Gölgelerden Kaçarken | Karamandan.com - | Karaman Haber

Gölgelerden Kaçarken | Karamandan.com - | Karaman Haber

15 Kasım 2019 Cuma
Gölgelerden Kaçarken

Dünyanın kuzey yarımküresinde eylül ayından sonra bahar gelmiyor! Bunu en iyi göçmen kuşları bir de evsizler bilir. Döngü böyle… Dünyadan bir gün göçeceğini bilenlerin bu döngünün zorluğunu bilmeme gafleti toplumumuz içinde azgın bir şekilde büyümeye devam ediyor. Azgınlığın hüküm sürdüğü bu dünyada; kimileri dünyadan geçiyor kimileri de dünyasından geçiyor.

Üşüyormuş!

Annesinin gözbebeği, babasının nazlı çiçeği… 

Akdeniz kıyısında bulunan bir köyde, babasının ektiği küçük bir tarlada geçimi sağlanan ailenin bir kızı... Sıcak iklimde doğup büyümüş, hayatında hiç kar görmemiş. Gölgeyi çok kıymetli bilen lakin güneşi arayacağını hiç düşünmemiş. Kıymetli bildiği gölgeden bir gün kaçacağı hiç aklına gelmemiş. Dünyanın bir döngü içinde olduğunu anlayamamış. Bu âlemde sadece dünya dönmüyor! Şartlar, niyetler, imkânlar, mevsimler; her şey dönüyor. Kısır döngü bile bir şekilde dönüyor. 

İlk ve orta öğrenimini köyünde ve köyünün bağlı bulunduğu ilçede tamamlayan bu kız çocuğunun kazandığı üniversite Anadolu’nun içlerinde yer alan, güz mevsimi kuru ayaz, kış mevsimi de karlı geçen bir şehrindeymiş.

Doğup büyüdüğü coğrafyada pek soğuk yüzü görmeyen, ailesinin maddi imkânı kısıtlı olan, gurbette ise kısıtlı imkânın imkânsızlık seviyesine düştüğü anda Anadolu bozkırında hazan mevsimini görüyor ve kış mevsimini hissetmeye başlıyor bu kız çocuğu; üşüyen ayaklarıyla. 

Elbise dolabında ne kışlık elbisesi var, ayakkabılığında ne kışlık ayakkabısı var, cebinde de ne bunları alacak parası var. 

Okula gitmek için sabahın ayazında dışarı çıktığında ayaklarından giren soğuk yavaş yavaş vücuduna hâkim olurken tüyleri diken diken oluyor, burnu akıyor ve gözleri sulanıyor. Hazan mevsiminde şehrin şiddetli ayazını gören bu talebe sabah olmasını istemiyor ya da sabah erken saatlerde dersinin olmasını… 

Dışarıdan onun bu halini görenler yoksulluğun vermiş olduğu yokluğu görmeyip “zamane genci” yorumuyla ya sırtına binecek sorumluluktan kurtulmak istiyor ya da boş bakışlarının vermiş olduğu yanlış hislerin kölesi oluyorlar.

“Yokluk: Ateşten gömlek” dedi, Üstad Mustafa KUTLU.

Ateşten gömlek olan bu yokluk üşüyen kız çocuğunu ısıtamıyor; aksine daha çok üşütüyor. 

“Azdıran zenginlikten, isyan ettiren fakirlikten sana sığınırım” dedi, Efendimiz (sav).

İsyan noktasına gelmeden, sabrı tükenmeden, üşütmeden kaynaklı ciddi bir hastalığa yakalanmadan bir tanıdığına derdini açmış ve yardım istemiş. Tabi bu yardım çığlığı öyle kolay olmamış! Gücünün yettiği kadar direnmiş, sonuna kadar sabretmiş, dişini sıkabildiği kadar sıkmış. Sonunda o da güçten düşmüş. Düşen gücüyle birlikte düşmemek için bir tanıdığından yardım talebinde bulunmuş; genç yaşına rağmen. Gencin yardım istemesi dünyanın en zor işidir.   

İhtiyacı bir bot, birkaç tane de kışlık elbise… 

Modası geçmiş, rengi solmuş, fazla beslenmekten dolayı dar gelen elbiseleri ihtiyaç sahiplerine vermeyi yardım etmek zanneden toplumda o da ikinci el bir şeyler beklemiş. Bu duruma düşmek gence zordur, özellikle de genç bir kıza daha zordur. 

“Abla! Burası çok soğuk oluyor. Kış yaklaştıkça havalar soğuyor. Benim kışlık kıyafete ve bota ihtiyacım olacak. Yardımcı olursanız çok makbule geçer. Olamazsanız da yine de çok sağ olun” dedi, üniversiteli kız çocuğu. 

Bu kızın yardım çığlığı bir dua olmuş, duası kabul olmuş ve bir vesile olmuş. Allah vesileler ile kullar arasında bir düzen halk edermiş. 

“İçinde bir avuç kor gibi yanan derdiyle, koca bir şehrin ayazını ısıtan insanlar da var” dedi, Gökhan ÖZCAN abimiz.

Bir kız çocuğu…

Kışlık elbiseleri yokmuş…

Köyündeyken kaçtığı güneşi, üniversite okuduğu şehirde arıyormuş…

Dünya dönüyormuş…

Her şey bir döngü içindeymiş…

Ve bir talebe üşüyormuş…

“Gölgelere kaçarken, gölgelerden kaçmakta varmış hayatta” dedi meczup ve şöyle devam etti: “Dünya böyleymiş ya da dünya böyle dönüyormuş…”

Okunma : 556