İspiyoncular | Karamandan.com - Karaman Haber

İspiyoncular | Karamandan.com - Karaman Haber

18 Şubat 2020 Salı
İspiyoncular

Ankara yönüne hareket eden tren, korku veya dehşet filmleri için hazırlanmış abartılı sahnelere benziyordu.

Yaşlı, çok yaşlı insanlar ile emzikli anneler ve inleyen, sızlayan, ağlayan, haykıran, kimi can çekişen, ayaksız-kolsuz yarım insanlarla dolu bir cehennem katarıydı tren ve ağır ağır ilerliyordu. Çünkü kömür yoktu ve lokomotifin suyu odunla ısıtılıyordu. Kadınların çocuklarına sunabilecekleri veya onların çenesini tutabilecekleri tek varlıkları sütleriydi.

Ağlayan çocukları bağırlarına basıp hazinelerini yavrularına açıyorlardı. Sonra sütleri bitiyordu. Çocuğun feryadı dayanılmaz duruma gelince, analarından gördükleri, duydukları ve bunu düşünerek daha önce tedarikledikleri, mercimek büyüklüğündeki afyon sakızlarını veriyor, çocukları onunla sâkinleştiriyorlardı.

*     *     *
Ertesi günü Yunan kolordusu Eskişehir’e girdi. Günlerden Çarşamba’ydı. Şehirdeki gayrimüslimler işgal ordusunu çiçeklerle karşıladılar. İşin acı tarafı, içlerinde yerli halktan kişiler, yani Müslümanlar da vardı. Onlar şehirden kaçmayan, düşmana boyun eğmeyi kabul eden Eskişehirlilerdi. Daha sonra bunlardan bazıları ihanetlerinin ölçeğini büyüttüler.

Kolorduyla birlikte Yunan Kralı Konstantin de Eskişehir’e geldi.( ) Yunanistan bu durumu büyük zafer günü olarak takvimine yazdı ve büyük törenlerle hem Atina’da, hem İstanbul’daki Rumlar kademesinde kutladı. 

O günler Ankara’da, ağır-aksak yayınını sürdüren Hakimiyet-i Milliye Gazetesi, Yunanlıları karşılamaya çıkan Eskişehirlilerin listesini yayınladı ve onları tarih nezdinde mahkûm etti. Başlarında, geçici Belediye Başkanı Tüfekçizâde Mehmet vardı bu karşılayıcıların. Liste şöyle devam ediyordu: Tatar Eşref Çavuş, Çerkez Ahmet, Hacı Mümin, Acem Ahmet Rıza, Hacı Nebi. Karşılayıcılardan başka bir de, işgal kuvvetlerine yol gösteren, ihbar eden, kovlayanlar vardı. Bazen doğru-bazan yalan, milis kuvvetlerinde ferdi bulunan ailelerin evlerini Yunan askerine gösteriyor, oraları bastırıyorlardı.

Onların gösterdiği evler, konaklar, dükkânlar basılıyor, yağma ediliyor yakılıyordu., bunların başında, Belediye’de elektrik işlerine bakan ve devletin memuru olan mühendis Boris, Boşnak Salih, Samutlardan Hacı Hasan vardı. Hocazâde Arif, dâvâ vekili Çerkez Tevfik, Makbulzâde Kâzım, Liva Matbaasının eski müdürü Hasan Yusuf, Acem Mehmet Rıza, Topal Hacı Hâfız, Lofçalı Hancı Hacı İbrahim, Muttalip köyünden Hacı Ahmet… Yunan mezâlimini yönlendiren kişilerdi.( ) Hakimiyet-i Milliye Gazetesi, sâdece Eskişehir’de değil, bütün yurtta  bu tip hasta ruhlu insanları muntazaman yayınlıyor, millete teşhir ediyordu.( ) Savaştan sonra, teşhir edilen bu kişilerin aileleri ve mensup oldukları küçük yerleşimler bunun sıkıntısını ve utancını üzerlerinden uzun süre atamadılar. Halbuki onların ne taksiri vardı.

*     *     *
İşgal 14 ay sürdü. İşgal kuvvetleri, Eskişehir’de kaldıkları bu süre içinde akıl-almaz tahribat yaptılar. 1800 dükkânı önce yağma ettiler, eşyaları istasyona yığdılar ve binalarını ateşe verdiler. 4 un fabrikası ve değirmen, 1 halı fabrikası, 5 atölye, 5 cami, 2 hamam ve istasyonun çatısı ateşe verildi. Porsuk üzerindeki 3 köprü topçu ateşiyle berhava edildi. İstasyonda, yüklü durumda bekleyen 100 kömür vagonu bulunuyordu. Onları götürmeyi göze alamadılar ve orada yaktılar.

Öyle bir dumanı yükseldi ki, Eskişehir semaları haftalar boyu kapkara kesildi.( )
2 Eylül 1922 günü Eskişehir Mutasarrıfı İbrahim Bey ve maiyeti marşlarla, davul-zurnalarla şehre girdi. İşin ilginç yanı şudur ki, işgal sırasında şehri işgal güçleri adına yöneten Şeyh Sâdık ve yine aynı şekilde Belediye Başkanı yapılan Karapazarlı İsmail Hakkı, karşılayıcıların başındaydılar. Bu kişiler, işgal günü kral Konstantin’i karşılayan ve ona bağlılık bildiren kişilerin de başındaydılar.( )

Kâmil Uğurlu
 

Düzenleme : 11 Şubat 2020 10:29 Okunma : 1086