Karaman’da bıçaklı saldırı | Karamandan.com - Karaman Haber

Karaman’da bıçaklı saldırı | Karamandan.com - Karaman Haber

05 Nisan 2020 Pazar
Karaman’da bıçaklı saldırı

T. Kemal 

Orta okul birinci sınıftayken, sınıfa gelen her yeni öğretmen ilk olarak sınıf listesini eline alır, numara sırasına göre isimlerimizi okur, bizlerde ayağa kalkarak kendimizi tanıtırdık. Bu durum bizim için gayet olağandı fakat ilerleyen günlerde:

- “M.T.... kim?” diye sormaya başlayan öğretmen sayısı arttıkça hepimizde büyük bir merak uyanmaya başlamıştı. 

Sahi kimdi bu M.T....? Neden öğretmenler ısrarla bu isim üzerinde duruyorlardı?

Din dersindeydik, öğretmenimiz helal kazanç ve kul hakkı konusunda bizlere, kıssadan hisselerle birlikte ibret alınası yaşanmış örnekler anlatıyordu:

-“Eskiden Karaman’da biri vardı, gözünün kestiği her dükkana girer ve haraç alırdı. Kimse ona neden niçin diye soramazdı. Başkalarının alın teriyle çalışarak kazandıklarından zoraki pay alarak ailesinin nafakasını çıkartırdı. Adı da T. Kemal idi.”

Birden önümdeki çocuk ayağa kalkarak parmak kaldırmış ve söz hakkı alabilme çabasıyla,

-“Öğretmenim, öğretmenim T. Kemal benim babamdır!” diye hop oturup hop kalkıyordu.

-“Ne yapayım evladım, ben burada yalan mı söylüyorum? Baban yıllarca insanları zor durumda bırakarak çok ocaklar söndürdü. Bu nedenle de büyük intizarlar alarak hem dünyasını hem de ahiretini bitirdi. İnşallah sen babanın yolundan gitmez de insanların ahı yerine hayır duasını alır nefretleri yerine de sevgilerini kazanırsın.”

Uzun yıllar sonra işittim ki M.T. de babasının yolunda ilerlerken elim bir şekilde hayatını kaybederek ardında gözü yaşlı bir anne ve eş bırakıp, su yolunda kırılan su testisi olarak anılarımızda yerini almıştı. Rabbim taksiratlarını affetsin...

•••••

Muhammed spor salonumuzda çeşitli aktivitelere katılan sevecen ve saygılı bir çocuktu. Sekiz ay gibi bir ayrılıktan sonra bizleri ziyarete gelmişti,

-“ Nerelerdeydin oğlum, neden bize haber vermeden çekip gittin?”
-“Hocam ben altı aydır içerdeydim, şuan da şartlı olarak bırakıldım.”
-“Sebep?”
- “İstemeden bir olaya karıştım ve cezamı çekip çıktım, boş verin hocam karışık bir mesele.”
-“Babanın sağlık durumu nasıl oldu oğlum?”
-“Babamı kaybettik...”
-“Başın sağolsun oğlum. Peki ya annen, o ne yapıyor, çalışıyor mu bir geliriniz varmı?
-“..........”
-“Ne oldu oğlum yoksa annene de mi bir şey oldu?”
-“Keşke olsaydı! Babamın yerine o geberseydi!”
-“ Niye böyle konuşuyorsun oğlum? Ama anladım sanırım... Annen bir başkasıyla mı evlendi?“
-“Evlenmedi hocam kaçtı, hem de babam hastayken çalıştığı yerde birine kaçtı!”

Gözlerimiz dolmuştu, konuyu değiştirme ihtiyacı duyarak,

-“Nerede kalıyorsun?”
-“Her yerde.”
-“Okul?”
-“Okulu bıraktım, zaten istesemde artık beni okula almazlar hocam...”

.....

Çocuk ruhunda telafisi imkansız yaralarla birlikte ailesini, umudunu belki de geleceğini kaybetmişti.
Ve bir Muhammed daha bu şehrin karanlık sokaklarında yerini almak üzere aramızdan ayrıldı...

•••••

ÇUKUR DİZİSİ MEYVE VERİYOR!

Geçtiğimiz ay eşimle birlikte şehrin orta yerinde elim bir olay yaşadık. Üzerinde otuz santimlik kasap bıçağı taşıyan bir sabıkalı tarafından saldırıya uğradık. Ardından önce emniyette sonrası da bu vahşeti hukuksal açıdan değerlendirme yetkisine sahip olan sayın savcımızın peşinde kocaman bir “HİÇ” ile kabus dolu günü geride bıraktık. 

-“İster yolun ortasında yürür istersem otururum, mahallede herkes beni tanır, kimse bana akıl verip karışamaz!” diye arkadaşlarıyla birlikte çevresinde terör estiren bu şahıs, henüz 17 yaşını doldurmamış. Saldırısını geri püskürten bir boksöre karşı  başarısızlığı, ayrıca ortada bir ölü veya yaralı olmaması da kendisinin sorgu sonrası serbest bırakılmasında başlıca etkenmiş. Ancak 18 yaşına girdiği zaman açılan davalar neticesinde hukuki işlemler yapılabilecekmiş. 

Emniyet yetkililerinden işittiğimize göre aynı çocuk, otuz üzerinde olaya karışmış. Hatta bir seferinde aynı gecede altı adet araç çalıp tutuklanmış ve yaşından ötürü serbest bırakılmış. Mağdur olan insanlarsa çocuğun sabıkalı ailesinden çekinip başlarına bela almak istemedikleri için davacı bile olmamışlar. 

•••••

Devletin kucağında eğitim eşliğinde göz önünde tutulması gereken, başıboş, sorunlu yada bağımlı olan bu çocuklarımız yasaların boşluğundan faydalanarak, belki de sonlarının birer M.T.... kaderine benzeme olasılığından habersiz, tıpkı izledikleri dizilerde olduğu gibi büyük bir gururla suç işlemekteler. 

Bizlerse huzursuz anlar yaşamamıza neden olan pek çok olayın ardından, sadece oturduğumuz yerden temennilerde bulunmakla yetiniyoruz. Bazen de yayımlanan bu tip haberlerin altına “ Bu şehir artık yaşanmaz bir hale geldi!” gibi klişe sözler ekleyerek insani görevimizi yerine getirmiş olduğumuzu düşünüyoruz.

Bir vatandaş olarak, yetkililerin ve halkımızın bu denli rahat ve vurdumduymaz olmasına hiç bir anlam veremiyorum.

Duyarsızlığınız sayesinde pimi çekilmiş bombalar sokaklarda dolaşabiliyorlar. Şehir halkı olarak hepimizi ilgilendiren bu sorunlara karşı çözüm üretmeniz için bir yakınızı yada evladınızı mı  kaybetmeniz gerekiyor? Yoksa çevrenizde yaşanan bütün bu anormallikler izlediğiniz dizilerde olduğu gibi, sizlerede mi normal gelmeye başladı?

Yada kendi memleketinizde  yaşanan sorunlardan kurtulmak için bir başka şehre taşınmayı mı planlıyorsunuz?

Nedir bu duyarsızlığınızın nedeni ! Etrafınızda yaşanan onlarca silahlı saldırı sizi hiç mi tedirgin etmiyor?

Onları birer zehirli akrep gibi ezip toprağa mı gömelim!?

Ya da deve kuşu gibi kafamızı kuma gömerek olayları görmezden mi gelelim. Veyahutta bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın felsefesiyle pek çoğunuz gibi yolumuzu mu değiştirelim? 

Neden yetkililerle irtibata geçilip şehrimizdeki sorunlu ve sahipsiz gençlerimize özgü bir okul açılarak onlara yeni fırsatlar eşliğinde toplumda yer edinme imkanı verilmiyor?

Hepimizin unutmaması gereken önemli bir nokta var, burası bizim memleketimiz, ata diyarımız Karamanımız. Elbirliğiyle şehrimizin temel sorunlarını gün yüzüne çıkartıp kalıcı çözümler üreterek memleketimizi daha huzur dolu, daha yaşanası bir hale getirmemiz gerekiyor.

Kimsesiz ve çaresiz Muhammedlerimiz adına, hayatı sadece babasının  penceresinden görmüş olan M.T.... ler adına, bu gidişe beraberce bir dur demeliyiz!

Rabbim yavrularımızın ve Memleketimizin ahir akıbetini hayır eylesin inşallah.

Betül Gürşen

Okunma : 16916