Lârende/karaman kenti osmanlı klasik Eğitim kurumları (1600-1839) | Karamandan.com - | Karaman Haber

Lârende/karaman kenti osmanlı klasik Eğitim kurumları (1600-1839) | Karamandan.com - | Karaman Haber

12 Aralık 2019 Perşembe
Lârende/karaman kenti osmanlı klasik Eğitim kurumları (1600-1839)

İlk Çağ’dan beri önemli bir yerleşim yeri olan Lârende[1], diğer bir deyişle Karaman, Konya havzasının güneydoğusunda, Toros dağlarını aşarak Akdeniz kıyılarını İç Anadolu’ya bağlayan tarihî ticaret yolu üzerindedir[2]. Bugünkü coğrafi dağılıma göre Akdeniz Bölgesi ile İç Anadolu Bölgesi’nin bir kısmını kapsamaktadır.

Türklerin, Lârende Bölgesi’ne ilk girişi Bizans’ın bölgedeki hâkimiyetinin zayıfladığı bir döneme rastlamaktadır. Esasen daha VII. yüzyılın ortalarından başlayıp iki asır boyunca devam eden zaman zarfında, Abbasi halifesine bağlı Türk komutanların Anadolu’ya sefere çıktıkları görülmektedir[3].

Anadolu Fatihi Süleyman Şah’ın, Tarsus’u fethi ile Türkler bölgeyi hâkimiyet altına almışlardır. Orta Asya’da XIII. yüzyılın başlarında Moğol baskısının artmasıyla ülkelerini terk eden Karaman aşiretinin[4] bir kısmı Azerbaycan ve Şirvan taraflarına yerleşirken ana kütle Anadolu’ya göç etmiştir[5]. Bunlar, Türkiye Selçuklu Sultanı I. Alaettin Keykubat (1220-1237) tarafından, Ermenek civarında Kamış mevkiine yerleştirilmişlerdir[6].

Oğuzların Afşar veya Salur boylarına mensup olduğu düşünülen[7] Karamanlıların başındaki ilk tarihî şahsiyet aynı zamanda Karaman hanedanının atası olan Nure Sofi (ö. 1256)[8], Şeyh Baba İlyas Horasanî’ye intisap edip “Sofî” lakabını aldıktan sonra göçebe Türkmenler arasındaki nüfuzunu artırmıştır[9]. Nure Sofi, Babai isyanında Kırşehir’de Selçuklulara karşı savaşmış[10]; yenilgiye uğrayınca Ermenek’e çekilmek zorunda kalmış, bir süre sonra vefat edince yerine oğlu Karaman Bey (1256-1262) aşiretin başına geçmiştir[11].

Türkiye Selçuklularının yıpranmasını[12] fırsat bilen Karaman Bey, 655/1257 tarihinde Selçuklular üzerine yürüyüp Lârende’yi almış ve bağımsızlığını ilan ederek dikkat çekmiştir[13]. Bu durum üzerine Selçuklular, Lârende’ye önemli miktarda asker gönderip şehri geri almış fakat Karaman Bey ve oğulları mücadeleyi sürekli devam ettirmiştir[14].

   İlk Karamanlı-Osmanlı ilişkileri Karamanoğlu Alaettin Ali Bey Dönemi’nde (1361-1398) başlamıştır[15]. Bu arada iki hanedan arasında kız alışverişi de olmuştur. İlki I. Murat’ın (1359-1389) kızı Melek Hatun ile Alaettin Ali Bey’in evlendirilmesi, diğeri ise Fatih Sultan Mehmet’in (1444-1446, 1451-1481), İbrahim Bey’in (1423-1464) kızı ile evlenmesidir. Bazı dönemlerde gerçekleşen iyi ilişkilere rağmen Karamanoğulları-Osmanlı ilişkileri oldukça inişli çıkışlı bir seyir izlemiştir. Nitekim I. Murat zamanında, kendilerini Selçukluların hakiki vârisi olarak gören Karamanlılarla ilk savaşlar başlamıştır[16]. Karamanlılar diğer bazı Anadolu beylikleriyle işbirliği yaparak Osmanlı aleyhine ittifaka girdiklerinden Yıldırım Bayezit (1389-1402) harekete geçmiş ve yapılan mücadelelerde başarılı olmuştur[17]. Bir süre sonra tekrar anlaşmazlıklar çıkmış, 1397-1398 yılında Akçay mevkiinde yapılan savaşta mağlup olan Alaettin Ali Bey, Konya’da esir düşmüş[18] ve idam edilmiştir[19].

