Kirli Siyaset.. | Karamandan.com - | Karaman Haber

Kirli Siyaset.. | Karamandan.com - | Karaman Haber

21 Ekim 2019 Pazartesi
Kirli Siyaset..

Uzun yıllardır takip ederim, siyaseti. Bizzat yıllarımı verdim.

Günümüzde siyaset etik ve ahlâki değerleri dejenere olmuş, çok yüzlülüğü, siyasetin sadece parmak hesabına dayandırıldığı sistem haline gelmiş ve maalesef yozlaşmıştır. Millet her geçen gün daha kirli, daha karanlık ve anlaşılmaz hale gelen siyaset kültürüne mahkum edilmektedir.

Halbuki siyaset milletten yana, dürüst ve ilkeli olmalı.

Olmalı da işin ilginç yanı politize olan/edilen millet bu ilkeler ışığında kirli, karanlık ve çürütücü siyasete savaş açacak durumda degil. "Nasıl yaşıyorsanız öyle yönetilirsiniz" sözü de boşuna değildir.

Gelelim günümüz siyaseti ve siyasilerine...

Bunların çoğu akıl, ruh, bilinç gibi varlıkları çağrıştıran değerleri çarpık bir ortamda büyütüp, geliştirdiği için var olma sebebinin tezahürü olan fıtratını kaybetmiş, dolayısı ile inançsız, duygusuz bir şekilde egoları için mastürbasyon yaparak kendilerini, aidiyet hissettiği milletinin, hizmet ettiği ülkenin dibine dinamit koymaktadırlar.

Ülkenin o güzel etkileşim alanı içerisinde olması gerekirken, içinde yaşadığı olumsuz algılar sebebi ile zihin dünyasına hakim olamayan, zehirli ideolojilere mahkûm olmuş, esaret altında, kendi istekleri dışındaki her şeye, herkese tahammülsüz, saygısız, iç dünyası taşlaşmış ve kaskatı bir varlığa dönüşmüş, biat kültürünü vacip sayan, narsist, dalkavuk bu kişilerden bir şeyler beklemek abesle iştigal olur

Montesguieu’nun dalkavukluk üzerine söylediği; “dalkavukluğun sağladığı çıkar, dürüstlüğün kazandırdığı yarardan daha fazla olursa o ülke batar” sözü ne kadar anlamlı değil mi?

Bunlar zihninde ucube fikirlerle bezenmiş gettolar yaratıp bu gettoların içerisinde inşa ettiği kolhozlarda önce önceliklerini değiştirip sonra varlığını ruhundan soyutlayıp, sadece nefes alan ve sadece yaşayan insan tipinde/modelinde olan kişilerdir. Çünkü ruhsuzluk ve duygusuzluk yapıştırılan dünyasındaki algının temelini ve o düşüncenin merkezini yıkamayacak kadar güçsüzdür.

Genellikle “politika” batının, “siyaset” ise doğunun tercih ettiği kavramlardır. Benim niyetim etimolojik inceleme ve aralarında ki farklılıkları ortaya çıkarmak değil. Her iki kavramı da eş anlamlı kullanmakta sakınca görmüyorum. İster “siyaset” ister “politika” diyelim ne fark eder? Hem Hıristiyan batı açısından hem de Müslüman doğunun siyasal düşüncesi bakımından esas meselenin “siyasetin ahlakileşmesi” zorunluluğu olduğu realitesidir.

Ahlak yoksunu siyasetin sürüklediği uçurum, insanlara verdiği zulüm körlerin dahi görebileceği kadar nettir. Açıktır ki siyaset ahlaksız, bilgisiz siyasetçilere terk edilemeyecek kadar değerlidir.

Okuyanlar arasında hocam; “Seccademi serdiğim yer vatanımdır(!)” 

"Ben namazımı kılabiliyorum, orucumu tutuyorum, hacca da gidiyorum ona bakarım. Beni kim yönetiyormuş bana ne; kim yönetirse yönetsin ne fark eder?" diyenler olabilir. Bu çarpık bakış açısının neresini düzeltmeli? İbadetlerine müsaade edilmesi ve tam bir teslimiyeti normal gören; yönetenlerin siyasal düşüncelerinin, yöneticilerin aldığı kararların ve icraatlarının önemsiz olduğunu zanneden bu ucube görüşü İslam’la ve Türklükle nasıl bağdaştırmalı? Müslüman’ın davasını minimize eden, dünyasını küçülten, inanç sahiplerini siyasetten uzak tutmayı (depolitize etmeyi) hedefleyen ve vatan sevgisini kısırlaştıran akıl dışı bir söylemdir.

Vatanı, seccade boyutuna indirgeyenlerin her zaman seccade serecek yer bulmaları mümkündür lakin vatansız kalmaları da kaçınılmazdır

Üzülerek de olsa kabul edelim ki kirli siyaset sadece seküler, ulusalcı, batıcı çevreler kadar, Müslüman çevreler tarafından da bir zenginleşme, getirim ve kariyer kazanma veya karizma edinme aracına dönüşmüştür.

Siyaset felsefesi toplum içinde yaşayan insanı ele alan bir felsefe disiplinidir. Öyleyse hem ahlaki hem de siyaset felsefesi insanı, toplumsal/siyasal bir varlık olan insanı ele almaktadır. Ahlak da siyaset felsefesi de felsefenin pratik disiplinleri arasında görülür/görülmelidir.

Yazının sonu, meramım!

Üzülerek yazıyorum ülkede büyük bir ahlaki tahribat var. Bu nedenle köklü çözümlere, eşitlikçi ve farklı kesimlerin hassasiyetlerini dikkate alan yeni bir sisteme, sahih siyaset ve siyasetçilere ihtiyaç var. Yıkımın en önemli nedeni toplumsal ahlakın çökmesidir.

Toplumsal değerlerin yıpranması, dejenere olmuşluğun artması, her türden kandırmacaların yaygınlaşması ve sıradan hale gelmesi değerlerdeki  aşınmayı da hızlandırmaktadır. Atılan iktisadi ve sosyal teoriler bile saptırılarak başlangıç iddiaları yok ediliyor.

En korkuncu ise ekonomik refah artışına rağmen huzursuzluğun artması, tetiklenmesi. Çünkü ahlak yok oldu önceliklerimiz yer değiştirdi.

Yaşar Kiraz

 

Okunma : 846