Pişkin | Karamandan.com - | Karaman Haber

Pişkin | Karamandan.com - | Karaman Haber

25 Nisan 2019 Perşembe
Pişkin

Arsıza çivi çakmışlar; "bu ses nereden geliyor?" diye sormuş.

Türk siyasetinin (mutlaka içlerinde istisnaları vardır) geneli böyle.

Bir kere Türk siyasetçisi kendini halkından üstün görür. Dolayısıyla halka yukarıdan bakar. Fakat bunu dışa vurmaz, sorsanız; "halk bizim baştacımızdır, halka hizmet Hakk'ka hizmettir." Kalıbını kullanırlar.

Gözünüzün içine bakıla bakıla yalan söylenmesini hazmedemiyorsanız, pekte ciddiye almamanız gerekiyor siyasetçileri. Sizi bilemem ama Karaman'ın mevcut siyasetçileri bana bunu öğretti.

Ben bir gazeteci, yazar falan değilim. Yaptığım da köşe yazarlığı değil aslında. Ben okurum, toplumu, kişileri, medyayı okurum fırsat buldukça. Bu sebepten Türk siyaseti ve siyasetçilerine dair söylenecek birkaç sözüm vardır mutlaka.

Ta başından beri yanlışlık  ve alavere dalaverelerle dolu olduğu için Türk siyaseti ile batı siyaseti arasında 180 derece fark vardır. Bizim siyasetçilerimizin kibirlenip böbürlendikleri şeyler biz 'avam'lar için utanç kaynağıdır çoğu zaman.

Örnek çok, eğer göstermek istersek. Mesela Karaman Milletvekillerinden Recep Şeker isimli şahsın, seçim sonuçlarını değerlendirdiği söyleminde kullandığı; "herkes üzerine düşen bedeli ödeyecek!" çıkışı.

Son iki seçimdir Ak Parti'nin Karaman'da artarda kaybetmesine rağmen hala o koltuğu işgal etmekte kararlı olan il başkanı Mehmet Er'in istifa etmemesi de ayrı bir pişkinlik fakat o konumuz değil şimdilik.

Siyaset tarihçileri, ülke siyasetinin geçmişine yönelik bir çalışma yaptıklarında şunu göreceklerdir; nasıl ki bu ülkede çok partili sisteme, aşama aşama kısmi demokrasi geçmek sancılı olduysa ve demokrasimiz hala kör-topalsa, siyasetçilerimiz de öyledir.

Bir kere ilkesel siyaset, halka hizmet, dürüst politika lafını kimden duyarsanız, pekte önemsemeyin. Zira yalan söylüyordur.

Bu ülkede siyasetçiler hep bir yerlere bağımlı kalmıştır. Cuz'i kısmı lidere ve davaya, bir kısmı sermayeye, bir kısmı derin güçlere ve çoğu zaman da kendi ikbaline.

Bu sebeple her seçim bir paradoks yaşanır.

Sistemdeki ve zihniyetteki çarpıklık siyaseti öyle bir hale getirdi ki, siyasetçi çoğu zaman hep birilerinin menfaati için var oldu.

Gelin görün ki, dünyanın gittiği bir rota vardı. Demokrasi geliştikçe engeller de ortadan kalkmaya başladı. En kötü ülke siyaseti ve siyasetçileri bile evrensel normları yakalamayı başardıkları halde, bizim siyaset ve siyasetçilerimiz, böylesi bir entegrasyon işlerine gelmediği için çok daha sakıncalı bir işe soyundular; teşkilatları, şehirleri, ilçeleri hizmete kavuşturmak yerine, yönetmek!

Recep Şeker'in iki dönem üstüste seçilip kendi şehrinin parti teşkilatını kontrol altında tutması, şehrin siyasetini yönlendirmesi, teşkilatıyla, belediyesiyle elele verip şehre 'hadim' olması gerekirken, şehrin gizli sahibi gibi afra tafra yapması, can sıkması, zümre, parti gibi ne olursa olsun; "bedel ödeyecekler!" diye havalara girmesi bunun işareti değil mi?

Ancak bir gerçek de var ki; artık 'avam' olarak gördükleri halk değişiyor, milletin gözü açılıyor.

Millet, kendisine, değerlerine, düşüncelerine, inancına, yaşantısına ters giden, seçmenini kendisine rakip olarak gören, onlarla kavgalı olanları artık rahatça farkediyor ve yol veriyor.

Bu yazımda, kimseye hakaret, küçümseme gibi bir kastım yok. Maksadım mümkün mertebe kişilerden ziyade zihniyeti anlatmak, umarım muhataplarına ulaşır.

Salih Cengiz

Okunma : 683