Kazandın, Peki Ya Kaybettiklerin? | Karamandan.com - | Karaman Haber

Kazandın, Peki Ya Kaybettiklerin? | Karamandan.com - | Karaman Haber

19 Ağustos 2019 Pazartesi
Kazandın, Peki Ya Kaybettiklerin?

Bugüne kadar içinde bulunduğumuz hayatı, bu dünyayı gereğinden fazla ciddiye aldığımız farkında mısınız?

Mesela ben geçmişe dönüp baktığımda sık sık bunun farkına varıyorum. Bilmem yanılıyor muyum.

Sanırım kaçırdığım/kaçırdığımız şey şu; hayatı çok fazla ciddiye almakla önemsemek arasındaki farkı karıştırıyoruz.

Ciddiye aldığımız işlerden, fikirlerden, insanlardan, siyasetçilerden, gazateci/yazarlardan, tarihçilerden, din adamlarından, yöneticilerden, değer vermeye değmeyen arkadaşlarımızdan, geçmişte ciddiye aldığımız her şeyden, yaş ilerledikçe vazgeçiyoruz, bilmem farkında mısınız!

Çünkü bunca yılın ardından şunu ögrendik: Bazı şeyleri çok ciddiye alınca, asıl değerli olan şeylerin farkını göremiyoruz.

Hâl böyle olunca da hayatımızdan kaybolan birçok şeyin farkına varamıyoruz.

İşte tam da bu nedenle hayatı çok da fazla ciddiye almamak gerekiyor diye düşünüyorum.

Hayatı önemsemek gerekiyor ve ciddiye alınan bazı şeylerden birer birer vazgeçmek.

Hayatı şekillendiren ve yaşamımızın her anında bize etki eden kişiler, kurumlar yani toplum mühendisleri bizlerden sadece tüketmemizi ve sadece vermemizi istiyorlar.

Örnek mı? Sürüsüyle var.

Hastanelerde hasta değiliz artık, sadece birer müşteriyiz.

Okullar, 'müşteri memnuniyetini' ön planda tutan birer ticarethane.

Politika ve siyaset, bizim sorunlarımızdan önce maddi gücümüzü ön plana alıyor.

Yargı, maddi gücümüze ve toplum içindeki adımıza göre karar veriyor.

Bir devlet dairesinde karakterimize göre değil, görüntümüze göre 'beyefendi' veya 'sen' üslubuna maruz kalıyoruz. 

İnsanlar, bizlerle muhatap olurlarken maddi durumumuza, giyim kuşamımıza göre değer hesabı yapıyorlar.

Öldüğün gün bile hoca senin variyetine göre sela okuyor, varlıklıysan makamlı ve uzunca, fakirin tekiysen iki satırla bitiriyor.

Yani sonunda her şey Nasreddin Hoca'nın: "Ye kürküm ye!" misline dayanıyor. 

Öyle bir düzen kurulmuş ki her şey paraya, güce ve muhatap olunan kişinin zorbalığındaki şiddet dozuna göre şekil alıyor. 

Böyle bir düzenin içinde ayakta kalabilmek için güçlü olmanız gerekiyor. 

Oysa ki olaylara vicdanı açıdan bakarsak insanların büyüdükçe küçülmesi kemâlâttandır, asıl büyüklük de burada başlar.

Tok olmalıdır insan; paraya, gösterişe, ilgiye, itibara.

Bunların yokluğu ve açlığı hissedilerek daha fazlasını arzu etmek büyütmez bizleri, sadece kibirli yapar. Kibir de bizlerin ruhumuzu karartır, içimizi boşaltır, bizi düşünmekten alıkor.

Mesela: Ülke siyasetini takip ediyoruz, Karaman siyasetini de. Ülke ekonomisini takip ediyoruz, Karaman ekonomisini de. Sosyal medyayı takip ediyoruz, sosyal medyada yerel medyayı da.

Gördüğümüz sadece tevazunun yerini kibirin aldığı. 

Hareketlerimizde, konuşmalarımızda, davranışlarınızda, yazdıklarımızda kibir hakim.

Herkes: "Doğru olan benim dediğim!" inancıyla söze başlıyor. Tamam da kime ve neye göre doğru senin inancın? Tek bir doğru yok ki hayatımızda. 

Gerçek olan doğruların birliğidir ve doğrular devamlı değişir, şartlar ve  devir bazen bunu gerektirir, haliyle herkesin doğruları da farklılık arzeder.

Siyaset ve hayatımıza hakim olan birçok konuda eğer düşünceler tek ve vazgeçilmez bir doğru olarak ne derece savunuluyor ve kabullenebiliyorsa gelişimden de o kadar uzaklaşılıyor demektir.

Cehalet de budur işte, hayatı pek de ciddiye almamamızın altında da bu tür tezatlar yatar. 

Cehalet sadece, az bilmek ya da bilmemek değil, bazen de bildiklerinin değişmez olduğuna inanmaktır.

Doğrularımız, düşüncelerimiz  değişmiyorsa, birbirimizi anlamamız ve kabul etmemiz de imkansızlaşır.

Tüm bunları bir araya getirdiğimizde, toplumdaki yozlaşma nedeniyle şu hisse kapılıyorum: Eğer başarı beni insan olmaktan, önem vermekten alıkoyacaksa ben, başarılı olmak istemiyorum. Bu dünyada bana verilen yaşamı başarısız bir insan olarak noktalamak istiyorum.

Sahi, kim kime, dum duma olan, tevazunun, hoşgörünün, merhametin ve vicdanın bittiği bir dünyada,  başarısız olsak ne yazar, hayatı ciddiye alsak ne yazar?

Hayra doğru İnşaallah...

Salih Cengiz

Okunma : 844