TAĞUT VE HÜKÜM | Karamandan.com - Karaman Haber

TAĞUT VE HÜKÜM | Karamandan.com - Karaman Haber

08 Ağustos 2020 Cumartesi
TAĞUT VE HÜKÜM
Çok tartışılan ve hakkında farklı şekillerde birçok söz söylenen iki kavram tağut ve hüküm.
 
Her ikisi de Kuranı Kerim'de birçok kere kullanılan ve farklı anlamları ifade eden kavramlardır.
 
İbnü Cerîr et-Taberî'nin tarif ettiği gibi, Allah'a karşı isyankâr olup zorla, zorlama ile veya gönül rızasıyla kendisine tapınılıp mabud tutulan, gerek insan, gerek şeytan, gerek put, gerek dikili taş ve gerekse diğer herhangi bir şey demektir. Bunun tefsirinde "şeytan veya sihirbaz, yahut kâhin ya da insanların ve cinlerin, inad edip büyüklük taslayanları veya Allah'a karşı mabut tanınıp buna razı olan Firavun ve Nemrud gibiler veya putlar diye çeşitli rivayetlere rastlanır.
 
Birde Allah yolundan men edenler ile Allah'a rağmen kendinde güç gören ya da kendine güç isnad eden kişi ve kurumları ifade eder.
Tağut Kur’an-ı Kerim'de 8 farklı yerde geçmektedir. Geçtiği ayetler de bazen aynı anlamı ifade etmiş bazen ise farklı anlamları ifade etmiştir. 
Günümüzde genellikle tartışma konusu edilen Maide Suresi 44. ayette geçen “…Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyenler Kafirlerin ta kendileridir”. ayetidir. 
Tağut bu anlamı ifade etmekle birlikte ayetin anlamını daha iyi kavramak açısından tefsir usulünde bahsedilen siyak ve sibak düsturunu göz önünde bulundurmak gerekir.
 
Yukarıda bahsedilen Maide suresinin 44. ayeti öncesindeki ve sonrasındaki ayetlerle birlikte dikkate alındığında ya da birlikte okunduğunda bu ayetlerin konu bütünlüğü içerisinde yahudilerden bahsettiğini ve israiloğullarının Kur'an'ın tamamında sayılan özellikleri ile birlikte değerlendirildiğinde ayetin anlamını değişebileceği yani farklı şekillerde anlaşılabileceği ortaya çıkmaktadır.
 
Burada dikkat edilmesi gereken önemli husus Allah'a rağmen onun karşısında hükmünü ya da kanunlarını emirlerini beğenmeyip, kendi kafasında alternatif olacak hükümler, emirler, kurallar ortaya koyan kişi ya da bu şekilde kabul edilen her şey olarak değerlendirmek bazı yanlış anlaşılmaların önüne geçecektir.
 
Bugün İslam ülkelerinin birçoğunda Allah'ın indirdikleriyle yani Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Aleyhisselam'ın sünneti ile insanlar idare edilmemektedir. Bunun çok farklı sebepleri olabilir ama en önemli sebep yaklaşık 100 yıl öncesi ortaya çıkan ve bir paylaşımı ifade eden İngiltere öncülüğündeki Avrupa ülkelerinin paylaşım planı ve bu paylaşım planı ile birlikte İslam ülkelerine kukla olarak getirilen idarecilerin varlığı olarak düşünülebilir.
 
Dolayısıyla, bu düşünce, birçok yöneticinin Müslümanlığı hususunda ya da Allah'ın hükümleriyle ülkelerini idare etmemeleri nedeni ile tağut veya küfürle itham edilmeleri müslümanları ayrılığa ve birbirleri ile düşmanlığa sevk etmektedir.
 
Şu şekilde değerlendirmek Allahu alem doğru bir yaklaşım olacaktır. Allah'ın kanunlarıyla ülkeyi yönetmek imkanları ellerinde olup da buna rağmen ülkeyi ülkelerini bu kanunlar çerçevesinde yönetmeyi kendi heva ve hevesler i doğrultusunda yeni kanun ve kurallar ihdas ederek yönetmek ya da yönetmeyi istemek tuğyan ve tağutluk olarak düşünülebilir. Aslında sadece yönetim alanında değil her konuda Allah’a rağmen yeni bir kural, kaide, emir vs. ihdas etmek veya Allah’ın o konudaki hükmünü beğenmemek tuğyan ve tağutluk olarak ifade edilebilir. Şeytan da bu yüzden tağut olarak isimlendirilmektedir.
 
Şayet ayette geçtiği şekliyle zahiren ve düz bir mantıkla ayet okunursa ve bunun üzerinden bir anlam verilirse o zaman bunu düşünen kişiler de kendilerini Allah'ın yerine koyarak veya ilahlık ve rabblık hususunda kendilerinde yetki görerek, hükmün; Allah'ın dışında bu şekilde düşünen kişi ve şeylere de ait olduğunu iddia etmiş olurlar ki Bu da bir nevi ilahlık ve rabblık iddiasında bulunmayı ifade eder.
Burada hükümle ilgili husus devreye girmektedir. “…Hüküm ancak Allah'ındır…” lafzını ya da emrini sadece emir ve idare etmek, kanun koymak olarak anlarsak hüküm kavramının anlamını çok daraltmış oluruz. Hüküm kanun koymayı ifade ettiği gibi karar kılmayı bir konunun olup olmaması ile ilgili yani ol emriyle ilgili olan kısmı da ifade eder. Ayrıca kıyameti hesap sormayı yani hesap gününü vb anlamları da ifade eder.
 
Yusuf Suresi 40. ayette geçen hüküm ancak Allah'ındır ayeti üzerinden buradaki hüküm kavramına Kanun koyucu ve idare etmeye yönetme anlamında anlarsak eksik veya hatalı anlamış oluruz.
 
Hükümle ilgili ayetler bir bütün olarak değerlendirildiğinde ayetlerin birçok olay hususunda karar verme yetkisinin ve aynı zamanda nihai kararın Allah'a ait olduğunu ifade etmektedir. Dolayısıyla son karar Allah'a ait olmaktadır ve bunu değiştirecek ya da olayların oluşunu diğer bir ifadeyle kader diye tabir ettiğimiz inanışı kendi güç ve kuvveti ile Allah'a rağmen değiştirebilme ya da değiştirme yetkisini elinde bulundurmak mümkün değildir. Böyle bir iddia sahibi olmak ise tağutluk yapmak olacaktır.
 
Bu konularda alimlerimiz ve yetkili kurumlarımız tarafından söz konusu ayetler daha şümullü ve Siyer ile birlikte teferruatlı olarak yorumlanmalı ve yeni bir okuma/anlama modeli geliştirilmelidir. 
 
Bunun üzerinde çalışma yapılmadığı sürece Müslümanların birbirlerine düşmeleri kardeş kavgaları birbirlerini küfür ve imansızlık ile aynı zamanda hainlikle itham etmelerinin önüne geçilemeyecek, müslümanlar birlik ve beraberlik içerisinde kardeşlik duygusu ile hareket edemeyecektir.
 
Okumayı ve doğru anlamayı, doğru anladıkları ile amel etmeyi nasip etmesi dileklerimle…
 
Muhammet ÇAĞLIYAN

Okunma : 3976