Karamandan.com

Karamandan.com

20 Mart 2019 Çarşamba
Kabul Olmayan Dua
“Demek ki Şark meselesi bitmemiş, hâlâ sürüyor” dedi, Mümtaz SOYSAL.
Kategori : Köşe Yazıları
15 Şubat 2019 14:37
 
Kabul Olmayan Dua

“Demek ki Şark meselesi bitmemiş, hâlâ sürüyor” dedi, Mümtaz SOYSAL. 

Şubat ayı ağaçların yavaş yavaş çiçeklenmeye başlamasıyla, kuzuların ve oğlakların dünyaya gelişiyle; baharın habercisidir. Doğanın yeniden canlanışının bire bir şahidi olan şubat ayı bir nevi şehadet ayıdır. 

Yirmi iki sene evvel canlanmanın ve şehadetin muştusu olan şubat ayının son gününde ülkemiz ameliyat masasına yatırıldı; darbeler tarihinde yeni bir milat oluşturmak için. Milat; sadece takvimlerde öncesi ve sonrası olan sabit bir zaman dilimi değildir. Yaşadığı zamana göre, yaşadıklarına göre insanların da hayatında bir milat vardır. İnsanın en büyük miladı ise son nefesidir. 

“Babaannemin kişisel tarihinde seferberlikten önce-seferberlikten sonra ayrımı birinci derecede belirleyici bir unsur idi. O kendine, aileye, ülkeye ait meselelere bu ayrımın adresinden bakar, ona göre önem atfeder, bir değerlendirme yapardı. Annem ise 1939 Erzincan Depremi’nin enkazı altından çıktı. Onun nirengi noktası zelzeleden önce-zelzeleden sonra şeklindedir” dedi, Üstad Mustafa KUTLU. Şu anda orta ve üst yaş grubunda olan birçok insanın milatlarından biri de muhtemelen “28 Şubat” sürecidir. 

Fitnenin zirve yaptığı, yakın tarihin koyu karanlık olduğu, sözün bittiği, simgelere karşı savaş açıldığı, aklın durduğu, dostun ve düşmanın aynı renkte olduğu dönem. Halkın, asker başta olmak üzere kolluk güçlerine saygısının kalmadığı; medyasıyla, kurumlarıyla, ordusuyla, yargısıyla halka karşı cephe oluşturulan o dönem. Düşünün ortamı… Nasıl bir fitne kazanı… 

“Bu ülkedeki hain kontenjanı yüzde ondur” dedi, Attila İlhan. “28 Şubat” sürecinde ise her yer haindi, her yer maskeli düşmandı. “Kısacası hangi türden sayarsanız sayın, bir darbe süreci yaşanıyorsa, orada temiz adam bulamazsınız” dedi, Ömer Lütfi METE.

“Milletle devletin arasını, milletle ordunun arasını soğutan bir süreçtir 28 Şubat… 28 Şubat, milleti devletine hiç olmadığı kadar yabancılaştırmıştır. Halkını kendisiyle inatlaştıran veya halkın kendisiyle inatlaşmasını önleyemeyen bir askerde kurmay akıl yok demektir. Suçlu ile düşmanın ayrımını yapmaktan aciz kafaların devlet yönetmeye kalkması bu milletin talihsizliğidir” dedi, Üstad Ömer Lütfi METE. Allah rahmet etsin.

“Milleti karşısına alan, kimin yanında durmaktadır?” diye de sordu, İbrahim TENEKECİ abimiz.

Türkiye için şu denilir; tarihin icabı olarak: “Ümmetin abisidir ve her zaman abidir”. Bu sorumluluğumuzu yerine getirmek için, büyük bir yıkım sonucu silinen hafızamızı tekrar hatırlamak için, ümmet bilincini tekrar kurabilmek için bu darbe sürecinden önce batıdaki uç beyliğimiz olan Bosna-Hersek’in Sırplar ve Hırvatlarca yıkılıp yok edilmesine mani olmaya çalıştı bu millet. Yardımsever halkıyla, Sivil toplum kuruluşlarıyla…

Avrupa’nın göbeğinde bulunan İslam’ın son kalesinin yıkılmasına müsaade etmeyen Türk halkından bir intikam almak gerekiyordu. O intikam ise Amerika’da imzalanan Dayton Antlaşmasından yaklaşık 27 ay sonra ortaya çıkan “28 Şubat” süreciydi. Halkımızdan intikam almak için ise değişik maskeler taktı; hainler ve düşmanlar. Maskelerin sadece yüzlere takıldığını düşünenler acayip bir hatanın içindedirler. Zira maske yüze de takılır, niyete de… Bu maskenin arkasında devleti soymak için, yerli sermayenin önünü kesmek için, kendilerinden olan mevcut sermayeyi daha da güçlendirmek için, inananların kardeşliğini yıkmak için, halkla devleti karşı karşıya getirmek için; irtica ve laiklik kavramlarını kullandılar. Böylece özüne dönmeye çalışan bu millet; sopa marifetiyle ehlîleştirilmek istendi. “Sen kendine geldin de kardeşlerini ve topraklarını mı savunmaya başladın” denilerek, ayılmaya çalışan bu bedene tekrar narkoz verildi. Çünkü biliyorlardı ki; savunma yapmak hücum yapmaktan daha zordur ve kadim düşmanının savunmayı tekrar öğrenmesi kendileri için en büyük tehlikedir. 

Konu buraya gelmişken Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’in şu sözlerini hatırlayalım: “Görüyorsunuz! Allah karşımıza acı veren bir imtihan çıkarmıştır. Boğazlandık, kadın ve çocuklarımız öldürüldü, camilerimiz yıkıldı. Ama biz kadın ve çocukları öldürmeyeceğiz, kiliseleri yakmayacağız. Bunu yapmayacağız, çünkü bu bizim yolumuz değil. Biz muzaffer olacağız, çünkü biz başkalarının dinine, milliyetine ve farklı kanaatlere saygı gösteriyoruz ve çünkü bu zor durumumuzda bile temiz insanlar olmaya çabalıyoruz. Ve başkalarının ibadethanelerini yıkmak bize her halükârda yasaklanmıştır”.

Meydana bu mantıkla çıkanlar için şöyle diyor Gökhan ÖZCAN abimiz: “Hakikat yolunda mücadele edenler şunu bilirler; matematiğin hakikati, hakikatin matematiği karşısında acizdir. Hakikat zırhıyla girilen hiçbir savaşta mağlubiyet olmadığını bilen, galibiyetini savaş başlamadan ilan eden insanlar da var”. 

“Tehlike olarak görülen, Müslüman kardeşler değil, Müslümanların kardeşliğidir” dedi, İbrahim TENEKECİ abimiz. “28 Şubat” sürecinin asıl hedefi ise bu kardeşlik duyguydu. Darbenin amacı ise bu duygunun canlanmamasını ve kabul olmayan duanın güncelliğinin korunmasını sağlamaktı. Kabul olmayan dua ise şuydu: “Allah’tan üç şey istedim. Bunlardan ikisini verdi; birini vermedi. Allah’tan ümmetimi kıtlıkla helak etmemesini istedim, bu talebimi kabul etti. Ümmetimi boğarak helak etmemesini istedim, bunu da kabul etti. Üçüncü olarak da ümmetimin birbirine düşürülmemesini istedim, bunu kabul etmedi” dedi, Son Nebi, Sahih-i Müslim’de.

Yaşanan onca sıkıntılar zamanla bitti, kibir putları zamanla tek tek yıkıldı, boynunda kibir halkaları olanlar ölümü hissetmeye başladı, ihanetini itiraf edenler kendilerini affettirmeye çalıştı…  

Sonuç bu olsa da bunların bir de öncesi vardı…

Yerli sermaye diye renk kodu verilen müteşebbislere operasyon, halkın birbirine olan güven duygusunu yerle bir etmek, soygunlar, içi boşaltılan bankalar, emekli olan paşaların holdinglere danışman veya genel kurula üye olması, bazı firmaların servetlerinin katlanması, ikna odaları, aşağılanan insanlık, hor görülen kızlarımız, onuru çiğnenen erkeklerimiz, haksızlıklar,  zulümler... 

Bu zor zamanlar ise insanımızı çilede pişiren bir mektep olmuştur. Gerçek kardeşlik bu zamanda belli olur, gerçek niyet bu zamanda belli olur, gerçek azim bu zamanda belli olur…

Peki, geçti mi geçen günler? 

Geçen günlerin etkisi geçti mi?

En önemlisi ise: Ders çıkardık mı geçen günlerden? 

Bugüne kadar geçen sürede; ekonomimizi, ordumuzu, eğitimimizi ve medyamızı millileştirebildik mi? 

Takvimin en kısa süreli ayında toplumumuzu uzun süre etkileyen bu ihanet hareketi karşısında tecrübe kazanarak geleceğe dair planları ona göre yapabildik mi?

Mustafa KUTLU’nun tabiriyle: “Tarihe bakmak öyle aynaya bakmak kadar kolay değil”. Tarihe doğru şekilde bakabiliyor muyuz?  

“Arenadaki boğa kendinden önceki boğanın tarihini bilseydi; bu hale düşmezdi” dedi, Hekimoğlu İsmail.

“Mümin aynı delikten iki defa ısırılmaz” hadis-i şerifini anlamaya çalışırken yılan ve topuktan öteye geçebiliyor muyuz?

“Öngörülü olmakta ne var; insan önünü görecek tabi” dedi meczup ve şöyle devam etti: “Marifet arkasını görmekte”.

Geçmişten bugüne baktığımızda ise manzara şu: Bu zalim süreçten kurtulduk ama şimdi de maddi imkân gibi çetin bir sınavın içindeyiz. Giydiğimiz elbiselerin birim fiyatı yükseldikçe, bindiğimiz otomobillerin kasko değeri arttıkça, vergi levhalarımızdaki matrahların hanesi çoğaldıkça; iskân ettiğimiz mahallelerimiz de değişti, oturup kalktığımız çevremiz de değişti. Maddi anlamda bu değişiklik bizleri manevi anlamda da değiştirdi.  

İmkânları hedef kılarsak, uğradığımız zulümlerden ders almazsak hainliğin bin yıl süreceğini iddia edenler çıktığı gibi yeni zulüm çeşitlerinin on bin yıl süreceğini iddia eden aritmetik cahillerinin çıkması da an meselesidir. 

Son söz, Hak söz…

“Sen onların milletlerine tabi olmadıkça ne Yahudiler ne de Hristiyanlar senden asla hoşnut ve razı olmayacaklar” dedi, Âlemlerin Rabbi, Bakara Suresinde.
 

Okunma : 2975
ak parti
maboto
tekin
guney sigorta
Gündem haberleri
Otomobil beton bariyere çarptı: 2 ölü 1 yaralı
16 Mart 2019 Okunma: 15099 Asayiş
Talihsiz genç hayatını kaybetti
16 Mart 2019 Okunma: 14752 Asayiş
Karaman’da bıçaklanarak öldürülen adam defnedildi.
17 Mart 2019 Okunma: 10454 Asayiş
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın