Karamanlı Hacı Mustafa Sağkaya | Karamandan.com - Karaman Haber

Karamanlı Hacı Mustafa Sağkaya | Karamandan.com - Karaman Haber

21 Eylül 2020 Pazartesi
Karamanlı Hacı Mustafa Sağkaya

Temkin, temsil, tevekkül ve tedbir ehli bir zat olan Mustafa amcamız, 1931 yılında Karaman’da doğdu. Askerliğine müteakip, Hacı Paşa İşçi Amcamızın teşvikleriyle gönül dostları ile buluştu. Engin bir vefa örneği gösterip ölünceye kadar Hacı paşa abisinin hizmetinden hiç geri kalmadı. Maişetini daha önce çıraklığını yaptığı ayakkabı imalatı ve ticareti ile temin ederdi. Küçük yaşta yetim kaldı. On kardeşin en büyüğü olması hasebiyle, aileyi bir arada tutup maddi manevi babalık görevini de yerine getirdi.

Velinimeti Hacı Rauf Efendi’nin her gün dükkânına uğramasını minnet bilir, bu güzel insanı her gün heyecanla beklerdi. Rauf Efendi’nin gönül dostları ile yapılan ziyaretlerde ikramlar yapılır; muhabbet ve füyuzatla ticarethane sanki bir cennet bahçesine dönerdi.

Sağkaya Amcamız Yunus Emre Kültür Vakfı’nın kurucu üyelerinden biriydi. Hizmeti minnet bilip, minnetsiz çalışanlardandı; Ebubekir Sıddık Camisinin inşası ve imarında maddi, maddi tasarruflarla gayretli çalışmalar ortaya koymuştur. Alişahane Kur'an Kursu’nun faaliyetlerinde, iaşelerinin temininde, İmam hatip lisesinin inşasında hizmette hep önde yürümüştür.

Kendisine gelen ihtiyaç sahibi olsun ya da olmasın, geri çevirdiği görülmemiştir. Ayrıca fakirleri mutat zamanlarda evlerinde ziyaret edip gönüllerini alıp, sıkıntılarını giderirdi; hayrı ve hasenatı nice gönüller yapmıştır. Beraber gittiğimiz ziyaretlerin birinde, miskin ve garip ağabeylerimizin memnuniyet ve hayır duaları görülmeye değerdi. “Getirdiğiniz hediye, yapmış olduğunuz yardım bir tarafa haneme gelip sedirime oturmanız, halimi hatırımı sormanız, fakirhanemi şereflendirmeniz benim için daha büyük bir mutluluktur” sözlerini hiç unutamıyorum.

Mustafa Sağkaya amcamız arkadaşlığa samimiyete ve muhabbete çok önem verirdi. Bir seferinde beraber gittiği hasta ziyaretinden sonra kadim dostu Kamil Özdağ’dan ayrılamaz. Havaların soğukluğuna rağmen Kamil abisi amcamızı evine getirir, akabinde amcamız Kamil abisini evine götürür. Karşılıklı refakat ve getirdiği muhabbet neticesi ta sabah namazına kadar birbirlerinden ayrılamazlar. Hâsılı sabah ezanlarında beraber camiye gidene kadar beraberlikleri devam eder.

Amcamız oğluna yaptığı nasihatlerden birinde seher vaktinin ve teheccüd namazının önemi üzerinde durarak şu nasihatlerde bulunmuş: “Gönül yoluna dâhil oldum olalı elli üç yıldır hiç seher vaktini kaçırdığım olmadı; aman siz de kaçırmayın, kıymetini iyi bilin, teheccüd namazında çok hikmet ve sırlar gizlidir.” diye tembihatta tavsiyede bulunurmuş. Anadolu’da üstadı rahmetli Sami Efendi’nin seher vaktinde tespit ettiği yedi kişiden biri olan amcamızı, merhum Üstat, Musa Topbaş efendi vesilesiyle İstanbul’a davet edip misafir etmiş, akabinde ikramlar ve himmetlerle uğurlamıştır.

Mustafa Sağkaya amcamız işlerinde istişareye çok önem verirdi. Kardeşlerimiz de pek çok müşkülatlarını amcamız ile istişare ederlerdi. Ticarethanesine şube açmak isteyen abilerimizden birine “dama düşen nimet, nasip aynıdır; kaç oluk koyarsan koy istihkak değişmez” demiş ve ardından şunu eklemiş: “İşini dağıtma, hizmet gözün önünde kontrolünde olsun…”

Amcamız sıhhati müsait olduğu zamanlarda her hafta muhakkak suretle Şeyh Ali Semerkandi hazretlerini, Siyahser Sultan Demir Gömlek ve Emir Musa hazretlerini, yedileri kırkları, velinimeti Hacı Rauf Efendi hazretlerini ve akrabalarını ziyaret eder, Fatihalar, ihlâslar, Yasin-i şerifler okurdu. Cemaate önem verir, beş vaktini de camide kılmaya özen gösterirdi. Cami cemaatindeki arkadaşlarını tek tek süzer, hal hatırlarını sorar, eksik olanların mazeretlerini öğrenir, hastalıktan dolayı gelemeyenleri ziyaret ederdi. Namazı müteakip eli öpülmek istendiğinde öptürmez, “Aman durun beni bir şey zannederler” diye tevazu gösterirdi. Çocuklarımın sünnet merasimine, hasta yatağından kalkarak teşrif etmişlerdi.

Amcamız ilk mektep mezunu olmasına rağmen eğitiminden geri kalmamış, devamlı suretle kendini geliştirmiştir. Batın ilimleri ile beraber İslam prensiplerini öğretmek için Osmanlıcayı öğrenmiştir. Sohbetlerine iştirak eden talebeleri, günümüzün önde gelen hizmetkârları durumundadır.

Rahmetli Hacı Mustafa Kamer ağabeyi çok sever ve hürmet ederdi. “Herkes keseri kendine yontar, Hacı ağabey keseri sevenlerine doğru yontar” derdi. Yolculuğunu ve arkadaşlığını çok meth-ü sena ederdi. Defalarca iftiraya uğramasına rağmen halinden hiç şikâyet etmeyip sabırla aklanmayı beklerdi. Şükürler olsun beddua hakkımızı hiç kullanmadık derdi. Rabbim hiç kimseden özür dilemek zorunda bırakmasın diye dua ederdi. Hiç kimsenin yaptığı günah ve kul hakkı yanına kalmaz, Rabbim erteler ama asala affetmez derdi.

Mustafa Amcamızın ömründe hiç kahkahayla güldüğü görülmemiş, ciddiyetini, vakar ve heybetini her zaman muhafaza etmişti.

Amcamız gerçekten çok bonkördü. Bayramlara bir ay kalınca çocuklara dağıtmak üzere bozuk para biriktirmeye başlardı. Kapıya gelen hiç bir kimseyi geri çevirmez, aynı gün içinde yedi kez elini öpen komşu çocuğunu bile aile bireylerinin ikazına rağmen mahcup etmeyip, bayram harçlığını her seferinde vermişti. Bir seveninin tarifi ile dünya zenginliğini ahiret zenginliğine tercih etmişti.

“Yarın için ne hazırladınız” diyen Peygamber efendimizin nasihatlerini tutup kimseyi incitmeyip kimseden de incinmeyerek kalbi selim üzere Allah Allah diyerek gönül huzuru ile Rabbine kavuşmadan bir gün önce çocukluk arkadaşının getirdiği parayı evladına verip, “yavrum şu emaneti al, cenazeme harcarsınız” diye öleceğini sanki haber vermiştir. Kadim dostu Hacı ağabeyi vefatlarını müteakip amcamızın başında gözyaşı dökerek “güzel halli, vefalı bir can dostumdu, herkes bizi bırakıp gittiğinde o bizi terk etmedi” diye dualar etmiştir.

Vefat ettiğinde mevsimlerden sonbahar, aylardan ekim, yıl ise 2005’ti. “Önemli olan Rabbim ile beraber olmak” diyerek, ebediyen Rabbine kavuştu. Bizler amcamızın güzel hatıralarını yâd edip, hisseler alarak hayatımıza tatbik edebilirsek istifade etmiş oluruz inşallah.

Aziz ruhunu bir Fatiha, üç İhlâs-ı Şerif okuyarak yâd edelim.

Necdet Baştoklu

Düzenleme : 15 Haziran 2016 16:59 Okunma : 7534
Foto galeri