Nereye Bu Gidiş | Karamandan.com - Karaman Haber

Nereye Bu Gidiş | Karamandan.com - Karaman Haber

09 Ağustos 2020 Pazar
Nereye Bu Gidiş

Mahsun eyleme beni ey gönül,
Gam yükünü çekemem artık,
Mecalim yoktur, yeni bir maceraya,
Sözü yerine getirecek eller gerek.

Mübarek bir gün ve mübarek bir ay da bulunmanın vermiş olduğu heyecan ve aşk ile bir taraftan günleri geçirmeye çalışırken hali pür melalimiz hep gözümün önünden geçiyor ve derin iç çekiyorum.

Her geçen gün bu iç çekmelerim daha çok derin izler bırakıyor zihnimde ve dahi kalbimde. Hem vicdanımı kontrol ediyorum sağ elimle, hem de açılan derin yaraların acısını daha çok hissediyorum bu kontrol esnasında. Çünkü her dokunuş yaraların yeniden açılmasına sebep oluyor.  Bazen hayıflanıyorum ve –dünyayı sen mi kurtaracaksın, boş ver arkadaş diyor- içimden bir ses ve hemen ruhumdan bir itiraz geliyor ve aklıma hemen Tekvir Suresi 26. ayet geliyor. “Fe eyne tezhebûn. (Nereye bu gidiş?)”.

Önce kendime soruyorum –Nereye Bu gidiş?- diye ve sonra çoğalıyor sorunun muhatapları zihnimde. Ve derin düşüncelere dalıyorum. Ya rabbi biz ne yapıyoruz diye. Televizyonlara bakıyorum Allah adına konuşan ve kendi düşüncelerini sanki Allah öyle söylüyormuş gibi halka kamuoyuna sunan hocalardan!? Geçilmiyor. Sosyal medya ve bazı internet ortamlarında gençliğin deizme kaydığından dem vuruluyor. Gerçi hoş deizm nedir pek bilende yok ve bu konuda bir açıklamada yok. Felsefe ile alakalı olduğu için her halde araştırma ve açıklama kısmı felsefecilere bırakılıyor sanırım. 

Konuşan hocaların bir kısmı nabza göre şerbet vermeyi nasihat olarak algıladığından insanımız kendisinin yaşayacağı dini öğrenme derdini bırakıp, yaşadığına uygun dini bulmak için kendine en uygun hoca arıyor ekranlarda. Ya da kendisine uygun fetva veren hocanın peşinden gitmenin ve onun reklamını yapmanın derdine düşüyor. Sanki dini/vahyi Allah değil de hocalar göndermiş gibi onların peşinden koşuyorlar. e eyne tezhebûn. Nereye bu gidiş?

Oysaki din bir düşünüş biçimi, bir doktrin yada bir idol ve felsefik bir anlayış olarak gönderilmiyor yüce yaratıcı tarafından. Bizzat insanlar için bir hayat nizamı, bir yaşam tarzı olarak gönderiliyor. Önce red etmeyle başlıyor dikkat ederseniz insanın islam/Müslüman oluşu. Kelime-i tevhid, La ilahe… diyerek önce hayır ile başlar. Kime hayır ilahlara. Hangi ilahlar bunlar? Sahte ilahlar yani Allah’ın dışındaki ilahlar. Çünkü arkadan ne diyoruz illallah. Allah’tan başka, Allah’ın dışında. 

Bizde ille diye bir kavram veya söz var biliyorsunuz. İlle, İlla ki, ille de şeklinde farklı kullanımları olan. Şart bildiren bir sözcük. Başkası olmaz ancak o olacak anlamında. İşte kelime-i tevhidde de bu anlam vardır. “Allah’ın dışındaki bütün ilahlara hayır, ancak Allah’ın ilahlığına evet. Başkası olamaz.” Müslüman olmanın, İslam’a girmenin şartı bundan dolayı kelime-i tevhidtir.

