İnsancılık | Karamandan.com - Karaman Haber

İnsancılık | Karamandan.com - Karaman Haber

05 Nisan 2020 Pazar
İnsancılık

İnsancılığımız içinde nereden nereye geldik, nereye gidiyoruz demeden geçemeyeceğiz. Eskiden herkesin birbirini tanırdı, severdi.

Kimse şerre hizmet etmezdi. Günün her saatinde aileler huzur içinde ziyaretlerine gider gelirdi. Herkes birbirinden haberdardı. Acılar ve sevinçler paylaşılırdı. Huzur vardı , tat vardı , muhabbet vardı. 

Maalesef günümüzde uyuşturucu ilköğretim çağlarına kadar inmiş. Suç işleyen sabıkalı çocuk sayısı yüzbin leri  aştı. Her şey den önemlisi baliciler tehlike saçıyor. Ceza ve tevkif evindeki yükümlü sayısı ÜÇ YÜZ bin civarına ulaşmış. Cezaevlerinde ranza katları yükselmiş. Mahkumlar maalesef ranza yetersizliğinden yer yatağında yatmaktalar. Kendini düşünen bencilleşen insan oğlu bir gün üstü başı yırtılıp tanımadığı insanlardan dayak yiyerek eve dönmemeyi istiyorsa, tedbir almaya, ahlaklı insan yetiştirmeye davet ediyoruz. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın dersek yanlış olur. Zira yılan sokmak için müşteri seçmez. Ya da her koyunu kendi bacağından asarsak kokar etrafı yaşanmaz hale getirir. Bir kötünün yedi mahalleye zararı dokunur.

Toplumumuzun temel taşı aileye gelince, içler acısı felaket. İki köpek sokağa atılsa haber oluyor, çare aranıyor. Evden atılan, uzaklaştırılan, erkeklerin sayısı milyonu geçmiş çare yerine görmezden geliniyor. Aile bakanı kadınlar için kazanılmış haklar da epey mesafe kat ettik diyebiliyor. Kadının Beyanı esas delil kabul edilip adaleti mahvettik. Erkeklik müessesesini yerlere serip ayaklara düşürdük. 

Pazar yerinde tezgahtaki meyveleri karıştıran bayana alacaksan al fazla karıştırma diyen pazarcıya, bayan bana hakaret ve taciz ediliyor diye feryadı müteakip, Pazar yerinde ki tüm insanlar pazarcıyı linç ederler. Savaş kazanmış kumandan gibi olayı keyifle seyreden bayan, olay yerine gelen polislere, ifade verip pazarcıyı cezaevine gönderirler.

Kadın istihdamı yüzde kırkı aştı. Kadın ayaklarım üstünde duracağım diye, beş kişilik ailesi yerine üç kuruş için elli kişiye hizmet veriyor. Ailede huzur kalmıyor. Çocuk kreşe,  anne baba  huzur evine.  Kazanç artıyor ama masraflar çoğalıyor. Bereket azalıp huzur kalmıyor. Taraflar şımarıp kavgalar artıyor ve cinayetler son on yılda beş kat artıyor. En kötüsü de boşanmalar ayyuka çıktı. Analı babalı yetim iki yüzbinlere ulaştı.. ve potansiyel  suç bataklığı çoğaldı.

Tecavüzcüler koğuşunda yatan bir hoca şu beyanı ne kadar manidar. Koğuşumuzda yatan mahkumların  yüzde yetmişi masum ve iftiraya uğrayan kader mahkumları.. 

Kafamızı kuma gömerek tırmanan bu felaketleri görmezden gelemeyiz. Şerlilerin şerrinden Allaha sığınmakla beraber, Kamu kuruluşları vakıflar dernekler ve gönüllü kuruluşlar projelerini geliştirip taşın altına ellerini koymaları lazım.. Trafikte yol vermedin uzun far yaktın hatta çamur sıçrattın. Kavga için ne çok mazeretimiz var değil mi ? Çok küçük gerilimler problemler çok büyük felaketlere sebep olmaktadır. Tahammülümüz ve hoşgörümüz azaldı. Gönül kabımız daraldı. Patlamak için etraftan bahane arayıp duruyoruz. Toplumun yarısı deprasif ve agresif. Çok azı tedaviyi kabul edip, ilaç kullanıyor. Hastaların çoğuda durumunu kabul edip doktora gitmiyor.

Akşam televizyonun karşısına geçip sıcak çayımızı yudumlarken izlediğimiz haberler maalesef felaket tellallığı şu kadar cinayet bu kadar gasp o kadar kaza. Diğer haberlere geçiyoruz değişik versiyonları. Gizli gizli içimizden sevinebileceğimiz , heyecan lanabileceğimiz gizli bir müjde bekliyoruz. Ülkemizde yeni bir petrol sahası bulundu, altın madeni keşfedildi, Asgari ücret ikiye katladı, emekliye tarihi zam. Umut fakirin ekmeği imiş ne yapalım.

Yaradılışımızın gayesi kulluk ve ibadet ise, insan cılığımızıda geliştirelim. Esas olan helal kazanç. İlahi kanunlara sırt çevirmeyelim. İstanbul sözleşmesi ihaneti ni derhal  reddelim. Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmazmış. Dünyamızı mamur edip, ahreti kazanan, kurt ile kuzunun yan yana gezdiği güzel günler için emek harcayıp, müreffeh yaşamayı hak edenlerden ve dünyayı Müslüman olarak terk edenlerden oluruz inşallah.

Necdet BAŞTOKLU

Okunma : 2014