Mâlum Meçhul | Karamandan.com - Karaman Haber

Mâlum Meçhul | Karamandan.com - Karaman Haber

30 Ekim 2020 Cuma
Mâlum Meçhul

Dünya düzeni üç beş insanın, üç beş şirketin elinde tutularak, keyfi uygulamalar had safhaya çıkıyor. İnsanlara sürü muamelesi yapıldığı bu zamanda, mevcut durumu kabullenen herkes aynı sesi çıkarıyor, aynı tavrı ortaya koyuyor, aynı itaati gerçekleştiriyor. Farklı düşünen insanlara karşı da aşırı şekilde baskı yapılıyor. Bu baskıya ne ad verirseniz verin!

İnsanları kandırmak, kitleleri korkutmak, yığınları yönlendirmek için dini afyon olarak kullananlar şimdi de isminin önünde bir sürü unvan olanları, elinde laboratuvar tüpü bulunanları, mürekkep yalamış neşter ustalarını; narkoz olarak kullanıyor. 

Bir varlığın, bir metanın, bir sanatın, bir bilginin değerini belirlemede en büyük ölçü mevcudiyet miktarı iken; şimdi kurulan oyunların içinde, onların ne derece rol aldığıyla belirleniyor değerleri. Birçok bilginin, paranın emrine girdiği bu zamanda bilimin de karakteri ve haysiyeti kalmamıştır. Karakterin ve haysiyetin paraya yenildiği bu zamanda, yeryüzünün her yerini banknot kâğıdından dikilen bayraklar kaplamıştır. Biraz renkli, biraz tatlı, biraz kışkırtıcı… Çokça pis kokan, çokça ah alan, çokça gözyaşı döken… Mesela bir kola firması, 2003’te Amerikan Çocuk Dişçiliği Derneği’ne 1 milyon dolar bağış yaptı. Aynı yıl bu “bilimsel” dernek “çocukların diş hastalıklarında kolalı içeceklerin rol oynadığına dair kesin bir bulguya rastlanmadığını” açıklayıverdi. 

İcatlar eskiden mucitlerine para kazandırdığı gibi hayatı da kolaylaştırırdı! Kurutmalı çamaşır makinesi, farklı kıvamlarda yumurta pişirme makinesi, masaj yapan oto koltuğu gibi. Şimdiki icatlar mucitlerine yine para kazandırıyor ama sosyal boyutu adeta ters yöne döndü. Bu zamanın icatları hayatı zorlaştırıyor, insanları korkutuyor, toplum düzenini bozuyor, çok büyük iddiaların peşinden koşuyor!

Planı ellerinde bulunan labirentlerde insanların kaybolmasını sağlayıp, akabinde de onların kurtarıcısı oluyorlar. Kendilerine bağımlı kıldıkları düzende, her yolu maddiyata bağlayarak sömürüyü kansız ve zincirsiz yapıyorlar. Kimi insanları pazar, kimi insanları kobay, kimi insanları da zayiat olarak görüyorlar. İsminin baş harfi büyük puntolarla göğsünde, sırtında ya da göbeğinde yazan, palyaço gibi giyinen sözde kahramanlarla da insanları unutkanlığa sevk ediyorlar, çocukları heyecanlandırıyorlar. Ayrıca bu işten de para kazanıyorlar.     

“Tıptan dış politikaya kadar Batılı anlayış aynıdır. Sorun icat et ki, sorunu çözmek sana güç kazandırsın” dedi, Savaş Ş. BARKÇİN.

Unuttuk! 

Mekanik hafızanın her çeşidinin olduğu bu zamanda, kayda alınan zamanın istediğimiz bölümünü geri çağırabildiğimiz bu imkânda; insan faktörünü unuttuk. İnsanın; unutkan olduğunu, yanılabileceğini, hata edebileceğini, zayıf olduğunu, aciz olduğunu, aceleci olduğunu, nankör olduğunu, zalim olduğunu… İnsanın binlerce nimet içinden yasak olan bir nimete baki kalma sevdasıyla kandığını da unuttuk.  

Her dönemin itibarlı mesleklerinin icat edildiği zamanda, ne bu işin mucitlerini görebiliyoruz ne de icat olarak göz önünde olan insanların faydalarını hissedebiliyoruz. İcat olan o insanlar belli bir maddi seviyenin üzerinde rahat içinde yaşarlarken, mucitler de sahte cennetlerinde sefalarını sürmektedirler.   

“Canilerin çoğunluğu, hapishanelerde değildir. Bunlar, yüksek bir sınıfa mensup bulunmaktadırlar” dedi, Alexis CARREL.

Bir de şöyle düşünün! Ezberler bozulduğunda bilinçaltı ne hisseder?

Ezberlerin dayatıldığı, kötülüğün had safhaya çıktığı, ikna yöntemlerinin hümanistçe icra edildiği, insanlığın öldüğü kalabalıkların içinde dirilmeye ihtiyacımız var. 

Soysuzlar ölüp ölüp dirilirken, erdemliler de dirilip dirilip ölecektir.

Şadan Sezgin

 

Okunma : 1348