Konuşmak | Karamandan.com - | Karaman Haber

Konuşmak | Karamandan.com - | Karaman Haber

18 Temmuz 2019 Perşembe
Konuşmak

Şöyle ağız tadıyla bir konuşamadık. Bir araya gelemedik. Yüz yüze gelince de bir sürü anlamsız mırıldanmalar döküldü dilimizden. Sanırım dinlemediğimiz için birbirimizi konuştuklarımız da anlamsız geldi bize. ...

Kimimiz ait olmak için açtı ağzını. Dertlendi, döktü içindekileri. Destek talebinde bulundu. Grup veya cemaat duygularını güçlendirmek için bazen çocukça bazen de dedikodu gibi açtık içimizdeki sırları.

Maksat başkasını kötülemek, yerin dibine geçirmek değildi. Ama anlayamadık ki! Sırların ifşasının arkasında dinlenmek arzusu yer almaktaydı. Arkadaş olmak için daha fazla konuştuk, daha fazla sır ifşa ettik. Güven elde etme arayışımızdı bu bizim. Bir bakıma da yalnızlıktan kurtulma, topluma dahil olma ve adam olma hevesimizdi.

Bir kısmımız dinlemeyi hiç sevmiyor.

Dinlemek zaman kaybı gibi. Adeta dinledikçe, karşı taraf konuştuğu için ikinci planda kalıyormuşuz gibi hissediyoruz. Dinlemenin yerine, öne geçmek için, konuşmayı tercih ediyoruz. Bu hal hepimizde var. Başkaları tarafından dinlenmediğimizde nasıl öfkeleniyorsak, başkalarını dinlemezken onları da öyle öfkelendiriyoruz.
 
Belki de çözüm odaklı düşünmeye sevk edildiğimizdendir çok fazla dinlemememiz.
 
Çünkü her dinlediğimizde, karşımızdakinin derdini derinlemesine deştiğimizde, hep sorun çıkıyor karşımıza. O an bir role bürünüyoruz. Sanki bahsedilen sorunu çözmekle mükellef hissediyoruz kendimizi.  Her gün, her gün… Nereye kadar. Bu kadar sorun nasıl çözülür? Nerden üstümüze düştüğünü anlamadığımız bu sorumluluktan sıyrılmak için dinlememeyi tercih ederek, konuşmanın saldırgan, amir konumuna sığınıyoruz.  

Konuşmak bir tarafın temsilinde yer almak.

Konuştuğumuz konuları toplumun genel atmosferiyle ilişkilendirdiğimizde dinleyicilerimizden epey bir basamak yukarıda yer alıyoruz. Onlar bizi aşağıdan hayranlıkla izliyorlar. Çünkü biz sadece konuşma gücümüzle yükselmedik. Aynı zamanda mevzunun ait olduğu üst atmosferdeki saygı gören insanların dünyasını da temsil ediyoruz. Yani, onun adına, onun gibi, onun yerine, onunla birlikte, onun dediği gibi, onun istediği gibi konuşuyoruz. O, kim mi? Sorunu çözeceğine inanılan en tepedeki temsilci.

Konuşarak daha yukarılara ait olmak varken dinleyerek alçalmayı kim ister?

Karşılıklı konuşamadığımızdan ve konuşma tek yönlü olduğundan yüreklere inemedik. Daha çok akıllara talimatlar verdik, duyguları da dizginlerini elimize alarak kontrol etmeyi tercih ettik.

Konuştukça birbirimize kuralları hatırlattık.

Akıllara bir sürü davranış önerisinde bulunduk. Öyle değil, böyle yapın, dedik. Karşı tarafın konuşarak üreteceği muhakemesini ona dinlemeyi layık görerek biz tevdi ettik.

Konuştuklarımızı yapmadıklarında karşımızdakileri ahlaki bir süzgeçten geçirerek eledik. Oysaki konuşmak karşılıklı bir eşitlik talep eder. Eşit olmayan iki kişi arasında üstten aşağıya talimat, alttan yukarıya itaat yankılanır.

Konuştuklarımızın karşılığını karşımızdakilerin konuşarak ifade etmesini değil, davranarak gerçekleştirmesini yeğledik.

Ne zaman konuşmak için bir araya gelsek artık saat tutuyorum.

Kim ne kadar konuştu, kim ne kadar dinledi diye.

Bir de atasözümüz vardı; “İki dinle bir söyle” diye.

Atasözlerimiz de birer nostalji. Bugüne romantik dokunsunlar diye iyi bir retorik malzemesi. Romantizmin ötesine geçip gerçekliğini yaşatsın diye değil, bugünün gerçekliğine dokunmadan, sadece dinleyenleri motive etsin diye. Bir yarımıza etkide bulunsun diye konuşmalarımızda kullandığımız malzemelerden sadece bir bölümü.

Hasan Sarı

Okunma : 1906