Karamandan.com

Karamandan.com

23 Ağustos 2019 Cuma
Nerede o eski bayramlar?
Bir bayramı daha karşılıyoruz.
Kategori : Köşe Yazıları
10 Ağustos 2019 23:18
 
Nerede o eski bayramlar?

Bir bayramı daha karşılıyoruz. Bu bayram da her bayram yaptığım gibi çocukluğuma döndüm.

26 yaşım bitti. Hep aynı sitem.. Ufaklığımdan bu yana her bayram yine o klasik söz; '’ ah nerede o bayramlar, eski bayramlar ah. ‘’ çocukken hep o eski geçmiş bayramlara duyulan hasreti beynimde kurardım..  Şimdilerde yaşadığımız bayramlardan ne kadar daha güzelmiş ki çevremizdeki herkes hep o eski bayramları özlüyor diye düşünürdüm..

Bundan 35-40 yıl öncesindeki özlem duyulan o eski bayramları çok ama çok merak ederdim.  Son bayramlarla birlikte daha iyi anladım ki, bayramın gerçek sahibi olan çocukların bayramları yaşadığı zamanlar, bayramın en temiz, en tatlı ve de en güzel olduğu zamanlarmış oysa..

O zamanların güzel olmasının nedeni bayramlık çocuk olmalarıymış. Büyüklerimizin hasretle yad ettiği o geçmiş güzel bayramlar değil, o bayramların hissedildiği yıllar. Bunları düşününce küçüklüğümü özledim, insan özlüyor o zamanları. O tertemiz, saf, kişilerin ve kişiliklerin gerçek olduğu, harbi olduğu o yıllar özlediğimiz..

Küçükken babamın, ‘’ ah nerede o bayramlar, eski bayramlar ah. ‘' dediği zamanlardaki gibi bugün bende  'ah ah nerede o eski bayramlar ah' diye soruyorum kendime. Belki büyüdükçe da evlatlarım da özlemle yad edecektir, özleyecektir bugün yaşadıkları o güzel, masum bayramları..

Sahiden böyle mi oluyor? Aklımız, yaşımız, kendimiz benliğimiz büyüdükçe; içimiz, o temiz, saf ruhumuz mu küçülüyor ? Temiz ve saflık zedeleniyor. O temiz berraklık, bir anda burukluğa dönüşüyor. Vakit ilerledikçe, dedikodu gibi, yalan gibi, yıkıcı ve yakıcı alışkanlıklar ediniyoruz. Bunlar çok kötü ve çirkin alışkanlıklar.

Çocukluk ve gençlik yıllarımızdaki şaşkınlığımız, isteğimiz, merakımız zirvededir. Zamanla bu istekler elimizden ve o naif yüreğimizden alınır. Bunun yerine de çok ama çok derin bir yorgunluk verirler. Hemen söyleyelim: Vücut yorgunluğu geçer de ruh yorgunluğu kolaylıkla geçmez.

Bir söz var ‘’ İnsanın eti yenmez, derisi giyilmez’’ diye. Bundan geriye ne kalır ? Dil ve gönül. Yani nedir bunlar sohbet ve sevgi. Bu saydığım 2 kelimeyi özetlersek ortaya ‘’ muhabbet ‘’ çıkar. Dikkat ediyor muyuz? O güzel muhabbet erbabı o bilgin ve olgun insanlar hızla bizi terk ediyor. Boşluğu reklamcılar, siyasetçiler, magazinciler ve tacirler dolduruyor. Kötünün iyiye verdiği dert ve keder artıyor. Dualar bile değişiyor: ‘’ Allah’ım, merhametsizleri bize musallat etme! '’

