Kadınlar Melek Değildir! | Karamandan.com - | Karaman Haber

Kadınlar Melek Değildir! | Karamandan.com - | Karaman Haber

23 Eylül 2019 Pazartesi
Kadınlar Melek Değildir!

İnsanlar bir şeyleri oldukları gibi görmedikleri zaman o şeyleri istedikleri gibi görmeye başlıyorlar. Hayalleri, istekleri, arzuları, hevesleri ve duaları görmek istediği şeyleri daha da detaylandırıyor. Daha sonraki süreçte detaylandırdıkları bu şeyleri göremeyince insanlar; büyük bir hayal kırıklığına uğruyorlar. Gerçeğin acı veya tatlı yüzü, hayallerin her çeşit yüzüne galebe çalıyor. Gerçekler ile hayaller arasına sıkışmayıp hakikatin farkına varan insanlar yollarına sağlam adımlarla devam ederlerken; bu hakikati göremeyen insanlar ise değer bilememe ve kıymet anlayamama sonucu zor duruma düşüyorlar. 

“İnsan bir hayale âşık oluyor aslında, ona insanüstü nitelikler yüklüyor” dedi, Üstad Ömer SEVİNÇGÜL.

Bir elmanın yarım parçası olan kadının insani haklar açısından erkeklerle eşit olsa da yaratılışlarından gelen farklılıkları vardır. Bu farklılıklar yönünden kimi zaman erkeklerden daha avantajlı hale gelirken kimi zaman da tam tersi bir durum ile karşılaşabiliyorlar. Yaratılıştan gelen bu farklılıkların farkına varan eşlerin aile hayatı daha sıhhatli olurken; bu farkı göremeyip eşitlik peşinde koşan ailelerin sonu hüsran oluyor. 

“Hakların eşitliğinden kavga doğar” dedi, Cenab ŞEHABETTİN. 

Eşit şekilde yaratılmadığından dolayı eşit olmayan kadınla erkeğin; sayısal takıntıları bir kenara bırakıp sevgiyi ve saygıyı ön plana aldığında denkliğin vermiş olduğu huzur ile çiftler gerçek manada dengeyi bulular, dengini bulurlar. 

“Araya sevgi girdikçe insanlar denkleşir” dedi, Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri. 

Erkeklerin mantığı akla dayanırken kadınların mantığı akıldan önce duyguya, hayale, sezgiye ve en sonda akla dayanmaktadır. Kadınların duygusal olmasındaki en büyük hikmet de annelik gibi büyük sorumluluk isteyen bir görevi icra edeceklerinden yaratılış kodlarına işlenmiştir muhtemelen. 

“Kadının sevgiye daha fazla ihtiyacı vardır. Kadınların terazisinin ölçü birimi duygudur. Kadınlar öfkelendiğinde dil gücünü kullanır. Kadınlar dünyasının değer birimi duygudur. Geçmiş, kadınların yanında kıymetlidir. Kadın zihni çok çabuk senaryo yazar. Kadınlar küçük şeyleri abartmayı severler. Küçük şeyler kadınlar için değerlidir” dedi, Sema MARAŞLI ve şöyle devam etti: “Allah kadına rol kabiliyeti vermiş. Ve kadın her rolü oynayacak kadar cin, oynadığı rollere kendini kaptıracak kadar da saftır”.

Annelik vazifesinden dolayı insanları yetiştiren kadınlar olduğu için erkeklerin bilincinde, aile vazifesinde, hayat anlayışında, iş hayatında, düşüncesinde, tavırlarında, duygu dünyasında, içindeki gizli seste hep bir kadının sesi vardır; bir annenin sesi…

“Kadının erkeği evcilleştirmesinde kullandığı yöntemlerin en etkininin ‘takdir ve övgü’ olduğu görülmüştür. Erkek çocuğun bebekken süt şişesini bitirdiği veya lazımlığa oturmayı öğrendiği zaman, büyüklere aptalca gelen sözlerle takdir edilmesiyle, bu evcilleştirme başlar. Dolayısıyla onların yaptıkları işlerin doğru veya yanlış olduğunu belirleyebilecek tek kurum yalnızca kadınlardır. Kadınlar açısından erkekleri, kendi kendine program yapıp geliştiren ve her yeni ortama uyabilen bilinçli bir robot olarak görmek olasıdır. Böylece erkek, daha yaşam biçimi ile ilgili seçimini yapmadan çok önceleri övülmeye ve pohpohlanmaya alıştırılması nedeniyle, gelecekte kendini ancak çevrenin takdirini sağlayan iş alanlarında rahat hissedecektir” dedi, Esther VİLAR.

Kadınlar konuşmayı ne kadar sevseler de; bu sevgilerini icra etmedikleri tek nokta eşlerine tavır takınırken olur. Bu tavırları susarak, surat asarak, ilgilenmeyerek, ağlayarak veya olağandışı şekilde üslup kullanarak olur. Erkekler ise bu tavrı anlaması onların feraseti başta olmak üzere, iş yorgunluğunu üzerlerinden atması, evine geldiğinde kısa bir süre uzanması veya akşam yemeğini yemesinden sonra olabiliyor genelde. Kadınlar eşlerine kızdığında tavır alması kadınca bir hareket olduğundan yeryüzünün en hayırlı kadınlarında bile bu huy görülüyor.  

Hz Aişe anlatıyor: “Resulullah (sav) bana: ‘Ben senin benden memnun olduğunu ve bana kızgın olduğunu bilirim’ dedi. Ben de: ‘Bunu nereden bilirsin?’ dedim. Benden memnun olduğun zaman ‘Lâ, ve Rabbi Muhammed (Muhammed’in Rabbine yemin olsun)’ dersin. Eğer kızgınsan: ‘Lâ, ve Rabbi İbrahim (İbrahim’in Rabbine yemin olsun)’ dersin buyurdu”.

Kadınların çocukluğundan beri hayalleri olan beyaz gelinlikler içinde dünya evine girmek istemesi ve erkek çocukların kendilerini gösteri maymununa çeviren damatlıklar ile böyle bir hayalinin olmaması evlilik müessesinde kadınların hâkimiyetini sağlamıştır. Evlilik müessesine kadınların hâkim olmasıyla birlikte bu sürece de kadınların kıstasları hâkim olmuştur. Kadınların uygun gördüğü durumlar toplum için geçerli kabul edilirken yine kadınların uygun görmediği durumlar toplum için kötü addedilmiştir. Zengin ve yaşlı bir kadın bir gençle evlendiğinde; erkek anında servet avcısı, adi birisi olur. Zengin ve yaşlı bir adam bir gençle evlendiğinde ise kadın servet avcısı olarak nitelendirilmez. Hatta o kadın mağdur olarak görülür ve erkek pis bir sapık olur, parasının gücüyle bir genç kadını mağdur edip hayatını karartmış olur. Dürüst değiliz!

“Her halde bütün tarih boyunca, yirmi yaşındaki yoksul bir delikanlıyı kırk yaşındaki zengin bir erkeğe tercih eden tek bir kadına rastlanmamıştır” dedi, Esther VİLAR.

Kadınlar melek değildir! Erkekler öyle zanneder… 

Bir de şöyle düşünün! Zannının doğru olduğunu sanan kişi bu zannın gerçekle zıt yönlere gittiğini gördüğünde ne hisseder.

Yazıyı ise Kemal SAYAR noktalasın: “Sevmek için zaman ayırmak gerekir. Bilmek için zamana ihtiyaç duyarız. Güzelliği ancak zaman ayırarak fark ederiz. Zamanla olgunlaşırız. Lütfen yavaş gidiniz”.

Şadan Sezgin

Düzenleme : 09 Eylül 2019 11:07 Okunma : 2127