İnsaf yahu | Karamandan.com - | Karaman Haber

İnsaf yahu | Karamandan.com - | Karaman Haber

13 Aralık 2019 Cuma
İnsaf yahu

Belediye için küçük insanlık için büyük icraatlar var.

Muhtemelen yerel yönetimler Karaman için devasa projeler üzerinde çalışıyorlar oysa bizim çok daha küçük fakat oldukça önemli bir sorunumuz var; tuvalet.

Eski hastanenin orada bulunan çay ocağı içtima alanımız gibidir. Sık sık iksir-i azam çay içmeye gideriz ahbaplarla. Toplumun her kesiminden insana rastlayabileceğiniz bir mekan burası. Çayı da harikadır. Üstelik çoğu kafedeki gibi çay bulaşığını 4 liradan damarlarınıza zertketmeye çalışmazlar.

Hasılı tavşan kanı çaylarınızı yudumlarken bir yandan da sohbetin demini bulursunuz burada. Lakin bir süre sonra def-i hacet ihtiyacı hasıl olunca zavallı gözlerle etrafa bakınırsınız. Nafile, bölgede bir umumi hela bulamazsınız. Bu durumda bağırsaklarınızdaki basınca mı yanarsınız yoksa az ilerinizde cereyan eden ağacın altına bevleden amcanın görüntüsü ile çayınızın masada kalışına mı... 

Ecdat fethettiği yere evvela bir kenef sonra hamam yaparmış ki ahali def-i hacet eylesin, huzuru bulsun. İbadethaneleri daha sonraya bırakırmış.

Bu sorun sadece bu bölgede değil şehrin hemen her mahalinde bir düzenlemeyi zorunlu kılıyor. Aktekke Cami yanındaki tuvalet mesela. İşletmecisinin vefakar, fedakar çalışmaları bile orayı güzelleştirmeye yetmiyor artık.

Sözün özü; şöyle sarraf dükkanı gibi şehir tuvaletlerimiz olsa, temiz ve nezih. Ahali de temiz tutsa, dışardan gelenlere karşı rüsva olmasak güzel olmaz mı?




 İnsaf yahu, biraz anlayış, tevazu, sabır

Son zamanlarda dikkatimi çeken bir mesele de şehrimizi hem mücerret hem de müşahhas manada kirleten hemşehrilerimiz. Şehri, evi - yurdu görmeyen bu azınlık maalesef her gün biraz daha artıyor. Korkarım bu istisna çoğalarak kaide halini alacak. Kaldırımları kendi malı sayanlar işgal ediyor, pisliğini döküyor, kokudan, pislikten, satılan ürünlerden "Çanakkale geçilmez" diyen dedenin evlatları kaldırımları geçilmez yapıyor. "Adını tarihe yazan Türkler" cümlesini yanlış anlayıp tarihi eserlerimizin duvarlarına adını sprey boyayla yazıyor. Banka kuyruğunda kavga çıkarıp incir çekirdeği meselelerle böğründen adam bıçaklıyor. 21 yaşında çağ açıp kapatan ecdadın soyu en ufak bir tartışmada, fermuarını açıp kapatmaktan aciz halinden bihaber, ağzını gün görmemiş küfürlerle açıyor. İnsaf yahu biraz anlayıştan, tevazudan, sabırdan zarar gelmez.

Yıllar evvel tanıştığım bir japon "Enteresan insanlarsınız siz Türkler" demişti. "Evine vardığında seni baş köşeye buyur eden, en güzel döşeğinde yatıran, onuda ye, bunu da iç diye zorla ikramlarda bulunan, lütfen önden buyurun diyen sizler, sokağa çıktığınızda başka bir yaratığa dönüşüyorsunuz. Trafikte tahammülsüz, ATM kuyruğunda hileci, anlayışsız ve agresif..."

Kanaatimce bütün bunlar şehri evimiz görmediğimizden oluyor. Oysa bu şehir kimliğimizdir, birikimimizdir, geçmişimizdir, değerlerimizdir. Molla Fenari’den Zembilli Ali Efendi’ye, Atatürk’ten Kazım Karabekir’e her sokağımız nice uluları barındırır bağrında. Bu şehirde mahalle ve sokaklara adı verilenler, köksüz ve hafızasız bir yaşam sürmediğimizin bir medeniyet sahibi olduğumuzun kanıtıdır. 

Bizi bağrında besleyip büyüten ülkemizi ve yaşadığımız şehri sevin. Sevin ki, ne ebediyete uğurladığımız değerlerimizin anıları ne de bu anıları günümüze taşıyanların yürekleri incinmesin… 

Adem Kocatürk

Fotoğraflar; Ali Osman Karaaslan, Mehmet Çetin

Düzenleme : 18 Ağustos 2019 22:48 Okunma : 9322
Foto galeri