Yıldırım Bayezit bir süre sonra Lârende’yi de ele geçirmiştir. Yıldırım’ın 1402’de Timur’a (1370-1405) yenilmesi sonucu[20] diğer beylikler gibi Karamanoğulları da siyaset sahnesindeki yerlerini yeniden almışlardır[21]. Mehmet Çelebi (1413-1421)[22] ve II. Murat (1421-1451) zamanlarında Konya ve Lârende, Osmanlılarla Karamanlılar arasında el değiştirmiştir[23]. Karamanlıların, Akkoyunlular ve Venediklilerle yaptıkları ittifak sebebiyle harekete geçen Fatih, Konya’yı 1467’de almış[24], bir süre sonra zanaatkâr ve sanatçılar başta olmak üzere bölgenin ileri gelenlerini İstanbul’a yerleştirmiştir[25].

İki yıl sonra Karamanoğlu Kasım Bey (1469-1483) tekrar toparlanıp Ankara’ya kadar ilerleyince Osmanlı Ordusu 1471’de harekete geçerek Karaman ülkesini büyük ölçüde Osmanlı topraklarına katmış[26], bu durumda Karamanlılar daha güneye, dağlık bölgelere sığınmıştır. Bir süre sonra Kasım Bey, II. Bayezit’in (1481-1512) Cem Sultan’la (ö. 1495) uğraşmasını fırsat bilerek İçel ve Lârende’de Osmanlıların kontrolünde 1483 yılına kadar varlık göstermiş, onun ölümü ile Karamanoğulları büyük ölçüde tarih sahnesinden çekilmiştir[27]. Buna rağmen Karamanoğulları adına Mustafa Bey; 905/1500-1501’de Varsak yöresinden topladığı destekle Lârende’de ayaklanmış fakat başarısız olmuştur[28].

İncelenen döneme yakın bir zamanda III. Murat’ın (1574-1595) yaptırdığı 992/1584 tarihli Karaman Eyaleti Vakıf Tahrir Defteri’ne göre Lârende’de şehir merkezinde toplam 38[29]; 1600-1839 tarihleri arasında ise 35 mahalle bulunmakta olup bunlar; Abbas, Ahi Osman, Alacasuluk, Ali Şahne, Emmi Hoca, Emekseven, Cedit, Çeltek, Fenari, Fakih, Gazalpa, Hacı Celal, Hatib, Hisariçi/Kale, Hoca Mahmut, İbrikli, İdemit, Kadı Dükkânı, Kavşıt, Kirişçi Baba, Köçekdede, Köhnebedesten, Külhan, Mansur Dede, Dahhak, Say, Sakabaşı, Siyahser, Sekiçeşme, Şam Pazarı, Şahruh, Şeyhler, Tapucak, Zaviye ve Zimmiyan mahalleleridir[30]. Bugün Karaman’da bulunan mahallelerin önemli bir kısmı incelenen dönemde mevcuttu[31].

Karamandan.com'da bu köşede Lârende/Karaman kentinin tarihî gelişimini daha açık bir şekilde ortaya koyabilmek için eğitim kurumlarının tarihsel gelişimi hakkında bilgiler verilecektir. Daha sonra Karaman’ın Osmanlı Dönemi klasik eğitim kurumlarının adı, yeri, banisi, yapım tarihi, mimari yapısı, vakfiyesi ve vakıfları ile görevlileri arşiv belgeleri ışığında incelenecektir.

İbrahim Hakkı Akman

 

[1] Güngör Karauğuz, Arkeolojik ve Filolojik Belgeler Işığında M.Ö. II. Binde Orta Anadolu’nun Güney Kesimi, Konya 2005, s. 130, 167-171.

[2] W. M. Ramsay, Anadolu’nun Tarihî Coğrafyası, (çev. Mihri Pektaş), İstanbul 1960, s. 396.

[3] Gregory Abü’l-Farac (Bar Hebraeus), Abü’l-Farac Tarihi, I, (çev. Ömer R. Doğrul), Ankara 1945, s. 225-226, 318, 320-321; M. Halil Yinanç, Türkiye Tarihi, I, Anadolu’nun Fethi, İstanbul 1944, s. 21, 25; Tuncer Baykara, Anadolu’nun Selçuklular Devrindeki Sosyal ve İktisadi Tarihi Üzerine Araştırmalar, İzmir 1990, s. 28; Faruk Sümer, “Abbasiler Tarihinde Orta Asyalı Bir Prens Afşin”, Belleten, LI/200 (1987), s. 658.

[4] Mehmed Neşrî, Kitâb-ı Cihan-nümâ, I, (haz. Faik Reşit Unat, Mehmed A. Köymen), Ankara 1987, s. 44; Nesimi Yazıcı, İlk Türk-İslâm Devletleri Tarihi, Ankara 2012, s. 292.

[5] Oruç Beğ, Târîh, (haz. Necdet Öztürk), İstanbul 2008, s. 3; Kemal, Selâtîn-nâme, ( haz. Necdet Öztürk), Ankara 2001, s. 22-23; Celalzade Salih Çelebi, Hadîkatü’s-Selâtîn, TTK Kütüphanesi, no. 21, s. 16b, 17a.

[6] İbn Kemal, Tevârih-i Âl-i Osman I. Defter, (haz. Şerafettin Turan), Ankara 1970, s. 137-138; M. C. Şihâbeddin Tekindağ, “Karamanlılar”, İA, VI, İstanbul 1955, s. 316.

[7] Şikârî, Karamannâme, (haz. Metin Sözen-Necdet Sakaoğlu), İstanbul 2005, s. 103.

[8] Neşrî, aynı yer; İbn Kemal, Tevârih-i Âl-i Osman II. Defter, (haz. Şerafettin Turan), Ankara 1991, s. 67.

[9] İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu, Karakoyunlu Devletleri, Ankara 1988, s. 1.

[10] Seyyid İlyas Kirmânî, “Karamannâme”, (çev. M. Koman), Konya Dergisi, S. 64-65 (Şubat-Mart 1944), s. 58.

[11] İbn Kemal, aynı eser, s. 67; Neşrî, aynı eser, s. 45.

[12] İdris-i Bitlisî, Heşt Bihişt, I, (haz. M. Karataş, S. Kaya, Y. Baş), Ankara 2008, s. 83.

[13] Aynı eser, s. 229; Celâl-zâde Sâlih Çelebi, aynı eser, s. 82a.

[14] İbn Kemal, aynı eser, s. 61; Osman Turan, Selçuklular Tarihi ve Türk İslâm Medeniyeti, İstanbul 1993, s. 301.

[15] İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, I, Ankara 1988, s. 45-46; Fatih Dönemi tarihçilerinden Enverî, Osman Bey’in (ö. 1320) Tatar/Moğollar’a karşı Nure Sofi’nin oğlu Karaman’a (ö. 1262) yardım etmesi ile ilk Osmanlı-Karaman ilişkilerinin başladığını yazmaktadır. (Bk. Düstürnâme, (haz. Necdet Öztürk), İstanbul 2003, s. 22-23). Ancak Neşrî Karamanoğullarının ortaya çıkışlarını detaylı bir şekilde anlatırken bu mevzudan bahsetme­miştir. (Bk. Neşrî, aynı eser, s. 44; aynı yazar, Kitâb-ı Cihan-nümâ, II, (haz. Unat- Köymen), Ankara 1987, s. 771). Diğer kroniklerde de bu konu geçmemiştir. Kronolojik olarak bakıldığında da bu olayın mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.

