Karamandan.com

Karamandan.com

23 Eylül 2020 Çarşamba
Ölürken dirilir
     Akşamın karanlığı henüz şehri kuşatıyordu.
Kategori : Köşe Yazıları
02 Mayıs 2020 15:29
 
Ölürken dirilir
karaman

     Akşamın karanlığı henüz şehri kuşatıyordu. Zaman sermayesinden geçen bir günün daha hesabını vermek üzere insanlar evlerine gidiyorlardı. Kimi beyhude bir yaşamın bekçisi idi, kimi zamanın evladı ve vaktin emekçisi...

   Herkes düşüncesiyle, fikriyle mamur ediyordu hayatını. Kazanıyor veya kaybediyordu ama kimse bilmiyordu neyi kazanıp neyi kaybettiğini.

   Bende kendimce bir şeyler düşünürek ağır adımlarla evime gidiyordum. Belki de aydınlığın akabinde çöken karanlık beni mahzunlaştırmıştı da adımlarımı ağır kılacak kadar düşünmeme neden olmuştu? Bilemezdim. Ki zaten insan tam manasıyla neyi bilebilir ki? Ahh bi de şu bilmediğini bilse yetecek ya? Tam bu sorularla kafayı yiyeceğim herhalde derken uzaktan Talib’in sesini işittim. Bana doğru gelerek ;

-Yusuf, Yusuf. Neredesin oğlum? Haydi gel eve geçmeden biraz muhabbet edelim. Çaylarda demlenmek üzeredir. Ozan bizi bekliyor.

     Eee arkadaş ne de olsa. Bu rica karşısında insan dişini kırar da şu davetin sahibini kırmaz. Peki ya asıl davetin sahibini kırıyor muyuz? Amaaan oğlum sende, şimdi düşünecek şey mi bu? Zihni bunlarla meşgul edip, dertsiz başımıza dert mi açalım? Ahh şu kitabı bi açsak başımıza dert de açmayız ya neyse...

     Tavşan kanı çaylar demlenmiş, muhabbet koyulaşmış. Bir anda debdebeli bir kalabalığın içine düşmüşüz. Talib ve Ozan ‘ın şaşkınlıkları gözlerinden okunuyor. Her kafadan bir ses. Bağırış çağırış almış başını gidiyor. Az ötede topluluk içerisinde müstesna bir yere sahip oldukları her hallerinden belli dokuz on şahıs kendi aralarında bir şey konuşmakta. Yüz hatlarına bakılacak olursa konunun harareti ve önemi apaçık şekilde belli oluyor. İçlerinden isminin daha sonra Amr b. Hişam olduğunu öğrendiğim biri topluluğa hitaben öküzlerin böğürmesine benzer bir sesle şöyle seslendi:

-Ey Allah’ı bilipte O’na itaat etmeyenler! Nefsin hevasına uyup putları kendine ilah edinenler! Hakikatin taşıyıcısını beldesinden kovanlar! Her çağda size tabi olacakları bulanlar! Atalarının putlarıyla övünenler! Ataya put diye tapanlar! İşte şimdi düşmanınız karşınızda. Savaşma vakti. Ya O ya siz. Ya put ya Hak. Korkmadan gidin üzerine. Bende sizinleyim.

     Toplulukta hala korku hakimidi. Ama Amr b. Hişam’ın hemen sağında yüzü olabildiğince çirkin, gözlerinin dışarı fırlamasına ramak kalmış, burnu dudağına değmiş, teni ateş kırmızısı bir varlık belirdi. Görünüşe bakılırsa oldukça da keyifli idi. Kimdi, ne idi bilmiyorum ama Ozan’ın ilgisini çekmiş olacak ki yanımızdan koşarcasına ayaklarına kapandı. Ne yapıyorsun Ozan dememize kalmadan büyük bir harbin ortasına düştüğümüzü anladık. Ozan da savaşıyordu. Ben Talib ile şaşkın şaşkın bakıyordum. Çok geçmedi Amr eşekleri kıskandıracak anırtı ile yere devrildi ve böğüre böğüre can verdi. Yanına varmaya niyetlenmişti ki Ozan’ın cansız bedenini yerde görmemizle niyetimizden vazgeçtik. Korktuk. Talib korkusundan kekelemeye başladı:

-Yuyususuf. O ozaan!

     Evet Ozan inanmazdı ama böyle bir ölümün onu karşılayacağını hiç tahmin etmemiştik. Şimdi Amr’ın sağında beliren çirkin varlığın silüetine Ozan bürünmüştü. Koşar adım harp meydanından kaçtık.

     İkindi güneşi batmak üzere iken ismini bilmediğimiz bir şehirde bulduk kendimizi. Bir evde ağıt sesleri yükseliyordu. Kadınların ağlamasından anlaşıldığı kadarıyla biri ölmüştü. İnsanız ya merak içimize kadar işlemiş, hemen ağıtların yükseldiği sese doğru yöneldik. İçeride yaşı seksen civarında olduğunu öğrendiğimiz bir adam cansız vaziyette yatıyordu. Etrafındaki kalabalığa bakacak olursak şehrin ileri gelenlerinden olduğunu tahmin etmemiz zor olmadı. Yaklaştık adama. Hayret bizi kimse görmüyordu. İki şahıs konuşmaya başladı:

-Kalbi temizdi, iyi kalpli idi. Daima yeğenini korurdu. Ona söz söyletmezdi.

-Evet haklısın.

-Umarım cennete gitmiştir.

-Hiç olur mu öyle şey! Cehennemliktir!

-Nasıl yani?

-Apaçık şekilde cehennemliktir! Temiz kalplilik, iyi işler yapmak Hakk’a inanmadan kabul edilecek şeyler değildir. İman mihenk taşıdır. O olmadan yapılan her eylem berhevadır. Yazık oldu. Tek bir kelime çıksa idi ağzından cennetlik idi ama nefsini yenip te başını eğemedi.

-Ahh yazık oldu.

     O da ne! Talib ölmüş adamın bedenine nüfuz ediyor, onunla var oluyor, onun içine giriyor.

     Yapma Talib, gel gitme. O adam cehennemliktir, kendine yazık etme dediysem de amel karşılığı Talib o adamın bedeninde hapsoldu. Talib iyi niyetli, temiz kalpli bir arkadaşım idi. Onu da kaybettim.

 -Yusuf, Yusuf oğlum kendine gel. Ne oluyor sana? Çayın soğudu, iç şunu.

     Kendime geldiğimde Ozan ve Talib’i yanımda gördüm. Baktım onlara. İnananları ve inancının gereklerini yerine getirenleri müjdele.

     Nerden geldi bu ses? Amaan çokta önemli değil. Mühim olan da sesin söylediklerinin hakikati değil mi?

 

TURGUT KAHVECİ

Okunma : 1929
guney sigorta
karaman


EKSPERTİZ
Gündem haberleri
Başkan Bayram: Üreticilerimizin hakkı için Rekabet Kurumu’na başvurduk
22 Eylül 2020 Okunma: 14845 Tarım
Son dakika: Karaman sallandı
20 Eylül 2020 Okunma: 12898 Gündem
Karaman'ın 1 yıllık şirket ve işletme bilançosu
22 Eylül 2020 Okunma: 9364 Ekonomi
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın