Rotterdam'lı Erasmus.. | Karamandan.com - | Karaman Haber

Rotterdam'lı Erasmus.. | Karamandan.com - | Karaman Haber

25 Haziran 2019 Salı
Rotterdam'lı Erasmus..

Desiderius Erasmus, 1466 yılında Roterdam’da doğan, kuzey Avrupa Rönesansının önemli klasik edebiyat araştırmacısı, hümanist bilgin ve ilahiyatçı olarak bilinen bir Avrupalıdır.

Günümüzde, Rönesansla birlikte ortaya çıkan hümanizm (insan merkezcilik) akımının yaratıcılarından ve en büyük temsilcilerinden biri olarak bilinir.

Hümanizmin içerisinde “sevgi” yoktur. Daha felsefi ve bilimsel bir temeli ifade eder. Türkçe karşılığı “insan merkezciliktir.” Yani sevgi ve benzeri durumları reddeder ve sekülerdir.

Kimdir bu Desiderius Erasmus;

Osmanlı Türklerini “karanlık kökenli barbarlar” olarak nitelendirir. Bir yazısında “bugüne kadar Türklere karşı pek çok başarısız savaş verildiği için çok üzgünüm” der. Türklerin Avrupa’daki fetihlerini şöyle yazar: “Bu imansızların (Türklerin), Hristiyanlar arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle Avrupa’yı fethedebilmiş olduklarını, şimdi bu din kardeşlerimi boyunduruktan kurtarmak gerektiğini düşünüyorum.”

Yani Erasmus, dinin savaşı haklı bulduğu görüşüne karşı çıkmakta, ancak Hristiyanlığın varlığını sürdürebilmesi içinde haçlı seferlerinin Osmanlıyı yok etmesini savunuyordu ve bu düşüncelerini de kilise ve papa ile paylaşıyordu.

Ersamus’a göre iki temel görüş vardır. Bunlardan biri gerçek bilgelik, deliliktir. Diğeri de kendini bilge sanmak, gerçek deliliktir.

Yazılanlara göre bu adamın ne menem biri olduğu, fikirleri ve eylemleri ile tezat oluşturduğu aşikârdır.

Gelelim makale konusuna. Bu adamı neden yazdım?

Bir kaç gün önce Erasmus denilen 'öğrenci değişimi' adı altında üniversitede bazı öğrenciler ile yaptığım sohbette anlattıklarımdır.

*ABD’nin AB’li dostlarından ricası ile, Avrupa’da Yüksek Öğretimin kalitesini artırmak ve Avrupa boyutunu güçlendirmek için uygulamaya koyduğu öğrenci değişiminin adıdır, Erasmus. Şeffaflığın gelişmesine katkıda bulunmak, öğrencilerin kalitelerini yükseltmek bütünleşmek, uyum sağlamak vs. gibi sonuçlara erişmek için entegre edilen bir sistemdir.

Şimdi şu sorulara cevap arayalım.

1- Bu adam “hümanist” yani “insan merkezci” yani “seküler.” Sevgi ve inanç faktörünün eğitim verimliliği üzerine olan etkisi yadsınamaz ve su götürmez bir gerçektir. Tezat oluşturmuyor mu?

2- Gerçek bilgelik, deliliktir, kendini bilge sanmak, gerçek deliliktir. Tezini kendine düstur edinmiş birinin “eğitim” alanında kullanılması nasıl izah edilebilir?

İzah edilebilir elbette şöyle ki;

Bu adamın bu programa adının verilmesinde çok ince hesaplar vardır. Türk milletinin çocuklarına “altın kupa içerisinde zehir ikram etmektir” bunun adı. Bu programa adını “ünlü düşünür” “felsefeci” “edebiyatçı” “bilim adamı” adı altında aslında Türk düşmanlığı ile tarihe geçmiş Erasmus’u özellikle seçmelerin sebepleri derindir.

Yıllardır ülkemizde genç beyinleri örümcek ağı ile iğdiş ediyorlar, Erasmus politikaları ile.

Emperyalist ve küresel çetelerin Türkiye şubesi olan YÖK ise çanak tutmaktadır bu programa. 2020 yılına kadar bu programa devam edeceklerini açıklamışlardı bir ara, çünkü 1 milyar Euro alacaklarını beyan etmişlerdi. Gençleri örümcek ağına atma ve beyinlerini iğdiş edip devşirmeleri için biçilen değer, 1 milyar Euro.

Geçenlerde internette bir yerde bir yazı okumuştum. Yıllar önce Richard Podol isimli bir Amerikalı, AID (Uluslararası Kalkındırma Örgütü) adına Türkiye’de çalışırken merkezine şöyle bir yazı yazar; “Yirmi yıldan fazla bir zamandır Türkiye’de faaliyette bulunan Amerikan yardım programı, bir zamandan beri meyvelerini vermeye başlamıştır. Önemli mevkilerde Amerikan eğitimi görmüş bir Türk’ün bulunmadığı bir bakanlık ya da bir iktisadi kamu kuruluşu hemen hemen kalmamıştır. Bu kimseler halen bulundukları örgütte ‘ilerici güç’ niteliğini taşımaktadır. Genel müdür ve müsteşarlık mevkilerinden daha büyük görevlere kısa zamanda geçmeleri beklenir. AID’in bütün gayretleri bu gruba yöneltilmelidir.

Geniş ölçüde Türk idarecilerini indoktrine (devşirmek) etmek gerekir. Burada özellikle orta kademe yöneticiler üzerinde durmak yerindedir. Amaç, bunlara yeni davranışlar kazandırmaktır. Bu grubun yakın gelecekte yüksek sorumluluklar mevkilerine geçecekleri düşünülürse, bütün gayretlerin bu kimseler üzerinde toplanması mantık açısından doğrudur.”

Başka söze gerek var mı?

Genç, dipdiri bedenleri, yaşlı beyinler ve yaşlı ruhlar haline getirdiler.

Zamanda münezzeh olan, çağlar boyu dünyaya hâkim olan Türk milletinin getirildiği nokta.

Milli refleks ve nizam ile kaynağına sarılan ve beslenen beyinler güçlü bir kaynağın da sahibi olmuş olur, her daim.

Unutulmasın.

Not: M. Emin Değer’in “Oltadaki Balık Türkiye” adlı kitabını ısrarla okumanızı tavsiye ederim! 

Yaşar Kiraz

Okunma : 1092