Karamandan.com

Karamandan.com

13 Kasım 2019 Çarşamba
Nerede O Eski Günler Eskilerden Kalma Günler
Eskiden Belediye İşhanının olduğu yerde sebze hali bulunurdu girişinde de Romen( aptal) kadınlar ellerinde çiçek gül demetleri alışverişe gelenlere çiçek satmaya çalışırlardı.
Kategori : Köşe Yazıları
17 Haziran 2019 17:25
 
Nerede O Eski Günler Eskilerden Kalma Günler

Eskiden Belediye İşhanının olduğu yerde sebze hali bulunurdu girişinde de Romen( aptal) kadınlar ellerinde çiçek gül demetleri alışverişe gelenlere çiçek satmaya çalışırlardı. Sebze halinin girişi mis gibi çiçek kokardı. Ayrıca şimdiki  (Asmert)Vitamin Büfenin olduğu yerde ekmekçi Ali Ağa’nın ekmek büfesi bulunurdu mis gibi somun ekmek kokusu da oradan yayılırdı. Kadirhane Camisinin yanında dayhane denilen açıkta dökme sıvı yağ satılan bir işletme vardı oraya cam yağ şişesini götüren yağ satın alırdı.

 Eskiden ilk pat pat motorunu Sılaylar Ticaret eski sanayi sitesinde yapmıştı. İlk televizyonu eski garaj civarında halen de ticarethaneleri bulunan Harani Ticaret siyah beyaz Telefunken marka getirmişti. Bazı komşularımız gavur icadı diye arkalarını döner izlemezler sadece dinlerlerdi.

Eskiden eski garaj denilen yerde köy otobüslerinin de girip çıktığı küçük bir garaj vardı. Köy midibüslerinin içleri çok pis mazot kokar koltukları ise yağlı kirli meşinlerdi. İndi bindi ile yirmi dakikalık yol iki saatte gidilirdi. Şehir dışına da büyük otobüsler kalkardı. Otobüs işletmeciliğini çiçekli allı dallı, güllü pullu, bol ışıltılı, fosforlu şalvarlı zengin görünümlü bir Hanım Ağa yapıyordu.

Şehre yaz aylarında eski pazartesi pazarının Yeşil Cami civarına ip cambazı, sihirbaz, ayı oynatıcı gelir oyunlarını sergilerdi. Kadınlar erkekler çocuklar, toprak üzerine meydana oturur seyirlik oyunu izler. Oyuncularda izleyicilere iki taraflı şapkalarını uzatırlardı içine para atarlardı.

Eskiden AVM’ler büyük mağazalar yoktu. Çerçici arabaları vardı. Çerçiciler mahalle mahalle köy köy gezer çerçicilik ederdi. Kadınlar evlerinde biriktirdikleri demir bakır, yün, eski naylon terlik gibi hurdaları verir plastik kap kacak alırlardı. Biz çocuklar da sanayi sitesinden demir, çivi toplar çerçiciye satar balıklı şeker alırdık.

Eskiden ilkokula sekiz yaşında başlardık. Şehir, merkezde toplandığından herkesin evi okula yakın olurdu bir koşumda okulumuza varırdık. Yollarda hiç korkmazdık. Yollarda Muammer Amcamız vardı çünkü nereye gitsek okulda Yunus Emre Camisinin önünde mezarlığın okulun duvarlarında, karşımıza çıkardı. Cumhuriyet ilkokulunda bizimle birlikte İstiklal Marşı söylerdi.

Karaman yeni yeni şehirleşiyor Karaman merkezinde her sokak bir şantiyeye dönüşüyor yeni yeni müteahhitler türüyordu. Eski kerpiç evler yıkılıyor yığma tipli apartmanlar dikiliyordu.

Eskiden ortapedik sünger yataklar, yorganlar, yastıklarda yoktu. Eski pırtıları analarımız birer çuval eder sırtlarına alır veya at arabası ile hallaççıya götürürdü. Orada makinalarda harmanlanır o kumaşlar lif lif olur ve evlerimizde mitel içine geçirilir ve tekrar bir yüz daha giydirilerek üzerine yatılırdı.

Eskiden kilim dokuma tezgahları vardı. Her birimizin eskimiş elbise kumaşlarından ince ince şeritler halinde renk renk kesilir kilim dokumaya verilir ve her birimizin bir anısı olarak yaşatılırdı.  Eskiden kırk yama vardı yine hazır giyim olmadığından annelerimizin veya evlerimize gelen terzilerin diktikleri iç çamaşırları elbiseler giyilir. Onlardan arta kalan yeni kumaşlardan annelerimiz üzerimiz örtmek için kırk yama uykuluk dikerdi.

Eskiden yayıklarımız vardı. Ayran yapardık. İki kişi ile karşılıklı geçer yayık yapardık. Ayrıca süt makinası vardı. Sütü haznesine döker kaymağını sütünü ikiye ayırırdı. Ayrıca dibeğimiz vardı. Dibekle fıstık ceviz döverdik. Özellikle (İbrala) Yeşildereliler cevizli batırığı çok yaparlardı.

Eskiden kirmanımız vardı onunla yün eğirirdik. Önce o yünü güneşte havalandırır sonra didik didik dider sonra da kirmanda eğirirdik yün çorap örerdik ne parmaklarımızın arası mantar olur ne de üşürdü.

Eskiden evlerin geniş avluları olurdu. Her evden hemen hemen bir inek çıkar o inekler bir yerde toplanır tek bir çoban tarafından güdülür akşam oldu mu inekler kendiliğinden her biri kendi evlerine gelir ahırlarına girerdi.

Eskiden at arabaları vardı.  Dedem at besiciliği ve satıcılığı yapardı. Dedem hasta, kör, topal atları alır onları besler sağlığına kavuşturur satardı. Genellikle müşterileri de aptallardan olurdu. Eskiden atların pislikleri yerleri batırıyor pis koku yapıyor diye atların arkalarına torbalar bağlanırdı. Ama onlar da doldu mu tekrar teker teker lira lira at pislikleri yerlere dökülürdü.

Eskiden mezbahane de eski garajın dibindeydi. Eskiden kanalizasyon boruları kanalizasyon yoktu. Mezbahanenin o pis suyu üstü açık beton bir kanal içinden akar etrafa yaz günleri çok ağır pis bir koku yayardı. O pis su kavaklı yol boyunca da aynı şekilde akar giderdi. Kavaklı yol boyunca uzanan iki sıra halinde uzun kavaklar. Ayrıca kavaklı yoldaki iki sıralı kavaklar o pis suyu emer o su ile beslenir caddeyi eşsiz güzelleştirirdi. Yine kavaklı yol şehir merkezinde ve mahallelerin kesiştiği bir yerdi dört büyük mahalleye de oradan geçilebilirdi.

Eskiden Kır Mahallemiz vardı. Adı gibi kır fakat esaslı bir mahalleydi. Dostluk kardeşlik sevgi hepsi vardı. Kır Mahallenin şimdi ki, Cedit Mahallesinin olduğu yerde Tatarlarla Çerkezler çoğunluktaydı. Büyük Caminin olduğu yerde boş bir meydanlık vardı. Yanı başında berber, kahvehane bakkal dükkanı sıralı halde ve küçük bir cami vardı.

Eskiden ramazan davulcumuz vardı. Çocuklar yaz gecelerinde uyumaz davulcunun kafasına gece gece su dökerdi.  O davulcu da kır mahalleden gelirdi. (Adı neydi?)Davulcu Hamidiye Mahallesine ramazan bayramının ilk günü elinde boş bir çuval ile gelir mahalle sakinlerinden şeker, lokum sigara o kadar çok şeker toplardı ki bazıları da para verirdi. Ramazan günleri yaz mevsimine denk gelmişti muhteşemdi, muazzamdı yaz gecelerinde ramazanı karşılamak.

Akşam saat sekiz gibi oruçlarımız açardık. O saate kadar da sıcaktan susuzluktan kavrulur, yemekten evvel her birimiz yanımıza birer cam şişe soğuk su alır, ezanı beklerdik. İftardan sonra da her bir komşu birbirine ‘’Haydin,’’ diye çağırarak camiye koşardık cıvı cıvıl oyunlar oynaya oynaya camiye gider namazlarımızı kılardık. Kılar mıydık? Belki de kılardık belki de kılmazdık. Tuvaleti gelenler, gaz kaçıranlar, çok gülüşenler ama büyüklerimiz hep ‘’Susun,’’ derdi ama bizi camiden çıkartmazdı. Caminin dışında da yaz akşamının serinliğinde muazzam bir güzellik vardı. Mahallenin kartlaşmış genç kızları ve oğlanları dahi gelir hep birlikte mahallenin yanan tek sokak lambası ve ay ışığı altında havalı istop oynardık gece geç saatlere kadar sonra evlerimize dağılırdık.

Kışın ise annelerimiz evlerimizde pişmaniye dökerdi. Hele o pişmaniyenin ağda gibi olan şekeri kıvamı tam tutturulamadığında biz çocuklara verirlerdi cam şeker gibi yerdik. Lif lif pişmaniyelerin olması içinde kışın karın yağması beklenirdi. Dışarıda soğukta yaparlardı. Lif lif bir sini etrafında çeke çeke birbirlerinin ellerinden daha sonra da getirirler ortaya öylece sininin üzerinde yerdik.

Eskiden kayısı çekirdeği kırar yerdik. Evlerimizde cevizle kepeği karıştırıp yerdik İbralalı komşularımızdan öğrenmiştik. İbrala (Yeşildere) şırıl şırıl akan dereleri ile muhteşem güzellikte bir yerdi. İlk orada görmüştüm pencere kenarlarına şekerli su koyuyorlar sinekler içlerine düşüyor ölüyorlardı böylece kadınlar evlerini sineklerden korumuş oluyorlardı.

Eskiden Çınaraltı kuşçular kahvesi vardı çok meşhurdu. Musalla taşının olduğu yerde yine orada Otel Palas ve İtfaiye teşkilatı vardı. İtfaiyeciler.

Helvacılar sokağı muazzam güzel bir sokaktı. Çok nezih bir kokusu vardı. Hala bazen öyle kokar. Çimen, pastırma, helva tahin ve eskilerin kokusu, ıskarbin kara lastik ayakkabılarının kokusu, gazete kokusu, sigara kokusu, küflü peynir kokusu, lokum bisküvi kuruyemişlerin kokusu mis mis Mavi Köşe dükkanının kesiştiği o nokta ve çevreye dağılan sokaklar her biri de nostalji.

Bifa Bisküvi fabrikası 11- 13 yaş kız çocuklarını işe alıyor şehrin içine de mis gibi kokusunu salıyordu. Eskiden sigortalı iş yoktu Tekstil fabrikası çalıştıracak işçi bulamıyordu ilk işçileri de Ereğli’den getirtiyordu. İşçiler şehirden fabrikaya Pırpır denen mini dolmuşla taşınıyordu 
Eskiden kız isteme genellikle görücü usulü ile olurdu oğlan anneleri beğendikleri kızları evlerine gider kızı beğenirlerse oğullarını götürür, kız ile oğlan görüştürülür kız istenir cevap üç gün sonra verilirdi.

Eskiden kızların çeyiz sandıkları vardı. Tıkış tıkış dolu işlemeler nakışlar kanaviçeler, sandığın üzerine yığılmış yorgan ve yataklar. Eskiden filkete kasnak işleri vardı. Piko makinesi de yeni yeni bazı ev kadınlarının geçim kaynağı oluyor evlerinde piko yapıyorlardı.  Örgücü Bedriye Ablam vardı. Singer örgü makinasında örgü örerdi daha sonraları Passaf otomatik kartlı makineye geçti. 

Eskiden Murat 124 Hacı Murat vardı. Gençler arabanın teybine arabest müziğinin kralı Orhan Gencebay’ın kasetini takar ‘’Batsın bu dünya,’’ şarkısını dinlerdi. Bir de ellerinde sigara kendilerine onunla karamsar bir hava verirlerdi.

Eskiden gençler bol paça veya İspanyol paça pantolon giyerlerdi. Yurt dışından gelenlerin getirdikleri deri ceketler de yeni yeni gençlerin üzerlerinde görülüyordu. Alman çikolatası vardı Alman plastik bebekleri, eskiden motosikletler de çok revançtaydı.

Eskiden telefon sadece komşunun evinde veya bakkal dükkanında bulunuyordu. Acil durum olunca kullanılıyordu. Direk bağlantı yoktu. Önce şehir postanesi aranıyor arayacağın numarayı yazdırıyordun. Basit bir hal hatır sormanın bedeli bir iki saat bekliyorduk.

Eskiden ülkede gıda sıkıntısı vardı. Çay yağ sigara karaborsa benzin tüp kuyrukları vardı. Yoksulluk vardı. Kadınlar ekşimiz çamurdan maltız yapıyor tüp gazın olmadığı zamanlarda maltız iyi bir çözümmüş gibi geliyordu.

Eskiden memleketimin steplerine özgü neşeli sevgiyle bezenmiş tiril tiril basma bazen fistanlarımız vardı daha sonra Avrupaya göç eden gurbetçilerimizin rakip olarak getirdiği sentetik naylon kumaşlar geldi. Onlar giyildi çiçekli fistanlarımız atıldı.

Eskiden pikap ve plaklarımız vardı Neşet Ertaş, Aşık Mahsuni Şerif’in plakları vardı. Eskiden teypler vardı. Karışık doldurulan kasetler arabest karamsar müzik vardı gençlerimiz karamsar müziğin etrafında boşlukta arasatta çaresizlerdi.

Eskiden Rumlardan kalma evler vardı. Muhteşem gizemli bir güzelliği vardı. Tahta oymalı nakışlı duvarları büyük havuzlu evler büyük ulu ağaçlı o evler de gömme dolaplar gizli göz göz bölmeler çoğunluktaydı. Ayrıca kuş evleri vardı tek bir kişini çıkacağı ince uzun bir merdivenle çatıya kuş evine çıkılır kuşlara bakılırdı. Kuşlar orada yuva yapar yavrularını korurlardı.

Ayrıca evlerimiz kirece boyalıydı. Muhacir komşularımız çok temiz ve titizdi. Muhacir kadınları evlerinin dışlarını boydan boya beyaz kireçle değil çamurla sıvarlar ışıl ışıl parlatırlardı çok güzel de kokardı muhacir evleri olduğu da hemen anlaşılırdı. Kireçli evlerde ise kireçli duvarların alt kısmında kemer şeklinde samanla çamur yapılır onunla sürmelenirdi.

Eskiden muhacir somunu vardı. Ekşimiş hamurla mayalanmış mayalı ekmeklerimiz vardı onlara çimen sürerdik bazı zamanlarda da çimen olmaz salça veya sarımsaklı biber dökerdik. Dışarıda sokaklarda yerdik.

Eskiden evlerimiz de kedilerimiz olurdu. Birçok da faremiz olurdu. Kediler o fareleri yakalar mutfaklarımızda biz de kendimizi güvende hissederdik.

Eskiden pek çok çocuk oyunlarımız vardı. Dışarıda ve evlerimiz de oynadığımız evde beş taş, yüzük oyunu, adam asmaca, isim şehir bulmaca, dışarıda da bilye, tahteravalli salıncak, ip atlama, çizgi yakantop havalı top oynar bol bisiklete binerdik.

Eskiden sık sık elektriklerimiz kesilirdi. Gaz lambasının ışığında ders çalışırdık. Ayrıca sınıflarımızda elektriklerimiz kesildi mazeretleri çok olurdu derslerini yapmayan öğrenciler için.

Eskiden İğneci İsmail Amca vardı. Bisikleti ile mahalle mahalle gezer kendi düzeneğinde getirdiği iğnesini hastalarına vururdu. İğneci Saadet Abla vardı. Ayrıca aptal sünnetçiler vardı onlar da avukat çantası gibi siyah bir çanta ile arada gezer kendilerince şifa dağıtırlardı. Ama ilkel yöntemle çocukların pipilerine sokulan ve o çocuğun acı acı bağırması kulaklarımızdan gitmezdi.

Cumhuriyet Mahallesini olduğu yer eskiden çöplüktü. Eskiden halk o taraflara gitmeye korkardı ıssızdı. Çöp dökülürdü. Daha sonra ihale ile arsalar halka satıldı orası da çöplük olmaktan kurtuldu.

Şehrin ucunda da şimdiki yerinde mezarlık bulunurdu. Mezarlığın üst bölümünde Kırbağlar Mahallesinde şahıslara ait üzüm bağları bahçeleri vardı.

Eskiden şimdiki Fidanboy Süt Fabrikasının olduğu yerler diz boyu yeşillikti. Her yer yeşillikti. Löklerin bahçesi vardı. Çocuklar oralara gider bahçelerden elma kayısı avarlardan da domates hıyar, hırtlak çalardı.

Eskiden gömme dolaplarımız vardı yüklüklerimiz, Gardrop vestiyerimiz yoktu. Banyo yerleri yüklüklerin altında veya sobanın önünde leğenler de olurdu.

Eskiden ataya anaya babaya saygı hürmet vardı. Bazı gelinler kayınlarının ve kayınbabalarının yanında konuşmazlar, babalar çocuklarını kucaklarına alıp sevemezlerdi.

Eskiden çok kar yağardı. Sığırcık kuşları aç kalınca evlerimizin damlarına konardı. Çocuklarda hazırladıkları delikli kalbur düzeneği ile kuş yakalardı.

Eskiden süpürge otu vardı onunla süpürge yapardık çalı süpürgesi onunla kapı önlerimiz de genellikle toprak olduğundan kapı önlerini onunla süpürürdük.

Eskiden yazlık sinemaya gidilirdi. Konusu birbirine benzeyen zengin kız fakir oğlan olsun yine de inandırıcı ve sıcak gelirdi.
Okullarımızda loğaritma cetvelleri vardı. Çocuklarımızın kafaları ilme, fenne daha fazla çalışmasın kendilerini ilerletmesinler diye beyinleri onunla meşgul oluyordu.

Eskiden düğünlerde Defci Dürüye def çalardı. Ayrıca herkesin isimleri olduğu halde bir de takma isimleri olurdu Köfün Ahmet, Motor Hasan, Tavukçu Süleyman daha nükteli lakapları da genellikle İbralalılar koyarlardı.

Eskiden meyvelerin bile ayrı bir kokusu vardı. Eskiden mahallelerimizde yol kenarlarında ebe gümeci gelincik ısırgan otu cırtatan çeşit çeşit deve dikeni olurdu.

Eskiden kara lastik ayakkabımız vardı. Mavi siyah beyaz, eskiden annelerimizin elindeki en kudretli güç eskimez naylon terlikleri vardı 
Zamanla kumaş satanlar yerlerini hazır giyimcilere bırakıyordu. Kalın mavi çizgili Gaffur pijamalarımız vardı.

Eskiden pencere kenarlarını süsleyen küpeli, hanımcama dayandı onbir aylık pıtırcık gibi çiçeklerimiz vardı.

Eskiden bakır kaplarımız vardı onları kalaylamaya götürürdük kazan leğen kuşene sini tepsi, ayrıca bakır kahve değirmeninde de evlerimizde kahve öğütürdük.

Eskiden Hey Dergisi gençlerde küçük cep foto romanları vardı.

Ya düşünüyorum da eskiden bu kadar çok çöpümüz de yoktu sadece soba külleri ve evsel organik atıklar vardı her biride doğaya karışan cinstendi. Doğayı kirletmiyordu.

Eskiden her yer özgür alandı özgürlük vardı yeryüzü tıpkı gökyüzü gibi upuzun ufkumuz boyunca uzayan bir boşluk düzlükler vardı. At koşturur gibi bedenlerimiz koşturuyorduk. Her beden de kendi içinde şekilleniyordu. Bazıları dışarılara açılıyor bazıları da babalarının koyduğu adla kalıyordu.

Nurten Kılıç

Okunma : 2920
EKSPERTİZ
guney sigorta
seç
maboto
Gündem haberleri
Karaman'da öğrencilerine cinsel istismarda bulunduğu iddia edilen öğretmen tutuklandı
12 Kasım 2019 Okunma: 24803 Asayiş
Karaman'da yeni iş yeri açıldı
09 Kasım 2019 Okunma: 9866 Ekonomi
Karaman Kamu-Sen: Bu bütçe memurun bütçesi değil
12 Kasım 2019 Okunma: 8918 Gündem
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın