Seçimler böyle de değerlendirilir! | Karamandan.com - | Karaman Haber

Seçimler böyle de değerlendirilir! | Karamandan.com - | Karaman Haber

18 Haziran 2019 Salı
Seçimler böyle de değerlendirilir!

28 Şubatta Devlet Zulmüne kafa tutmuş ve Darbe Hukukunun biçtiği cezasını Köroğlu edasıyla tamamlamış bir vatandaş sıfatıyla söyleyeyim ki; (hüküm giydiğim iki isyan hapishane isyanı da buna delildir) AK Parti İktidarını eleştirmek bana hiç kimsenin tanıyabileceği bir hak değildir. 

Fethedilmiş rizikosuz alanda fatihçilik oynayan yurt çapında adları belli bu tatlı su şövalyeleri o zamanlar fistan giymiş zenneler edasıyla zulmün potinlerine ram olarak saklanacak delik ararken biz postumuzu ortaya koymuşuz. İslami kesimin yaşadığı acılara tepki halinde  ‘’taraf olmayan bertaraf olur’’ inancıyla yapmacık hukukun değil Allah’ın bize tanıdığı TÜM İMKANLARLA karınca kararınca karşı durmuşuz. 

Bu bakımdan Ak Parti eleştirisi mevcut şartlarda en doğal vazifemdir. Çünkü değerli yayıncım Sayın Adem Kocatürk gibi, biz de hariçten gazel okumuyoruz. Ta ki Reis çıkıp ‘’Benim İslam ve ahlak diye bir davam yoktur’’ diyene kadar. Bu cümleyi kurduğu gün eleştirimizin muhatabı olmaktan kurtulur. 

O halde bizim yaptığımız şey, onca insafsızlık, haksızlık, yağmacılık ve dalkavukluk arasında hak bildiğimizi mahallenin delisi edasıyla bizden bildiklerimizin alnının orta yerine çarpmaktan ibarettir. 

Acı söyleyen dostun hatırı varsa dinlerler; yoksa ne biliyorlarsa onu yapsınlar. Necip Fazıl’dan aldığımız ruhla hiç kimseden zerrece pervamız yoktur.

1- Her şeyden önce Ak Parti, asırlık zulümden kaçmak isteyen Müslüman Anadolu Halkının sığınağı oldukça her türlü hatasına rağmen baş tacı edilmiştir. Ama son yıllarda ibretlik bir vesika halinde görüyoruz ki; gücü asli gayesinden kopuk kendinden menkul bir keramete indirgeyen parti kadroları Anadolu İnsanının onlarda vehmettiği manaya ihanet içinde olduklarını haykırırcasına çilesiz, esersiz, kimliksiz, menfaatperest tiplerle dolup taşmıştır. Eskilerin İbnüzzaman (rüzgara göre yön değiştiren) dedikleri tiplerle… Bunu anlamak için altından koltukların çekildiği karikatürlerin bugün nerede konumlandıklarına bakmak yeter de artar. 

2- Ak Parti İktidarının tarihi görevi mazlum Anadolu Halkının gözyaşlarını kurutmak iken, Parti tedricen bu görevi terk etti ve devlet geleneğinin hak tanımaz zorbalıklarını yansıtan alışkanlıklarını kendisi için biçilmiş bir kaftanmışçasına alıp üzerine giydi. Şehitlerin, mazlumların, mağdurların, gariplerin beddualarıyla yerle yeksan olan ‘’Eski Türkiye’’, Amerikan filmlerindeki cadı ruhu gibi adeta Ak Parti’de yeniden neşet etti: Halbuki zafer varsa ortada, sadece Allah’ındır; yaşananlar ise  işin hikayesinden ibarettir.

Ama gelinen noktada hak, hukuk, adalet, eşitlik, milli gelirin makul dağılımı, ehliyet, liyakat, eğitimde fırsat eşitliği, komşularla sıfır sorun anlayışı gitti; yerine ittihatçı devlet geleneğinden tevarüs iç düşman-düşman, beka sorunu, benim hırsızım senin hırsızından iyidir anlayışı geldi. Bunu anlamak için isimleri rüşvetle anılan kodamanların her defasında yargılanmaktan azade tutulmasına ve Sayıştay Raporlarındaki hırsızlık iddialarını ucu kime dokunursa dokunsun ciddiyetle araştırmak yerine Sayıştay personelini saf dışı bırakmalarına bakmak yeter de artar.

3- Kendilerine bu sütundan hatırlatmıştık: Şehit kanı ağırdır. Sultan Alparslan’dan bu yana bu topraklarda Hakkın namı yücelsin diye kanını akıtmış şehitlerin kanından söz ediyorum; demokrasi neyim şehitlerinden değil! Bu mukaddesatı kendi şahsi ikbaline yakıt yapmaya çalışmanın sonu hüsrandır. Ak Parti’ye belki de girdiği son virajda tavsiyem odur ki, Allah rızasından, halkın uzun vadeli menfaatlerinden, mazlumların duasını almaktan başkaca gaye tanımadan iş tutsun. 

Anadolu’nun mayası mazluma kimlik sordurmadığı gibi, zalimin ‘’KİM’’liğine de bakmaz. Sadece zafere odaklanarak sapla samanı birbirine karıştırıcı hamle ve hareketlerle arasına mesafe koysun. Ne idiğü belirsiz şaibeli tipleri kontrolü altındaki medyadan, teşkilatlardan, Ankara’nın karanlık dehlizlerinden derhal kovsun. 

Kendisine eleştiri getirmeyen hiç kimseyi dost meclisinde ağırlamasın. Çünkü hakikatin hatırı dostun hatırından üstündür. Devlet Erkânı muhatapları haksız bile olsalar kendi haklarındaki eleştirilere müsamahakâr davransın. Hata halkın, affetmek ise kudretlinin payına düşer. Taşlanmak istemeyen ağaç meyvekarlığa soyunmazmış.

Misafir dedikleri göçmenler kadar olsun hak tanımadıkları kendi öz halkına karşı dışarda düşmanına mağlup içerde halkına galip yeniçeri tavrı takınmaya devam ederlerse emin olsunlar ki 15 Temmuz’ da tankları durduran bu millet Ak Parti’yi de yerle yeksan etmenin bir yolunu bulur. Bu akıbetin adım adım yaklaşmakta olduğunu anlamak için, her fırsatta 28 Şubat Zulmü’nü sakız gibi gevelemek suretiyle mağdur edebiyatı yapılmasına karşın 28 Şubat Darbecilerinin bir takım siyasi mülahazalarla hem de mahkemeler eliyle aklanmasına göz yummalarına bakmak yeter de artar.

SONSÖZ: Hiçbir idare biçimi yekdiğerinden kendi zatı itibariyle iyi veya kötü değildir. 2500 yıl önce yazılmış metinlerle kayda alınmış ve insanlık tarihi boyunca sayısız defa ispatlanmış bir hakikattir. Bir şeyi iyi veya kötü yapan şey, ona yaklaşan insan şuurunun muhtevasıyla beraber o şeyin getirdiği sonuçtur. Allah kendi makamında ezeli ilmiyle her şeyin evvelini ve ahirini mutlak bir kesinlikle bilen sıfatıyla kendisi ‘’Amellere niyetlere göre hükmederken’’, kalplerden geçenleri bilmekten uzak biz kullarına ise  ’’Amellere neticelerine göre hükmetmeyi’’ münasip görmüştür. Topluma malolmuş zatları vicdanımızda yargılarken kullanageldiğimiz esası da böylece fısıldamış oluyoruz.

Kızgınız: Çünkü Ankara’nın sonu gelmez madrabazlıklarını şapkadan tavşan çıkarmayı vadederken komik duruma düşen acemi sirkçileri izlermiş gibi, sürekli kredi vererek seyredip durduk. Bu bekleyiş esnasında da ödettiğiniz bedellerden açıkçası yorulduk. Suriye Macerasından Ergenekon Savcılığı’na,  Dolmabahçe Görüşmelerinden Rus Uçağının düşürülmesine, Olimpiyat Parasından 15 Temmuz parasının basılmasına kadar bilfiil bizim de içinde olduğumuz trajikomik hikâyelerinizi hatırlatmak bunu ispatlamaya yeter de artar.

Söylenecek çok şeyimiz var. Ama biliriz ki sözün azından anlamayana çok söz de fayda sağlamaz. 

Beyler, şapkanız düşmüş ve keliniz görünmüştür. Derhal nedamet getiriniz. Bunu da hamle, hareket ve kadro değişikliği vasıtasıyla teşhir ediniz. Dünya endüstri 4.0 devrimini konuşurken domates-biber-patlıcan kuyruğuna mahkum edilmek bize bahşettiğiniz bir nimet değil insanlık onurumuzun tepelenmesidir. Acziyete düşmüş olabilirsiniz;  ama aklımızla alay etmeye hakkınız da yoktur.

Saray’ın en tepesinden başlayarak Ankara’nın dehlizlerindeki güç sarhoşlarına, siyasetteki dalkavuklarına, medyadaki şaklabanlarına,  ceketi ve cüzdanı iktidar garantisindeki sözümona fedailerine ve elbette ismi belirsiz samimi hizmetkarlarına kadar iktidar kademesiyle herhangi bir suretle ilişkisi olan herkesin bilgisine  arzolunur!

Unutmayın; ecel atına binip gittiğinizde herkes gibi sizler de bir şeylerinizle hatırlanacaksınız. Seçim sizindir.

Fincancı katırlarını ürküttükse affola!

Gökhan Altınsoy

Düzenleme : 04 Nisan 2019 10:53 Okunma : 3219