Direkler arası vb. şeyler yoktu benim çocukluğumda. Ama bir park, lunapark ya da panayır kurulur muydu bayramlarda bilmiyorum? Kuruluyorsa da, ben hatırlamıyorum. Kendimi o güzel bayramlık kıyafetlerimle atlıkarıncadan düşecek miyim korkusu ve kahkahası atarken bildiğim, yaşadığım bir hatıram yok. Tek bir hatıram var aklımda kalan, mahallenin çocukları bayram harçlıklarını harcamak üzere bakkal amcanın açtığı patlayıcı tezgahına üşüşmeleri. Üstünde bin bir çeşit patlayıcıların, küçük torpillerin, roketleri, kız kaçıranların ve onları daha iyi ve daha havalı patlatacak oyuncakların bulunduğu tezgahtan tabii ki bende yararlanmış olmalıydım.. Bayram demek benim için patlayıcı demekti. Özellikle mahallenin erkek çocukları bakkal amcadan alınan bu şeyleri patlata patlata eğlenirdi. Büyüklerimizin endişeli bakışları, yasaklamaları tabii ki işe yaramaz, mahallenin çocuklarının gittikçe dozunu artırdıkları büyük bir heyecanla torpilleri patlatırdı. Tabii ki maytaplar gözlere kaçar, tele ikili üçlü takılmış torpiller elde patlar, kız kaçıran (evet adı böyle olan bir nevi patlayıcı vardı) kuru otları tutuşturup mahalleyi büyük bir heyecana boğar… Sonu kesinlikle hüsranla biten bu eğlence tarzı bitti, şimdilerde artık böyle şeyler yok, ya da ben görmüyorum.

Benim zamanımda mahalle mahalle şeker toplamak vardı. O da bitti neden mi, korkuttuk çünkü onları. İnsanlığımız ölmüşüydü yoksa? Evet, haklıydı küçüklerimiz, insanlık / insanlığımız ölmüştü. İnsanlık ne zaman mı ölmüştü? Polatlı’da küçük evladımız Eylül'ün boğularak öldürülmesi, minik kardeşimiz Leyla’nın cansız vücudunun bir dere kenarında bulunması, 9 yaşındaki ufacık kardeşimiz Mert'in tecavüze uğraması, 6 yaşındaki minik evladımız Gizem'in kaçırılıp ormanlık alanda öldürülmüş olmasıyla bitmişti. Bizler tam kötülükler bitecek derken Vezirköprü'de tertemiz cennetlik, saf, temiz evladımız Ecrin'in parçalarının bulunması. Daha benim sayamadığım, saymaktan utanç ve üzüntü duyduğum yüzlerce hatta binlerce evladımızın istismar davaları insanlıktan utandırmıştı beni. Daha küçücük Ecrin'in sitemde haberini yaparken pedofili içerikli kitap yazan yazar (!), o kitabı yayına hazırlayıp baskısını yapan yayınevi o kişiliksiz kişileri tutuksuz yargılayan adalet sistemi. Her çocuk cinayeti ve istismarından sonra siyasi malzeme olarak kullan küçücük bedenler. Ben o kitabı yazan kişiliksizle ve tutuksuz yargılayan o hâkimle aynı havayı solumak bile istemiyorum.  Eğer devletimiz bir an önce çocuk istismarı ile gerekli kanunları bir an önce ağırlaştırmaz ise bayramlarda şeker toplayanlar çocukları göremeyiz.

Şimdi sizler söyleyin Allah aşkına böyle bir ortamda nasıl bayram mutluluk ve sevinç ile kutlanır? Ben bilmediğim, tanımadığım halde oyunlar oynadığım, çikolatalar, şekerler verdiğim, ellerini tutup, yüzlerine bakıp cenneti gördüğüm, çekinmeden, korkmadan yanaklarını sıkabildiğim, çocukların olduğu bayramlar istiyorum. Galiba bu istediğim şeyler çok zor..

Geçmiş bayramlar büyüklerimizin değil yaşlılarımızın ve çocuklarımızın bayramıydı. Mahallelerde koşturan, verilen harçlklarla ve yeni elbiselerle şımartılan küçükler ile herkesin evinde toplanıp şereflendirdiği ve mutlu ettiği yaşlılar.. En çok onlar mı sevinirdi bilemiyorum..

