Karaman Kırsalı ve Vekil Adaylarından Beklentiler | Karamandan.com - Karaman Haber

Karaman Kırsalı ve Vekil Adaylarından Beklentiler | Karamandan.com - Karaman Haber

08 Ağustos 2020 Cumartesi
Karaman Kırsalı ve Vekil Adaylarından Beklentiler

Beni temsil etmeyen, edemeyen bir anlayış ve bu anlayışın sahibi asla benim vekilim olamaz! 

Seçim stardının verilmesi ve partilerin seçim beyannamelerini açıklamaları ile haliyle milletvekili adayları da gezi ve ziyaretlerine başlamış oldular. Kendi bölgelerinde özellikle temsil gücü fazla olan Sivil Toplum Kuruluşları ile medyayı öncelikle ziyaret etmeyi tercih eden adayları zorlu bir süreç beklemektedir.

Gezdiğimiz bölgelerde, köy ve kasabalarda dinlediğimiz halk kendisini temsil edecek kişilerden haliyle bazı şeyler beklemektedir. Bu beklenti salt karşılıklı bir çıkar ilişkisi içerisinde olmanın ötesinde adaylara ince mesajlar veren bir nitelikte. Anadolu kırsalında yaşayan vatandaşın haline hamdü sena ile şükr içerisindeki tavrından bir menfaat beklentisi asla okunmamaktadır. 

Köylü Mehmet Ağa, Ahmet Ağa, Bekir Dayı, Muhtar Emmi vs. dillendirdikleri ve beklentileri aslında kısaca şu şekilde;
-Seçim zamanı oy almak için olmadık vaatlerde bulunan ve kırk takla atan milletvekili adayları,  seçimden sonra vekil olarak seçilip gittikten sonra  Angara’da bizi unutmamalılar.

-Kırsalda yaşayan bizler zaten kıt kanaat geçiniyoruz. Halimizden şikayetimiz yok bunu veren Rabbı’ya şükürler olsun. Ancak ülkenin kaynaklarını kullanırken hovardaca ve fütursuzca harcamasınlar, harcatmasınlar. Çok çalışan elbette ki çok kazanacak ama Rabbena hep bana olmamalı, çalışmadan insanlar kazanmamalı.  Ganimetlerin belirli ellerde toplanmasını Allah Rasülü helak sebebi olarak belirtmektedir. Devlet tarafından verilen destek ve hibelerde belirli ellerde dolaşmamalı, herkesin bu desteklerden istifade etmesi sağlanmalı  ve şu an uygulamada olan haksız ve adaletsiz dağılım yeni vekillerce engellenerek adil bir yapıya büründürülmeli.

-Seçilecek olan kişiler kendisinden önce Allah ve Rasulünü düşünmeli ve ahireti hiçbir zaman aklından çıkarmamalı. Devletin imkanlarını kendilerinin, akrabalarının, dostlarının menfaati için değil! Bilhassa Adaletin tesisi ve zulmün ortadan kalkması için kullanmalıdır. 

- Tevhid, Adalet, Özgürlük, Merhamet, Ahlak ve Onur birincil değer yargıları olmalı. Ekonomi bu günün dünyasında olmazsa olmazlardan biri ancak zülüm üzere kurulu ve bir başkasının üzerine basarak tırmanılan bir zenginlik asla bizim geleceğimiz olmamalı.

-Bu gün Avrupa’nın zenginliğinde, fabrikalarının bacalarından çıkan dumanlarında, devasa yollarında, silahlarından çıkan her bir mermide ve beton yığını şehirlerinde görülen sömürge ülke vatandaşlarına ait kan ve göz yaşı nasıl kabul edilemez ise, bu topraklarda gerek kendi vatandaşımızın, gerekse yabancıların kan kokuları ve göz yaşları üzerine bir medeniyetin kurulmasına müsaade etmemeliler.

-Kendi ülkesinde yaşayan ancak dili, dini, ırkı ve milliyeti farklı olan hiçbir kimseyi bu özelliklerinden dolayı kınamayan, hor görmeyen ve küçümsemeyen bir anlayışla “ortak değerimiz sadece insandır” anlayışını kendine düstur edinen bir anlayışla hareket etmeliler.

-Beni ben yapan değerlerden koparmamalı. Müslümansam müslümanlığımı, süryani-hristiyansam Süryaniliğimi –hristiyanlığımı, ermeni isem Ermeniliğimi, kürtsem kürtlüğümü, türksem türklüğümü, yahudi isem yahudiliğimi garanti altına alan bir anlayışı ülkemde hakim kılmak için gerekli yasal düzenlemeleri yapmalı ve bu barış-huzur ortamını sağlamalılar.

-Ahlaksızlığın marifet, hırsızlığın hak, talanın paylaşım, özgürlüklerin kısıtlanmasının devlet bekası, kendisinde bir güç olmayanların kutsallaştırılarak ilah gösterildiği bir anlayışla değil de herşeyin kitabın kavlince olduğu bir anlayışı hakim kılmalılar.

-Kur’an-ın öğretim metodlarının başında gelen eleştiri-tenkit anlayışına sahip olmalılar ve kendilerinin, hükumetlerinin, liderlerinin daha iyiyi, daha doğruyu bulmak ve yapıcı olmak kaydıyla yapılan eleştiri-tenkitlere açık olmalılar ve bundan dolayı hiç kimseyi cezalandırma cihetine gitmemeliler.

-Ben asıl olarak varken, vekil olarak benim üstümde ve bana rağmen söz söylememeli ve beyanatlarda bulunmamalılar. Onlarla olan diyaloğumuz seçim dönemine has olmamalı ve kendilerini oraya gönderenin bizler olduğunu asla unutmamalılar.

-Sırlar sadece dostlarla paylaşılabilir. Gerçek Veli yani dost olan sadece Allah’tır. İnsanların dostlukları ise Allah’la olan bağları kadardır. Dostlarını düşmanlarını iyi seçmeli ve bu halkı, bu ülkeyi sıkıntıya sokacak her türlü şeyi paylaşma konusunda dikkatli davranmalıdırlar. Şunu iyi bilmeliler ki; şeytan, asla tatil yapmaz! Gerek cinni gerekse insi şeytanlar her zaman ve zeminde hazırdır. Vatana ihanet olarak addedilecek hiçbir hareket, söz, açıklama vs. içerisinde olmamalılar.

-Dünyada, mazlumların ve müslüman halkların çoğunluğu bu ülkeye gözünü dikmiş “yok mu bir yardım eli” umuduyla bakmaktadır. Bu umutları yeşertecek bir anlayışın güçlenmesi, büyümesi ve bir an önce hayat bulması için var güçleriyle çalışmalılar ve yeni Selahaddinlerin, Alparslanların, Fatihlerin yetişmesi ve ortaya çıkması için zemin hazırlamalılar.

Halkın görüş ve düşünceleri bu minvalde. Bu anlayışa yaklaşan ve onlarla iç içe olan, bu ülkenin asıl unsurlarının onlar olduğunun farkında olan ve bunu hayata yansıtan, Allah, ahiret,  hesap, ölüm  diye bir derdi olan vekiller mutlaka kazanacak diğerleri ise hep kaybedecektir.  Dünyalık ve küçük hesaplar peşinde koşanlar asla kazanan taraf olamayacak…

Okunma : 3233