“Hâlâ Kaybolmayan Ma’butlar” | Karamandan.com - Karaman Haber

“Hâlâ Kaybolmayan Ma’butlar” | Karamandan.com - Karaman Haber

30 Ekim 2020 Cuma
“Hâlâ Kaybolmayan Ma’butlar”

Bir bela ki, “Lâ tübkî ve lâ tezer” / maazallah kimseyi hayatta bırakmamaya azimlidir. 

Ancak ne gelir elden ki: “Gerçekten insan, pek hırslı ve sabırsız yaratılmıştır. ”Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder. Ona bir hayır dokunduğunda da eli sıkıdır.” (Mearic 20-21) 

Yüce Rabbimiz Mekke Müşriklerini, batmak üzere olan bir gemide tasvir ederken, hepsinin Hanif Mümin kesilip Allaha yalvarmaya başladıklarından bahseder. Tabi arkasından da, emniyete kavuşunca aynen eski hallerine döndüklerini, ifade buyurur. 

“Dağlar gibi dalgalar onları kuşattığı zaman, dini tamamen Allah'a has kılarak (ihlâsla) O'na yalvarırlar. Allah onları karaya çıkararak kurtardığı vakit içlerinden bir kısmı orta yolu tutar. Zaten bizim ayetlerimizi, ancak nankör hâinler bilerek inkâr eder.” ) Lokman 32) 

Bir ayette de Mevla’yı Zülcelal Hazretleri denizdeki geminin batma tehlikesine karşı “Yolcuları Allah’ın dışında bütün taptıklarının ve dua ettiklerinin ortadan kaybolduğu” ifade ediliyor: 

“Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur, yalnız Allah kalır. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür.” (İsra 67) 

Dünyalıları kasıp kavuran korona salgını üç ay önce günlük ölüm zirve yapınca bu tür yakarışlar görmüştük.

Şimdi bir yaz mevsiminin ardından günlük vefat sayısı yine zirveye doğru tırmanışa geçti. Ancak bu sefer insanlarda bir alışmışlık ve muafiyet seziliyor. Ama şuna kesin inanalım ki “Bizim dualarımız ve ibadetlerimiz olmazsa Allah bize ne diye önem versin ki”? (Furkan 77) 
Korona virüsü evrensel bir bela ve salgındır.

Düşmanımız da olsa, siyasi rakibimiz de olsa bu belaya yakalananlara şifa dilememiz gerekir. Küfür ve ilhat batağında olanlara bile beddua değil hidayet duasında bulunmak evladır. 

Siyasi rakiplerin korona virüs testinin pozitif olmasına karşı alkış tutanları görünce ülkemde siyasi nefret ve kinin ne aşamada olduğunu göstermesi bakımından hayrete düştüm. 

Bazen bizi hiçbir şeyin tek yürek yapamayacağı gibi muhal düşüncelere dalıyorum. 

Korona virüs her halükarda bir musibettir ve hatta Allah’ın görünmeyen ordularından birisidir. 

Ancak uğradığı yerlerde asla adam seçmediği gibi muhatabının yaşayış tarzına da bakmıyor. Yani kurunun yanında yaş, suçlunun yanında suçsuz da yanıyor.

Bu bakımdan hiçbir kişi ve millet için böyle bir bela temennisinde bulunulması doğru olmaz.

Kur’an-ı Kerimde insanoğlunun musibete yakalanacağı sırada doğasını ve duasını yansıtan bir ayet vardır:

“O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgârla seyrettiği, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah’a has kılarak “Andolsun, eğer bizi bundan kurtarırsan, mutlaka şükredenlerden olacağız” diye Allah’a yalvarırlar.” (Yunus 22)

Yüce kitabımızda gemi manasındaki Fülk 23 ayette yer almıştır.

Bir denizi bir de gemiyi düşünelim, o zamanın en hızlı ve toplu ulaşım aracı olan gemi, aynı zamanda bir kurtuluşun da simgesidir.

Hz Nuh’a gemi yapmasını ve bütün müminlerle canlı türlerinden birer çifti almasını emreden Allah cc geminin dışında kalanları tamamen helak etmişti. 

İslam dini zamanımızdaki tek kurtuluş gemisidir ve ayette geçtiği gibi, dini sadece Allaha has kılarak bu gemiye binmemiz ve delinmemesi için sahip çıkmamız gerekmektedir.

Gelelim ayetin içeriğine.

Şimdi dönüp ayeti bir daha okuyalım.  

Şu anda bütün dünya bir geminin içindedir ve gezegenimizi büyük bir salgın sarmış durumdadır.

Korona virüs illetiyle ölümle burun buruna gelen insanlık Allaha yakarmaya ve duaya hız vermişlerdir. Bu insanoğlunun doğasında vardır.

Rahatlık zamanlarında kavga, gürültü, hazımsızlık her türlü ahlaksızlık, ölüm kapıya gelince Allah’ı hatırlamak ve ayette geçtiği gibi samimi niyazlar devrededir.

Ama bu arada her şeye rağmen, burnuna ağzına siyah peçe takan dünya zalimleri Müslüman Türk Milletini Akdeniz’de tazyik ve tahrik etmeye devam ediyorlar. Onlar halen dünyadaki zayıf milletleri nasıl sömüreceklerinin hesabını yapmaktadırlar. Onları ayette sözü edilen “Allah’ın dışındaki tapındıkları mabutları halen kaybolmamıştır.” Buradan da zamanımızın Semud’u, Ad’ı, Eyke’si ve Kavm-i Lut’u  olan şimdiki zalimler henüz başlarına dolanan Korona belasından ders almamışlardır. 

Burada siyah peçe deyince hatırlatalım: Fransa ve bazı hızlı AB ülkeleri Müslüman vatandaşlarının siyah peçe takmalarına yasak getirmişlerdi. Üzerinden fazla zaman geçmeden Allah öyle bir veba belası verdi ki başta Fransa başkanı Macron olmak üzere aynen o Müslüman hanımlar gibi yüzlerine siyah maske takarak gezmeye mecbur oldular.

Şu anda Fransa devlet başkanı Emmanuel Macronun peçeli haline bir daha bakın. Allah’ım sen nelere kâdirsin! 

Bizler Müslümanlar olarak Allahtan başkasına ne dua eder ve ne de ondan başkasından yardım isteriz. Bizim Allah’ımız hiçbir zaman bizi bırakmayan tek mabuttur. 

Bütün bela ve musibetlerde olduğu gibi bu Korona belasında da bize düşen: tedbir, sabır ve tevekküldür. 

İşte durum bu değerli arkadaşlar!

Gelin bu salgını tedbirlerle, inşallah epey sıkıntı çekerek atlattıktan sonra birbirimize yaklaşımımızı yani insaniyetimizi ve İslamiyet’imizi biraz daha sıkılaştıralım.

Farklılıklarımızı biraz daha geniş müsamahayla karşılayalım. Affetmeye, sükûnete ve hoşgörüye biraz daha önem verelim.
Her şey sağlıklı ve gönlünüzce olsun!

Mükremin Kızılca

Okunma : 906