Ölmeden Önce | Karamandan.com - Karaman Haber

Ölmeden Önce | Karamandan.com - Karaman Haber

15 Ağustos 2020 Cumartesi
Ölmeden Önce

Bir şeyler yanlış gidiyor! 

Süresi belirli bir hayatın içinde olduğumuzu bildiğimiz halde zamanı hoyratça kullanıp, dikkatimizi boşluğa verip, fani olana itibar edip; farkında olmadan süreli zamanımızı bu şekilde dolduruyoruz. Zamanımızı boş şekilde doldurmak dolu dolu zaman geçirdiğimizi göstermediği gibi bilmiş olmak da işin gereğini doğru şekilde yapmış olduğumuzu göstermiyor. 

Fani insanların baki gibi görünen hevesleri uğruna yaşanılıyor; yaşanılmaması gereken hadiseler. Hırs, kin, düşmanlık, nefret, yok etme gibi kötü hisler savunma mekanizmamızı güçlendirirken; elde edilen güç amacını aşıp saldırı aracı haline dönüşüyor. Mekanik, nükleer, kimyasal, biyolojik silahlar başta olmak üzere her türlü saldırı aracı insanlığın geleceğini tehdit ediyor. Zulümden kaynaklı ölüm her yerde kol gezerken, ölüm meleği aynı bölgelerde uzun süreli görev ifa ederken kendilerini güvene aldığını zannedenler zanları içinde boğuluyorlar. 

“İnsanlar ölümden saklanmanın, kendini uyutmanın, uyuşturmanın bir yolunu arıyor, buluyor. Hâlbuki insan bilinci ölümle yüzleştiği ölçüde açılır” dedi, Kemal SAYAR.

Bir şeyler ters gidiyor!

Hürriyet naralarının atıldığı, özgürlük mücadelesi adına anarşinin çoğaldığı, sömürgeciliğin farklı boyutlara geçtiği zamanımızda canlı-cansız mal ve malzemelere hükmederken nefsimiz başta olmak üzere kendimize ait her değeri hükümsüz hale getiriyoruz. Dünyevileşmenin sebep olduğu anlayışla her türlü değer ölçülerimizin belirleyicisi maddi unsurlar olurken; haberleşme ağının gelişmesiyle de her türlü hareket hür hareket halini alıyor. 

İnsanın, maddenin, hislerin serbest bırakıldığı zamanda gaspın, tecavüzün, saldırının ve her türlü fenalığın da etrafımızda serbestçe dolaşmasına sebep oluyoruz. Herkesin kendi sınırlarını belirlediği ortamda birbirine karışan sınır çizgilerinin ortaya çıkardığı kargaşa çözüme götürecek yolların çizilmesine mani oluyor. 

“Sanayi devrimi maddeyi serbest bıraktı, enformatik devrim de nefs-i emmareyi serbest bıraktı” dedi, Sadettin ÖKTEN.

Bir şeyler boş gidiyor!

Her insanın biricik olduğunu, her insanın farklı bir ruhu olduğunu, her insanın değişik yeteneklerinin olduğunu, her insanın farklı bakıp farklı görebildiği gerçeğini ihmal ettik. Sanayileşme çağında insanı da fabrika bandından dökülen imal edilmiş bir malzeme olarak gördük. İhtiyaçlarını bir, dertlerini bir, zevklerini bir saydık onların. Yoğun iş temposunda kendilerine vakit ayırmalarını, ruhlarını dinlemelerini, doğayı izlemelerini, aile bağlarını güçlendirmelerini çok gördük onlara. Makine gürültüsü, servis egzozu sesi, mesai zili ile kulaklarını başka seslere sağır ettik. Bedenin ihtiyaçlarını karşılamaları için zamanlarını aşırı şekilde gasp ederek ruhlarını ellerinden aldık. Boş zaman bırakmayıp, sükûnet içinde gezmelerine mani olarak düşünmelerine engel olduk. İradelerini ellerinden aldık, bir değer olmalarına mani olduk, duygu alanlarını ihmal ettik. Maddi değerler üretirken manevi değersizlikleri de had safhaya çıkardık. 

“İnsan, iradesi ile değer kazanır” dedi, Nurettin TOPÇU.

"İslam garip geldi, garip gidecek" dedi, Efendimiz (sav). Bu rivayet üzerine hocaya soruyorlar; gariplik nedir? Hoca da şöyle cevaplıyor: “Halkın bozduğunu onarmak, yıktığını yeniden imar etmektir”. İslam’ın çizdiği yoldan gitmeye çalışanlar da bundan dolayı gariptir. Zalim gücün karşısında durduğu için, küresel fitnelere itibar etmediği için, sayısal oranlara aldırmayıp doğru olan tarafa yöneldiği için, güce itibar eden kınayıcıların kınamasını aldırmadığı için…

Bir de şöyle düşünün! Koli bandının ucunu arayan tırnak ne hisseder?

“Doğru yönde arıyorsan eğer” dedi, meczup ve şöyle devam etti: “Hissettiğini bulacaksın”.

Şadan Sezgin

Okunma : 1075