Karamandan.com

Karamandan.com

23 Temmuz 2019 Salı
Seçim ve Karaman’ın Sorunları
“Ders vermenin zamanı değil! Teneffüs zili çaldı hocammm” dedi, sınıfın en haytası.
Kategori : Köşe Yazıları
29 Mart 2019 17:49
 
Seçim ve Karaman’ın Sorunları

“Ders vermenin zamanı değil! Teneffüs zili çaldı hocammm” dedi, sınıfın en haytası. “Olsun hocammm! Biz dersi yine dinleriz” dedi, yazılıdan düşük puan alıp sözlüden geçmeye çalışan.

Parlamenter sistemin yerine gelen cumhurbaşkanlığı sistemi aslında yeni bir şey değildi. Uygulaması hâlâ devam eden yerel seçim sisteminin ulusal ve daha sade halidir; muhtarlık oylaması olmamasıyla…

“Yönetimde ehliyet ve liyakat yerine başka faktörler devreye girdiğinde felaketler de peşinden gelir. Hz. Ömer’den sonra halife seçilen Hz. Osman döneminde ehliyet ve liyakat yerine ‘güven ve itimat’ esasına dayanan bir yönetim anlayışı benimsenmiştir. Kendisine kayıtsız şartsız bağlı olacak ve talimatına uyacak akrabalarını seçen Hz. Osman, bunun siyaseten yanlış olduğunu fark ettiğinde iş işten çoktan geçmiş olacaktır. Ehliyet ve liyakat yerine lidere itaat edecek kişileri iş başına getirme anlayışı, İslam dinini geriletmekle kalmamış, İslam medeniyetini çöküşe götürmüştür. İslam devletlerinin, yönetimlerinin beceriksiz yandaş idarecilere ihtiyacı yoktur!” dedi, Hüseyin ÖZHAZAR.

Seçim piyasası… Seçimlerden sonra dilekçe ile başvurulan en mantıklı talepler hesaba bile alınmazken, seçimlerden önce sözlü bile olsa en mantıksız taleplerin anında itibar görmesi seçim piyasasının bazı şartları olduğunu düşündürüyor; düşünen insanlara. En zıt görüşteki siyasi partilerin iş hanlarında yani aynı çatı altında sorunsuz şekilde yaşaması; aynı ülkede yaşayan insanların birbirini yemesinin saçma olduğunu da düşündürüyor; düşünen mevcut insanlara. “Her şey gelip geçer, geriye sadece tavrımız kalır” dedi, İbrahim TENEKECİ abimiz.

Çobanın oyu ile mankenin oyunun eşit olduğu bir seçim sürecine yine geldik. Doksanlı yıllarda Avrupa'daki rakipleriyle futbol müsabakasına çıkan takımları destekleyen arabeskçiler, kasetlerini çıkartıp sonra en meşhur şarkısının da filmini çektikten sonra o şarkının melodisiyle desteklediği takıma güftesi değişmiş tezahürat şarkısı yaptığı gibi partiler de kendilerine böyle seçim şarkısı hazırlıyor. Kimileri radikal sol grupların marşını, kimileri milliyetçi bir şarkıcının türküsünü kimileri de ilahi gruplarının bestelediği Yunus Emre şiirini seçim şarkısı olarak kullanıyor.

Seçimlerde kullanılan propaganda melodilerinde değişen bir şey bugüne kadar olmadıysa da; insanlara yapılan muamelede epey bir değişiklik oldu, sonuçları etkilemese de…

Önceden halkımız; ne siyasilerin makamına girebiliyordu ne de onlara derdini anlatabiliyordu… Şimdi ise meclislerde, belediyelerde halkımız görüşmek istediği siyasetçi ile zor olsa da görüşebiliyor. Özellikle de seçim zamanlarında… Siyasilere ulaşmak kolaylaşınca; siyasette ‘olmaz dememe’ veya ‘olur deme’ meslek haline geldi. Yüzüne kimse olmaz demezken, arkandan da kimse olur demiyor. Muamele değişti ama sonuç değişmedi…

Yetmiş sene insan ömründe uzun bir süre olsa da toplumların ömründe pek kısadır. Yaklaşık yüz yıllık cumhuriyette takriben yetmiş yıllık demokrasi geleneği olan ülkemizde milletimizin seçim konusundaki olgunluğu; paytak adımlarla yürümeye çalışan bir çocuğun olgunluğu gibidir. Ülkemizde demokrasinin yetmiş yıllık olduğunu nereden çıkardın diyenler de Yüksek Seçim Kurulu’nun amblemindeki kuruluş tarihine bakıversinler!

Bize başkan lazım, bize lider lazım, bize önder lazım…

Eski siyaset kitapları başkanda aranılacak özellikleri şöyle sayar; hikmet, zekâ, ikna gücü, tahayyül, cihat edecek cesaret ve kuvvet, ahlak, içtihat edecek kadar bilgi…

Bu özellikler dışında başka güzel özellikleri olan insanlara makamları emanet etmek toplumun en büyük görevidir! Nedir bu diğer güzel özellikler?

Bize siyasetten uzak siyasetin içinden insan lazım. 

Bize emeğinden dolayı avuçları nasır bağlamış insan lazım. El ovuşturmaktan avuç içi derileri incelmiş insanlar lazım değil.

“Sebeple netice arasındaki farkı ayırt edemeyen, neticelerden sebeplere ulaşıp çare ve çözüm bulamayan bir sisteme hem acınır, hem öfkelenilir” dedi, Üstad Mehmet Şevket EYGİ. Bize düşünebilen ve çözüm üretebilen insan lazım.

Bize sözünü oyalama aracı olarak kullanan insan değil; sözü için yaşayan ve sözü için ölecek insan lazım.

Halkın emanet ettiği makama gelen insanın dikkat etmesi gereken hususlar da vardır! Nedir bu hususlar?

Bir şeye evet derken çok sayıda alternatife hayır demiş olmanın farkında olması lazım.

Satrançta en mühim taş olan şah’ın neden adım adım gittiğini iyi düşünmesi lazım.

Ticari ömrü siyasetçilerin siyasi ömrü ile sınırlı olan fanatik tüccarlara dikkat etmesi lazım.

Halka; ‘müjde üstüne müjde gelecek’ derken, altta kalan müjdelerin ezilmemesini sağlaması lazım.

Muhalefetin ağzından çıkan doğru olan, yerinde olan talep ve eleştirilere kulaklarını tıkamaması lazım. Taraftarlarından gelen bu tür talep ve eleştirilerden ise rahatsız olmaması lazım.

Çok korkarım! İnsanların gaza geldiği konularda gördüğüm yanlışlıkları, inandığım doğruları dile getirmekten… Ama söylemiş olduk bir kere... Son söz olarak ölümsüzlüğün çaresini söyleyip, Karaman’ın sorunlarına geçelim… 

Ölüme çare arıyorsan; kamu malını ye! Ölemezsin… 

Karamanın Sorunları

Yaklaşık otuz yıllık şehir tarihi olan Karaman’ın bir dünya sorunu var. Biz ise bunlardan bir kaçına değinelim…

Çarpık Kentleşme Sorunu

Şehrin kuşbakışı çekilmiş resmine bakınca tuğla rengi alanlar ile şerit şeklinde cadde ve sokakları görüyorsunuz; tıpkı kuraklık yüzünden çatlamış toprak gibi. Şehrin içinde yeşilliğin olmadığı, ağaçların bulunmadığı yerlerde kuş cıvıltılarına hasret kalıyorsunuz. Sabahları kumru sesini duyamıyorsunuz. Kötü bir kerpiç ev yıkılıyor ve yerine aynı şekilde kötü bir betonarme bina dikiliyor. Böylece hem şehrin eski plansızlığı devam ediyor hem yoğun inşaattan dolayı gürültü kirliliği oluyor hem de mikser kamyonları, hafriyat kamyonları gibi araçlar yüzünden trafik tehlikeli hale geliyor. Belediyemiz inşaatlara müsaade verirken yıkım ve inşaat işine parsel parsel değil ada ada müsaade etse daha kaliteli şehir daha kaliteli plan daha yaşanılası mekânlar ortaya çıkar. “Ne idüğü belirsiz çobanların bina yaptırma yarışına girmesi kıyamet alametidir” diyen, son Nebi’nin bu şerefli sözünü de hatırlamakta fayda var. 

Yaya Sorunu

Şehrimizin kronik sorunu; yolda yürüyen yayalar… Bu sorunu çözmek için şöyle bir tavsiyem var! Belediyemiz kaldırımlara parke taşı yerine asfalt sermeli. Bu psikolojik hareket ile yolda yürüyen yayalar kaldırımda yürümeye başlayabilir. Bu işin bir de şöyle olumsuz yanı var! Bu sefer de şoförlerden yana kaygı oluşturuyor bizlerde.

Araç Parkı Sorunu

Şehir merkezinde otopark sorun olduğu gibi, ağır tonajlı araçlar için de özel parklar bulunmuyor; tır parkı gibi. Bundan dolayı sokak aralarına çekiciler, otobüsler, kamyonlar park ediliyor. Mut caddesinde bulunan 19 Mayıs parkı civarını gezdiğinizde göreceksiniz bu sorunun bir kısmını.

Esnaf, Kaldırım ve Levha Sorunu

Esnafların kaldırım işgali, dükkânın önündeki araç park yerlerine duba dikip sahiplenmeleri, kaldırımlara diktiği totem levhalar, sundurmalar ve öne doğru uzanan levhalar… Belediyemiz dükkân levhalarına standart getirmeli ve bu levhalar sallanan, öne doğru uzanan, halka zarar verecek şekilde olmamalı. Bütün levhalar sabit ve duvarla aynı hizada olmalı. Kar yağdığında, şiddetli rüzgâr estiğinde tehlike saçan bu levhalar kaldırılmalı. Esnafların ise sadece dükkânın içine malik olduğunun, dükkânın önündeki kaldırımın ve yolun ya apartmanın ya da kamunun malı olduğunun farkında olması lazım.  

Semt Pazarları Sorunu

Küçük nüfusuna rağmen, geniş arazilerine rağmen Karaman’da semt pazarları hâlâ sokak aralarına kuruluyor. Mahalle sakinlerine verilen rahatsızlık, daracık sokaklardan kaynaklı sorun, açık alanda olduğundan dolayı çeşitli sebeplerden kaynaklanan can güvenliği sorunu özellikle de pazarcıların derme çatma çadırları yüzünden… Belediyemiz geniş alan üzerine kapalı mekânlı, düzeni olan lavabosuyla helasıyla nezih yerler kurmalı ve halkımızı da esnafımızı da sokak aralarından kurtarmalı. Sokak aralarına kurulan semt pazarlarında; pazarın kurulduğu gün o sokakta bulunan bir evde yangın çıktığında, doğalgaz sızıntısı yaşandığında veya bir hasta olduğunda ne yapacağız? Bunu da hesaba katmak gerekir. Bir de pazar arabası kullanma işine ehliyet getirmek gerekiyor. Ayrıca pazar arabaları tasarlanırken araba kullanıcının önünde tutulacak şekilde dizayn edilmesi gerekiyor. Çünkü pazar arabası arkalarında kalacak şekilde süren kişiler ayaklarımızı eziyor. Semt pazarlarındaki bir sorun ise patlıcan (balcan) alışverişidir. Gramajı bulmak için tartıya konulan patlıcanların neredeyse hiçbiri; müşteriye verilen gramajı bulunmuş patlıcan poşetinin içinde olmuyor. Bu sorun nasıl çözülür ben de bilmiyorum. 

Salça Sorunu

Salça kaynatma zamanı geldiğinde pazarlarda bir kargaşa oluyor. Kadınlar ekiplerini kurmuş domatesin ve biberin piyasasını takip ediyorlar. Bu sebzelerin piyasası oturduğunda ise tezgâhlara hücum edip ertesi gün şehrin sokakları duman altında kalıp her yer ekşi ekşi kokuyor. Belediyemiz; kadınlar tarafından oluşturulan bu borsayı önlemek adına salça sezonu küçük çaplı tanzim satış alanı oluşturmalı ve halkımıza salça kaynatma yerleri hazırlamalı. Böylece halkımız yakılan ateşin dumanından, salçaların ekşi ekşi kokusundan kurtulmuş olur. 

Trafik Sorunu

İnsanlarımızın birbirine saygısı olmadığından dolayı trafik sorunları da had safhada… Bu sorunların üzerine tarlada ve köyde bulunması gereken traktörler, römorklar ve birçok tarım aletleri şehrin sokaklarında cirit atıyor. Arkasına birden fazla römork bağlamış traktörler, arkasında yol şeridinden daha geniş tarım aleti bağlayan traktörler şehrin caddelerinde serserice geziyorlar. Bu ve benzeri tarım aletlerinin şehre sokulmaması ve halkımızın güvenliğinin sağlanması için gerekli önlem alınmalı.

Daha değinilecek birçok konu varken fazla uzatmak istemiyorum yazıyı. Şehirlerarası yolculukta kullanılan eski otobüsler ile şehir içinde işçi servisi yapılması, içme suyu ve şebeke suyu sorunu, tütün dükkânları başta olmak üzere sokağa canlı müzik yayını yapan esnaflar, Rent a car görünümlü galeriler, okulların hastanelerin camilerin dibinde yer alan kahvehaneler, tekel bayileri, belediye anonsları, lağım kokusu, viyadükler, yol göbekleri… gibi konulara değinmeden rahatsız olduğum son bir hususu paylaşmak isterim. Karamandaki etliekmek ustaları fırından çıkardığı etliekmekleri paket yaparken içli taraflarını birbirine çevirip paketlemekten vazgeçsin. Hiç hoş olmuyor…

Şadan Sezgin

Okunma : 1603
maboto
EKSPERTİZ
guney sigorta
Gündem haberleri
Karaman'da traktör devrildi: 1 genç hayatını kaybetti!
20 Temmuz 2019 Okunma: 30799 Asayiş
Sağ kurtulan olmadı; 7 ölü
21 Temmuz 2019 Okunma: 18402 Asayiş
Karaman'da işyeri önünde silahlı saldırı
19 Temmuz 2019 Okunma: 14177 Asayiş
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın