Sıkça Sorulan Sorular | Karamandan.com - | Karaman Haber

Sıkça Sorulan Sorular | Karamandan.com - | Karaman Haber

21 Ekim 2019 Pazartesi
Sıkça Sorulan Sorular

“Soru soracağım ama matbu cevap almaktan korkuyorum” dedi, müşteri hizmetlerine bağlanan. “Korkmayın! Sizler için yeni ürünlerimiz var” dedi, geçen sene gereksiz bir malı ketenpereye getirip satan. 

Her biri biricik olan insanlara yığın muamelesinin yapıldığı, insanların standart duygulara alıştırıldığı, dayatmaların hayatları şekillendirdiği, ihtiyaç duyma hissinin bağımlılık seviyesine getirildiği, ihtiyaç için değil pazarlama için malların üretildiği bir çağda yaşıyoruz. Pazarlamanın palazlanmanın en büyük hamlesi olduğu bu dönemde muhabbet kaynakları yok edilip iletişim kaynaklarının envaı çeşidi üretiliyor. Eksilen bir şey boş durmaz ve onu başka bir şeyler hemen dolduruverir bu dünyada. Muhabbetsiz kalan ortamlarda ise iletişim araçlarının duygusuz ifadeleri bu boşlukları anında dolduruveriyor.

Nüfusun artması dünyada sadece gıda, enerji, üretim gibi ihtiyaçları artırmıyor. Aynı zamanda iletişim araçları insanlar arasında muhabbet eksikliğine sebep olarak bazı sorunları gün yüzüne çıkarıyor. Seri üretim haline gelen iletişim araçları sadece ticari mallarda değil insan ilişkilerinde de kendini gösteriyor. Standart hale gelen konfeksiyon ürünleri ile elbiseler bedenlere tam oturmadığı gibi cevaplar da zihinlere tam oturmuyor. Bir tarafı açık kalan iletişim ile topluma hâkim olan muhabbetsizlik insanlara kaba kuvvet başta olmak üzere yeni iletişim yolları açıyor. Tükenen sabırlar, yere düşen onurlar, yıkılan izzetler, yok olan şahsiyetler, kahreden pişmanlıklar hep bu yeni iletişim yollarının eseri.

“İnsanın biricikliği elinden alındığında kişiliği de yıkılmış olur” dedi, Üstad İsmet ÖZEL.

Hizmet ve mal üreten kurumların, şirketlerin web sayfalarında mutlaka vardır “sıkça sorulan sorular” bölümü. Geniş olan bu âlemde sorulara bile yer bulamaz olmuşuz onları ‘sıkça’ kalıbının içine yerleştirivermişiz. Kurumsallaşmanın, çok yoğun olmanın sonucu gibi gözüken ve cevap vermenin artık sıkıcı geldiği soruların liste haline getirilip matbu hale getirilmiş cevapların da soruların altına iliştirildiği o meşhur bölüm… Amacına ne kadar hizmet ediyor bu bölüm belli değil ama en vasat kurum ve şirketlere ayrı bir hava verdiği kesin. En azından o bölümü görenler gözünde büyütebiliyor insani değerleri küçülmüş sorularla cevapları.

İnsanlara tek tip canlı muamelesi yapılan bu bölümlerde aynı soruyu soran insanların maddi, manevi, kültürel, ruhsal durumunu göz ardı eden ve matbu cevaplarla muhabbetsiz ortam içinde algılamanın kalıplarına dar veya geniş gelen bu bölüm iletişim araçlarının en ilkeli haline gelmiştir. Benzemiyoruz hiç birimiz birbirimize... Her birimiz aynı cümlelerden farklı manalara ulaşabiliyoruz... Hepimizin daldığı derinlik de, çıktığı irtifa da hep farklı farklı…

Yazı medeniyet unsuru olmasına rağmen yazıyı kaleme alanlar detaylı düşünemediği zaman eksikliklerin vermiş olduğu durumu insanlar uygulamada keşfedebiliyorlar bazen de. Apartman kapı otomatiği kullanım kılavuzunda kapının açılması için ‘otomağin sesini duyduktan sonra kapı açılmazsa; kapıyı kendinize doğru çekin ve itin’ uyarısı yazmaz. Aynı şekilde asansörlerin kullanım kılavuzunda ‘kabine binip çıkacağınız katın düğmesine basıp kapı kapandıktan sonra asansör çalışmazsa zıplar gibi yapın’ diye bir madde de bulunmaz.

“Hizmet yeriniz nerededir” sorusuna verilecek cevap sıkça sorulan sorular bölümünde posta adresi yazar. Hâlbuki evini ziyaret ettiği kardeşinin, teyzesinin, amcasının posta adresini bile bilmeyen insanlara bu tarifin ne kadar cevap olduğu da ayrı bir soru belki de sorun. Bu tür bir soruda cevap kişiye göre değişebilmelidir. Arabası olan insana konum yeri atmak uygunken, toplu taşıma ile gelecek olan insana nereden geleceği sorulup en uygun toplu ulaşım aracının hat numarasını söylemek daha doğru olacaktır. Eskilerden kalma meşhur yer adlarının, yöresel ağızla söylenen mekânların, eski esnafların, kadim cami ve çeşmelerin başlangıç noktası gösterilip yapılacak tariflere ise hiç tenezzül edilmiyor bu bölümlerde.  

“Cevap soruya göre değil sorana göre verilir” dedi, Ahmed ZERRUK.

“Bir sorunun cevap sayısı, dünyadaki insan sayısı kadardır” dedi; sorusuna doğru olan ama anlamadığı cevabı alan.

İletişim imkânlarının geliştiği, her insanın bir elinde bir de cebinde telefon olduğu dönemde muhabbetin olmaması da bir vaka iken aynı zamanda komik bir durum olarak hala içimizde komikliğini sürdürüyor. Bu komik durum içinde iletişim araçlarını amacı dışında kullanmamız ise olaya farklı bir boyut kazandırıyor. Muharebe amacıyla üretilen bu icatların lakırdı aracına dönmesi insanların hemhal olup muhabbet etmesine mani oluyor. Amacı dışına çıkan her şey amaca ulaşımı imkânsız hale getiriyor.

“Olaya biraz da iyi yerinden bakamaz mısın?” dedi, emojili mesaj yazan. “Benim en iyi yerim; gözlerim” dedi, gazetesini okuyan.

Bir de şöyle düşünün! Emojili mesaj alan kişinin cep telefonu bu karakterleri desteklemiyorsa mesajı nasıl görür?

“Var’ın içinde yok’u yaşayan insanlar var” dedi, meczup ve şöyle devam etti: “Yoktan var olan insanlar içinde”.

Şadan Sezgin

Okunma : 1279