'’ Çocukluk insanın vatanıdır. ‘' Tabi ki Baba ocağı.

Bu yazıya başlamadan önce, küçüklüğümün geçtiği o güzel yerleri gezdim. Üstünden çok zaman geçmiş. Her şey ama her şey değişmiş: İnsanlar, mahalleler, sokaklar. Evler gitmiş, yerine betonarme binalar gelmiş. İkisi aynı midir? Hep beraber düşünelim.

Hatıralar çok uzaklaşmış. Tek tanıdığım, etraftaki ağaçlar, o ağaçlarda '’ ah nerede o bayramlar, eski bayramlar ah. ‘' diye iç geçirirken, bense o eski zamanları arıyorum, soruyorum.

Simitçiden çeyrek simit aldığım günler. Simidi bölen o ele dikkatlice bakmak. Islattığımız parmaklarımızın ucuyla, dökülen susamların itinayla toplanması. Küçük bir kuş gibi.

Şimdilerde fırınlara vb. gittiğimizde 'kaç tane simit istiyorsun' diye soruyorlar.

Sadece tipimizi değil, dünyayı bile değiştiren yeni elbiseler, giysiler. Bir büyüğün yanına heyecanla ve umutla yaklaşmak.  

İnsan münasebetlerinin gerçek oluşu.  Şimdi biz buna 'ilişki' diyoruz. İşlerimiz ve ilişkilerimiz. Sokakların sevimliliği. Evlerin sevecenliği. Büyüklerimize ve devletimize duyulan güven. Artık şöyle diyorum: Şükür çok şükür; Rabbime imanım ve kendime itimadım tam.

Bir de tebrik kartı olaylarımız vardı. Bayramların gelmesine yakın zamanlarda şehirlerin büyük meydanları kartpostalcılarla dolardı. Şehir resimlerinin, doğanın güzel manzaralarının, sevinçli aile tablolarının, sanatçı ve aktör resimlerinin ya da sevimli güzel şeylerin yer aldığı kartpostallar satın alınıp uzaklardaki arkadaşlara ve yakınlara bayram tebriği şeklinde yollanırdı. Öncelikle bayram tebrik kartı yollanacak kişilerin listesi titizlikle hazırlanırdı ve uygun zarfıyla birlikte satılan bu kartpostalların arkasına özenle ve güzel bir şekilde, dilekler aktarılırdı.

Bu tebrik kartı işi, 90’lara hatta benim hatırladığım 2000’lere kadar ilerledi az da olsa, ama internetle birlikte birden bire kayboldu. Toplu mesajlar, duygusuz yazılan o 200 karakterler. Her şeyimiz sanallaştı. Kurbanlarımız bile selfielerimiz esiri oldu.

Bugün günlerden arife, yarınsa bayram.

Bayramlar, güzellik ve naiflik günüdür. Kayıp ettiğimiz bir takım şeyleri kazanmanın en güzel ve en uygun zamanıdır.

Örneğin, kırdığımız bir kalbi. Kendimize küstürdüğümüz bir dostu.

Kandillerde ve bayramlarda, İlahî bir esinlenme olarak, dilimiz yumuşar, gönlümüz çözülür.

Bayram nedir biliyor musunuz? Bayram temizlik kolu başkanımızdır. Çoçuklar ve çiçekler de öyledir.

Bayram nedir biliyor musunuz?

Bayram Hakk'a yakınlaşmanın, halka yaklaşmanın adıdır.

Hüseyin Zenginoğlu

 

Okunma : 1183
EKSPERTİZ
guney sigorta
maboto
Gündem haberleri
Youtube video ücretsiz nasıl indirilir? instatakipci indirme
19 Ağustos 2019 Okunma: 40483 Eğitim
Karaman’da cinayet!
21 Ağustos 2019 Okunma: 16606 Asayiş
Bahçe evine giden genç, babası tarafından ölü bulundu
21 Ağustos 2019 Okunma: 14488 Asayiş
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın