Karamandan.com

Karamandan.com

17 Aralık 2018 Pazartesi
Ömrümüzün Sonbaharı
Ölüm bir tül gibi gelip üstümüzü örtmeden hayatta çalışmaktan başka şeyler de vardır insanı mutlu edecek daha başka şeyler.
Kategori : Köşe Yazıları
25 Ekim 2018 11:23
 
Ömrümüzün Sonbaharı

Ölüm bir tül gibi gelip üstümüzü örtmeden hayatta çalışmaktan başka şeyler de vardır insanı mutlu edecek daha başka şeyler.

Bu dünyanın zevkleri güzellikleri vardır. Gezilecek görülecek yerleri vardır.  Ama mevsim de sonbahardır. Öyleyse ömrümüzün sonbaharı çalışma ayları değil sakinlik huzur ve dinginlik ayları olmalıdır. Çünkü insan sonbaharındaysa eğer kolay kolay şekle giremez şekil alamaz, yiyip içemez, filizlenip salkım veremez. Saçları seyrekleşir, dişleri kırılır ve de külüstürün külüstürü olmamak için de çaba gösterir.

Ömrünün sonbaharında içindeki isyanların fırtınaların durur. Güneşli ve bulutlu günlerin daha çok olur. Ve ömrüne doğan güneş gibi taze ortaya ışıklar saçan bir yakamoz olur içinde. Kendi sularında yüzmeye kendi toprağınla da oynamaya başlarsın çünkü toprağın sağlamdır. Kökünü toprağa sağlam oturtmuşsundur.

Aslında sonbahar da güzeldir. Sonbahar da açan çiçeklerin kökü daha sağlam olur. Sonbahar mevsiminin hayranlık verici çok da güzel bir manzarası vardır. Sanki denizin kıyısında gece mehtabı seyrediyor gibi bir hal içinde olursun gökyüzü ve denizin oluşturduğu o mucizeye tanıklık ediyormuş gibi de kendini o manzaranın bir kenarına oturtursun.

‘’Ey hancı bizim hancı gerisi hep yabancı.’’ Hancı başı gibisin hayatta şimdi de evinin penceresinden bakıyorsun gelen geçeni seyre dalıyorsun.  Çakmak çakmak gözlü felçli gibi senin yaşında üstelik ama yaşlılar işte kafalarının içinde bin bir tilkiyle veya politik hesaplarla ve yine senin yaşındadırlar üstelik akortları şimdiden bozulmuş bozuk sesler çıkaran radyo gibi de şimdiden eskimişler. Ağızlarından çıkardıkları sözler zehir zemberek küfürlüdür de üstelik. Yüz de yüz yerli yüzde yüz namuslu ve imanlıdırlar da üstelik tekdüze insan manzaraları işte böyle de seyredersin onları ve hayatı. İnsana öyle yaşamak geliyor ki hancı başı gibi hanın bir ucunda durasın ve insanları seyre dalasın.

Aynı zamanda gençlere yeni filizlere yenice uyanana hayatın ipini daha sıkı tutsunlar diye. Dünya nimetlerine daha çok saldırsın sahiplensin yararlansınlar diye. O içindeki bozuk düzeni onu bozan düzenini iyice sallasınlar boşaltsınlar diye. Hancı başı olmak geliyor içimden. Sonra da arı duru yıkanmış tertemiz duygularla tertemiz bir halde hayata yeniden tutunsunlar diye. Genç beyinlere umut olmak. Yürek burkan cefalara göz yaşartan fedakarlıklara ve mest edici aşkların tanığı olarak ayakta dimdik.

Yine insanlara karşı bir sevgi seli yükseliyor içimde bu kadar ince eleyip sık dokumama rağmen çünkü ben de günahkar ve suçluyum. Çünkü hayata karşı duruşumla ben de onlardan biriyim. Öyleyse yaşama şansımı ve hakkımı kendime karşı değil onlara karşı da kullanmalıyım. Hayatın bir hiç, boşu boşuna da olduğuna da bakmadan hayattan bir şeyler ummak. Çünkü dünya büyük bir umman ve içinde de bin bir nimet dolaşıyor. Barınıyor. Balıkları var tut tutabilirsen, yakala yakalayabilirsen. Çünkü Rabbim dünya nimetlerini insanlığın hizmetine vermiş denizleri madenleri havayı ve suyu, her canlıyı. Bütün bunları rezervleri işleten bir araya getirip karıştıran yapan ve bozan bizleriz. Kendimiziz aslında kendi hayatımızı da yapboz tahtasına çeviren.

Hayat bir gölge oyunu gibidir ışık ve gölge karışımı bir şey gibidir aslında yaşanır ve biter.

Bana bu sonbahar havaları bu duyguları yaşattı. Bu günkü hava yağmur kokuyor. Kimisinin kulağı yağmur sesinde, kimisi rüzgarla gelen nameleri dinliyor. Semt pazarı satıcıları ise havaya bakıp bakıp iç çekiyor. Bu gün perşembe ve perşembe semt pazarı var. Hava durumu ‘’Gök gürültülü ve sağanak yağışlı, yağmur yağacak’’
-‘’ Yağ yağmur yağ da bizi de ıslatma’’
-Ne demek şimdi bu?
- Rahmet ve bereket yağsın fakat biz dışarda çalışanları da ıslatmasın.

Mevsimlere mi karşı geleceksin? Kuşkusuz Rabbim haberini göndermiş göğü gürletmiş havayı grileştirmiş tek bir bulut yok. Toz kümelerini göndermiş. Yani her şey eski düzen bilindik mevsimler, sen de mevsime göre ayak uydur. Allah akıl vermiş fikir vermiş sen de çağır aklını önlemini al. Hemen bir branda çek.

İpler direkler çadırları ıslanıyor yağmur çiseliyor. Yağmur semt pazarcılarının üzerine müzikli namelerini gönderiyor.  Onlar ise altında raks eder gibi seviniyor. Yağmurun fırtınasız çisil çisil yağdığına her biri sikkesini mallarını çadırını brandayı yağmura teslim etmiş. Kendileri de ıslanmış soğukta morarmış yağmurun altında kalakalmış. Oysa ki yağmurun yağacağı ta dünden belliydi.

Ortalık sarardı yeşil yaprak kalmadı. Gözleri gökyüzüne baktı ve donuklaştı. Mevsim sonbahardı.

Nurten Kılıç

Okunma : 1041
reklam ver
reklam ver
Gündem haberleri
Karamanlı kazazede o anları anlattı
13 Aralık 2018 Okunma: 11000 Asayiş
Cenaze İçin Karaman'a Geldiler
14 Aralık 2018 Okunma: 10131 Gündem
Dinçer'in Cenazesine Yoğun Katılım
14 Aralık 2018 Okunma: 10111 Gündem
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın