaca göre oyulmuş 250’den fazla odacık, dev bir heykel izlenimi veriyor.

Tahıl ambarları olarak adlandırılmış. Oysa bölge, bu ambarları dolduracak kadar tahıl üretecek toprağa sahip değil. Ambarların uzunluğunun 165 metre, yüksekliğinin 40 metre, ambar derinliklerinin ise 5-10 metre olduğunu öğreniyorum. Bu odacıkların 5-60 ton arasında ürün depolama kapasitesine sahip olduğunu da belirtmek gerekir.

Yeşildere’yi anlatırken “Dünyada bir başka örneği yok” diye yazdığım Kilise Camisi gibi, Taşkale’de de dünyada bir başka örneği olmayan bir cami var. Taş ambarların ortasında, kaya içine oyulmuş bir şapel. Yıllardır Taşmescit adıyla müminlere hizmet veriyor. Giriş için bir kapı ve ışık için pencere yerleri açılmış. Buradan içeriye ışık yağıyor. Mekan, 200 kişilik cemaatin namaz kılabileceği büyüklükte. Bir bölümü asma tavanla iki katlı hale getirilmiş. Bu çıkıntı ve eklentilerin dışında her yer, her şey taş. Kaya oyularak mihrap yapılmış.

Taşkale, taşın güzel olduğu yer. Taşkale, taşın güzelleştirildiği yer. Taşkale, taşın seyredileceği yer. Taşkale, adıyla müsemma...

Taş ambarları görüp, Taşmescit’e girmeden gitmek olmaz. Bir iğretilik de burada karşımıza çıktı. Taşmescide çıkış için yaptırılan merdivenler, yapıyla tezat oluşturuyor. Yine kurda ot, kuzuya et anlayışı.

Taşkale’den ayrılıp vadinin karşı yamacını tırmanıyoruz. Taşkale uzaktan, bulunduğumuz tepeden müthiş bir görsellik sergiliyor. Arabamızı durduruyoruz, fotoğraf çekmek istiyorum. Hemen önümde bir tabela:
“Taşkale Sinat Bölgesi Foto Safari Alanı”
Taşkale Sinat Bölgesi Foto Safari Alanı, Taşkale köyünün doğal güzelliklerini, kentsel sit alanını ve tahıl ambarlarının tamamını görüntüleme imkanı sunmaktadır.
Bu proje 2018 Yılı Küçük Ölçekli Altyapı Mali Destek Programı kapsamında Mevlana Kalkınma Ajansı tarafından desteklenmiştir.”

İlk kez duyuyorum. Proje ile ne yapılmış, foto safari için hangi altyapı sağlanmış bilmiyorum. MEVKA’nın süper projelerinin tabelaları çok kez karşıma çıktı ama maalesef içeriklerine başkaları gibi ben de vakıf değilim.

Taşkale tarihi ve otantik özelliklere sahip. Kentsel sit, arkeolojik sit ve doğal sit alanları ile turizm potansiyeli var. Turizm Bakanlığı tarafından 2000 yılında “Turistik Yönden Önem Arzeden Beldeler” kapsamına alınmış.

Taşkale’nin tanıtımı ve daha fazla turist çekebilmesi için ambarların yanına Karaman İl Özel İdaresi öncülüğünde 100 kişi kapasiteli otel ve dinlenme tesisi yapılmasına yönelik, 2007’de bir proje hazırlanmış. 13 yıldır bekliyor. Kimin haberi var?

Taşkale’nin en büyük gurur kaynağı ise, Atatürk’ün ata yurdu olmasıdır. Osmanlı döneminde, Karaman’dan Rumeli’ye gönderilen Türkmen gruplarından olan Atatürk’ün anne tarafından “Konyarlar” ve baba tarafından “Kocacık Yörükleri” soyu Taşkale’den gitmişler. Bu nedenle Taşkale, Atatürk’ün ata yurdu kabul ediliyor.

Taşkale’de kar olmasına rağmen traverten çıkarılmak için kazılmış alanlar gördüm. Doğa tahribatı. Delik deşik edilmiş tarlalar hüzün dağıtıyor.

Taşkale’nin önemli ölçüde mermer ve traverten rezervine sahip olduğu tespit edilmiş. Bölgede 300’e yakın maden işletme ruhsatı alan kuruluş olmuş. Bunların çok azı faal durumda. Ama ilerleyen yıllarda işletmelerin tamamı üretime geçerse, sit alanları bu durumdan olumsuz etkilenmeyecek midir?

Uçsuz bucaksız bozkırın bir parçası olmak, dünyanın en bereketli, en renkli topraklarının üzerine pamuk dokuma, sakız kadar ak çarşaf halinde uzanmış örtüyü oluşturan kar tanelerinden biri olmak... Rüzgarın, tipinin sürüklediği kar tanelerinden değil. İradesi olan kar tanesi. İstediği yere, istediği zaman gidebilen kar tanesi...

Gezgin olmak biraz öyle. Esriklik veriyor. Kar tanesi gibi hafif, kar tanesi gibi özgür. Sıkıntılarınızı bir dere yatağına, bir kaya dibine, bir suyu çekilmiş kuyuya, bir tepede kümelenmiş ağaçların altına bırakıvermektir, gezgin olmak.

Brezilyalı Yazar Paulo Coelho, Mesnevi’deki yukarıda özetlediğim öyküden esinlenerek, 1988’de “Simyacı”yı yazdı. Bu roman ülkemizde de aylarca çok satanlar listesinde yer aldı. Dünya çapında satış rekoru kırdı. (250 milyondan fazla sattı)

Kitap, Endülüslü Çoban Santiago’nun, rüyasında gördüğü hazineyi bulmak için, İspanya’dan Mısır’a uzanan zahmetli yolculuğunu anlatır.

Kitapta yer alan “Yolculuk bir öğrenme yöntemidir. Bilmemiz gerekenleri bize öğretir.” cümlesini, ne zaman geziye çıksam, hatırlarım.

Anadolu hazinedir. Definenin üzerinde hayat sürdüğünden habersiz züğürtlerden olmayalım.

Not: Yeşildere-Taşkale arasındaki bölge, Yeşildere Vadisi olarak II. Derece Doğal Sit Alanı,
Manazan,Taş Ambarlar ve Taşkale Arkeolojik ve Kentsel Sit Alanı olarak tescil edilmiştir.

Taşkale halısı, üstün özelliklere sahiptir. Coğrafi işaret alması gerekir.

İncesu Mağarası ile bölgenin bitki örtüsü ise bir başka yazıya kaldı.

Ahmet Tek

Okunma : 1870
Foto galeri
maboto
guney sigorta
seç
atsepete
EKSPERTİZ
Gündem haberleri
Genç yaşta hayata veda etti
01 Nisan 2020 Okunma: 106005 Yaşam
Yaş ortalaması 65'in üzerinde olan mahallede çıt çıkmıyor
01 Nisan 2020 Okunma: 24876 Gündem
KARAMAN'DA CORONA VAKA SAYISI KAÇ, BAKAN AÇIKLADI
01 Nisan 2020 Okunma: 17315 Gündem
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın