İnanıyor(uz) muyuz? | Karamandan.com - | Karaman Haber

İnanıyor(uz) muyuz? | Karamandan.com - | Karaman Haber

08 Aralık 2019 Pazar
İnanıyor(uz) muyuz?

Kur’an ve Sünnet de sıkça sözü edilen “şirk” kelime anlamı itibariyle, Allah’ın sevmediği ve asla bağışlamadığı insan hareketidir. Allah’ın yanında başka güçler tanımak, Allah'a inanmak ve fakat O'nu inkar edenlerin hükümlerini inanarak kabul etmek ve onlara bile bile uymak.

“Allah’a inandık” deyip, put heykelleri önünde saygıya duymak, secde etmek, eğilmek, onlar etrafında dönmek; güç ve ilhamlarını Allah'tan değil, o put heykellerinden aldıklarını söylemek, Allah’ın emrettiği yolda değil, put heykellerinden veya Firavun gibi, Nemrut gibi putlaştırılmış şahıslardan umdukları ilhâmın izinde olmak... Kısaca kişinin, inanç ve fiillerinde, Allah’ın açık emir ve yasaklarına karşı çıkması; Allah’ın haram dediğine helal, helâl dediğine haram demesidir. 

Şirk buydu. Mekkeliler de Allah’a inanıyorlar, Kâbeyi kutsal sayıyorlardı. Ancak onların ibadetleri ve hayatları putların, putlaştırılmış kuralların ve yasaların emri doğrultusunda idi. Mekkeliler, günde en az bir defa Kabe’yi ziyaret ederlerdi. Ayrıca, herhangi bir Mekkeli, seyahate çıkınca veya seyahatten dönünce, yahut önemli bir işe başlayınca, Kabe'yi tavaf ediyor ve orada bulunan put heykellerine de saygı gösteriyorlardı. Kısaca Mekkeliler, bütün işlerine, put heykellerine saygı duyarak başlıyordu. 

Tarihin her döneminde şirk var olagelmiş ancak büründüğü hırka, girdiği mecra farklı farklıdır. “Müslümanım” diyen bir kimse, Müslümanlığın getirmiş olduğu sorumluluğu ve o dinin sahibinin emir ve yasaklarını kabul etmiyor, o emir ve yasaklara uymuyor da başka kanunların hududunu çizmiş olduğu emir ve yasaklara tâbi oluyor, bundan da ziyade o emir ve yasaklara gönülden bağlılık gösterip, sahip çıkıyorsa, o kimsenin kendisini murakabe ve muhasebeye çekme zamanı gelmiştir. 

Fert hesabında bu şekilde iken devlet hesabında farklı olması düşünülemeyeceği ve Yaratıcının dininin insan hayatının içtimai ve sosyal yanına da temas etmesi gerekliliği, devletlerin hangi inanç üzerine yürüdüğünü önemli kılmıştır. Inanç hakiki ise çizilen hudutta ezeli ve ebedi olacak, sırat-ı müstakim üzere bir yol belirecek ve devlet o yol üzerine halkını güdecektir. Aksi halde her devirde yeniden beliren hırka ve mecralar devletin yolunu şaşırtır ve o hırkaları verip mecraları açanlar ölüp gittikleri halde insanların mensup olduğu devlet onların tunçtan, taştan, mermerden yapılmış heykellerine saygıyı garip karşılamazlar. Nihayetinde insanlar da “Inanıyoruz ve Müslümanız” derler ama o heykellerin hiçbirini toz kondurmaz hale gelirler. Bütün bunların doğru olup olmadığı kanaatini de yazımın başındaki iki paragraf dikkate alınarak size bırakıyorum. Şimdi sormamız gereken soru şu; 

İnanıyor(uz) muyuz?

Fatih Gilik

Okunma : 567