Karadağ Yazıtları | Karamandan.com - | Karaman Haber

Karadağ Yazıtları | Karamandan.com - | Karaman Haber

23 Eylül 2019 Pazartesi
Karadağ Yazıtları

Sönmüş bir volkan olan Karadağ, Karaman ilinin yaklaşık 35 km. kuzeyindedir. En yüksek noktası olan Mahalaç (Mahalıç) tepesi 2771 m. yüksekliğindedir. Kızıldağ’ın 13 km. güneydoğusundadır. 

Tepede, şapel ve manastırı ile beraber bir Bizans kilisesi vardır. Kilisenin doğu kenarında Hititler zamanından kalma, kayalara oyulmuş bir koridor bulunur. Kilisenin yıkıntıları altında kaldığından koridorun nereye uzandığı belli değildir. Koridorun kuzeybatı duvarında Luvi hiyeroglifi ile yazılmış, 2 metre uzunluğunda, sol ucu kısmen hasar görmüş bir satırlık yazıt yer alır. 

Hawkins yazıtı, "Burada ilahi Fırtına tanrısı, kutsal Büyük Dağ (ve) bütün tanrılar (için?) Majeste, Büyük Kral, Hartapu …, (o) bütün ülkeleri fethetti, ilahi Fırtına tanrısı ve tüm tanrılar (için?)…" şeklinde okumuştur. 

Yazıtın karşı çaprazında, koridorun güneydoğu duvarında bulunan ikinci ve kısa yazıtta "Büyük Kral Hartapu" yazılıdır. Hartapu adı Kızıldağ ve Burunkaya’da da geçer. Anıtın, İmparatorluk Döneminden hemen sonraya (M.Ö. 12. yy.) ait olduğu ileri sürülmektedir.

Kızıldağ’a benzer şekilde Mahalaç tepesi de sadece Hititlerin değil onlardan sonra gelen diğer uygarlıkların da bir ibadet alanı olmuş olmalıdır. Bölgede erken hristiyan tapınakları ile Bizans kiliselerinin varlığı ki sonradan gelenlerin varolanlar üzerine kendi tapınaklarını inşa etmeleri yaygın bir durumdu, bunu destekleyici kanıt olarak görülebilir.

Gertrude Bell; Osmanlı'nın son dönemlerine damgasını vuran, Ortadoğu ülkelerinin sınırlarını masa başında cetvelle belirleyen İngiliz casuslarından ajan Gertrude Bell, 1868'de İngiltere'de dünyaya geldi. Oxford Üniversitesi'nde Modern Tarih, Coğrafya ve Arkeoloji eğitimi alan Bell, buradan birincilikle mezun oldu. 1892'den 1914 yılına kadar Ortadoğu'ya; Türkiye, Mısır, Suriye, Irak, Filistin, İran gibi ülkelere birçok geziler düzenledi. Bell; Türkçe, Farsça ve Arapçayla beraber Arabi lehçeleri de çok iyi biliyordu. Ona 'Irak'ın Taçsız Kraliçesi', 'Çöl Kraliçesi' ya da 'el-Hatun' gibi unvanlar verilmiş; Arap ders kitaplarında 'kahraman kadın' olarak okutulmuştu. Karaman'da ise 'Gâvur kadın' olarak anılıyordu.

Gertrude Bell’in önem verdiği yerlerin başında Karadağ gelmektedir. Senelerce seyyahların uğrak yeri haline gelen Karadağ’a verdiği önemi günlüklerinde her zaman belirten Bell, oraya duyduğu hayranlığı hiç gizlememektedir. 1800’lü yıllarda 50'ye yakın seyyah ve bilim insanının gezmeye çalıştığı Karadağ, o dönemde bazı Avrupa ülkelerinde ders kitaplarında okunacak kadar değer göstermektedir.

Gertrude Bell'in 1907 tarihli  "The Desert and the Sown" başlıklı eserinin içeriği, sadece tutmuş olduğu günlüğün derlemesinden oluşmaktaydı. Bell'in bu dönemde ki gezi rotasına baktığımızda karşımıza Antakya, Adana, Tarsus, Mersin, Kayseri, İzmir, Manisa, Isparta, Konya, Burdur, Karaman, Karadağ ve o dönemlerde Osmanlı toprağı sayılan Irak ve Suriye gibi vilayetler çıkmaktadır. Buralara ait bilgi, belge, harita ve tarihi eserleri İngiltere'ye kaçırmış, talan edip yağmalamıştır.

Maalesef tarihimizi 150 yıldır İngilizler ve muhipleri yazıyor ve onlardan öğreniyoruz. Bu yüzden tarih müfredatını mutlaka yeni baştan kaleme almak gerekiyor.

Daha ilginci ise; bizim bazı tarihçilerimiz de milli tarihimizi bilmiyorlar. Maalesef bilgisizliğin cezasını çekiyoruz milletçe… Açıkçası, durum bu. Milletçe, yeniden tarih derslerimize çalışmamız lazım.

Bu hatadan dönülmedikçe, milli tarihi yeniden yazmadıkça Türk Milleti öykü okumaya devam edecektir.

Çünkü bugünü dün yarattı. Yarını da bugün yaratacak!

Yaşar Kiraz

Düzenleme : 28 Mayıs 2019 14:09 Okunma : 2287
Foto galeri