Karamandan.com

Karamandan.com

18 Haziran 2019 Salı
HDP'nin Amacı Kürdistan'ı Türkiye Cumhuriyetine Kurdurmak mı?
Not: aşağıdaki yazı bir tahmin ve öngörü ile hazırlanmış olup tamamen kişisel kanaatlerimden oluşmaktadır.
Kategori : Köşe Yazıları
12 Şubat 2019 12:57
 
HDP'nin Amacı Kürdistan'ı Türkiye Cumhuriyetine Kurdurmak mı?

Not: aşağıdaki yazı bir tahmin ve öngörü ile hazırlanmış olup tamamen kişisel kanaatlerimden oluşmaktadır. 

İllegal terör örgütü PKK'nın ülkemizdeki legal yapılanması olan HDP'nin gerek vekillerinin, gerekse yayın organlarının ifadelerine, sosyal medya paylaşımlarına baktıgım zaman, niyetlerinin bu olduğunu düşünüyorum.

Çoğu zaman üzerine başa basa demokratik özerklik istemeleri de bu kanımı destekliyor.

Bir kısım, kendini Kürt aydını ilan eden zevat, öz yönetim konusunda çok ısrarlılar, yani akıllarınca Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinin idaresi onlara verilecek. Sonrada PKK gelip bu oluşumun başına geçecek(!)

Tabi bu arada öz yönetim gereği bu oluşumun bir de öz savunma güçleri olacaktır. Silahlı güçleri halk tercih edecektir, bu seçimdeki tercih elbette yine PKK olacaktır.

Anadilde eğitim sürekli dillendirilen bir konu, eğitim ve kanunlar öz yönetim gereği ilerleyen dönemde kürt tahakkümü altına girecektir.

Daha sonra atılacak adım, öz yönetimin demokratik konfederalizme dönüşmesinin kapısını açacaktır.

Konfederalizm derken şunu belirtmeden geçmemek lazım. Araştırmalarımdan edindiğim bilgiye göre  konfederalizmde Taraflar zaten tam anlamıyla bağımsızdır. Fakat konfedralizm iki tam bağımsız devletin tek meclisten idaresi anlamına gelir ve tarafların istedikleri zaman ayrılma hakları saklıdır.

Burada gözden kaçırılmaması gereken bir önemli konu da, bu meclis ile üretimi ve tarımı olmayan kürt bölgesinşn, Batı Türkiyenin kaynakları ile ve teknolojisi ile beslenecek olmasıdır.

Hilafeti tesis etmek isteyen ışid ya da ışid sonrası her hangi bir selefi yapılanma, yayılmacı İran, ya da doğuda hala daha hak iddia eden ermenistan, Türkiye'nin konfederalizmin parçası olması sebebiyle bu tarafa yanaşamayacaklardır.

3. Aşama tam bağımsız ulus devlet olacaktır.

1- demokratik konfederalizm denen saçmalığın yürümediğini gören ve herkese 'göstermiş' olan Kürt hareketi Kürt Ulus Devleti kurulmasının elzem olduğunu söyleyip konfederasyondan ayrılacaktır.

2- Misal, özerklik bugün verilse komple ulus devlete dönüşecekleri tarih 2040-2050 yıllları civarı olur.

3- Bu sürede pkk modern bir ordu haline gelir.

4- Türkiye'nin kaynakları ile doğuda yerleşim yerleri yapılmış, insanlar kürt eğitim sistemine göre eğitilmiş, bir burjuva oluşturulmuş ve kayda değer entelektüel bir tabaka oluşmuş olur.

5- Öncelikle öz yönetimli, her kararı kendisi veren ilçeler, tek merkezden yönetilmeyen devlet gibi bir başlangıç yapıp 30 yıllık 'sosyalistliklerini' haklı göstermeye çalışacaklar ve ardından; ''iki dilli eğitimi yürütemiyoruz, üniversite sınavını hangi dilde yapalım" diyerek tam bir kurmançi ulus devletine dönüşeceklerdir.

Kürt hareketinin bütün gelecek kurgusu bu şekilde. Bugün; "al senin olsun." desen bütün Kürt nüfusu Türkiyeye akar. Kesin. 

Türkiye dururken, 30 yıl boyunca bir tane bile adam gibi hastane yapamayacak bir Uganda devletinde kim yaşamak ister ki? 

Yani amaç 30 yıl sürecek bir Kürdistan inşasını Türkiyeye yaptırmak. Bu uğurda da pkk'yı kullanıyorlar, zaten HDP yönetimi de pkk'nın aktifleşeceği tarihin belirlendiği toplantıda bulunmuştur büyük ihtimal. 

Çünkü Türkiye Domabahçe Protokolünü imzalamadı. Ve onlara göre bu protokol kabul edilmiş olsaydı Pkk'nın durulacağını kendileri iddia ediyorlardı.

Bağımsızlık 30 yıl sonrasnın planı. Çünkü bağımsızlık olmazsa Kürtçe de Kürtlük de ölecek diye düşünüyorlar. Kürtlük yaşasın diye de tüm bu planları yapıyorlar.

Bizse Kürtçe ölse bile istanbulda bin yıldır yaşayıp 7 göbek geçmişi Türkçe konuştuğu halde hala Rum kalabilen, Yahudi kalabilen adamlar gibi olun, etnik kimliğinizi kendiniz koruyun ama ulus kimliğiniz herkesle eşit olmak zorunda diyoruz.

Ve; "etnik kimlik herkesin kendi kimliğidir, ancak tüm kesimler aynı zamanda eşit ulus kimliğinde birleşmek zorundadır." deyince bizi Hitler ilan etmeye çalışıyorlar. Kendileri; "kimse türkçe öğrenmek zorunda değildir bu insan haklarına aykırıdır." diyorlar. Biz de; "sizin istediğiniz düzende, bir Kürt çocuğu ile bir Türk çocuğunun Diyarbakırın en iyi lisesinde iki ayrı dilde okuyabilme ihtimalini açıklayın da tek dilin şart olduğu argümanımızı geri alalım." diyoruz. "Türkçe bilmeyen milyonlarca Kürt ile Türklerin aynı davalarda aynı hukuk sisteminde aynı mahkemelerde nasıl yargılanabileceğini, hukuk sisteminin nasıl işleyebileceğini, Türkçe bilmeyen bir Kürdün nasıl askerlik yapabileceğini açıklayın, siz haklısınız ve gerçekten aklı başında bir çözüm sunuyorsunuz diyelim." diyoruz. 

Bu arkadaşlar vicdan üzerinden taraf toplamaya çalışırken biz buz gibi gerçekleri konuşuyoruz. Bu arkadaşlar hayallerde yaşarken biz gerçek dünyadayız.

Türkiye Anayasasında Kürdün Kürtlüğünü tanımak ve Kürde Kürt gibi muamele yapmak medeniyettir, diyor batılı aydınlar. 

Bunun, medeniyet olduğunu kabulle birlikte, Kürde Kürt gibi davranma meselesini biraz açmak istiyorum.
Kürde Kürt gibi davranmak demek; Kürdün tarihini Türkiye cumhuriyeti'nin resmi tarih anlatısına ilişiklendirmek, Kürdün bir kesminin tarihi önderi kabul ettikleri Öcalan'ı Türkiye Cumhuriyetinin tarihi önderleri sıralamasına eklemek, Kürdün dillerini de Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi dilleri arasına konumlandırmak gerekliliği getiriyor. 

Bu noktada, Kürdün önder gördüğü kişiyi Türkün katil olarak görmesi ve Kürdün dillerinin de resmi diller ve lehçeler içine eklenmesi kamusal alanı işlemez bir hale getirmesi gibi eleştiriler sunmak yerine, bu sefer farklı bir cihetten konuya yaklaşacağım.

Türkiye Cumhuriyeti'nin Kürde Kürt gibi davranabilmesi için bunun toplumsal bir sözleşme ile kabullenilmesi gerekir. 

Kürde Kürt gibi davranmanın temel insan hakkı olduğu ve toplumsal sözleşme gerektirmediği ile ilgili tezlere yine Batı'dan bir alıntı ile cevap vereyim: "Batı uygarlığının dayandığı özgürlük, vicdan, insan hakları ve demokrasi kavramlarının temelinde hıristiyanlık ve yalnızca hıristiyanlık yatar. Bugün hâlâ bu temelden faydalanıyoruz - başka bir seçeneğimiz yoktur; geri kalan her şey postmodern zırvalamalardan ibarettir."

Yani Doğu toplumlarının Avrupai tarzda kamusal alanlar inşa edebilmesi için, ya da vatandaşlık tanımlarını Batıcı bir tavırla yapabilmeleri için bir temele ihtiyaçları var. Bu da özellikle protestan hristiyanlık ve anglikanizm ile beslenen tarihsel anglosakson-germen temeldir.

Bugün Kürde Kürt gibi davranmak yani Kürdü, Türk ulus kimliği dışına çıkarıp, Kürt etnikliği yapabileceği bir kamusal alan oluşturmak- örneğin özerklik kurmak- anglosakson-germen temel ile hiçbir ilişiği olmayan dahası, milliyetçilik ile kitlesel anlamda daha yeni yeni tanışmış Türkiye'yi yıllar sürecek bir sefalete sürükleyecektir. bu bir öngörüdür, öngörülme sebebi de Kürt etnisitesine ait vatandaşlarımızın ekseriyetinin artık Türkiye'ye coğrafi anlamda neredeyse homojen denilebilecek bir şekilde dağılmış olmasıdır. 

Kamusal alanda Kürtlük kimliğinin kabulü ile eğitimde nasıl iki dil bilen olunabileceği ya da hukukun iki dille işlemesinin nasıl mümkün olabileceği gibi binlerce çözümsüz problemin yanı sıra hat safhada bir etnik kutuplaşma getirecektir bize. 

Avrupa birliğinde tanımı yapılan vatandaşlık, ulus devletlerin kendi varlıklarını da koruyarak bir arada yaşayabilmelerini amaçlarken zaten kendi içinde bir ulus devlet olan Türkiye'de etnik unsurlar sebebiyle böyle bir vatandaşlık tanımı yapmaya kalkışmak esasında Batıyı'da aşmak anlamına gelmektedir.

Bu nedenle Müslüman mahallesinde Batı tezi satılmaz. Satmaya kalkışanın alıcısı olmaz. Alan olursa bile o kişiye iyi gözle bakılmaz. 

Kişisel kanaatim bu sevdadan vazgeçmek herkesin hayrınadır. 

Mustafa Kemal'in idealindeki Türkiye makul bir Orta Doğulu için yeterli bir hedef olmalıdır. 

Rönesansı, reformu ve aydınlanma çağını kaçırmış bir toplumu arkasından ne kadar ittirirseniz ittirin, daha ileri götüremezsiniz.

Salih Cengiz

Okunma : 1493
Foto galeri
guney sigorta
EKSPERTİZ
maboto
Gündem haberleri
Karaman’da silahlı saldırıya uğrayan iki kişi yaralandı
15 Haziran 2019 Okunma: 14753 Asayiş
Karaman'da "sarıkız" alarmı
18 Haziran 2019 Okunma: 13466 Asayiş
Karne almayı beklerken babasının vefat haberini aldı
16 Haziran 2019 Okunma: 11285 Yaşam
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın