Hans Hasanla Karaman'da | Karamandan.com - Karaman Haber

Hans Hasanla Karaman'da | Karamandan.com - Karaman Haber

18 Şubat 2020 Salı
Hans Hasanla Karaman'da

Hasan Almanya’dan havalanan Lufthansa uçağında yer ayırtırken kendilerine ait menüde kesinlikle domuz eti ve alkollü içecek olmaması talimatını verir.

Hans Tevrat’ta da Kur’an’da da kesinlikle haram kılınan domuz etinin ve Alkollü içeceklerin menüye alınmamasını hoş karşılamıştır. 

Hasan Hans ile beraber İstanbul’dan Konya havaalanına inerler. Buradan da Hasan’ın Ermenek’ten yakınlarına getirttiği taksi ile Karaman üzerinden Ermenek’e gitmek üzere yola çıkarlar.

Hasan güzergâh boyunca, bir zaman sınırı koymadan İslam ve Hristiyan medeniyeti eserlerini Hans’a gezdirmeye gayret eder.

Karamandaki Bin bir kiliseyi, Manazan Mağaralarını ve Taşkale Tahıl Ambarlarını gezerler. Bu ambarlar arasındaki kaya mescidinin eskiden şapel olduğunu öğrenen Hans gözyaşlarını tutamaz. Ardından merkeze yedi km mesafedeki Fisandon kilise - camii, Mut yolunda Sertavuldan sonra Alahan Manastırı, Akçaalan Philadelphia antik kentleri gezileri sırasında Hans Hristiyan tarihinden okuduğu yerleri müşahede etmenin hazzını yaşar.

Hans Akçaalan’a varıncaya kadar Tahıl Ambarları kaya mescidi – şapelini, Fisandondaki kilise - camii ve Alahan Manastırındaki ihtişamı anlatarak yol alırlar. 

Hans, Müslümanların fethettikleri yerlerdeki kiliseleri cami, şapelleri mescit yapmalarından ve bu gün de Avrupa’daki cemaatsiz kalan kilise ve katedrallerin Müslümanlarca satın alınıp veya kiralanarak camiye çevrilmesinden kaygı duyduğunu ihsas eden cümleler sarf edince Hasan, Allah’ın tabii kanunları gereği ihtiyaç kalmayan kapanır, ihtiyaç duyulan açılır. Buna Sünnetullah denir. Anadolu topraklarında bizden önce yer alan Hristiyanlar da Hitit ve Roma dönemlerinden kalan nice eserleri kendilerine göre tanzim ederek kullanmışlardır. Bunlardan birçok örneği size göstereceğim inşallah, dedi.

Bundan başka Anadolu’da ve dünyanın her yerindeki Müslümanlar ihtiyaç duyulan ve kullanılan kilise ve şapellere asla dokunmadıkları gibi daha fazlası gerekirse inşasına veya eskinin tamirine de yardımcı olmuşlardır. Kaldı ki bu camiye ve mescide çevrilen kilise ve şapeller asli hizmetine devam etmektedirler. Zira son peygamberle beraber yürürlükten kalkan  Hristiyanlığın yerini İslam almıştır ve aynı Allaha bu mabetlerde ibadete devam edilmektedir.

Buradan Yellibel (Karamanoğlu Mehmet Bey Geçidi) üzerinden Ermenek’e geçerlerken Hasan, Evliya Çelebi’nin Anadolu’nun en önemli yaylaları arasında saydığı Kayapınar’da mola verirler. 
Pınara su doldurmaya gelen Menemenci – İhsaniye Yörük kadınlarına, Barut Ali’nin obasını soran Hasan zirvedeki tarif edilen alana gitmek üzere kalkarlar.

Barut Ali Hasanın 2000’li yıllarda tanıştığı bir oba sahibidir. Barut Ali Hasanı ve Hansı kıl çadırında misafir eder. Hans ömründe ilk defa bir kıl çadır görmüştür, bu nedenle iç ve dış yapısını iyice tetkik eder. 

Barut Ali misafirlerini 2250 metre rakımlı tepenin üzerinde gezdirirken tek odalık çadırında hanımının rahatça öğlen için hazırlık yapmasına imkân verir. 

Hasan ve Hans zirvelerdeki nebatat çeşidine hayran kalırlar. Orman olmayan bu meralarda binlerce çeşit baharlı bitki yer almaktadır. 

Çadıra döndüklerinde sofra kurulur. Önce, serilen büyük bir bezin ortasına ağaçtan, ayaklı bir tabla yerleştirilir. Üzerine de iki tarafında birer tas ayranla tek bir tepsiye üzeri nefis çebiç etiyle bezenmiş bulgur pilavı konur. Bu muhteşem sofrayı, çadır hayatını ve ortamı son derece hazzeden Hans yüzündeki derin tebessümle bunu etrafına da hissettirir.

Barut Ali misafirlerine, dağ nanesi, kekik ve Zahter karışımı bir bitkisel çay ikram eder. Hans dayanamaz ve bu günümü asla unutamayacağım, sizlere teşekkür ederim, der. Veda için çadırdan çıkarken de cebinden yüz avro çıkararak ücret olarak Barut Ali’ye uzatır. Barut Ali buna son derece şaşırır ve bir şey anlayamaz, Hasan’a bakar. 

Hasan Hans’a Deutscher Stil – Alman Usulünün burada geçerli olmadığını anlatınca parayı cebine koyar. 

Buradan ayrıldıktan sonra Balkusan köyünde Türk – İslam tarihinde önemli bir yer işgal eden Karamanoğulları hanedanından bazı üyelerin metfun bulunduğu türbeyi gezdirdikten sonra Tolbunar yaylasındaki Gavurini ve Dedeli yaylasındaki antik kenti gezerler. Tolbunar yaylasındaki mini şapelin Alahan Manastırını andıran hatta daha etkileyici görkemi karşısında hayran kalır.
Hasan Hans’a Kilikya Trachia (Taşeli – Sengistan) bilgesinde Roma medeniyeti eserlerini kendilerine uyarlayıp Hristiyan medeniyetine mal eden atalarına ait bütün antik kentleri gezdirmeye söz vermiştir.

Taşlık Kilikya bölgesinde bir süre Bizans imparatorlarından Zenon’un da kaldığı Zenonopolis başta olmak üzere Ermenek Philadelphiası – Gökçeseki ve diğer Dekapolis – İzavriya antik kentlerini bir bir gezerler. 

Hasan, Hz İsa havarilerinden Barnabas ve Aziz Paul’ün de geldikleri Ermenek merkezdeki Iraneus yazıtı ve Güneyyurt civarındaki Sbide, Alacain kitabesi ve Suluceser antik kentlerindeki eserleri en sona bırakır. Çünkü Hasan’ın buralarda Hans’a göstereceği özel bir listesi vardır. 
Konya’da Havari Pavlosla yollarını ayıran Barnabas bu yoksul Müminlerin yaşadığı kaya köylerine bir bir uğrayarak onların tevhitten sapmalarını önlemeye çalışır. Çünkü kökeni Eflatun felsefesinden gelen Teslis – Trinite inancı (Baba Tanrı, Ana Tanrı ve oğul Tanrı üçlemesi) Hristiyanlar arasında hızla yayılmaktadır. Bunun ana nedeninin Roma hâkimiyetinden intikal eden ve Allahtan sonra yüksek dereceli bir otoriteye baş eğmeye alışmış insanları rahatça bende etmek olduğu kolayca anlaşılmaktadır. 

Hasan Ermenek merkezdeki Iraneus, Güneyyurt Kuşakpınar – Alacain ve Suluca eser – Gödegorum şapel yazıtlarını Hansa gösterdi. 

Hans, üniversitede 3. Sınıfta başlayan Filoloji ve Grafoloji dersleri de almakta olduğundan kaya yazıtlarını çözmede iyi bir mesafe aldığını daha önce Hasan’a söylemişti.