[16] İdris-i Bitlisî, aynı eser, s. 371.

[17] Solakzâde Mehmed Hemdemî Çelebî, Tarih, I, (haz. Vahid Çabuk), Ankara 1989, s. 73.

[18] Müneccimbaşı Ahmet b Lütfullah, Camiü’d-Düvel Osmanlı Tarihi (1299-1481), (haz. Ahmet Ağırakça), İstan­bul 1995, s. 131.

[19] Nişancı Mehmet Paşa, Tevârih-i Âl-î Osmân, Yusuf Ağa Kütüphanesi, Yazma no. 437/1-2, s. 63a.

[20] Şükrullah, Behcetü’t-Tevârîh, (haz. Hasan Almaz), İstanbul 2010, s. 387; Celâl-zâde Sâlih Çelebi, aynı eser, s. 144a, 146a, 151a.

[21] Nişancı Mehmet Paşa, aynı yazma, s. 66b, İbn Kemal, Tevârih-i Âl-i Osman, IV. Defter, (haz. Koji İmazawa), Ankara 2000, s. 448; Anonim Tevârîh-i Âl-i Osman-F. Giese neşri-, (haz. Nihat Azamat), İstanbul 1992, s. 50; Celâl-zâde Sâlih Çelebi, aynı eser, s. 82a.

[22] Âşık Paşazâde, Tevârih-i Âl-i Osmân, (haz. Âlî Bey), İstanbul 1332, s. 88.

[23] Anonim, Tevârîh-i Âl-i Osman, s. 50; Solakzâde, aynı eser, s. 173-174, 213-214; Kemal, Selâtîn-nâme, s. 144; Halil İnalcık, Fatih Devri Üzerine Tetkikler ve Vesikalar, I, Ankara 1987, s. 56; Tekindağ, aynı madde, s. 325.

[24] Hadîdî, Tevârih-i Âl-i Osman (1299-1523), (haz. Necdet Öztürk), İstanbul 1991, s. 275-277; İbn Kemal, Tevârih-i Âl-i Osman II. Defter, s. 67.

[25] Franz Babinger, Fatih Sultan Mehmed ve Zamanı, (çev. Dost Körpe), İstanbul 2002, s. 238; Halil İnalcık, Devlet-i ’Aliyye Osmanlı İmparotorluğu Üzerine Araştırmalar-I Klasik Dönem (1302-1606), Siyasal, Kurumsal, Ekonomik Gelişim, İstanbul 2009, s. 125.

[26] Neşrî, aynı eser, s. 791, 797.

[27] Tekindağ, aynı madde, s. 327.

[28] Nişancı Mehmed Paşa, aynı yer.

[29] İbrahim Hakkı Konyalı, Âbideleri ve Kitâbeleri ile Karaman Tarihi, Ermenek ve Mut Âbideleri, (kısaltma: Karaman Tarihi), İstanbul 1967, s. 122; Osman Gümüşçü, XVI. Yüzyıl Lârende (Karaman) Kazasında Yerleşme ve Nüfus, Ankara 2001, s. 70-71; Alâaddin Aköz, “XVI. Asırda Karaman Kazası”, (SÜSBE Basılmamış Doktora Tezi), Konya 1992, s. 18.

[30] Menzil ücretlerini gösteren 25 Muharrem 1160/              06 Şubat 1747 tarihli bir hükümde Karaman’daki mahalleler; gelir performansına göre iyi, vasat ve zayıf diye üç gruba ayrılmışlardır. KARŞS, no. 284, s. 12, 18, 20.

[31] Bugün isimlerini devam ettiren mahalleler; Abbas, Ahi Osman, Alacasuluk, Ali Şahne, Cedit, Çeltek, Fenari, Gazi Dükkânı, Hacı Celal, Hisar, Kirişçi, Koçak Dede, Külhan, Mansur Dede, Sakabaşı, Sekiçeşme, Siyahser, Taptuk Emre, Tapucak ve Yeni mahalleleridir.

Düzenleme : 13 Temmuz 2019 16:09 Okunma : 1037