Karamandan.com

Karamandan.com

22 Ekim 2019 Salı
Şimden geru
Eliyor dört yana sakin bir günü Bir rüyadan arta kalmanın hüznü Ahmet Hamdi Tanpınar “Şimden geru hiç kimesne, kapuda ve divanda ve mecalis ve seyranda Türkî dilinden gayri dil söylemeye” Bu cümleye tüm Karamanlılar aşinadır.
Kategori : Köşe Yazıları
10 Temmuz 2019 12:40
 
Şimden geru

Eliyor dört yana sakin bir günü
Bir rüyadan arta kalmanın hüznü

Ahmet Hamdi Tanpınar

“Şimden geru hiç kimesne, kapuda ve divanda ve mecalis ve seyranda Türkî dilinden gayri dil söylemeye”

Bu cümleye tüm Karamanlılar aşinadır. Doğrusu bir züğürt tesellisi olarak kullanılır çoğu zaman. Hakkını veren nadirdir. Her ortamda, dilin, edebiyatın, kültürün öneminden dem vurup Karamanoğlu Mehmet Bey’in bu meşhur fermanını da ekledik mi cümlenin sonuna tamamdır. Bizden alâ münevver bulunmaz. Çoğu şehirlinin aslında çokta sindiremediği bu hassasiyete atalarımız sahipti diye sevinir dururuz. Dedim ya züğürt tesellisi gibi, hani Bağdatlı Ruhi’nin bir beyiti vardı;

Kunc-i firkatte rakiba bizi tenha sanma
Yar eğer sende yatursa elemi bizde yatur

Teselliye bak, düşman başına…

Özde bunu kavramak zor olsa da dil hakikaten toplumların en önemli paydası. Bu önemi anlamak için tarihe bakmak yeterli. Edebiyat fabrikasının temel hammaddesi dil aynı zamanda milletlerin varlık sebebidir dersek abartmış sayılmayız. Yani, kalabalıkları millet yapan birinci unsur dil, diğeri ise dindir denilebilir. Öyle ki dini de dil anlatır…

Rahmetli dedem çocukluğumda bize Şah İsmail’in, Zaloğlu Rüstem’in masallarını anlatırdı. Çok sonra öğrendik İsmail’in bizim Yavuz Sultan Selim’in düşmanı olduğunu ve Zaloğlu Rüstem’in o masallarda sürekli dövdüğü kişinin bizim Alp Er Tunga olduğunu.

Hiç unutmam şöyle başlardı dedem; Bir varmış bir yokmuş. Bir zamanlar Zaloğlu Rüstem  adında yiğitler yiğidi bir yiğit yaşarmış. Denizden ttuttuğu balığı güneşe uzatıp pişirirmiş. Zaloğlu Rüstem öyle yiğit, öyle güçlü bir pehlivanmış ki ölümünden yüz yıl sonra ona kafa tutan bir pehlivan mezarına gidip şöyle demiş; “Ey Zaloğlu, benden güçlüysen kalk ta görelim, ne yaman bir pehlivanmışsın.” Sesi duyan Zaloğlu Rüstem mezarından doğrulur ve kendisine meydan okuyan pehlivana bakar. Zaloğlu, kendisinin yanında cüce gibi kalan pehlivana doğru bir adım atar ki ayağı bileklerine kadar toprağa gömülür. Bir adım daha atar, bu kez de ayağı dizlerine kadar toprağa gömülür. Ve şöyle seslenir rakibine;

“Ne söyleyeceksen çabuk söyle, toprak eskisi kadar sağlam değil.”

Edebiyatın ve dilin etkisini görüyor musunuz? Aradan bin yıl geçmiş olmasına rağmen Anadolu’da Firdevsi’nin masalları anlatılıyor. Hem de Zaloğlu Rüstem’in her seferinde Türkleri alt ettiği kahramanlıkları…

Keza Şah İsmail’de öyle. Savaşı Yavuz Sultan Selim kazanmasına rağmen Acem kültürü Anadolu’da öyle bir etki bırakmış ki 500 yıl sonra bile anılır olmuş.

Dil ile ilgili bazı uygulamalarını tasvip etmesem de, Mustafa Kemal’in güzel bir tespiti var. Diyor ki; "Memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefe, mutluluğa eriştirmek için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri milletin istikbalini yoğuran kültür ordusu. Bu iki ordunun her ikisi de kıymetlidir, yücedir, saygıdeğerdir. Yalnız siz, kültür ordusu mensupları, sizleri bağlı olduğunuz ordunun kıymet ve kutsiyetini anlatmak için şunu söyleyeyim ki sizler ölen ve öldüren birinci orduya niçin öldürüp niçin öldüğünü öğreten bir ordunun fertlerisiniz.”

1923’te bunu söylemiş merhum ama 1928’de alfabeyi değiştirerek binlerce yıllık müktesebatımızı karanlığa gömmüştür, o da ayrı bir tartışma konusu.

Çok şükür ki kültür ordumuzun askerleri var. Yoksa tarihin derinliklerinde esamemiz okunmaz olacak. Mesela, Yavuz Bülent Bakiler, Semiha Ayverdi için, “Kültür ordumuzun başbuğlarından” der.

Edebiyatta ve kültürde kaliteyi aramak lazım. Yeni keşifler umuduyla çokça “popüler” şair okuyunca hezeyana uğrayıp kendime gelmek için, Necip Fazıl okur titreyip kendime gelirim;

Bıçak soksan gölgeme,
Sıcacık kanım damlar.
Gir de bir bak ülkeme:
Başsız başsız adamlar...

Roman diye satılan, çok satanları okuyunca da midemin bulantısını, Ahmet Hamdi Tanpınar okuyarak tedavi eder, “Huzur” bulurum.

Adem Kocatürk

Okunma : 1333
maboto
EKSPERTİZ
seç
guney sigorta
Gündem haberleri
Elması para etmeyen çiftçinin türkülü isyanı
18 Ekim 2019 Okunma: 10772 Magazin
Komşuları tarafından ölü olarak bulundu
20 Ekim 2019 Okunma: 9211 Asayiş
SON DAKİKA: BABA OĞULU AYAKLARINDAN VURDULAR
20 Ekim 2019 Okunma: 8707 Asayiş
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın