Sessizlik | Karamandan.com - | Karaman Haber

Sessizlik | Karamandan.com - | Karaman Haber

15 Kasım 2019 Cuma
Sessizlik

Ne zaman bir üstadın vefat haberini alsam; kolum kanadım kırılıyor, kalemim köreliyor, sözlerim tükeniyor, gözlerim yaşarıyor, kalbim hüzünleniyor. Ve bize yine hüzün düşüyor… 

Şiirleriyle, oyunlarıyla, çevirileriyle, eleştirileriyle ve denemeleriyle edebiyat tarihimizde büyük bir yer edinen 7 güzel adamdan birisini daha kaybettik! Birkaç ay evvel yere düşüp kalçasını kıran ‘Kudüs Şairi’ olarak da bilinen Üstad Nuri PAKDİL; kaldırıldığı hastanede son nefesini vererek; son nefesin olmadığı âleme geçti.

Fikirleriyle ve eserleriyle üzerimizde çok büyük hakları olan Üstadlardan birisiydi Nuri PAKDİL. Zor zamanda yazmanın ne olduğunu bizlere yaşayarak gösteren, sessizliğe çok büyük önem veren, konuklarıyla saatlerce konuşmadan oturabilen Üstad; kalpler arasındaki muhabbet yollarını keşfetmişti. Bundan dolayı “İnsanı kalbinden tutamadınız mı, görün nasıl kayıp gidecek elinizden!” dedi, Üstad ve şiirini şöyle tamamladı: “Ne emek, ne ekmek; önce kalbimiz bozuluyor çünkü”.

Dilinin döndüğü kadar susan bir Üstad’dı. Şimdi daha çok susacak! Geride bıraktığı eserleri sessiz haykırışlarına devam ederek…

Üstada Allah’tan rahmet dilerken, Biat I, Biat II ve Biat III adlı eserlerinden okuma notlarını sizler için derledik: 

-Şehadet kelimesi, bir seçimdir gerçekte, inancı seçmektir sözle, yürekle.
-İnsan, dünyaya gelmekle şaşkındır.
-Türkiye’de, kaleme, daha da ağır yük yüklenmiştir: Yabancılaşmaya direnmek.
-Türk ulusunun yürek sesini, yani yürek atışını, kalp ölçme aygıtı gibi alan düşünceye yerli düşünce diyoruz. 
-Vehim, kalbin kanseridir.
-Güven gidince, kişilik de gider.
-Evrensel bir soluk, bir dil gerekli bize.
-Yabancılaşma, uygarlığından kopan bir ulusun alın yazısıdır.
-Ülke, yazarla bozulur, yazarla düzelir.
-Bu dünya, öte dünyadan ayrı değil.
-Bir kez saygısızlığa alıştı mı kişioğlu, kolay değildir ondan kurtulması, öylece gider o.
-Özeleştiri yapmayan kişi atılım yapamaz, aşamaz kendi kendisini.
-Konuşma hiç yaratılmamış olsaydı.
-Zaman, çok gizemli bir olgudur.
-Gökdelenler, kentin yalnızlığa yenildiğinin belgesidir.
-Sorun, Batı’ya baka baka ağrıyan boynumuzu, kendi uygarlığımıza çevirebilecek miyiz, çeviremeyecek miyiz sorunu değil midir?
-Nereye gittiğimi anlamam için, nereden geldiğimi bilmem gerekli değil mi?
-Müslümanlık sadece bir tapınma değil, bir yaşam biçimidir, bir dünya görüşüdür. 
-Yirmi dört saat ahlaklı kalabilen insan çok azdır.
-İnsan soyu tükenmiyor ama bir şeyler tükeniyor insanda: İnsanın erdemi, insan ölüm karşısında duygusuzlaştıkça, çözülüyor, dağılıyor, tükeniyor.
-Konuşulan, yazılan sözcükler de yorgun, yalama.
-Savaş bitince barışın gelebileceği yanlışına düştük.
-Bitimsiz bir hayata inanıyorum. Ölümle bitmeyeceğime inanıyorum.
-Ortak bir ‘ülkü’ olmadan ortak bir tarih oluşabilir mi?
-Akan, yalnızca insan kanı değil, insanlığın da kanıdır.
-Fatihler, yeryüzüne, en karanlık dönemlerde gelirler.
-Her şeyden kuşkulu olmak, çağdaş olmanın bir koşulu oldu.

Üstadın kitaplarından bazı iktibaslar bu şekildedir. Biz Üstad’dan razı olduk, Allah’ta ondan razı olsun…

Şadan Sezgin

Okunma : 814