Hans en çok Alacain (Kuşakpınar) yazıtında zorlansa da geniş bir duvarı kaplayan bu kaya yazıtından en çok bilgi toplamayı başarmıştı. 

Hans Hasan’ın talebi üzerine okunabilen yerlerden kısaca şu cümleleri çıkardı:

“Şeytan tarafından aldatılanlar, dindarlık maskesi altında en dinsiz inancı koyarak İsa’ya Allah’ın oğlu demekte, Allah’ın sonsuza değin emrettiği sünnet olmayı reddetmekte ve her türlü haram etin yenmesine izin vermekte olduğundan, bunlar arasında bulunan, kendisinden üzüntü duymadan söz edemediğim Pavlos da aldatılmıştır. Kurtulasınız, Şeytan tarafından aldatılmayasınız ve Allah’ın hükmü önünde hüsrana uğramayasınız diye, İsa ile yaptığım konuşma ve görüşmelerde gördüğüm ve duyduğum gerçeği yazıyorum.” 

Bu cümleler Havari Barnabas tarafından yazılan ve ilk İnciller arasında yer alan Barnabas İncilinin girişindeki metinlerle aynen uyuşuyordu. 

Öte yandan, 365 konsil kararıyla yasaklandıktan sonra MS 496'da Papalık tarından çıkarılan ve bugüne ulaşan buyrultuda Aykırı Kitaplar başlığı altında okunması men edilenlerden biri de Barnabas İncili'dir. 

Bu buyrultunun sonunda şöyle denmektedir: "Bunları, sadece reddetmekle yetinmeyerek, Roma Katolik Kilisesi'nden bunları tamamen soyutlayarak uzaklaştırıyoruz öyle ki; yazarları ve takipçileri dönüşü olmayan aforoz prangasıyla sonsuza dek lanetli olacaklar!"  

Hans bu iki metnin büyük oranda eşleşmesi karşısında şaşkınlığını gizleyemez. Barnabas İncilinin yasaklanma gerekçesi Hansı hayretler içinde bırakır. 

Sbide (Güneyyurt- Yukarı Çağlar) ve Philadelphia’nın (Ermenek Gökçeseki – Akçaalan Karaman) aksine Hristiyanların yaşadığı kesin olan alanlarda görkemli, aslan kapaklı lahitlere rastlanmaz. Güneyyurt beldesinin girişinde sağ yamaçta bir kayaya oyulan iki lahitte de (İkizin) aslan bekçi üstlerinde görülür. Bu Hitit ve Romalı varlıklı tabakanın mezarlarıdır. İkizine tapınak demek mümkün değildir aksine bir aslanın beklediği iki lahittir. 

Her halükarda bütün bu Hitit – Roma dönemi eserleri daha sonra Bizans döneminde Hristiyanlar tarafından tadilata tabi tutularak kullanılmışlardır. 

Hans- Hasan senin: medeniyetlerin nöbetleşe yer değiştirmeleri ve yapı taşlarını kullanmaları fikrini destekliyorum.

Hasan- Günlerdir devam eden seyahatimiz sırasındaki incelemelerimizde bunu gördük. Yerleşim alanları içinde kalan Hristiyan mabetlerinin Mescit ve Cami olarak kullanılması yapılış amacına asla ters değildir. Zira her ikisinde de tek Allah’a ibadet edilmektedir. 

Şimdi Hristiyanlara düşen görev Hz Âdemde başlayıp Hz Muhammed Mustafa’da (sav) biten zincirin son halkasını yok saymadan yeni bir yol haritası çizip takip etmektir. 

Hasn- Hasan beni benden alacak ve değiştirecek ayeti sana söyleyeyim mi?
Hasan- Buyur değerli kardeşim ve yol arkadaşım!

“Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” (Bakara 285)

 Hans- Sanırım benim için de son halkayı yerine yerleştirme zamanı geliyor!

Mükremin Kızılca

Düzenleme : 10 Şubat 2020 18:24 Okunma : 2616