Kırık Cam Teorisi ve Toplum! | Karamandan.com - Karaman Haber

Kırık Cam Teorisi ve Toplum! | Karamandan.com - Karaman Haber

01 Nisan 2020 Çarşamba
Kırık Cam Teorisi ve Toplum!

Kırık Cam Teorisi ve Toplum!
Broken Windows Theory...

Kırık cam teorisi veya kırık pencereler teorisi Amerikalı suç psikoloğu Philip Zimbardo'nun 1969 yılında yapmış olduğu bir deneyden esinlenerek elde edilmiş olan kentsel bozukluk üzerine anti-sosyal davranışlar ve diğer suçlardaki vandalizm davranışları/belirtileri ve normları işaret eden kriminolojik bir teoridir.

Bu konu ile ilgili çok makale yazmıştım. Bugün de değişik bir konu ile irdeleyelim.

Metruk bir bina hayal edin. Binanın camlarından biri bile kırılır ve o camı hemen tamir ettirmezseniz, çok kısa sürede oradan geçen herkes bir taş atıp, binanın tüm camlarını kırar. Bir elektrik direğinin dibine ya da bir binanın köşesine, biri bir torba çöp bıraksa herkes çöpünü oraya koymaya başlar. Temiz bir duvara biri yazı yazar ve temizlenmese önüne gelen o duvara bir şeyler yazar.

Demek ki beynin suç bölgesine dönüşme süreci önce tek bir pencere camının kırılmasıyla, bir torba çöpün veya bir duvara atılan bir fırça darbesi başlıyor. Çevreden tepki gelmez ve cam hemen tamir edilmezse, çöp kaldırılmazsa, fırça ellerinden alınmazsa ve o bölgede düzeni sağlayan bir otorite yoksa eylem 'kelebek etkisi sendromuna' ulaşıyor. Yayılıyor ve tüm toplum katmanları bu tür eylemleri legal gibi görmeye başlıyor. 

Eeee birde kitle psikolojisi felsefesini de ele almak lazım. Kitle psikolojisi olarak tanımlanan, kitlelerin sosyal ve psikolojik davranış ve tutum özelliklerini de yazmak ve yorumlamak gerekir.

Mesela sosyal medyada böyle değil mi?

Birisi, bir konu hakkında bir yazı paylaşıyor, herkes taş atmaya başlıyor. Çoğu yazıyı okumadan atılan taşların çokluğuna bakıp, oda taş atıyor. 

Yada biri sessizce facebooka giriyor bir çöp torbası bırakıyor, sabah kalkınca ne görsün sayfa çöplük olmuş. 

Benim gördüğüm şu;

Kitlelerin sanal ve gerçeklik ilişkisi sosyoloji üzerine en fazla spekülasyon yapılan konulardan biri olmuştur. 

Akletmeyen, okumayan, araştırmayan kitleler “güdülmeye yatkın ve uygun kalabalıklar” olarak nitelemek çokta yanlış olmaz. 

Kitlelerin sanal/gerçek ilişkisini, özellikle de kitle psikolojisini, kitlelerin içinde tutuldukları ya da bulundukları iktisadi-sosyal, siyasal ve kültürel koşullardan bağımsız düşünemiyor. Düşünemiyor çünkü;

"Düşünme, hüküm verme ve eleştiri yetileri olmayan”, “zekaya değil duygulara göre hareket eden” ve “telkine hazır sabit fikirli yığınlar” olarak resmedilmek doğru bir kriter.

Toplumun önemli bir kısmı maalesef "akıl ve yargılama yoluyla değil, telkinle yol aldıkları" ve hayatlarının gerçek şartlarını değiştirecek her yenilikten, bilinçsiz olarak hareket eden kalabalıklar ve "çobanından vazgeçmeyen sürü" halinde hareket edenlerdir. 

Toplumun bu değişiminde din tacirliği yapan din adamlarının, sözde sağ ve sol aydınların bir bölümü, kitlesel eylem ve politikalara hakim olan egemen sınıfın ideolojik tutumu ve politikasını bu tezleri kanıtlamak üzere kullanmaya girişen siyasiler de var.

Hatta pespaye düşünce ve çökmüşlük içinde olduğu koşullarda, halkın taleplerinin istismarında deneyimli bir gelenekten güç alarak iş başına gelen iktidarlar bile var.

Ben bunlara sermaye politikacıları diyorum.

Bunlar "millet, inanç" ve "gelenek-görenek" üzerine siyasi söylemle toplumu şekillendirirler. Her şeyi inandırırlar. 

O metruk binaya ilk taşı atan bunlardır. Mahallede binanın köşesine ilk çöp torbasını bırakanlar da bunlar.

Kırık cam teorisine ve kitle psikolojisi göre toplulukta her duygu, her davranış, yayılmacı özelliğe sahiptir. Hem o derece yayılmacıdır ki, birey kişisel çıkarını siyasilerin çıkarına kolayca feda eder. 

Demem o ki;

Bir taş, çöp torbası ve bir fırça masum bir yanlışla başlıyor. Buna tedbir alınmadığı, kayıtsız kalındığında ise büyük suça davetiye çıkmış oluyor. 

İlk söylenen yalan, ilk atılan tokat, ilk aldatma, ilk hırsızlık, ilk yolsuzluk, ilk rüşvet… Her şey böyle başlıyor. Mahallede ve şehir merkezindeki bazı binalar gayet iyi durumdayken bazılarının harabe durumunda olmasının gerekçesini bulmak için yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkmış bir tetikleme mekanizmasıdır. 

Bu bina, bu beyin, bu fikir nasıl harabeye döner sorusuna, kırık bir cam ile cevabı vermeye çalıştım. 

Kırılan camı uzun sayılabilecek bir süre boyunca ve belli bir süre sonra bina sakinlerinin bilinç altında umursamama etkisi yarattığını anlatmaya çalıştım. 

Sonra ne mi olur?

Cam kırılmakta, binanın boyası dökülmeye başlamaktadır. Başka biri çöplerini koyar, birisi fırça ile yazılar yazıyor ve bir bakmışsınız ki binanın eski halinden eser yok…

Tıpkı beynimiz gibi!

Yaşar Kiraz 

Kaynak ve Alıntı;
Wikipedia
www.hurriyet.com.tr

Düzenleme : 26 Şubat 2020 13:15 Okunma : 1791