Sıla Ne Demek? | Karamandan.com - | Karaman Haber

Sıla Ne Demek? | Karamandan.com - | Karaman Haber

17 Eylül 2019 Salı
Sıla Ne Demek?

1. “Bir süre ayrı kaldığı bir yere veya yakınlarına kavuşma.” 
2. “Gurbetteki bir kimse için doğup büyüdüğü ve özlediği yer.”

Bu ifadeler sözlük anlamı. Sözlüklerde bu anlamı bulabiliriz. Duygu yüklü yüreklere baktığımızda “SILA” işimiz zorlaşıyor. 

15-16 Ağustos 2019 tarihleri arasında Karaman İli Ermenek İlçesinde 24. Sıla buluşması yapıldı. “Şehitler Anıtı”, “Resim Sergisi” açıldı, “Yöresel Yemek Yarışması” yapıldı. 

Bir de jürisi kimler olduğu bir türlü açıklanmayan “Şiir”, “Hikâye”, “‘Fotoğraf”, “Makale”, “Kısa Metraj Belgesel Film” yarışmaları yapıldı ve dereceye girenlere ödülleri dağıtıldı. Bunlar olması gerekenler ve güzel şeyler.

Görmek, aslında gözle yapılan bir şey değildir. Gözlerimiz sadece bir araçtır. Hem fizyolojik hem psikolojik anlamda, görmenin gerçekleştiği yer beyindir. Bakmak ve görmek aynı şey değildir. Bu nedenle, "gözle bakar ama beyin görür" diye bilim adamlarının sık kullandığı bir tabir vardır.

“Eğer kapkaranlık bir odada bir mum yakılırsa oda aydınlanır, artık oda ışıklandırılmıştır. Sonradan, on ya da yüz, ya da bin mum daha yakılırsa oda giderek daha da aydınlanır. Ama asıl kesin dönüşüm, karanlığın içine süzülen birinci mumun ışığıyla başarılmıştır.” Dr. Suziki Rashi

Duymak istemeyenden daha sağırı, görmek istemeyenden daha körü yoktur. Kişileri ve şeyleri görmenin ve işitmenin ilk koşulu duyarlılıktır. Karanlık gecelerde, geminin kayalara çarpmaması için, deniz feneri nasıl yanıp sönerek işaret verirse, düşünebilen bir insan da yaşamda bilim, din ve felsefenin ışıklarından hangisi gerekli ise onun ışığından yararlanmalıdır.

Orta Toroslar bölgesinde Temmuz Ağustos ayları şenliklerin, buluşmaların, paylaşmaların, kucaklaşmaların el ele göz göze gelmenin aylarıdır. 

Ermenek; Güney Anadolu (Taşeli) Coğrafi yapısı içinde, Önceden Konya’ya bağlı iken 1989 yılında Karaman’a bağlanmıştır. 

5000 yıldır insanların yaşadığı bir yerleşim merkezidir. Doğusunda Mut; 87 kilometre; Güneyinde Gülnar-Anamur 110 kilometre.-Batısında Alanya:320 kilometre.-Kuzeyinde: Hadim-Bozkır, Karaman: (Mut üzerinden: 160 kilometre)- ile sınırları vardır.  

Akdeniz iklimi ile İç Anadolu kara iklimi arasında bir geçiş bölgesidir. 

Rakımı; Şehir içinde 1250-1300 metre olup, çevresi oldukça yüksek dağ ve tepelerle çevrilidir. Ekilebilir toprakları azdır. Orman ve su bakımından zengin sayılır, Küçükbaş hayvancılık ve meyvecilik ile günlük hayata yönelik el sanatları, özel ve resmi sektörün işlettiği Linyit madenlerine bağlı, işletmeler ve taşımacılık halkın geçim kaynağıdır. 

Güneyinden geçen Göksu (Ermenek Çayı) ve kollarının oluşturduğu dar vadi tabanlarında ve yamaçlarda zeytin, incir, susam, pamuk, nar,  ceviz her türlü bitki meyveye rastlarız. Endemik bitkiler bakımından zengin bir bölgedir.

Yüksekliği 2500 metreyi aşan çevre, Toroslarda, Sedir, Ladin ve Köknar; eteklerinde çam ormanları arasında yer alan doğal güzellikler. Dereler, Pınarlar, Çağlayanlar-dünya cenneti mesire yerleri, tertemiz havası, çevresinde İslamiyet öncesi ve sonrasına ait Antik kentler, Tarihi yapıları ile misafirperver, sıcakkanlı halkı ile turizme ve her türlü yatırıma açık bir dünya cennetidir. 

Ana kucağı, Baba ocağı Sıla Şenlikleri

Sanırım kişinin en mutlu anlarını geçirdiği zamanlardır baba ocağı ve ana kucağında geçirdiği günler. Kişi yaşamının temelini o ocakta alır farkında olmadan ve ilerde yaşam tarzını belirler o ocağın ve kucağın sıcaklığının derecesi. O neden ile olacak ki  kız anadan öğrenir sofra düzmeyi, oğlan babadan öğrenir yaren gezmeyi  sözü ortaya çıkmıştır.
Sıla Şenlikliğinde duyduklarım.

- “Memleket havası anama iyi geliyor. Bu kez ilk defa yaylalara gidemedi anacağızım.”

- “Köyler, köylerimiz… Unutup terk ettiğimiz köyler. Vefasızlık yaptığımız, ana yurdumuz köylerimiz. Bahçelerimiz kurudu, ata - dede evlerini virane edip yıkılmaya terk ettiğimiz köylerimiz.”

- “Ekmek arası sıkma yiyen,
Canını hiç sıkma diyen,
Ağustosta hırka giyen,
Dağlı Yörük derler bize...

Toroslarda davar güden,
Devenin ardından giden,
Kavurmaya balı döküp,
Yutan Yörük derler bize...

Şu dağlarda gezip duran
Kekliği eliyle tutan,
Sineği gözünden vuran,
Deli Yörük derler bize...”

- Akça-ağca: beyaz
Avutmak: oyalamak
Andavallı: ahmak

Beri: bu yan
Beriki: bu taraftaki, öbürü değil
Bört, böcü, karaböcü: kurt
Bunca: bu kadar, böyle
Belişmek: üleşmek, parçalamak, bölmek

Çavmak: yabana gitmek, sıçramak
Çerçi: seyyar satıcı
Çabut: bez
Çolpa: beceriksiz, sünepe
Çekişmek: kavga etmek
Çömelmek-çövmek: diz kırıp oturmak

Meh: al
Muhmak: yumruk vurmak
Mahana: bahane
Mıh: çivi
Mıhlı: kurtlu, delikli

Olcum: halk hekimi
Ossaat: derhal, hemen
Oluk: hayvanların su içtiği ağaç tekne
Ocak: ateş yakılan yer tandır, hastalıklara iyi gelen, ziyaretgah
Oba: göçebe topluluğu
Ondankelli: ondan dolayı, daha sonra

Pırtı: kumaş
Pür: yapraklı ağaç dalı
Pürçek: taze bitki yaprağı, tomurcuk
Pelit: palamut, meşe
Püse: katran
Parpı-paylamak: kızmak, azarlamak

Siyek: hayvan idrarı
Seyirtmek: koşmak
Sargın: hevesli
Seyrimek: göz atması, tik
Soyka: ölü çamaşırı, kötü kişi
Sakar: salak, çok kaza yapan, rastgele hareket eden, şaşkın
Sarkıtmak: uzatmak, göndermek

Şavkarmak: şafak atışı, ışımak
Şincik: hemen şimdi
Şincikten kelli: bundan sonra
Şıppadanak: çabuk
Şinik: ölçü birimi

Zövelmek: dinelmek, dimdik ayakta durmak
Zövele: gelengi, dağ sincabı
Zağar: belki, sanırım
Zevzek: ciddi olmayan, sulu
Zülüf: yüz yanında kalan saç
Zıtlık: terslik, karşılık, uyumsuzluk
Zonklamak: bir çeşit ağrı
Zığarmak: karşı gelmek, itiraz etmek
Zıbarmak: ölmek
Zırlamak: ağlamak

Toros Dağları zirvelerinde devam edecek “Sıla Şenlikleri” buluşmalarını zaman ve sağlığım el verdiğince takip etmeye devam edeceğim. Sevgi saygılarımla.

Şerafettin Güç

Kaynak: Ermenek Belediye Başkanlığı Resmi Sitesi

Okunma : 1175
Foto galeri