İşte o zamanlar bunlar vardı | Karamandan.com - | Karaman Haber

İşte o zamanlar bunlar vardı | Karamandan.com - | Karaman Haber

22 Ekim 2019 Salı
İşte o zamanlar bunlar vardı

Cep telefonu yoktu. İhtiyarda olsa insanlar ve çocuklar aşık oynayarak birbirleri ile konuşabiliyordu.

Oyunların bir dili öğretici yanı vardı.

Mutlu bir çocukluk, huzurlu bir gençlik dönemi yaşamamışsanız, ileriye dönük hayal kurmamışsanız, idealinizdeki mesleği söylemezsiniz.

Halide Edip’in Vurun Kahpeye romanındaki Aiye öğretmenin bir yemini vardı sık sık tekrarladığı: “Toprağınız toprağım, eviniz evim. Buranın, bu yurdun çocukları için her şeyim, gerekirse canımı vereceğim. Ve hiçbir şeyden korkmayacağım....”

Anadolu insanı, binlerce yıllık kültür birikimiyle duygu ve düşüncesini vücudun çeşitli uzuvları vasıtasıyla anlatmaya çalışmıştır. Duygu ve düşüncelerin en yoğun anlatımıyla çalıştığı uzuvlardan birisi de ayaklardır.

Anadolu’nun zengin kültür yapısı içerisinde atasözleri ve deyimlerin birçoklarının ayaklarla özleştiğini duygu ve düşüncelerin ayaklar vasıtasıyla aktarıldığını görmekteyiz.

Bir işi isteksiz olarak yapana “ayağı almak”, canlı hareketli olana “ayağı kırık”. Çok gezene “ayağı cıvık”. İşleri yolunda gidene “ayağına taş dokunmamak”. Bilgisiz, lafını bilmez ve gereksiz konuşan kimselere “ayağında kör mıhı yok, döşemeye at sürer”. Çok yavaş hareket edenlere “ayağının altında yumurta mı var”. Etrafına aşırı hayranlık besleyene, başkalarına özenti duyanlara “ayağında potin olanı zengin sayma”. Gösteriş yapıp etrafına hava atmak isteyenlere “ayağı beşe sallamak”

Gözlerimizin ferinde gizliydi kudretimiz
Çılgın ayazlara doğan kış güneşiydik
Rüzgârlara binerdik kanatsız,
Gökte yıldızlara eştik
Biz 200 kardeştik

Gönüllerimiz okyanus
Cömertliğimiz buğday tarlasıydı 
Irmak ırmak akardı sevgimiz,
Gökyüzünde birer kardeştik
Biz 200 kardeştik 
(Nazım Hikmet RAN)

Yaratılışından günümüze kadar ağlayan ağaçlar çiçekler vardır. Gözyaşları nelere derman olmamış ki bu ağaçların, çiçeklerin bir bilseniz.  Eski çağlarda bazı insanlar ağaçların ağlaması için tamtamlar çalarmış. Bu ağaçların gözyaşlarını toprağa karıştırmamak için büyük gayret gösterirlermiş. Bir gün beyaz adam çıkagelmiş. Yıllardır bu ağaçlardan biriktirdikleri gözyaşlarını istemiş. Bir tanesi bu gözyaşlarını 50 yıldır gün yüzüne çıkarmamış meğersem. Vermekte istememiş beyaz adama.

Nereye gömsem de şu beyaz adam bulamasın demiş. Ancak içime gömersem bulamaz o zaman, hiç kimseler görmeden sessizce akıtmış gözyaşlarını içine.

En çok sevdiğiniz çiçek, kabak çiçeği haricinde hepsi. Ama neden kabak çiçeği değil. Çünkü vazoda yaşamaz. Benim sevdiğim çiçekler vazoda olmalı. Vayy be... Hiç düşünmemiştim.

Kabak çiçeklerini toplamak için zamanla yarışmamız gerek zahmetlidir. Gün ağarırken hemen toplamamız lâzım. Güneşin ısısını duyar duymaz kapanıverir hemencecik nedense. Erkeği bir ayrı, dişisi bir ayrı güzeldir, kabak çiçeklerinin. Bunu herkes bilmez. Onun için severim kabak çiçeklerini.

Farklı bir özelliği vardır. Diğer çiçeklerde olmayan tüm farklılıklar onda toplanmıştır.

Ben bütün çiçekleri ve yeşillikleri severim. Kabak çiçeğini çok çok ama pek çok severim.

“Bir beyaz kâğıt,
Altında masa,
Üstünde kalem,
Kalemde cümle âlem” 
(Cemal Yaman)

Şerafettin GÜÇ

Okunma : 1143
Foto galeri