Allah’ın dışındaki ilahlar sahtedir, yalandır, uydurmadır, hayal ürünüdür. Peki nedir, kimdir bu sahte ilahlar? Allah’a ait olan sıfatların, Onun dışında verildiği, yakıştırıldığı, iddia edildiği her şey sahte ilahtır. Bu bilinen basit anlamda taş veya ahşap, kağıt putlardan başlar, devlet büyüklerinden-peygamberlere, izmlerden- kişinin kendi nefsine, mezar,türbelerden-kutsal kabul edilen dilek ağaçlarına, nazar boncuklarından-muskalara, (vs.vs. çoağaltılabilir) kadar gider.

Toplum üzerinde yaptığım sosyolojik gözlemlerimde daha çok bu gün insanlarımızın bilerek veya farkında olmadan kendi akıllarını ön plana çıkardıklarını ve kendilerine göre bir din anlayışı geliştirerek Allah-Rasul ve Kitab’ın (Kur’an ve Sünnet)   ayrı tutulduğu veya kenara itildiği bir anlayışla Müslümanlık yaşamaya çalıştıklarını görüyorum.

Nasıl mı? Toplumun istatistiklere göre  % 99 u Müslüman kabul ediliyor. Fakat namaz kılma ile ilgili yapılan istatistiklere bakıldığında en iyimser istatistiklerde bu oran %25’ler de görünüyor ki buna bayram ve cuma namazlarına gidenler dahil. Günde 5 vakit namaz kılanların oranı ise çok daha düşük. Oysa ki bir çok ayeti kerimede başta bakara suresinin ilk ayetlerinde iman, namaz ve infak bir arada sayılır. Bunlar ayrılmaz özelliklerdir. 

Aliya İzzetbegoviç islamı tanımlarken “İnsanın ahlaki yükselişidir” der. Öyleyse güzel ahlak Müslümanın vazgeçilmezlerindendir. Ahlak deyince sadece namus veya zina-fuhuş anlaşılmamalı. Kerih yani kötü olan, her şey bu katekoride değerlendirilmelidir. Güzel söz-kötü söz, güzel davranış-kötü davranış ve diğer ibadetler. 

Allah bir kişi Müslüman olunca ondan şunu ister. Bundan sonra benim isteklerim doğrultusunda hareket edeceksin. Bana gösterdiğin bu itaatten dolayı da ben seni cennet ile ödüllendireceğim. Müslümanlık iddian varsa muhayyerlik/seçme hakkın yoktur. “Allah ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” Ahzap suresi 36. Ayet.

Bu konuyu biraz açalım isterseniz. Allah Müslüman olduğunu söyleyen bir kişinin yolda yürümesinden-yemesine içmesine, giyim kuşamından-komşuluk ilişkilerine, fakir fukarayı yetimi gözetmesinden- israfına, evlenmesinden- aile hayatına vb. her şeyine karışır. İddia ispat ister ve Müslümanlık iddiasının ispatı da; Müslümanın sahip olması gereken özellikleri asgari üzerinde taşımaktır. 

Yani şöyle bir şeyi söyleyemez veya hareketleri- yaşantısı ile bunu ortaya koyamaz bir Müslüman. Ben Allah’a inanıyorum ama benim yememe içmeme karışamaz Allah. Ben içkide içer kumar da oynarım diyemez. Ben Müslümanım namaz da kılarım, açık/çıplakta gezerim diyemez. Düğünde dernekte çalar oynar, istediğim gibi giyinir yer içerim ama duasız da düğün yapmam. Böyle bir şey bu dinin indiriliş mantığı ve mücadele ettiği hayat tarzı ve sistemi ile kesinlikle uyuşmaz. 

İslam geldiği dönemdeki hayat tarzı ve felsefesine alternatif olmuş ve bundan dolayı Mekke müşrikleri tarafından yıllarca kabul edilmeyerek, inananları işkence ve zorluğa itilmiştir. Bu konuda biraz düşünmeniz adına bir ayet ile bitirmek istiyorum.  Tekvir suresi Ayet 8-9 “Ve diri olarak toprağa gömülen kız çocuğuna sorulduğu zaman. Hangi günah sebebi ile öldürüldü?” Ne alaka şimdi?... Bu ayet bize çok şeyler anlatıyor. Bir mesajı var o çağa.

Okunma : 3909